İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1902 K.2025/717

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2022/1902Karar2025/717Tarih2 Mayıs 2025Okuma17 dk · 3.459 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
2 Mayıs 2025
Dosya no
2022/1902 Esas
Karar no
2025/717 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 17.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA
Numarası
2021/353 Esas - 2022/442 Karar
Tarih
30/06/2022
Dava
Alacak (Kurtarma Ve Yardımdan Kaynaklanan
Karar tarihi
02/05/202
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.459 kelime·17 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça 3. Kişi mesuliyet sigortası yapılan ... numaralı ... isimli geminin Rusyanın ...

Limanından 5.455.000kg "Sodyum Karbona" cinsi emtiayı taşırken 19/12/2018 tarihinde Şile/Karaburun'da karaya oturduğunu, gemi sahiplerinin ve sigortacısının gemiyi ve yükünü kaldırmak maksadıyla girişimde bulunmadıklarını, geminin kaldırılması, yüzdürülmesi yahut zararsız hale getirilmesi için yapılması gereken ekonomik harcamaları üslenmekten kaçındıklarını, gemiyi karaya oturduğu yerde üzerindeki yükü ve yakıtıyla bıraktıklarını, ...

Liman Başkanlığının geminin çevreye zararsız hale getirilmesi için kaldırma işlemlerini yapacak şirketi tayin etmek üzere ihale açtığını, ...

Liman Başkanlığının ihale şartnamesi ile geminin bulunduğu yerde satışı ve söküm bölgesinin dışında sökümüne ilişkin ihale düzenlediğini ve ihaleyi 03/12/20219 tarihinde müvekkilinin kazandığını, müvekkilinin ... isimli geminin ve yükünün bulunduğu yerden sökülerek çıkarılması işlemleri için öncelikle fizibilite çalışmaları yaptığını, geminin batık halde bulunduğu noktaya denizen ve karadan ulaşımı sağlayabilmek için ... da iş makinelerinin hareket edebilmesi için sökülen parçaların yüklenebilmesi için yol yaptığını, kaldırıma işlemleri öncesinde gemideki yükün büyük bölümünün deniz suyunun teması ile zayi olduğunu,

gemiden çıkarılan kısmının ise ekonomik bir değerinin bulunmadığını, gerek yükün gerekse geminin karaya oturduğu noktadan çıkartılması işinin gemi donatanı ve sigortacısının yükümlülüğünde olduğunu, ancak bu işi kendileri üslenmediğinden külfetin müvekkili tarafından üslenildiğini,

bu nedenle enkaz kaldırma işlemleri nedeniyle şuana kadar tespit edilebilen alacakların ve belirlenecek alacak miktarının faizi ile birlikte meminin mesuliyet sigortacısı olan davalının müvekkiline ödemesi gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00.TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

davacının talep sonucunun HMK 119/2-ğ düzenlemesine aykırı olduğunu, talebinin açık olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının yasa ve usule aykırı olduğunu, Mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri olduğunu, geminin mülkiyetinin el değiştirdiğini, bu nedenle sigorta sözleşmesinin sona erdiğini, davacı tarafından ileri sürülen zarar/alacak iddialarının ihale şartnamesi uyarınca davacı şirketin ifasını üstlendiği edimlerin bir yansıması olduğunu,

sigorta koruması kapsamında sayılamayacağını beyanla öncelikle davacı şirkete HMK 119/1-ğ hükmü doğrultusunda talep sonucunu açık bir şekilde açıklaması için 1 hafta kesin süre verilmesini, aksi halde davanını açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve nihayetinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 30/06/2022 tarih ve 2021/353 Esas - 2022/442 Karar sayılı kararında.

"Dava, enkaz kaldırma ve kurtarma faaliyetinden doğan alacak davası olup, uyuşmazlığın konusunun, davacının ediminin kurtarma faaliyeti kapsamında kalıp kalmadığı , davacının kurtarma ve enkaz kaldırma edimi sonucu TTK 1304 –1305 maddeleri uyarınca kurtarma ücretinin tespiti , davacının enkaz kaldırma ve kurtarma faaliyeti sonucu yapmış olduğu hizmetin maddi olarak tespiti ile gemiden kurtarılan emtiaların maddi değerinin tespit edilerek mukayese edilmesi , davacının vermiş olduğu enkaz kaldırma hizmetinin bedelinin tespiti ile davalının enkazın kaldırılması ve kurtarma faaliyeti için 3. Kişiye vermiş olsaydı ödeyeceği rayiç bedelin tespiti,

davalının enkaz kaldırma ve kurtarma ücretinden sorumlu olup olmadığı , sorumlu ise sorumlu olduğu bedelin tespiti, davacının edimi ile olası çevre zararının önlenip önlenmediği, noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 20/05/2022 tarihli raporda, Davacı’nın zararının olup olmadığının dosya içerisindeki belgelerden anlaşılamadığı,

Davacının ihaleye teklif vermeden önce, fiyat çalışması yaparken, yapacağı harcamaları dikkate alıp, ona göre bir fiyat belirmesi gerektiği, açılan ihalede, satış bedeli için teklif verilmesi aşamasında, gemi enkazının bulunduğu yerde söküleceği göz önüne alınıp, söküm ve taşıma masrafları ile yol açma masrafı gibi birçok harcama kalemi dikkate alınmasının ve gemi enkazın rayiç hurda satış bedelinden bu masraflar mahsup edilmek suretiyle de yüklenici karı eklenip ihaleye verilecek teklif bedelinin belirlenmesinin Davacı’nın sorumluluğunda olduğu, Davacının ediminin kurtarma faaliyeti olmadığı,

bu faaliyetin 1989 Londra Kurtarma Konvansiyonu ve Türkiye’nin tarafı olduğu ve iç hukukuna aldığı (TTK Mad.

1289-1319) hükümlerine tabi bulunmadığı, Davacı’nın ediminin “enkaz kaldırma” faaliyeti olarak nitelendirilmesi gerektiği, ihtilaf konusu olayda gemi malikinin mülkiyet hakkını Limanlar Kanunun 7. Maddesi uyarınca kaybettiği ve iktisadi değer olarak Davacı’ya satıldığı, gemi malikinin sorumluluk sigortacısının davacıya karşı sorumluluğu bulunmadığına ilişkin görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.Dosya içerisindeki mezkur bilgi ve belgelerden 45 günde tamamlanması gereken enkaz kaldırma çalışmalarının 22,5 ay sürdüğünün anlaşıldığı,

davacı Karadeniz’in enkaz kaldırma çalışmalarına müsaade etmediğini, hava ve deniz koşulları nedeni ile sürekli olarak çalışma yapılamadığını, çalışmaların sık sık kesintiye uğradığını, geçici olarak açılan toprak yolun meteorolojik koşullar nedeni ile kullanılamaz hale geldiğini, sürekli olarak yol üzerinde de çalışma yapılmak zorunda kaldığını ileri sürmüş ise de dosya içerisinde enkaz çalışmasının yapıldığı alanda gerçekten zorlu çalışma koşullarını gerektirecek bir durumun olduğuna dair dosyada somut bir delilin bulunmadığı,

ihale şartnamesine göre alıcıya verilen sürenin teknik ve meteorolojik zorunluluklar nedeni ile uzatılabildiği ancak imkânsızlık halinin (Teknik ve meteorolojik zorunluluklar) hangi süreleri kapsadığı, o andaki çalışmaların neden durdurulduğuna dair resmi tutanaklar veya Liman Başkanlığının hangi durumlarda ve neden süre uzatım verdiğini ispatlayacak belgelerin dosyada bulunmadığı,... isimli geminin, 118,03 metre boyunda, 20 metre genişliğinde, 8,70 metre derinliğinde, boş ağırlığı 3140 ton olan kuruyük cinsinde bir gemi olduğu,

bu geminin kesilerek sökülmesi işi ihale edilmeden önce, karaya oturduğu ve dalgaların dövmesiyle kırılarak parçalanmış durumda olduğu, bu tonajda bir geminin hava ve deniz şartlarının izin vermesi durumunda 45 gün bir çalışma süresinde tamamen sökülüp taşınmasının mümkün olduğu, davacı, gemi söküm çalışması yapacağı mahallin Karadeniz Kıyısı olduğunu, meteorolojik şartların dönem dönem kötüleştiğini ve çalışmaları zorlaştıracağını, karayolunun bittiği yerden çalışma yapacağı sahile bir yol açılması gerekeceğini ve bu yolu kendisinin yapması gerektiğini önceden görerek ve bilerek ihaleye katıldığı ve teklif verdiği,

geminin kesilip, bu parçaların kamyonlara yüklenerek karayoluyla satışının yapılacağı yere götürülmesi için şartname ile belirlenen 45 gün (1,5 ay) sürenin bu kadar çok aşılmasının (22,5 ay), davacının yeterli değerlendirme yapamaması sonucu öngörememesinden kaynaklandığı, geminin enkazdan kesilerek çıkartıldığı, fakat 1.115.400 TL’ye satılmış olan hurda demir/çelik malzemenin kaç tona tekabül ettiğinin dosyadan anlaşılamadığı,

dosya içerisinde mezkur bilirkişi raporunda geminin boş ağırlığı olan 3140 tonun 40 günde çıkarılabileceği, kamyonlara yüklenip ,satılacağı yere götürülebileceği, 5 gününün ise gemi enkazına ve çalışma yapılacak alana ulaşabilmek için gereken toprak yolun açılması ile geçebileceğinin belirtildiği, dosyada 22,5 ay süren enkaz kaldırma (gemi söküm) işinde, hangi günler ve kaç kişi ile çalışma yapıldığına dair bilgiler bilgilerin bulunmadığı,

davacının ediminin kurtarma faaliyeti olmadığı zira kurtarma faaliyetinin söz konusu olabilmesi için kaptanın açık ve makul karşı koymaksızın başarılı yardım görmesi veya kurtarılması nedeniyle bu faaliyetin özel ve sınırlı bir ücret hakkının doğumuna sebebiyet vermiş olması gerektiği, oysa ihtilaf konusu olayda davacının faaliyetine başladığı sırada tehlike içerisinde bulunan bir “gemi” bulunmadığı, tehlikedeki gemi öncesinde enkaz durumuna geldiği, davacının ediminin “enkaz kaldırma” olduğu, enkaz kavramına gemide bulunan yükün de dahil olduğu,

bu halde bulunan gemiler bakımından ise, 2007 tarihli Enkaz Kaldırmaya Dair Uluslararası Nairobi Konvansiyonu, devletin egemenlik hakkına dayanarak bu enkazın donatanına gemiyi bulunduğu yerden kaldırması, kaldırılmaması halinde ise devlet tarafından kaldırılacağına ilişkin hükümlerin getirildiği, bu durumun 618 sayılı Limanlar Kanunun 7. Maddesinde düzenlendiği, bu düzenlemede, başkanlıklarının idari sorumluluk sahasında bulunan gemilerin, seyir, can, mal, çevre güvenliği ve emniyet bakımından ciddi tehlike oluşturabileceği durumlarda;

gemi veya deniz aracı hakkında herhangi bir mahkeme kararı, adli veya idari tedbir olsa dahi, liman başkanının her türlü tedbiri almaya yetkili kılınmasının öngörüldüğü, ihtilaf konusu olayda, dava dışı idare bu yetkiyi kullanarak, 2886 Sayılı Devlet İhale Kapsamında 03.12.2019 tarihinde enkaz halinde olan gemi ve yükünü ihale çıkararak saat Açık Teklif Usulü ile sattığı ve ihale 10.12.2019 tarihinde kesinleşmiş hurda niteliğinde olan mal (tamir kabul etmez durumdaki ... isimli gemi) yükü ile birlikte mevcut haliyle ...

Vergi Kimlik Numaralı (... Ltd.

Şti.) Şirketi, adına gemi siciline tescil edilmeksizin, üzerindeki tüm takyidatlardan ari olarak, taşınır mülkiyet iktisabı ile ihale şartnamesi hükümleri uyarınca gerekli izinlerin alınarak sökümü yapılmak üzere 20.12.2019 tarihinde sattığı ,dolayısıyla, gemi mülkiyetinin kaybı liman yönetimi tarafından imha ve satış ile gerçekleştiği dolayısıyla gemi malikinin mülkiyet hakkı Limanlar Kanunun 7. Maddesi uyarınca sona ermiş olduğundan, gemi malikinin sigortacısının davacıya karşı sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,

''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve esas yönünden hatalı olduğunu,Dava dosyasında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığını; yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde 19/05/2022 tarihli bilirkişi raporu düzenlendiğini; bu rapora 15/06/2022 tarihli dilekçeleri, enkaz kaldırma konusunun Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerine uygun şekilde ele alınmaması, TTK m. 1003 uyarınca sicile kayıtlı bir geminin zayi olmasına rağmen gemi üzerindeki mülkiyet hakkı sona erse dahi gemi malikinin yararlanılabilir enkazın kaldırılmasına,

çevrenin korunmasına ve benzer hususlara dair yükümlülük ve borçlarının devam etmekte olduğu yönündeki hükmünün dikkate alınmamış olması, davalı tarafın enkazın kaldırılması için üzerine düşenleri yerine getirmemiş olması ve müvekkil şirketin TBK m. 529/1 uyarınca yapmış olduğu masrafları talep etme hakkı ile ilgili bir değerlendirme yapılmaması, davaya konu olayın ticari defter incelemesini de içeren bir ekonomik analiz ile ele alınması gerektiği halde bunların yapılmaması,

davaya konu gemi hakkında Liman Başkanlığı'nda bulunan dosyanın müzekkere yazılarak getirtilmiş olmasına rağmen bilirkişilerin bu belgeler hakkında bir değerlendirme yapmamış olması, HMK m. 187 hükmü uyarınca herkesçe bilinen vakaların çekişmeli sayılmayacağı ve ispatın konusunu bunların oluşturmayacağı yönündeki amir hükmü karşısında davaya konu gemi enkazının bulunduğu Karadeniz'deki zor hava ve coğrafi koşullarının müvekkil tarafından ispatlanamadığı yönünde hatalı bir değerlendirmede bulunulmuş olması,

kurtarma işlemi bakımından ise kurtarmanın sadece gemiler için yapılabileceği yönünde hatalı bir değerlendirme yapılması ve bu bağlamda TTK m. 1298 ve devamı hükümlerinde yer alan kurtarmanın sadece gemi için değil "diğer eşya" için de yapılabileceği şeklindeki kanun hükmüne aykırı değerlendirme yapılması gerekçeleri ile itiraz ettiklerini, gerek söz konusu bilirkişi raporuna yönelik bu itirazları doğrultusunda ek rapor yahut yeni rapor alınması yoluna gidilmesini, gerekse davaya konu geminin battığı yer, geminin boyutları, batan yükün özellikleri ve ekonomik değerinin olup olmadığı,

batığın ekonomik değeri varsa bu değerin miktarı, batığın çevre bakımından teşkil ettiği tehdit, işin zorluğu, ticari defter ve kayıtlar, yapılacak işte kullanılacak işgücü sayısı ve işgücünün günlük bedeli gibi ekonomik değerlerin ilgili enkaz kaldırma/kurtarma faaliyetlerindeki piyasa rayiçleri de göz önüne alınarak müvekkili tarafından yapılan işin ticari şirketler hakkında ekonomik analiz yapabilecek bir bilirkişi marifetiyle belirlenmesini talep ettiklerini,

buna rağmen mahkemece bu itirazları doğrultusunda ek rapor yahut yeni bir heyette inceleme yaptırılarak yeni bir rapor alınmadan işbu istinaf başvurusuna konu gerekçeli karar verildiğini,Oysaki HMK m. 281 uyarınca bilirkişi raporlarına karşı itirazlar karşısında mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması için yeni sorular düzenleyerek bilirkişiden ek rapor alabileceğini veya tayin edilecek duruşmada bilirkişiden sözlü açıklamalarda bulunmasını isteyebileceğini yahut gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görülürse,

yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığı ile tekrar inceleme yaptırabileceğini, üstelik söz konusu davada incelemenin TTK m. 1003 hükmü doğrultusunda sicile kayıtlı gemi üzerindeki mülkiyet hakkı ortadan kalksa dahi malikin yararlanılabilir enkazın kaldırılmasına, çevrenin korunmasına ve benzer hususlara dair yükümlülük ve borçlarının devam ettiği yönündeki hükmü de dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu hüküm doğrultusunda esasen malikin üzerine düşen yükümlülüklerin, müvekkili tarafından üstlenilen mali külfetler ile yerine getirildiğini;

bu doğrultuda gerek bilirkişi raporunda gerekse mahkeme incelemesinde vekaletsiz iş görme hükümleri bağlamında bir değerlendirme yapılmamasının eksik bir inceleme ile hatalı bir sonuca varılmasına neden olduğunu,Dava dilekçelerinde de ayrıntılı şekilde belirtmiş oldukları üzere, müvekkili tarafından yerine getirilen enkaz kaldırma faaliyeti her ne kadar bir takım özel hükümlerle TTK’da düzenlenmekteyse de bu kanun kapsamında yer almayan hususların tabi olduğu genel düzenleme olan Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 529/1. fıkra uyarınca işsahibinin,

işin kendi menfaatine yapılması halinde işgörenin durumun gereğine göre zorunlu ve yararlı bulunan bütün masrafları faiziyle ödemek ve gördüğü iş dolayısıyla üstlendiği edimleri ifa etmek ve hakimin takdir edeceği zararı gidermekle yükümlü olduğunu, vekaletsiz iş görmenin varlığının kabulünde önemli olan esasın, iş görenin işi görmeye başladığı anda, dürüstlük kuralı neticesinde, işin görülmesinin iş sahibi için zorunlu nitelik taşıması yani iş görmenin iş sahibi için yararlı ve gerekli olup ivedilikle yapılması gereği olduğunu, (Alper Gümüş, Borçlar Özel Hukuku, İkinci Baskı, s. 221),

gerek söz konusu bilirkişi raporuna karşı itirazlarının incelenmesi gerekse, TBK m. 529/1 bağlamında bilirkişi heyetine bir borçlar hukukçusu ile ekonomik analiz için uzmanlığı olan bir başka bilirkişinin de görevlendirilmesi davaya konu olayın ele alınmasında ve gerçek durumun ortaya konulmasında gerekliyken yerel mahkemenin 19/05/2022 tarihli rapor ile yetinmesi, bu rapora karşı itirazlarının incelenmemesi sebebiyle usule aykırı karar tesis edilmiş bulunduğunu;

bu nedenle müvekkilin hak arama özgürlüğünün de kısıtlandığını, oysa gerekli incelemeler yapılmış olsaydı, müvekkilin ... isimli geminin ve eşyasının kurtarılması yahut bulunduğu yerden kaldırılması için yaptığı masraflar ile davalı taraf ve sigortalısı gemi malikini kurtarmış olduğu hukuki sorumluluğun miktarı ile bu enkazdan çıkarılanlardan elde edilen kazancın farkının enkaz kaldırma,

kurtarma yahut vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca müvekkile ödenmesine karar verilmesi gerektiğini,Bu itibarla 19.05.2022 tarihli rapora karşı sunmuş oldukları 15.06.2022 tarihli itiraz dilekçelerinde belirtmiş oldukları sebeplerle ek rapor yahut yeni bir bilirkişi heyetinin görevlendirilmesi suretiyle dosya kapsamında yeniden inceleme yapılması ve yapılacak incelemede vekaletsiz iş görme ve ekonomik analiz konularında uzmanlığı olan bilirkişilerin görevlendirilmesi yönündeki itirazlarının kabulünü arz ettiklerini, İleri sürerek,

yukarıda açıklanan ve re’sen tespit edilecek nedenlerle yerel mahkemece verilen kararda yer alan lehe hususlar saklı kalmak kaydıyla başvurunun duruşma günü verilerek incelenmesi suretiyle, istinaf taleplerinin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının dilekçelerinde belirttikleri ve re'sen tespit edilecek sebepler doğrultusunda müvekkili şirket lehine kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulünü yahut ilgili kararın müvekkili lehine kaldırılması sonrasında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

kesinleşmemiş yerel mahkeme kararı hakkındaki tehir-i icra taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı şirketin dava dışı ...

Liman Başkanlığı'ndan ihale yolu ile ve hurda halindeki gemininmülkiyetinin davacıya devri karşılığında aldığı gemi söküm ve enkaz kaldırma işi nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın tespiti ile, geminin eski malikinin sorumluluk sigortacısı olan davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan.

19/12/2018 tarihinde Şile/Kraburun'da karaya oturan ... isimli kuru yük gemisinin gemi söküm ve enkaz kaldırma işinin, 618 sayılı Limanlar Kanunu'nun 7 inci maddesine dayalı olarak ...

Liman Başkanlığı tarafından ihaleye açıldığını, bu ihaleye katılan davacının işi aldığını ve 640.000,00-TL ihale bedeli ödediğini, geminin enkazını kaldırma yükümlülüğünün gemi malikine ait olduğunu, davacının almış olduğu ihale ile gemi malikinin yükümlü olduğu işi vekaletsiz iş görme hükümlerine göre gerçekleştirmiş bulunduğunu, davacının geminin ve yükünün bulunduğu yerden sökülerek çıkarılması işlemleri için öncelikle fizibilite çalışması yaptığını, geminin batık halde bulunduğu noktaya denizen ve karadan ulaşımı sağlamak,...'da iş makinelerinin hareket edebilmesi ve sökülen parçaların yüklenebilmesini sağlamak için yol yaptığını,

kaldırıma işlemleri öncesinde gemideki yükün büyük bölümünün deniz suyunun teması ile zayi olduğunu, gemiden çıkarılan kısmının ise ekonomik bir değerinin bulunmadığını, hurda niteliğindeki geminin parçalarının satışından elde edilecek gelirin, gemiye ulaşım, geminin sökümü ve sökülen parçaların taşınması için davacının üstlendiği maliyeti karşılamadığını, bu maliyetin adına vekaletsiz iş görülen geminin eski malikinin ve sigortacısının yükümlülüğünde olduğunu ileri sürerek,

enkaz kaldırma işlemleri nedeniyle şuana kadar tespit edilebilen alacakların ve belirlenecek alacak miktarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı yan; davacının ihale yolu ile gemiyi satın almış olması karşısında, poliçenin 43/1/1 maddesi uyarınca poliçenin son bulduğunu, davacının geminin yeni maliki olması nedeniyle ne poliçenin tarafı olarak,

ne de zarar gören üçüncü kişi olarak davalıya başvuramayacağını, davacının ihale şartnamesindeki edimleri yükümlenerek satın almış olduğu geminin hurda değerinden kar etmek için ihaleye girdiğini ve gerçekleştirdiği gemi söküm ve enkaz kaldırma işlemlerinin de ihale şartnamesi ile bilerek yüklendiği edimlerinden ifasından ibaret olduğunu, bu edimlerin ifası amacıyla katlandığı maliyeti zarar adı altında davalıya yansıtamayacağını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece taraf delilleri toplanmış ve geminin karaya oturduğu mahalde bilirkişi heyeti marifetiyle keşif yaptırılarak rapor alınmış,

akabinde yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığı, vekaletsiz iş görmeye, TTK'nun 1003 maddesine ve kurtarma koşullarının oluştuğuna yönelik itirazlarının karşılanmadığı, zararın tespiti için mali inceleme yaptırılmadığı yönündedir.

618 Sayılı Limanlar Kanunun 7/1 fıkrasında; liman başkanlığı idari sorumluluk sahasında can, mal ve çevresel risk taşıyan veya seyir ve seferin selametine engel olabilecek suret ve vaziyette karaya oturmuş, yarı batık veya batık halde yahut terk edilmiş veya atıl halde bulunan gemilerin ve eşyasının, geminin donatanı veya kaptan tarafından, liman başkanı tarafından tayin edilecek bir süre içerisinde çıkarılması veya bulunduğu yerden kaldırılmasının zorunlu olduğu,

liman başkanlığı tarafından tayin edilecek süresinin kırk beş günden fazla olamayacağı, belirlenen sürenin, gemi yabancı bayraklı ise geminin sicile kayıtlı olduğu devletin ilgili makamlarına, donatana ve kaptana bildirileceği, bu kişilerin adresleri bilinmiyorsa herhangi bir uluslararası denizcilik bülteninde ilan edileceği düzenlenmiştir.

Hükmün ikinci fıkrasında; tayin edilen süre içinde birinci fıkra uyarınca bildirimde bulunulanlara ulaşılamaması veya ulaşılsa dahi ilgililer tarafından geminin çıkarılmasından ya da bulunduğu yerden kaldırılmasından imtina edilmesi halinde; liman başkanının gemi ve eşyasını, çıkarmaya, çıkarttırmaya, bulunduğu yerden kaldırmaya, kaldırtmaya, imha ettirmeye, satmaya ve sattırmaya yetkili olduğu,

satış işleminin, liman başkanlıkları tarafından yerine getirileceği ve satış aşamasına kadar yapılan masrafların Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesinden karşılanacağı, yapılan masraflara karşılık gelen tutarın, Bakanlık Döner Sermaye İşletmesine gelir kaydedildikten sonra artan tutarın, gemi ve eşyası üzerinde haciz var ise ilk haczi koyan dosyaya gönderileceği ve mevzuata göre sıra cetveli yapılarak alacaklılara dağıtılacağı, bu işlemler sonucu artan bir tutarın bulunması halinde,

söz konusu tutarın beş yıl içinde müracaat edilmesi halinde hak sahibine ödenmek üzere Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi nezdinde emanet hesabına kaydedileceği, satış sürecinde adli veya idari makamlara yapılacak itirazların ya da başvurular satışı durdurmayacağı, satılan mal takyidattan âri olarak alıcıya teslim edileceği düzenlenmiştir.

Hükmün üçüncü fıkrasında ise liman başkanlığı idari sorumluluk sahasında bulunan gemilerin; seyir, can, mal, çevre güvenliği ve emniyet bakımından ciddi tehlike oluşturabileceği durumlarda, gemi veya deniz aracı hakkında herhangi bir mahkeme kararı, adli veya idari tedbir olsa dahi, liman başkanının, birinci fıkradaki sürelere bağlı kalmaksızın geminin emniyetli bir yere nakli de dâhil olmak üzere her türlü tedbiri almaya yetkili olduğu, bu durumlarda alınan tedbirlerin masrafının gemi donatanı tarafından karşılanacağı, gemi donatanının bu masrafları otuz gün içerisinde ödememesi halinde;

barınma haricindeki masrafların Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından karşılanacağı ve bu hususta ikinci fıkradaki hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir.Somut olayda; dava konusu 19/12/2018 tarihinde karaya oturan ... isimli kuru yük gemisi hakkında Şile Liman Başkanlığı tarafından, 618 Sayılı Kanunun 7/1 fıkrası kapsamında belirlenen süre içerisinde yabancı bayraklı geminin çıkarılması için bildirimlerin yapıldığı,

verilen süre içerisinde gemiyi çıkarmakla yükümlü ilgilerin gerekli işlemleri yapmamaları nedeniyle aynı Kanunun 7/2 fıkrasından doğan yetki kullanılarak geminin yükü ile birlikte satışı ve gemi döküm işinin ihaleye açıldığı, davacının da bu ihaleye katılarak 640.000,00-TL teklif verdiği ve hurda niteliğindeki geminin taşınır mülkiyetini takyidattan ari olarak 20/12/2019 tarihinde kazandığı,

davacının mülkiyetini devraldığı geminin sökümü ve enkazının kaldırılması işine ilişkin yükümlülüklerinin ihale şartnamesinin 15 maddesi'nde düzenlenmiş olduğu ve dava dilekçesinde tüm işlerin şartnamenin anılan maddesi kapsamında davacının ifa etmekle yükümlü olduğu borçlar olduğu, somut olayda, davacı ile idare arasında bağıtlanmış satış ve hizmet sözleşmesi unsurlarını barındıran karma nitelikte bir sözleşme kurulmuş bulunduğu,

davacının hurda niteliğindeki geminin söküm ve enkazının kaldırılması işlemlerini şartnamedeki koşullara uygun şekilde yerinde getirmeyi taahhüt ettiği, idarenin de hurda niteliğindeki geminin taşınır mülkiyetini 640.000,00-TL ihale bedeli karşılığında, üzerindeki hacizler ve her türlü diğer takyidattan ari şekilde davacıya devretmeyi üstlendiği, bu edimlerin karşılıklı olarak yerine getirildiklerinin görüldüğü,

şu halde davacının zarar iddiasını dayandırdığı işlerin, geminin eski maliki adına vekaletsiz iş görme hükümlerine göre gerçekleştirilen iş ve fiiller olmadıkları, idare ile bağıtlanan sözleşmeden doğan edimin yerine getirilmesi kapsamında bulundukları, ne gerçek, ne de gerçek olmayan vekaletsiz iş görme hükümlerinin somut olayda uygulanamayacakları, aynı gerekçe ile TTK'nun 1003 maddesine göre geminin yararlanılabilir enkazının kaldırılmasına,

çevrenin korunmasına ve benzer hususlara ilişkin eski malikin sorumluluğuna, bundan zarar gören üçüncü kişilerin ve 618 Sayılı Kanunu 7/3 fıkrası kapsamında ilgili Liman Başkanlığı'nın gidebileceği, davacının, koşullarını bilerek katılmış bulunduğu ihale nedeniyle ihale şartnamesinden doğan edimlerini yerine getirdiği, bu edimlerin yerine getirilmesinden doğan maliyetin üçüncü kişinin zararı olarak kabul edilemeyeceği, yine mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere somut olayda, TTK'nun 1298/1 fıkrasına göre seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış bulunan su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması faaliyetinin de söz konusu olmadığı,

HMK'nun 266 maddesi uyarınca, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi gereken konularda bilirkişiye başvurulmayacağı, davacının bilirkişi raporuna yönelik hukuki mahiyetteki itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınmasına yasal olanak bulunmadığı, davacının ne kurtarma, ne vekaletsiz iş görme, ne de zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla davalının sorumluluğuna gidemeyeceğinin saptanmış olması karşısında, zararın tespitine yönelik mali inceleme yapılmamış olmasının sonuca etkisi bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle;

ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönelik hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle.

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1902, K. 2025/717, 2 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1902
Karar No
2025/717
Tarih
2 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1905 K.2025/718
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1912 K.2025/460
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1914 K.2025/402
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2022/1915 K.2025/734
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/1915 K.2025/719
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1922 K.2025/436

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.