KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2022/124 Esas
- Karar no
- 2024/960 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2018/363 Esas - 2021/922 Karar
- Tarihi
- 14/10/2021
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.592 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasındaki ticari faaliyet kapsamında davalının davacıdan satın aldığı ürünler karşılığında 3 ayrı fatura kestiğini, fatura bedellerinin toplamda 16.825,06 TL olduğunu, 1.000,00 TL bedelin davacı şirketin banka hesabına havale edildiğini, bakiye bedelin tüm aramalara rağmen ödenmediğini, bu nedenle borcun tahsili amacıyla Kayseri ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyanla davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, % 20 oranında icra inkar tazminatı ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı taraf ile faturaya konu ürünlerin alımı için sözlü olarak anlaştıklarını, bedelin bir kısmının ödendiğini, alınan ürünlerin birçoğunun arızalı çıktığını, arızanın giderilmediğini, bu nedenle kalan bedelin ödenmediğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 14/10/2021 tarih ve 2018/363 Esas - 2021/922 Karar sayılı kararında. "Dava. Taraflar arasında; davacının davalıya sattığı ürünlerin davalıya teslim edildiği ve fatura bedelleri konusunda uyuşmazlık bulunmadığı uyuşmazlığın fatura konusu ürünlerin ayıplı olup olmadığı ayıplı ise ayıbın niteliğinin ne olduğu, süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunmadığı hususlarında olduğunun tespitine karar verildi. Kayseri ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının gelmiş olduğu görüldü. İncelenmesinde. Davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusuna karşı 15.825,06 -TL nun tahsili için ilamsız takip talebinde bulunulduğu süresinde itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
SMMM bilirkişisi ... alınan bilirkişi ek raporunda özetle; davalı defterleri üzerinden yapılan inceleme neticesinde, asıl bilirkişi raporunda davacının davalıdan bir alacağının bulunmadığı ve davalı tarafından ödemelerin kasadan nakden yapıldığına ilişkin yapılmasına kaşılık, davalıdan söz konu ödeme belgelerini dava dosyasına sunmasının karara bağlandığı, davalı vekilini beyanında herhangi bir ödeme belgesinin sunulmadığı ve malların ayıplı çıkmasından kaynaklı ödeme yapılmadığının, defterlerde hesabın kasa hesabı kullanmak suretiyle kayden kapatıldığının beyan edilmesi nedeniyle davalı tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı,
davacının takip tutarı kadar davalıdan alacaklı olduğu, asıl bilirkişi raporunun bu husustaki kısmının bu haliyle düzeltilmesi gerektiğinin beyan edildiği, tarafların ticari defter ve kayıtlarını karşılaştırıldığında takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 15.825,06 TL asıl alacağını talep edebileceği, takip tarihinden itibaren asıl alacağı %10,50 faizi talep edebileceği, tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin, mahkememizin takdirine ait olduğu, sonuç ve kanaatini bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı toplanan deliller hep birlikte değerlendirilmesinde ;Davacının ticari defterleri davalının yevmiye defterleri bilirkişilerce incelemiş olup davaya konu faturaların taraf defterlerine işlendiği anlaşılmış olup bu durumda takip konusu faturalara konu malların davalıya teslim edildiğinin sabit olduğu, ancak davalı tarafça ödeme yapıldığının iddia ve ispat edilmediği anlaşılmakla icra takibine konu alacağın davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtları ispatlandığı, hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi tarafından sunulan rapor da dikkate alınarakDavanın kabulü ile Kayseri ....
İcra müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit olduğu anlaşılmakla Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si olan 3.165,01 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, "Davanın kabulü ile Kayseri ...
İcra müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına," karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile.
Yerel mahkeme kararı eksik incelemeye dayalı ve hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, 03.07.2018 tarihinde yasal süresi içinde verdikleri cevap dilekçesinde müvekkilinin ikametgahının Kayseri ili olduğu beyan edilerek HMK'nın 6. maddesi gereği davanın Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğine yönelik yetki itirazında bulunulduğunu, Mahkemece yetki itirazının 04.09.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında reddedildiğini, dava yetkisiz mahkeme tarafından görülmüş olup yetki itirazını tekrarla kararın kaldırılmasını ve yeniden Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nde davanın görülmesini talep ettiklerini.
Dava konusu ürünler arızalı olup müvekkili tarafından kabul edilmediğini, davaya konu faturalarda yer alan ürünlere ilişkin tutulan 19.05.2015 tarihli tutanak ve davacı şirket çalışanı olan ve Mahkemece dinlenen tanık ...'ın ifadeleri dikkate alındığında, dava konusu faturalarda yer alan ürünlerin müvekkili tarafından teslim alınmadığının ve ayıplı olduğunun sabit olduğunu, 19.05.2015 tarihli tutanakta da görüleceği üzere dava konusu ürünlerin teslimatının yapılmadığını, buna ilişkin tutanağın davacı çalışanı ... tarafından imza altına alındığını.
Tanık ...'ın 19.09.2019 tarihli celsede;"Yurtdışından ithal ettiğimiz bu yangın sistemini ilk sattığımız firmalardan biri de davalıdır. Bu nedenle sistemin kurulması ve devreye sokulması hususunda bazı sıkıntılar yaşandı. Aslında temel sorun bizim ve dolayısıyla teknik yetersizliği idi. Sistemi kurudktan sonra devreye koymak yani çaıştırmak için davalı bizden ekip istedi. Fakatgiden ekibimiz sistemi çalıştıramadı. Bilgi ve teknik yetersizlik vardı.
Biz bu konuda davacı şirket sahibi Birol Bey'e de konuyu izah ettik. Fakat yeteerince ilgilenmedi.
Bir kaç defa daha davalı teknik servis istemesine rağmen gereği yapılmadı." şeklinde beyanda bulunduğunu, Yerel mahkemece gerekçeli kararda da ayıp ve teslim konusunda hiçbir değerlendirmede bulunulmadan müvekkili tarafından teslim alınmayan ürünlerin bedelinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu;Mahkemeden 26.06.2021, 28.04.2021, 06.03.2021, 23.09.2020 tarihli dilekçelerle dava konusu yangın söndürme sistemi üzerinde bilirkişi incelemesi talebinde bulunmuşsalar da Yerel mahkemece taleplerinin reddedildiğini,
dosya kapsamında Makine Mühendisi ve Mali Müşavir bilirkişi tarafından Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/29 Tal. sayılı dosyası ile sadece ticari defterler üzerinde inceleme yapıldığını, fiili inceleme talebinin reddolduğunu, hatta fiili inceleme için bilirkişilerle görüşülmesine rağmen Yerel mahkeme tarafından yazılan talimatta fiili incelemeye yönelik talimat olmadığının taraflarına bildirildiğini, dava konusu ürünlerin müvekkili tarafından teslim alınmadığının ve arızalı olduğunun gerek tutanakla, gerekse de davacı çalışanı olan tanık beyanıyla sabit olduğunu,
Mahkemenin söz konusu incelemeyi yapmadan hüküm kurmasının isabetsiz olduğunu;Yerel mahkemece müvekkili aleyhinde inkar tazminatına hükmedildiğini, söz konusu ürünler üzerinde inceleme yapılmadan verilen karar eksik olup davacının alacağının likit olmadığını, bu nedenle inkar tazminatının reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalıya yangın malzemeleri ve sistemlerinin satışının yapıldığını, davalının söz konusu malzemeleri teslim alarak Erciyes Üniversitesi'nde kurulumunu yaptığını ve fakat bedelini ödemediğini, yalnızca 1.000 TL ödeme yaptığını, bu nedenle hakkında başlatılan takibe itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf Mahkemenin yetkisiz, yetkili mahkemenin ise Kayseri Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu,
davacı tarafından satın alınan ürünlerin Erciyes Üniversitesi'ne kurulumunun yapıldığını ancak ürünlerin birçoğunun arızalı çıktığını, davacı ile yapılan görüşmelerde sorunun giderilemeyeceği ve kalan bedelin ödenmemesinin söylendiğini, bu nedenle ödeme yapılmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve 3 ayrı rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir.
HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır.
Davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibine konu faturaların çeşitli yangın malzemelerine ilişkin olduğu, davalı tarafından cevap dilekçesi ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve ürünlerin teslim alındığının kabul edildiği,
taraflar arasında ihtilafsız olan alım satım sözleşmesine göre para borcunun alacaklısı olan davacı, İİK'nın 50. maddesinin atfı ile HMK'nın 10 ve TBK'nın 89. maddesi uyarınca kendi yerleşim yerinde dava açabileceğinden Mahkemece davalının yetki itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda takip ve dava konusu faturaların davalının ticari defterlerine kayıtlı olduğunun ve cari hesabın nakit ödeme kaydı ile kapatıldığının tespit edildiği, davacının ticari defterlerinde ise böyle bir kaydın bulunmadığı,
davalı tarafından dosyaya herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığı gibi cevap dilekçesi ile ödeme yapılmadığının ikrar edildiği, davalının cevap dilekçesinde ürünleri teslim aldığını ve Erciyes Üniversitesi'nde kurulumunu yaptığını kabul etmiş iken, sonraki beyanlarında ürünleri arızalı çıkması nedeniyle teslim almadığını iddia ettiği ve bu kapsamda dosyaya 19.05.2015 tarihli bir tutanak ibraz ettiği,
sunulan tutanakta teslimatı yapılan bir kısım ürünün arızalı çıktığının ve bu nedenle davalı tarafından teslim alınmadığının ifade edildiği ve fakat tutanakta ürünlerin hangi faturaya konu oldukları ve ayırt edici nitelikleri ile ilgili herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, tutanağın teslim alınan ürünlerle ilgili yapılmış bir ayıp ihbarı niteliğinin bulunmadığı,
buna göre davalının teslim almış olduğu ürünlerin bedelini ödemediği sabit ve ayıp iddiası da ispat edilememiş olduğundan Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi faturaya dayalı alacak her iki taraf için de muayyen ve takibe yapılan itiraz haksız olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasında da bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/124, K. 2024/960, 30 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama