KÜNYE
T.C. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/123
- Karar No
- 2024/565
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2024
- Esas no
- .........
- Karar no
- .........
- Başkan
- ..... (...
- Üye
- ..... ( ...
- Üye
- ..... (...
- Katip
- ..... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- ......
- Numarası
- .......
- Davacı
- —
- Vekili
- Av
- Davalı
- 1 -......
- Vekili
- Av. ........
- Davalı
- 2 -......
- Vekili
- Av. .....
- Davalı
- 3 ......
Karar Metni
1.427 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
. VEKİLİ : Av.......
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cis.
GEREKÇE TARİHİ : .......... İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olup, ön inceleme aşaması tamamlandıktan ve incelemenin duruşma yapılmadan karar verilmesi mümkün bulunan hallerden olduğu anlaşıldıktan sonra duruşmasız olarak yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan . . . . adına kayıtlı ve diğer davalı . . yönetimindeki .......plakalı araç........ünü müvekkili . .. çarptığını, müvekkilinin hayati tehlike geçirir şekilde yaralandığını, trafik kaza tutanağında hata yapılarak kusurun müvekkiline verildiğini, ......plakalı araca diğer davalı . .. şirketi tarafından sigorta yapıldığı,
kazanın oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, açıklanan nedenlerle müvekkilinin bedensel maluliyetinden doğan maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden ve diğer davalılardan sigorta açısından limit dahilinde, diğer davalılar açısından tespit edilecek oranda müştereken ve müteselsilen tazminine, hükmedilecek maddi tazminata kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı . . . .. vekili cevap dilekçesinden özetle; kazaya karışan araç müvekkili firma adına kayıtlı ise de kazaya karışan davacı ile veya sürücü ile müvekkilinin hiçbir hukuki ve fiili irtibatının olmadığını, müvekkilinin istihdam ettiği bir kişi de olmadığını, bu nedenle husumet itirazın bulunduklarını, Açılan davayı kabul etmediklerini, davacı iddialarının ispatlanması gerektiğini,müvekkili şirket aleyhindeki kesin ve somut delillere dayanmayan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini ve gerekli yerlerden raporların alınması Hususunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı . .. vekilinin cevap dilekçesinden özetle; kazaya karışan aracın kaza tarihinde . . .. tarafından . ile sigortalanarak teminat altına alındığını, davacı tarafın varsa bir zararının poliçe ile aracı teminat alan sigorta şirketinden talep etmesi gerektiğini, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, Açılan davayı kabul etmediklerini, davacı iddialarının ispatlanması gerektiğini, müvekkili aleyhindeki kesin ve somut delillere dayanmayan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini ve gerekli yerlerden raporların alınması Hususunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davayı kabul etmediklerini, davacı iddialarının ispatlanması gerektiğini, müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, müvekkili şirket aleyhindeki kesin ve somut delillere dayanmayan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini ve gerekli yerlerden raporların alınması hususunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davanın tüm davalılar bakımından ... TL kısmı için konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya dair istemin davalılar . . ve . . . . .. bakımından zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili süresinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Olayın ... yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, gelişen durum ve artan maluliyet durumunun olduğunu, davacının kazadan .. ay sonra ikinci kez ameliyat edildiğini, önceki iki platine ek olarak bir platin daha takıldığını, ...... tarihinde üçüncü defa ameliyat edildiğini, artan maluliyetin .... raporu ile belli olduğunu, .. yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının hatalı olduğunu, dava devam ederken sigorta şirketince ........tarihinde anapara ve bir miktar faiz ödemesi yapıldığını, ..........uyarınca zamanaşımının kesildiğini, ayrıca sigorta şirketi dışındaki davalılara ..........tarihinde manevi tazminat davası açıldığını,
bu dava ile de zamanaşımının kesildiğini, zamanaşımının olay tarihinden başlatılmasının doğru olmadığını, .........tarihli beyanlarının ıslah olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, gelişen durum, artan maluliyet ve alınan raporlara göre en son aktüer rapora göre talep artırımına gitme imkanı tanınması gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme: Uyuşmazlık trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk: 6098 sayılı TBK m. 49-55; 2918 sayılı KTK 85, 89, 90, 91; 6100 sayılı HMK m.341, 353, 355, 359; ZMMS Genel Şartları 3. Değerlendirme: HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;
..... maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi .. olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. HMK'nın 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.......
Mahkemece, hükmün gerekçesinde ıslah talebinin HMK ....... kapsamında ikinci kez ıslah yapılamayacağı yönünde değerlendirme yapılmış olmasına rağmen, talep hakkında zamanaşımı nedeniyle red kararı verilmiştir ve bu husus mahkemenin gerekçesinde çelişki oluşturmaktadır.
Bu şekilde gerekçe ile hüküm arasında uyumsuzluk oluştuğu ve bu hususun hükmü çelişkili hale getirdiği, hükmün bu haliyle infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu açıktır.
Bu durumda, mahkemece; yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde; hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken,........... aykırı şekilde, hükümde çelişki ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar yazılması doğru görülmediğinden kararın kaldırılması gerekmiştir.
3.2.6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi taleple bağlılık ilkesini, 297. maddesi ise hükmün kapsamını düzenlenmiş olup, mahkemece taleple bağlılık ilkesi göz önüne alınarak taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi “(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” hükmünü içermektedir.
Taleple bağlılık ilkesinin bir tezahürü olan söz konusu düzenleme gereğince dava konusunu davacı belirler. Mahkeme de ancak davacı tarafından belirlenen konuda karar verebilir. Davacının talep etmediği bir şey hakkında karar verilemez. Davacının dava konusunu belirleme hususunda sahip olduğu bu tasarruf davaya bakan hakimi yargılamanın sonunda vereceği hüküm konusunda sınırlamaktadır.
Mahkemenin tarafların dilekçeleriyle olan bağlılığının ilk sonucu tarafın talep etmediği bir konuda karar veremeyecek olmasıdır. Bu ise dava dilekçesine bakarak tespit edilebilecek bir husustur. Tarafın mahkemeye yönelttiği talep ile mahkemenin verdiği hüküm sonucu arasında uyumsuzluk bulunmaması gerekmektedir .......
Bunun dışında taleple bağlılık kuralının taşıdığı anlamlardan diğerleri ise, tarafın talep ettiğinin fazlasına veya başka bir şeye mahkemenin karar verememesidir.........
Dava dilekçesindeki talep sonucunun yeteri kadar açık olmadığının değerlendirilmesi halinde ise hakim davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde HMK’nın 31. maddesi uyarınca davacıya talep sonucunu açıklattırmalıdır. Somut olayda bedel artırım taleplerinde hangi tazminat yönünden talepte bulunulduğunun açıklattırılmamış olması hatalıdır ve kararın kaldırılmasını gerektirmiştir.
..Kabule göre de,
..Belirsiz alacak davasını açan davacı, alacağı belirlenebilir hâle geldikten sonra kesin talep sonucunu mahkemeye bildirecektir. Talep sonucunun kesin olarak belirlenmesi genellikle geçici talep sonucunun artırılması şeklinde olacaktır. Kanun talep sonucunun artırılmasına açıkça izin verdiğinden ayrıca karşı tarafın iznine veya ıslah yoluna başvurulmasına gerek bulunmamaktadır. Davacı tarafça talep sonucunun kesinleştirilmesi üzerine geçici talep sonucu değil kesin talep sonucu esas alınmalıdır........
Tüm deliller toplanmadan hazırlanan ve davacı vekili tarafından itiraz edilen bilirkişi raporuyla alacakların tam ve kesin olarak belirlenebilir hâle geldiğinin kabul edilemeyeceği, zira taraf vekillerinin itirazları ve bu rapordan sonra getirtilen belgeler kapsamında değerlendirme yapılarak düzenlenen yeni bilirkişi raporunda davacıların maddi tazminat alacaklarının daha fazla olduğunun belirlendiği, bu nedenle tazminat alacağının son bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirli hâle geldiğinden bu son rapor doğrultusunda sunulan talep artırım dilekçesine hukuki değer atfedilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddi de hatalıdır.........
. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa zamanaşımı kesilir....... Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur. ...... Kabule göre zamanaşımının ......arihinde dolacağının belirtilmiş olmasına rağmen yukarıda belirtilen hükümler uyarınca davalı sigorta şirketinin........ tarihinde yaptığı ödemenin zamanaşımına etkisinin değerlendirilmemesi de hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, sair hususlar incelenmeksizin, HMK'nın.......maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, Dairemiz kararına uygun şekilde, istinaf edenin sıfatı, istinaf itirazları uyarınca kazanılmış haklarda dikkate alınarak davanın yeniden görülerek eksikliklerin giderilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Başkan Üye Üye Katip · . · e-imza e-imza e-imza e-imza · İ.S.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/123, K. 2024/565, 22 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama