KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Mart 2025
- Dosya no
- 2025/228
- Karar no
- 2025/442
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/12/2024 (Ara Karar
- Numarası
- 2024/699 Esas
- Talep
- İhtiyati Tedbir
Karar Metni
1.233 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
İhtiyati tedbire itirazın kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TALEP
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı ...A.Ş'nin %35 oranında (A) grubu paylarına sahip olduğunu, yine dava dışı ...'ün %35 oranında (A) grubu, ... şirketinin ise %30 oranında (B) grubu paylara sahip olduklarını, hamiline çıkartılmış şirket paylarının İngiltere'de yedieminde bulunduğunu, yedieminde bulunan payların zilyetliğinin devrinin mümkün olmamasına rağmen ...'ün sahip olduğu şirket paylarını, devir tarihinden kısa bir süre önce 1.000-Euro sermaye ile yurt dışında kurulan .. isimli şirkete devrettiğini, söz konusu devrin şirket pay defterine yönetim kurulu kararı alınmaksızın kaydedildiğini, pay devrine ilişkin bildirim,
tescil ve ilanın TTK'nın 198.maddesi hükmüne aykırı yapıldığını, buna bağlı olarak pay devrinin sicile usulsüz olarak tescil ve ilan edildiğini, söz konusu usulsüz tescil işleminin silinmesi için yaptıkları başvurunun davalı tarafça reddedildiğini belirterek TTK'nın 34.maddesi kapsamında sicil müdürlüğü kararının itirazen kaldırılmasına ilişkin davada tescil işleminin tedbiren durdurulmasını talep etmiştir.
ARA KARAR ve SÜREÇ: Mahkemece 03/12/2024 tarihli ara kararla; şirket ortaklarından ...'e ait payların devrine ilişkin tescil ve ilan işlemlerine yönelik itiraz edildiği ve tescil işlemlerinin usul ve yasaya uygun yapılıp yapılmadığının yapılacak yargılama sonrasında ortaya çıkabileceği, 16/12/2024 ve 26/12/2024 tarihlerinde şirket genel kurul toplantılarının yapılacak olması nedeniyle ihtiyati tedbir kararı verilmemesi durumunda davacı pay sahibi açısından daha sonra giderilmesi zor ciddi zararların ortaya çıkma olasılığının bulunduğu,
kaldı ki eldeki itiraz davası sonuçlandıktan sonra da şirket genel kurulunun her zaman toplanarak ortaklarca karar alınabileceği, buna bağlı olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesinin, davalı taraf ve dava dışı ilgili şirket ve diğer ortaklar açısından doğması muhtemel ve giderilmesi mümkün olmayan bir zarar doğurmayacağı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... Sicil Numarasına kayıtlı dava dışı ...
Anonim Şirketi ortaklarından ...'ün %35 oranındaki paylarının, ... 'ye devrine ilişkin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce alınmış 25/10/2024 tarihli tescil ve ilanın yürürlülüğü ile tescil ve ilana bağlanmış sonuçların tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir.
Muteriz üçüncü kişiler tarafından mahkemenin ara kararına itirazı üzerine yapılan inceleme sonucunda mahkemece gerek itiraz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler, gerekse davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce verilen cevaplara göre, eldeki davaya ilişkin olarak davacı tarafın husumet ehliyetinin tartışmalı hale geldiği,
bu hususun yapılacak yargılama sonrasında açıklığa kavuşabileceği, ihtiyati tedbirin devamı durumunda şirket faaliyetlerinin devamı için yetkili organların toplanıp karar almalarında aksaklıklar yaşanabileceği, ihtiyati tedbirin kaldırılması durumunda ise, davacı ortağın pay sahipliğinden ve yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklanan haklarının kullanılmasına engel herhangi bir durumun ortaya çıkmayacağı,
bu açıklamalara göre menfaatler dengesinin sağlanması bakımından ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünde kanaat oluştuğu gerekçesiyle 3.kişiler tarafından yapılan itirazların kabulü ile 03/12/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davacı tarafın ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF DİLEKÇESİ
Davacı vekili; müvekkilinin esasa ilişkin haklılığını kesin olarak ispat ettiğini, huzurdaki davaya konu tescil ve ilanın hukuka aykırı olduğunu, söz konusu tescil ve ilana dayanak olarak alınan pay defteri kaydının herhangi bir yönetim kurulu kararına dayanmadığı için yok hükmünde olduğunu, tescil ve ilan olunan bildirimin şirkete dolaylı olarak iştirak eden teşebbüsü içermediğinden bildirimin TTK m.198 hükmüne aykırı olduğunu, bu hususun bilimsel mütalada da gerekçeleriyle birlikte açıklandığını, şirketin %35 oranında A grubu imtiyazlı payını devraldığı bildirilen, tescil ve ilan edilen ... unvanlı şirketin tabela şirketi olduğunu,
... unvanlı şirketin devirden iki hafta önce 1000-Euro sermaye ile Hollanda’da kurulduğunu, ... şirketinin %100 oranında sahibinin ... işimin şirket olduğunu, ancak bu şirketin arkasında kim olduğunun ise öğrenilemediğini, devir bildiriminin TTK m.198 uyarınca payı iktisap eden teşebbüsleri içermediğini, böyle bir devir tescilini terkininde zorunluluk meydana geldiğini, şirkete tescil için yapılan başvurunun yönetim kurulu Başkan Vekili müvekkili davacı ile diğer yönetim kurulu üyesi ...'dan gizlendiğini, hem şirkete yapılan hem de ticaret siciline yapılan pay devri bildiriminin aynı tarihe denk geldiğini,
bu talep dilekçelerinde ... ile ... firmasının temsilcisinin imzaların bulunmasının bu kişilerin danışıklı olarak hareket ettiklerini gösterdiğini, acele ve gizlemenin sebebinin 16.12.2024 ve 26.12.2024 tarihinde yapılacak toplantılarda ..., ... dışındaki yönetim kurulu üyelerinin birlikte hareket ederek genel kurul toplantıları öncesinde şirketin pay sahipliği yapısını ve oy dağılımı ile şirketin kontrol yapısını dizayn etmeye çalıştıklarını, 100 milyon dolarlarca değeri bulunan ... firmasının %35 payının 1.000-Euro sermayeli ... firması tarafından iktisap edilmesinin hayatın olan akışına aykırı olduğunu,
... ünvanlı firmanın arkasındaki kişiler bildirilmemek suretiyle şirketteki diğer pay sahibi ile şirket üzerinde birlikte kurulan ortak kontrolün gizlemeye çalışıldığını, bu firmaların birlikte hareket ederek müvekkili ve şirket menfaati aleyhine açıkça aykırı kararlar alınmasını sağlayabileceklerini, TTK’nın 198/2 uyarınca oyları donmuş vaziyette bulunan devralanlarla ilgili mahkemece hüküm verilinceye kadar tedbir kararı verilmesinin zorunlu olduğunu, somut olayda yaklaşık ispatın kesin olarak sağlandığını, TTK’nın 198/2 maddesi uyarınca usulüne uygun bir bildirim yapılmadığından devralanların bütün oy haklarının donduğunu,
şirket esas sözleşmesi uyarınca A grubu payların yönetim kurulu üyeliklerinden ikisi için aday gösterme hakkının bulunduğunu, müvekkilinin dava açma yetkisinin ve taraf sıfatının bulunduğunu, müvekkilinin Kanunda 34. maddede belirtilen ilgili sıfatını haiz olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda üretim kurulu başkan vekili olduğunu, şirkette de %35 A grubu payının bulunduğunu, emsal olarak gösterilen kararların dava ile ilgili olmadığını, mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin doğru olmadığını,
müvekkilinin ilgili sıfatına sahip olmadığının kabulü halinde şirketteki tescil ve ilan ile ilgili bariz hukuka aykırılıkların yargı önüne taşınmasını önünün kapatılacağını, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22. maddesinde sayımın tüketici nitelikte olmadığının öğretide de belirtildiğini, ihtiyati tedbir kararının yönetim kurulunun karar almasına engel yaratacak bir durum meydana getirmediğini belirterek ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep, Ticaret Sicil Memurluğu kararına itiraz istemi ile açılan davada pay devrinin tescil ve ilanına bağlanan sonuçların ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ilişkindir.
HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.
Aynı yasanın 390/3 maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
TTK'nın "İnceleme görevi ve geçici tescil" başlıklı 32. maddesinde, (1) sicil müdürünün tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğu, (2) tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediğinin inceleneceği, (3) tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamalarının şart olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacı taraf, şirketin diğer ortağı ...'ün sahip olduğu % 35 hissenin ... isimli firmaya devrinin tescil ve ilanının kanuna aykırı olduğundan bahisle davalı sicil memurluğundan terkinini talep etmiş olup, talebinin reddi üzerine ise eldeki davayı açmıştır.
Davacı tarafça, hisse devrinin tescilinin, TTK'nın 198. maddesindeki tescil ve bildirim yükümlülüğü yerine getirilmeden, yönetim kurulu kararı alınmadan yapıldığı ileri sürülmekte ise de davacı tarafça şirket ortağı sıfatıyla açılan davada ileri sürülen olgularla ilgili yaklaşık ispat bakımından yargılamanın bulunduğu aşamada itibariyle duraksama olmaksızın delil değerlendirmesi yapılamamaktadır.
Bu aşamada yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı dikkate alındığında mahkemenin ihtiyati tedbire itirazın kabulüne ilişkin ara kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/228, K. 2025/442, 20 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama