KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2026
- Esas no
- 2022/2394
- Karar no
- 2026/347
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/09/2022
- Numarası
- 2020/92 Esas - 2022/561 Karar
- Dava
- Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/02/2020
- İstinaf karar tarihi
- 26/02/2026
Karar Metni
1.055 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin ... İlahiyat Fakültesi işini üstlendiğini, bu kapsamda davalı sigorta şirketinin ......... no'lu inşaat tüm riskler sigorta poliçesini düzenlediğini, 06/05/2019 tarihinde inşaat çatı katında yangın çıktığını, 112.574-TL zarar meydana geldiğini ve zararın tazmini için davalıya yapılan başvuruya cevap verilmediğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 10.000-TL'nin olay tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
TALEP ARTIRIM
Davacı 29/06/2022 tarihli dilekçesiyle, toplam 75.924,29-TL'nin olay tarihinde işleyecek avans faiziyle tahsilini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili, dava konusu hasarın, poliçedeki "Çalışma yapılacak alanlarda gerekli yangın güvenlik önlemlerinin alınmış olması ve yeterli ölçüde yangın söndürme tüpünün bulunması ilgili hasarların ödenebilmesinin ön şartıdır" özel notu ve Kloz 112 "Yangın Mücadele Önlemleri Özel Şartı" gereği teminat dışı olduğunu, davacının LPG tüplü şaloma ile naylon kaplı zeminde hiçbir önlem almadan işlem yapmasının yangına sebep olduğunu, olay yeri inceleme tutanağında da işçilere ait izolasyonda kullanılan pürmüz tabir edilen aletlerin ve mutfak tüplerinin olduğunun görüldüğünün belirtildiği, yangına gerekli önlemleri almayarak,
rüzgarlı havada naylon zeminde LPG tüpü ile işlem yapan davacının neden olduğunu; olayda eksik sigorta bulunduğunu ve poliçede, "hasarın % 10'u min. 5.000-USD" muafiyet notu bulunduğundan, esasen 29.854,50-TL olan zararın muafiyet altında kaldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda zararın hesaplandığı, olay yerindeki yangın tüpleriyle yangına müdahale edildiği, işçilere iş güvenliği ve ilgili eğitimlerin verildiği, pürmüz olmadan izolasyon işleminin yapılamayacağının ve davalının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 75.924,29-TL sigorta tazminatının 28/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, davacının sigorta poliçesinde sigortalı değil sigorta ettiren olduğundan aktif husumet ehliyeti bulunmadığını; davacının zarar miktarını bildiğinden belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını; bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini; raporun kendi içinde çelişkili olduğunu, hasarın teminat dışı bulunduğunu, davacının gerekli önlemleri almaması sebebiyle hasardan sorumlu olduklarının raporda belirtildiğini ve eksper raporunda görüleceği üzere tazminat tutarının muafiyet altında kaldığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, inşaat ......... poliçesinde teminat altına alınan yangın olayı sonucunda oluşan hasarın tazmini istemine ilişkindir.Davaya konu sigortacısı davalı şirket olan .......sigorta poliçesinin sigortalısı dava dışı ... ...Başkanlığı, sigorta ettiren ise davacı ile dava dışı kişiden oluşan iş ortaklığı olup, davacı vekili davalının istinaf dilekçesine cevap dilekçesinde sigortalıdan aldığı 09/11/2022 tarihli yazıyla davaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakat ettiğini bildiren belgeyi sunmuştur.
Söz konusu dava şartı sonradan tamamlanabilecek bir dava şartı olduğundan, söz konusu muvafakatnameye göre davacının aktif husumet ehliyetin bulunduğu kabul edilmiştir.(Yargıtay 11. HD'nin 2015/10392esas, 2016/4924 karar sayılı ve 02/05/2016 tarihli ilamı) Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat alacağının miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesi koşulunun gerçekleştiği açıktır.
Zira, davacının davasına konu ettiği tazminat alacağı talebi ile ilgili olarak zararın varlığının ve miktarının belirlenebilmesi ancak yargılama sırasında delillerin toplanıp değerlendirilmesinden sonra mümkün olabilecektir. Nitekim zararın 112.574-TL olduğu belli ise de, poliçe ve sigorta hukuku uyarınca yapılacak hesaplama sonucunda davalıdan talep edilebilecek zarar tutarı belirlenecektir (Yargıtay 11. HD'nin 2023/4091 E., 2024/7255 K. ve 09/10/2024 tarihli ilamı).
Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.Makine mühendisi, sigorta uzmanı ve inşaat mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi raporunda, davacı şirket ile dava dışı şirketten oluşan iş ortaklığının dava dışı ... Rektörlüğü ile 14/09/2017 tarihinde "İlahiyat Fakültesi İnşaatı İşi" için sözleşme imzaladığı; sözleşmedeki işin dava dışı .........
Şti.'ye 30/05/2018 devredildiği, 06/05/2019 tarihinde binanın çatı katında izolasyon işleri için şaloma ile membran yapıştırılması sırasında aynı bölgede bulunan yanıcı özellikteki cam yünlerinin alevlenerek yandığı, çalışan işçiler tarafından yapılan söndürme işleminin yetersiz kalarak yangının büyüdüğü ve binada hasar oluştuğu; olayda kasıt bulunmadığı, işçilerin ihmaliyle yangının çıktığı, davalının poliçe teminatı kapsamında meydana gelen hasardan sorumlu bulunduğu,
muafiyet ve eksik sigorta tenzili akabinde sorumlu olacağı zarar bedelinin 75.924,29-TL olduğu ve davalı şirkete 11/11/2019 ihbar tarihine göre 28/12/2019 tarihinde davalının temerrüdünün oluştuğu görüşü bildirilmiştir.
Somut olayda 06/05/2019 tarihinde inşaat çalışması sırasında, bina çatısında işçilerin çatı yüzeyine membran yapıştırma işlemi yaparken izocamların yanması sonucu çatıda yangın çıktığı, davalı şirketin 04/09/2019 tarihli eksper raporuna göre maddi hasarın 112.574-TL olduğu; itfaiyenin yangın raporuna ve olay yeri tutanağına göre, izolasyon kaynak işlemi yapılırken, yanıcı malzemeye kaynak sırasında ısıl kaynağın ulaştığı yanıcı malzeme etkisiyle yangının çıktığı, işçilerin yangın tüpleriyle yangına müdahale ettiği ancak yeterli olmadığı ve itfaiyenin gelerek yangını söndürdüğü hem eksper raporundaki hem de tanık ifadesinden anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki poliçede "çalışma yapılacak alanlarda gerekli yangın güvenlik önlemlerinin alınmış olması ve yeterli ölçüde yangın söndürme tüpünün bulunması ilgili hasarların ödenebilmesinin ön şartıdır." klozu bulunmaktadır. Davacı söz konusu inşaat alanı için satın aldığı yangın söndürme tüplerinin faturalarını ve 01/04/2019 tarihli yangın güvenlik sorumlusu, şantiye şefi ve işverenin imzasının bulunduğu "yangın söndürücüler tespit tutanağı"nı dosyaya sunmuştur.
Bu belgeler karşısında poliçedeki şartın gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda yangının çalışanların ihmaliyle çıktığı ancak kastın söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Davalının da kasta ilişkin bir iddiası yoktur. Bu husus ve davaya konu sigortanın da bu şekilde oluşacak olaylar sonucunda doğacak zararları temin ettiği dikkate alındığında, davalı vekilinin sorumluluğun davacı şirkette bulunduğuna ilişkin istinaf sebebi yersizdir.
Bilirkişi raporundaki bu yöndeki tespit de, yine raporda belirtildiği üzere bir çelişki arz etmemektedir. Yine zararın hesabında bilirkişiler tarafından davalının da delil olarak dayandığı eksper tarafından belirlenen 112.574-TL hasar tutarının dikkate alındığı, eksik sigorta uygulaması ve poliçeye göre hasar tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden 5.000-USD muafiyeti düştüğünde davacının 75.924,29-TL tazminat talep edilebileceği belirlenmiştir.
Mahkemece denetlenebilir bilirkişi raporundaki bu hesaplamaya göre, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ve mahkeme kararında kamu düzenine bir aykırılık da bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/2394, K. 2026/347, 26 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama