KÜNYE
T.C. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2025
- Dosya no
- 2023/157
- Karar no
- 2025/176
- İncelenen kararın mahkemesi
- ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/11/2022 (Karar
- Numarası
- 2019/506 Esas, 2022/649 Karar
- Dava
- İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.445 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tacir olduğu dönemde davalı şirket ile birçok kez ticaret yaptığını, ticari ilişkilerinin devam ettiği dönemlerle karşılıklı para - akışı sağlandığını, defalarca karşılıklı çek, senet ve - kiymetli evrak döngüsü gerçekleştiğini, müvekkilinin ticari olarak bir çok kişi ile bir çok iş akdi kurduğunu, para ve kıymetli evrak giriş çıkışı olduğunu, davalı taraftan mal teslim alınması karşılığında senet verdiğini, fakat karşılığında mal teslim alınmadığını, bu durum tacir olan iki tarafın da ticari defterleri incelendiği zaman görüleceğini,
icra takibine konu senetlerin bazısı ise bedeli ödendiği halde mükerrer olarak icra takibine konu olduğunu ve tahsil edildiğini, davalı, müvekkilinden karşılığı ticari deltere işlenmemiş olduğu açıkça belli olan senet borcunu icra yolu ile tahsil edildiğini, müvekkilinin icra aracılığıyla evi satıldığını, aracı satıldığını, icra borcunu ödemek adına babasından kalan arsaları satmak zorunda kaldığını, ayrıca davalıdan, önceki dönemlerde alınan mallara ilişkin iade yapıldığını, iade faturası düzenlendiğini,
tacir olan tarafların elde ettikleri gelirleri ve giderleri defterlerine işleme mecburiyeti bulunduğundan tarafların ticari defterleri incelendiği zaman da davalarının haklılığı görüleceğini, müvekkilinin ödediği kısmın geri alımını sağlamak amacıyla arabuluculuğa müracaat ettiklerini ancak sonuç alamadıklarından dolayı iş bu davayı açtıklarını, icra yoluyla tahsil edilen borcun müvekkiline ödemiş olduğu kısmın, harç ve giderlerin istirdadını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin karşılığında senet aldığı ve yaklaşık 72.000,00-TL tutarındaki malları davacıya teslim ettiğini ve bu durum faturalarında mevcut olduğunu, hatta davacı teslim edilen mallardan 17.800,00-TL değerindeki malın iadesini yaptığını, teslimatın yapıldığına ve iade edilen mallara ilişkin fatura ve defter kayıtlarının mevcut olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takip dosyasında iade edilen mallara ilişkin miktar takipten düşüldüğünü, ancak tacir olan borçlu iade edilen mallara ilişkin iade faturası kesip müvekkiline teslim etmediğini,
davacı tarafın delil olarak göstermiş olduğu icra takip dosyasına konulan senetler ve yine davacı tarafın kendi delilleri arasında sunmuş oldukları ödemelerim başlıklı evraktaki senetler birbirleriyle çeliştiğini, davacının icra takip dosyasında ödediği senetler ile istirdat davasına konu olan senetlerin aynı olmadığını, dolayısıyla icra tehdidi altına ödenildiği iade edilen senetler davacının müvekkiline olan ve takip yapıldığı tarihte hala mevcut olan borcu kapsamında icra dairesince tahsil edildiğini,
icra yoluyla tahsil edilen bedelin davacının mevcut ve başka bir borcu kapsamında ödenmiş olduğundan davacının tüm talepleri ile birlikte açılan istirdat davasının reddi ile, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
YEREL MAHKEME KARARI
Mahkemece, "... Davacı ilk olarak malların teslim etmediğini iddia etmiş daha sonra icra konusu edilen bonolar nedeniyle davalıya banka hesapları üzerinden ödeme yapıldığını ancak senetlerin teslim alınmadığını iddia etmiştir, tarafların ticari defter kayıtları incelendiğinde davaya konu senetlere ilişkin kayda rastlanılmadığı anlaşılmış, yargılama aşamasında davacının delil olarak sunmuş olduğu çeklerin davalıya ödendiği kanıtlanamamıştır, takibe konu senetlerdeki malen ibaresi dikkate alındığından davacının malların teslim alınmadığı iddiasına itibar edilmemiş, davacı tarafından mükerrer ödeme de ispat edilememiş, davanın reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
" gerekçesiyle "Davanın reddine, " şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kambiyo senedine dayalı takip yapıldığını, müvekkilinin icra tehdidi altında gerek icra kanalı ile gerekse elden ödemeler ile tüm borcu ödediğini, davalı vekilinin icra dosyasında talep edilen borç miktarının tamamının alındığın ikrar ile imza altına alındığını, bu delilin dosyaya sunulduğunu, tarafların ticari ilişkilerine dair fatura, banka ödeme dekontları ve diğer ödeme araçlarının da dosyaya sunulduğunu, iadeye yönelik fatura suretlerinin de dosyaya sunulduğunu,
müvekkili tarafından davalıdan alınan ticari emtianın karşılıklarının banka ödemleri ve çekler ile yapılmış olmasına rağmen teminat olarak verilen senetlerin icraya konularak davacının borçlu olmadığı halde yeniden ödeme yapmasına sebep olunduğunu, müvekkilinin davalı ile ticari ilişkilerini sürdürdüğü dönemde ödeme olarak çek verdiğini, ellerinde bulunan çek suretlerini mahkemeye sunduklarını, sureti bulunmayanların ise çek bedelleri, tarih ve numaralarının bankadan temin edilmesini talep ettiklerini, çek suretlerinin ilgili ...Bankası tarafından çok sonra ibraz edildiğini, ancak çeklerle birlikte dosyanın bilirkişiye gönderilmediğini,
iki kez rapor düzenlendiğini, dosya içerisindeki deliller incelenmeden ödeme dekontları ve dokümanlarına bakılmadan yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu 10.000,00-TL tutarındaki ödemenin dahi ödeme olarak değerlendirilmediğini, elden borcun ifası saydığını, tacir olan davalının borç verebilmesi için ikrazatçılık belgesi olmasının zorunlu olduğunu, ancak böyle bir durumun da tespit edilmediğini, ilk raporda bankadan yapılan ödemelere ilişkin belgeler ve diğer belgeler hesaplamaya dahil edilmediğinden raporun hükme esas alınamayacağını, mahkemece dosyanın yeniden bilirkişi incelemesine gönderildiğini,
davalı tarafın ticari defterlerini sunmadığını, önceki bilirkişi raporundaki veriler esas alınarak rapor tanzim edildiğini, delil olarak sunulan çeklerin bilirkişi incelemesine gönderilmediğini, delillerin yine eksik incelendiğini, raporda çeklerin dosyada olmadığından incelenemediğinin belirtildiğini, rapora itiraz ettiklerini, ancak ...Bankasından gelen çek suretleri ile birlikte dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmediğini, delilleri ile davayı ispat etmelerine rağmen davanın reddedildiğini, sundukları delillerin mahkemece bütün halinde incelenmediğini ve hatalı karar verildiğini,
eksik inceleme yapıldığının bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, mahkemece gerekçede belirtilen bilirkişi raporlarına rağmen sonuçta davanın reddine karar verilmesinin kararın hatalı olduğunu gözler önüne serdiğini, bilirkişi raporunda taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmamasına rağmen senetlerin icra takibine konu edildiğinin açık bir şekilde yazmasına ve mahkemece bunun kabulü yönünde değerlendirme yapılmasına karşın neticeten hatalı bir hüküm kurulduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığı bir senedi icra baskısı ile ödediği iddiası ile iş bu davanın açıldığını,
ancak senet bedeli anlaşılan malların teslim edilmediği cümlesinden yola çıkılarak bu iddianın ispatına odaklanmanın hakkaniyete, gerçeğe ve hukuka aykırı olacağını, senetlerin ileri tarihte mal alınması karşılığında davalıya verildiğini, uzun bir ticari ilişki neticesinde belirli dönemlerde davalıdan emtia alındığını, karşılıklarının ödendiğini, nihayetinde senet borcunu doğuracak, karşılığı, bedeli, semeni ödenmemiş davalıdan alınan bir mal bulunmadığını, tarafların tacir olduğunu, ticari ilişkiden kaynaklı verilen bononun ticari defterlere kaydedilmemesinin davalının sorumluluğunda olduğunu,
davalı şirketin 70.000,00-TL bonoya karşılık müvekkilinden kapak hesabı nazara alınarak 97.233,44-TL tahsil ettiğini, bu miktarın taraflarınca dava konusu edildiğini, tüm bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, istirdat istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin tacir olduğu dönemde davalı şirket ile birçok kez ticaret yaptığını, ticari ilişkilerinin devam ettiği dönemlerle karşılıklı para - akışı sağlandığını, defalarca karşılıklı çek, senet ve - kiymetli evrak döngüsü gerçekleştiğini, müvekkilinin ticari olarak bir çok kişi ile bir çok iş akdi kurduğunu, para ve kıymetli evrak giriş çıkışı olduğunu, davalı taraftan mal teslim alınması karşılığında senet verdiğini, fakat karşılığında mal teslim alınmadığını,
icra takibine konu senetlerin bazısı ise bedeli ödendiği halde mükerrer olarak icra takibine konu olduğunu ve tahsil edildiğini iddia ederek icra yoluyla tahsil edilen borcun müvekkiline ödemiş olduğu kısmın, harç ve giderlerin istirdadını talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde müvekkilinin karşılığında senet aldığı ve yaklaşık 72.000,00-TL tutarındaki malları davacıya teslim ettiğini ve bu durum faturalarında mevcut olduğunu, hatta davacı teslim edilen mallardan 17.800,00-TL değerindeki malın iadesini yaptığını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takip dosyasında iade edilen mallara ilişkin miktar takipten düşüldüğünü,
ancak tacir olan borçlu iade edilen mallara ilişkin iade faturası kesip müvekkiline teslim etmediğini, davacı tarafın delil olarak göstermiş olduğu icra takip dosyasına konulan senetler ve yine davacı tarafın kendi delilleri arasında sunmuş oldukları ödemelerim başlıklı evraktaki senetler birbirleriyle çeliştiğini, davacının icra takip dosyasında ödediği senetler ile istirdat davasına konu olan senetlerin aynı olmadığını, icra yoluyla tahsil edilen bedelin davacının mevcut ve başka bir borcu kapsamında ödenmiş olduğuna ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre,
davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının iddialarını kesin ve yazılı delil ile ispat edemediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/157, K. 2025/176, 3 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama