KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/479
- Karar no
- 2024/1697
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/10/2021
- Numarası
- 2019/166 Esas 2021/747 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 21/11/2024
Karar Metni
1.145 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı borçlu arasındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davalıdan takip tarihi itibariyle 54.065,45-TL alacaklı olduğunu, bu hususun tarafların ticari defter kayıtları, fatura ve sair evraklar ile de sabit olduğunu belirterek davalının İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığı halde icra takibine konu edilen alacağı fazlası ile ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin davacının gerçekte olmayan alacağına karşılık davacı şirket yetkilisine toplam 60.000-TL tutarlı 6 adet bono verdiğini, bonolarda davacının yetkilisi ... ve davacının cirolarının mevcut olduğunu, bonoların hepsinin ödendiğini ve müvekkiline iade edildiğini, taraflar arasında başkaca bir hiçbir borç ilişkisi olmadığını, alacaklı görünen davacı şirketin iddiasının aksine, müvekkilinin gerçekte var olmayan bir borcu dahi fazlasıyla ödediğini,
müvekkilinin davacı şirketten 5.934,55-TL tutarında alacaklı olduğunu, bu alacağa ilişkin olarak her türlü talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını belirterek davanın reddine, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı tarafın incelenen defterlerinde son işlem tarihi olan 31.12.2013 yılı sonu itibariyla 50.015,45-TL, 2014 yılı sonu itibarıyla 54.065,45-TL icra takip tarihi olan 17.09.2018 tarihi itibarıyla davalı taraftan 54.065,45-TL alacaklı olduğu, davalının defterlerinde son işlem tarihi olan 02.01.2016 tarihi ve icra takip tarihi olan 17.09.2018 tarihi itibarıyla davacı taraftan kendi ticari defterlerinde 5.934,55-TL alacaklı olduğu,
taraflar arasındaki hesap bakiye farklılığının, davalı şirket ortağı ... tarafından imzalanan davacı şirket ortağı ...'ya verilen her biri 10.000-TL bedeli 30.05.2015, 30.06.2015, 31.07.2015, 31.08.2015, 30.09.2015 ve 31.10.2015 olmak üzere toplam 60.000-TL tutarındaki 6 adet senet ödemesinin davalı tarafa ait 2016 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına karşın, davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, Beyoğlu ....
Noterliği'nce düzenlenen 11.12.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile davalı şirketin eski ortağı davacı şirketin mevcut ortağı olan ...'nın davalı şirketteki 10.000-TL tutarlı hissesini, davalı şirket ortağı ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığı, davacı ve davalı şirket ortaklarının geçmişte davalı şirkette hissedar oldukları, davalı şirket ortağı ... tarafından düzenlenerek davacı şirket ortağı ...'ya verilen toplam 60.000-TL tutarlı senetlerin ... tarafından davacı şirkete ciro edildiği, davacı şirketin cirosu üzerine senet bedellerinin dava dışı hamil firmalar tarafından tahsil edildiği,
bu durumda davacının alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine, kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ile aralarında ticari ilişkiden dolayı alacaklı konumunda olduğunu, teslim edilen mallara ilişkin davalı şirkete düzenlenen faturalara davalı şirketin bir itirazının bulunmadığını, bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında davalı şirket yetkilisinin müvekkili şirket yetkilisine başka bir borç için verilmiş bonolara dayalı olarak sonuca gidildiğini, oysa bu bonoların davanın konusunu oluşturmadığını, bu bonoların lehtarı ve keşidecisinin davada taraf olmadığını, keşideci ile lehtar arasındaki ilişkinin şirketler arasındaki ilişkiden bağımsız olduğunu,
davalının usule aykırı olarak şahsi borcuna mahsuben verdiği bonoları defterlerine işlediğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, bu bonoların müvekkili firmanın alacağına mahsuben verilmediğini, davalının iddia ettiği ödeme talimatı ile ilgili hadisenin 2013 yılında gerçekleşmesine rağmen 2020 yılında suç duyurusunda bulunulduğunu, mesnetsiz iddialarla ve kötünyetli olarak ileri sürülen hususlarla mahkemenin yanıltılmaya çalışıldığını, müvekkili şirket yetkilisi tarafından söz konusu bonoların şirkete ciro edilmesinin davalı borçlu şirketin borcunu ödediği anlamına gelmeyeceğini,
bilirkişi raporlarında ve mahkeme kararında bu hususta hatalı değerlendirme yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, cari hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı şirket, davalı şirketle aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacağın tahsilini talep etmekte olup, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu,
davacının defterlerinde en son 10/01/2014 tarihli "..." açıklamalı 4.050-TL bedelli işlem sonucunda davacı lehine 54.065,45-TL alacak kaydı oluştuğu, davalının defterlerinde en son 30/06/2014 tarihinde 4.050-TL bedelli fatura kaydı sonucunda davacı lehine 54.065,45-TL alacak kaydı oluştuğu, 2015 yılı ve öncesinde tarafların defterleri arasında mutabakatsızlık bulunmadığı, davalının 2016 yılında defterlerine işlediği 60.000-TL bedelli senet ödemesi sonucunda davalının 5.934,55-TL alacaklı hale geldiği,
ancak bu senet ödemelerinin davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir.Bu durumda taraflar arasında mal ve hizmet teslimi ile ilgili eldeki davanın konusunu oluşturan bir uyuşmazlık bulunmamakta olup, ihtilaf, davalının dayandığı senet ödemelerinin taraflar arasındaki cari hesaba mahsuben yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.Bahsi geçen senetler davalı şirket ortağı ... tarafından davacı şirket ortağı ... lehine keşide edilen, davacı şirket ortağı ... tarafından ise davacı şirkete ciro edilen her biri 10.000-TL bedeli 30.05.2015, 30.06.2015, 31.07.2015, 31.08.2015,
30.09.2015 ve 31.10.2015 vadeli olmak üzere toplam 60.000-TL tutarlı senetlerdir. Bahsi geçen senetler davacı şirketin yetkilisi olan lehtar ... tarafından davacı şirkete, davacı tarafından ise dava dışı şirketlere ciro edilerek senet bedelleri dava dışı hamiller tarafından banka vasıtasıyla tahsil edilmiştir.Beyoğlu ....
Noterliğince düzenlenen 11.12.2014 tarih ... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile davalı şirketin eski ortağı davacı şirketin ise halihazırdaki ortağı olan ..., davalı şirketteki 10.000-TL tutarlı hissesini, davalı şirket ortağı ...'a devrederek ortaklıktan ayrılmıştır.
Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde ...'nın 10/03/2014 tarihinden sonra davacı şirkette tek başına ortak olduğu, ...'un ise 24/12/2014 tarihinden sonra davalı şirkette tek başına ortak olduğu anlaşılmaktadır.Davacı şirketle davalı şirket arasında 2014 yılından sonra herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı defter kayıtları ile sabittir.
Davacı şirketin davalı şirketten 54.065,45-TL alacağı bulunmakta iken bu tarihten sonra düzenlendiği anlaşılan davalının dayandığı senetler, davalı şirket ortağı ... tarafından davacı şirket ortağı ... lehine düzenlenmiş ise de ... tarafından davacı şirkete cirolanmıştır. Davacı tarafça sunulan 11/03/2020 tarihli dilekçede, davalının dayandığı senetlerin davalı şirketin müvekkili şirkete başka bir borcundan dolayı verildiği iddia edilmiştir.
Davacı tarafın bu beyanı ile senetlerin davanın tarafı olan şirketler arasındaki ticari ilişki kapsamında verildiği kabul edilmiş, ancak senetlerin davalı şirketin başka bir borcu için verildiği iddia edilmiştir.
Her ne kadar kambiyo senetlerinin mücerretliği prensibi gereğince kambiyo taahhüdü asıl ilişkiden bağımsız bir borç yükü doğursa da somut olayda lehtar ...'nın davacı şirkette, keşideci ...'un ise davalı şirkette tek hissedar olduğu, ...'nın 2014 yılı öncesine ilişkin davalı şirkette ortaklığının bulunduğu,
davacı tarafın 11/03/2020 tarihli dilekçedeki beyanı dikkate alındığında davacı şirketin davalı şirketten 54.065,45-TL alacağı bulunmakta iken bu tarihten sonra düzenlendiği anlaşılan senetlerin dava dışı ortaklar ... ve ... arasındaki ticari ilişki kapsamında değil, davanın tarafları arasındaki sona eren ilişkinin tasfiyesi amacıyla düzenlendiğini kabul etmek gerekir.
Bahsi geçen senetlerin başka bir sebepten dolayı düzenlendiği somut bir şekilde iddia edilmediği gibi davacı tarafından buna ilişkin bir delil de ibraz edilmemiştir. Bu durumda borç tutarından fazla olan senet bedellerinin ödenmesi ile davalının davacıya borcunun sona erdiği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/479, K. 2024/1697, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama