KÜNYE
T.C. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1194
- Karar No
- 2025/94
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2025
- Dosya no
- ..
- Karar no
- .
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- .
- Numarası
- .
- Davacı
- ... - -...
- Vekili
- Av. .......
- Davalı
- ... - -...
- Vekilleri
- Av. ... & Av. ...
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- .
- Yazım tarihi
- ....
Karar Metni
1.418 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar taraf vekillerince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında .. tarihinde inanç sözleşmesi adı altında imzalanan sözleşme gereğince müvekkilinin kendisine ait olan taşınmazı .. USD karşılığında davalıya satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, söz konusu arsaya konulacak haciz için ..
USD'lik bir bono düzenlendiğini ve davalıya inanç sözleşmesine ilişkin olarak işbu bonoyu teslim ettiğini, davalının ise müvekkiline işbu senetten dolayı herhangi bir hak ve alacağının olmadığını kabul ve taahhüt ettiğini, davalının sözleşme edimlerini yerine getirmeyerek ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine işbu bonoya dayalı icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra takibinden dolayı davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, bu nedenlerle...
Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin tedbiren durdurulması ile birlikte müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasındaki sözleşmeye konu bononun işbu davaya ve......
Esas sayılı dosyasına konu bono arasında bir bağ bulunmadığını, sözleşmeye konu senedin teminat senedi olduğunu, başlatılan icra takibine konu senedin ise taraflar arasında geçmişten bu yana süregelen, alım satım ve davacının ailesine ait sair icra dosyalarının kapatılması ve ticari ilişkiden kaynaklı alacak/borç ilişkisine ait başka senet olduğunu, taraflar arasında oldukça fazla ticari ilişki ve ödemeler mevcut olduğunu, davaya konu sözleşmeye ilişkin olarak müvekkili tarafından davacıya teminat senedi verildiğini ancak davacı tarafından satış gerçekleştirilemediği için bu sözleşmenin feshedildiğni,
icra dosyasının geldiği aşama dikkate alındığında davacının dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YEREL MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince. "Dava, davacının davalıya davaya konu bono nedeniyle borçlu olup olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır. İşbu dava kambiyo senetlerinden kaynaklanmakta olup mutlak ticari dava niteliğindedir. 7445 sayılı "İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un m.31 hükmü ile 6102 sayılı ..
Kanunu'nun değiştirilen m.5/A hükmü ile menfi tespit davaları bakımından da arabuluculuk dava şartının düzenlendiği, yine 7445 sayılı "İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un m.43 hükmüne göre aynı kanunun m.31 hükmünün... tarihinde yürürlüğe girdiği, buna göre ..tarihinden sonra açılmış olan ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğu, iş bu davada da taleplerin ticari nitelikteki menfi tespit davasına ilişkin olduğu ve bu haliyle de somut uyuşmazlıkta arabuluculuk dava şartının bulunduğu sabittir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, somut olayımızda; davacı tarafından açılan davadan önce arabuluculuğa hiç başvurulmadığı, nitekim davacı tarafından dava dilekçesi ekinde arabuluculuğa ilişkin hiçbir belgenin eklenmediği, davacı tarafın ...tarihli duruşmada dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığına ilişkin beyanda bulunduğu görülmüştür.
Bu açıklamalar doğrultusunda da dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı taraf istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin dava şartı eksikliğinin tamamlanması için süre vermeden davayı usulden reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK m. 115'e göre taraflarına süre verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf istinaf dilekçesinde; istinafa konu karar ile her ne kadar davanın usulden reddine karar verilmişse de mahkemenin tensip ara kararı ile takibin durmasına karar verdiğini, bu nedenle de dosyanın esasına girmiş bulunduğunu, bu durumda verilen durma kararı nedeniyle icra satışının olumsuz etkilendiğinden dolayı davacı tarafın kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesi gerekirken, müvekkili lehine tazminata hükmedilmemesinin doğru olmadığını, reddedilen kısım üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, kambiyo senetlerine özgü icra takibine karşı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun m. 72'ye göre açılmış menfi tespit davasıdır.
Dairemizce inceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
6012 sayılı TTK'nın "3. Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesine göre; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." Bu maddeye göre ticari dava niteliğindeki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
6100 sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlıklı 115'inci maddesine göre. "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir.
Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." Bu madde dava şartlarını giderilebilir dava şartı ve giderilemez dava şartı olarak ikiye ayırmıştır.
TTK m. 5/A'da ticari davalarda arabulucuya başvuru koşulu, dava açılmadan önce başvurunun yapılması olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurulması için HMK m. 115'e göre taraflara süre verilemez. Bu durumda dava açılmadan önce arabulucuya gidilmemiş olması TTK m. 5/A'ya göre dava şartı yokluğu anlamına geldiğinden mahkemenin verdiği kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Davalı taraf istinaf dilekçesinde mahkemenin tensip ara kararı ile takibin durmasına karar verdiğini, bu nedenle de dosyanın esasına girmiş bulunduğunu, bu durumda verilen durma kararı nedeniyle icra satışının olumsuz etkilendiğinden dolayı davacı tarafın kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesi gerekirken, müvekkili lehine tazminata hükmedilmemesinin doğru olmadığını belirtmişse de mahkemece .. tarihli ara kararı ile .....ranında teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verdiği görülmektedir.
2004 sayılı İİK m. 72/IV'e göre; "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." Bu maddeye göre alacaklının ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacağını geç almış bulunmasından doğan zararının aynı davada belirlenmesi zorunludur. Bu nedenle davalının tazminata karar verilmesine ilişkin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı taraf istinaf dilekçesinde reddedilen kısım üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. AAÜT'nin "Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret" başlıklı 7'nci maddesinin ikinci fıkrasına göre.
"Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." Bu maddeye göre dava şartı yokluğu nedeniyle verilen ret kararlarında maktu ücreti geçmeyecek şekilde nispi ücrete hükmedilir.
Bu nedenle mahkemece hükmedilen yasal vekâlet ücretinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmamaktadır.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1194, K. 2025/94, 28 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama