İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2024/565 K.2025/1094

T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2024/565 - 2025/1094 T.C.

Esas2024/565Karar2025/1094Tarih5 Kasım 2025Okuma11 dk · 2.173 kelime

KÜNYE

Mercii
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/565
Karar No
2025/1094
Karar tarihi
5 Kasım 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.173 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2024/565 - 2025/1094 T.C.

DİYARBAKIR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/565

KARAR NO : 2025/1094

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

DAVANIN KONUSU

İtirazın İptali

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 05/11/2025

KARAR YAZIM TARİHİ : 05/11/2025

Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete inşaat yapım malzemesi satılarak teslim edildiğini ve satışa ilişkin 29/02/2020 tarihli faturanın kesilerek davalı şirkete gönderildiğini, fatura bedelinin 9.500,00 TL'sinin ödenmemesi nedeniyle davalı şirket hakkında Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/91569 sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının borca ve icra müdürlüğünün yetkisine itirazı ile durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; müvekkilince davacı şirketten satın alınan malzemelerin ödemesinin eksiksiz olarak yapıldığını, ancak davacının müvekkiline satmadığı bir takım malzemeleri de fatura ettiğini, müvekkili tarafından bu durumun farkedilmesinden sonra davacıya bildirilmiş ise de davacının bu faturaların ticari defterlere işlenmiş olduğunu fırsat bilerek icra takibi başlattığını ve eldeki itirazın iptali davasını açtığını, müvekkilince satın alınan ve müvekkiline teslim edilen inşaat malzemelerinin irsaliyelerden görüleceği üzere sadece şantiye şefi....arafından teslim alınanlar olduğunu,

diğer malzemelerin ise müvekkili tarafından satın alınmayıp davacı tarafından kesilen faturalara eklendiğini, fatura edilen malzemelerin müvekkili ya da yetkili çalışanı tarafından teslim alındığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, kaldı ki yapılan işin keşif yolu ile tespiti halinde de davacının fazladan ürün fatura ettiğinin görüleceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca eldeki davada yetkili mahkemenin müvekkilinin merkezi itibariyle İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve icra daireleri olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; uyuşmazlığın, icra dairesi ve mahkemenin yetkili olup olmadığı, zamanaşımının dolup dolmadığı, icra takibine dayanak yapılan faturada yazılı malların teslim edilip edilmediği, buradan varılacak sonuca göre davacının faturaya dayalı alacak talep edip edemeyeceği ve icra inkar tazminatına ilişkin koşulların oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu,

davalı tarafından akdi ilişki inkar edilmediğine göre, davaya konu alacağın para alacağına ilişkin olmasına ve TBK 89. maddesi gereğince alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunun anlaşılmasına göre davalının yetki itirazının reddine karar verildiği, davanın satış sözleşmesinden kaynaklanmasına ve alacağın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun anlaşılmasına göre, faturanın düzenlenme tarihi ile icra takibinin başlatıldığı tarih gözetildiğinde icra takibinin zamanaşımı süresi içerisinde başlatıldığı,

davalı vekilinin faturada yazılı miktarda mal teslim edilmediğini, sadece şirket yetkilisi tarafından teslim alınan malzemelerin satın alındığını ve bedelinin ödendiğini savunduğu, icra takibine dayanak yapılan faturanın davalının ticari defterlerine işlendiğinin cevap dilekçesi içeriğinden sabit olup, ayrıca faturanın davalı tarafından vergi kayıtlarına işlendiğinin Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı, bu durumda, faturada yazılı miktar kadar ürün teslim edilmediğinin ispat yükü davalıda olup, davalı vekili tarafından bu hususta dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, davalı savunmasını ispatlayamadığı,

davacının faturada yazılı ödenmediği iddia edilen bakiye bedeli istemekte haklı ve alacağın likit ve muayyen olduğu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Diyarbakır İcra Dairesi'nin 2021/91569 esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 9.500,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.900,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; mahkemece delilleri toplanmadan ve incelenmeden karar verildiğini, ticari defterler incelenmeksizin verilen kararın haksız olduğunu, davacının ne malzemelerin teslim edildiğini ne de ödeme yapılmadığını ispatlayamadığını, bu hususta ispat külfetinin davacıda olduğunu, müvekkilinin yaptığı ödemelerin ticari defter kayıtlarında ve teslim aldığı malzemelerin irsaliyelerde görülmekte olduğunu, yapılan incelemelerde müvekkilinin teslim almadığı ürünlerin de fatura edildiğinin görüleceğini, taraflar arasında anlaşmaya göre müvekkilinin davacıdan malzeme aldığının doğru olduğunu,

müvekkilince alınan malzemelerin bedelinin eksiksiz olarak ödendiğini, ancak davacının müvekkiline satmadığı bazı malzemeleri de fatura ettiğini, bu durumu farkeden müvekkilince davacıya bildirim yapılmış ise de, davacının bu faturaların ticari defterlere işlenmiş olduğunu fırsat bilerek icra takibi başlattığını ve eldeki davayı açtığını, müvekkiline teslim edilen malzemelerin yalnızca şantiye şefi ...... tarafından teslim alınan malzemeler olduğunu, diğer malzemelerin ise müvekkilince teslim alınmadığını ve davacı tarafından faturaya eklendiğini,

fatura konusu malzemelerin müvekkiline teslim edildiği hususunda ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, yapılan işin keşif yolu ile tespiti halinde davacının fazladan ürün fatura ettiğinin görüleceğini, davanın zamanaşımına uğradığını ve yetkili mahkemenin müvekkilinin merkezi itibariyle İstanbul Anadolu mahkemeleri ve icra daireleri olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ve davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesi talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;

Dava, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi gereğince faturaya dayalı bakiye alacağın alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.

Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün 2021/1569 sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında 29/02/2020 tarihli ve 35.437,76 TL bedelli faturaya dayalı olarak 9.500,00 TL asıl alacak, 1.384,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.884,00 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı şirkete 01/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından 02/11/2021 tarihli dilekçe ile borca ve yetkiye itiraz edildiği, itirazın yasal (7) günlük sürede olduğu; borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisindeki itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK m 66 hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, davanın da yasal (1) yıllık sürede açıldığı anlaşılmıştır.

Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (Yargıtay HGK'nın, 28/03/2001, E. 2001/19-267, K. 2001/311; 20/03/2002, E. 2002/13-241, K. 2002/208 tarih ve sayılı kararları).

Yine Yargıtay kararlarına göre, itirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir (Yargıtay 11. HD'nin, 17/02/2016, E. 2015/14964, K. 2016/1643; 17/02/2016, E. 2015/14588, K. 2016/1642; Yargıtay 19. HD, 13/05/2015, E. 2014/19860, K. 2015/7141; 21/04/2010, E. 2009/6453, K. 2010/4868 tarih ve sayılı kararları). Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usulüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir.

2004 sayılı İİK'nın 50/1. maddesine göre "para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur." 6100 sayılı HMK'nın 447/2 maddesi uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'a yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. Bu nedenle 6100 sayılı HMK’daki yetki kuralları ilâmsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır.

İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. 6100 sayılı HMK’nın 6. maddesine göre ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, aynı Kanunun m. 10 hükmünde sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır.

Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı, 6098 sayılı TBK m. 89 hükmü uyarınca kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir (Yargıtay HGK'nın, 25/04/2018, E. 2017/19-902, K. 2018/973 tarih ve sayılı kararı).

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı, davalıya inşaat malzemesi sattığın ve fatura konusu malları teslim ettiğini, ancak fatura bedelinin 9.500,00 TL'sinin ödenmediğini belirterek, iddia ettiği alacağı için takip başlatmıştır. Davalıya ilâmsız icra takibine dayanak Örnek: 7 ödeme emri gönderilmiştir.

Davalı tarafça icra dairesine sunulan itiraz dilekçesinde davalı/takip borçlusunun merkezi itibari ile yetkili icra müdürlüğünün İstanbul Anadolu icra daireleri olduğu gerekçesiyle yetki itirazında bulunulmuş ve borca itiraz etmiştir.

Davalı taraf davaya cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacıdan malzeme satın aldığını ve teslim edilen malzemelerin bedelinin ödendiğini, ancak davacı tarafından bir kısım malzemelerin teslim edilmediği halde faturaya eklendiğini savunarak davacının iddia ettiği akdi ilişkiyi ikrar etmiştir. Bu ikrar ile davacının taraflar arasında akdi ilişki olduğu iddiasını ispat ettiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda ifade edildiği ve Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere; taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6098 sayılı TBK m. 89 uyarınca bir para alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinde, alacaklının ikametgahının bulunduğu yer icra dairesi takipte yetkilidir. Davacının sözleşmeden doğan para alacağının tahsili amacıyla şirket merkezinin bulunduğu yer icra dairesinde takip başlatması ve mahkemesinde itirazın iptali davası açmasında isabetsizlik bulunmamakta olup, davalı vekilinin icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisine ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf nedenlerinde yerinde görülmemiştir.

Öte yandan somut olayda dava ve takip konusu alacak sözleşmeden doğmaktadır. Dolayısıyla taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunması nedeniyle ve yasada özel olarak başka bir süre öngörülmediğinden, dava konusu edilen alacak genel zamanaşımı süresinin düzenlendiği 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, fatura tarihi ile takip tarihi gözetildiğinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.

2004 sayılı İİK m. 67 hükmünde düzenlenen itirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında olup bu temel kuralın sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.

Davalı taraf dava ve takip konusu faturaya süresinde itiraz etmeyip faturayı ticari defterlerine kaydetmesi durumunda mal ve hizmetlerin kendisine teslim edildiğini kabul etmiş sayılır. Davacı taraf davalının bu kabul beyanı nedeniyle alacağın varlığını kanıtlama yükümlülüğünden kurtulur, buna karşılık davalı borcu ödediğini kanıtlamakla yükümlü hale gelir (Bkz. Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 tarih ve 2021/(19)11-990 E., 2022/1568 K. sayılı kararı).

Somut olayda; davalı vekili cevap dilekçesi ile taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ikrar etmiş, müvekkilince teslim alınan malların bedellerinin ödendiğini, buna karşın davacı tarafından müvekkiline kesilen faturada teslim edilmeyen malzemelerin bulunduğunu savunmuştur.

Takip dayanağı faturanın fatura borçlusu tarafından BA formu düzenlenerek Vergi Dairesine bildirilmesinin fatura konusu malların borçluya teslim edildiğine karine oluşturacağı, faturaya konu mal veya hizmetin teslim edildiğine yönelik ispat külfeti üzerine düşen davacının ticari ilişki ve mal teslim hususunu Erenköy Vergi Dairesi Müdürlüğünün 31/01/2020 tarihli yazısı ekinde gönderilen davalı şirketin 2020 Şubat dönemi BA formu ile ispat ettiği, faturaya konu alacağın ödeme veya sair başka nedenler ile sona erdiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu kabul edilmelidir.

Davalı vekili defterleri incelenmeksizin karar verilmesinin haksız olduğu ileri sürülmekte ise de; takip ve dava konusu faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, cevap dilekçesinde söz konusu faturanın ticari defterlerde kayıtlı olduğunun belirtildiği, mahkemece 18/03/2022 tarihli celse davalı vekiline ödemeye ilişkin ödeme dekontlarını sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiğine ve aksi halde mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin duruşma zaptının tebliği ile ihtarına dair ara karar kurulduğu,

söz konusu duruşma zaptının davalı vekiline tebliğ edildiği ve mahkemece verilen sürede davalı tarafından ödeme belgesi sunulmadığı gibi beyanda da bulunulmadığı, davalı şirketin kendi tutmuş olduğu ticari defterlerin, defterdeki kayıtları doğrulayan belge sunulmadıkça tek başına ödeme savunmasının ispatına yeter kabul edilemeyeceği, bununla birlikte davalının bakiye 9.500,00 TL'yi ödediği yönünde bir iddiasının da bulunmadığı, buna göre ispat yükü üzerinde olan davalının fatura konusu malları teslim almadığı ve borcu bulunmadığına ilişkin savunmasını dosya kapsamında ispat edemediği,

davalının itirazının haksız olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın kabulü ile icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-) İstinaf eden davalı yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 648,94 TL harçtan davalı tarafça yatırılan (80,70+81,54) 162,24 TL peşin harcın MAHSUBUNA, bakiye 486,70 TL’nin davalıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA,

3-) İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,

4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davacı yararına olarak vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi

. 05/11/2025

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/565, K. 2025/1094, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Diyarbakır
  4. Bölge Adliye Mahkemesi
  5. Dosya No : 2024/565
  6. Karar No : 2025/1094
  7. Türk Milleti Adına
  8. Bölgeadliyemahkemesi Kararı
  9. İncelenen Kararın
  10. Mahkemesi : Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
  11. Davanın Konusu
  12. Bölge Adliye Mahkemesi
  13. Karar Tarihi : 05/11/2025
  14. Karar Yazım Tarihi : 05/11/2025
  15. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  16. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  17. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  18. Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler Ve Gerekçe
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/565
Karar No
2025/1094
Tarih
5 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/565 K.2025/891
  • İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/567 K.2025/956
  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/567 K.2025/955
  • İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/567 K.2025/877
  • Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/568 K.2025/787
  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/568 K.2025/1022

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.