İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/335 K.2024/1018

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2022/335Karar2024/1018Tarih6 Haziran 2024Okuma28 dk · 5.643 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
6 Haziran 2024
Dosya no
2022/335 Esas
Karar no
2024/1018 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2020/75 Esas - 2021/516 Karar
Tarihi
31/03/2021
Dava
Ticari Şirket (Anonim Şirketin Genel Kurul Kararının İptali İstemli
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.643 kelime·28 dk okuma·6 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davaya konu ...

A.Ş.' de 22.11.2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurul toplantısı tutanak ve eklerinde genel kurulla ilgili itirazlarının dilekçe ekinde verildiğini, davalı şirket yönetiminin, taleplerinin değerlendirilip, cevaplanmak yerine ... şirketinin oylarını da arkalarına almak suretiyle şirketin faaliyetleri, idari ve mail konularda sorulara cevapsız bırakarak TTK 437 ve TTK 357 maddelerindeki iyi niyet ve dürüstlük kurallarını ihlal ettiklerini,

....'yi temsil eden Av. ... ile ortaklardan ... temsilen genel kurula katılan Av. ...'in davacıya karşı birden çok davada taraf olmaları yüzünden Genel Kurulda gerekli tarafsızlık ilkesini iptal ettiklerini savunduklarını, bu hususun genel kurul tutanakları 7.maddesi ve eklerinde somut şeklide ortaya çıkarıldığını, yönetim kurulu görevini yürüten ve yeniden seçilen ... hem ... hem de ... oylarıyla ibra edilmesinin de her iki kişinin de ...'un yönetimi dışında gibi gözükmelerine rağmen,

doğrudan şirketin tüm yetkilerini kullanarak karar veren kişilerle aynı olması yüzünden hem de TTK 436 oydan yoksunluk ile 395 ve 396 rekabet etmeme ilkelerini şekil açısından olmasa da iyi niyet ve dürüstlük ilkeleri açısından ihlal ettiklerini, Bu çerçevede, yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2018 yılı faaliyet raporunun kanuna aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından hazırlanan yıllık faaliyet raporunun Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmeliğe uygun olmadığını, raporda yer alan ve yönetim kurulu tarafından TTK. m.519/2.c hükmü uyarınca ödenmesi zorunlu olan kar paylarının dağıtılmaması önerisinin,

kanuna ve TTK 515 çerçevesinde dürüst resim ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle anılan faaliyet karının kabulünün kanuna aykırı olduğunu iptalinin gerektiğini, şirketin son 5 yıllık Gelir Gider Tablosu incelendiğinde, şirket tasfiye seviyesine atıl bir durumdayken ... desteği ve iş, sermaye, uzman insan kaynağı, varlık ürün geliştirme ve müşteri pas etme yöntemleri ile şirket Grup şirketleri, ... ve ...

A.Ş. üzerinden haksız kazanç sağladıklarını,davaya konu ortaklıkta hakim şirket konumunda olan ... A.Ş.'de yönetimi ele geçirmiş olan ortakların, önce iki ana ortağın 2000 yılında kurdukları %50 eşit pay sahibi oldukları ... Ltd. Şti. nin tüm hak ve varlıkları ... A.Ş. ye akabinde de ...

A.Ş. ile ... yakınlarına kurdurarak dışarıdan yönetmekte olduğu Intekmar Şirketine aktarıldığı süreç yaşandığını, Finansal Tabloların, TTK 424 ve ilgili mevzuat gereğince gerçeği yansıtmadığını, finansal tablolar ile faaliyet raporlarının birbirine uyum sağlamadığını, bu yüzden TTK 424 gereği iptalinin gerektiğini, dava konu şirketin gelir tablosu ile finansal tablolar arasında farkların bulunduğunu, bunun da TTK 515 maddesine aykırılık teşkil ettiğini, ...

A.Ş.' nin 2015-2016 yıları mukayeseli Bilanço Tablosu ile 2015-2016 yılı faaliyet raporunda yer alan Bilanço Tablosundaki alacak ve borç kalemleri arasında farklılıkların mevcut olduğunu belirterek genel kurul tutanağı sıra numarası itibarıyla Md. 3 Faaliyet Raporu, Md 4 Mali Tabloların ve Md 5 Kar Dağıtımı ile Md 6 yönetim kurulunun ibrası ile Md 8 deki yönetim kuruluna TTK 395 ve 396 maddelerine göre izin verilmesi ile ilgili yapılan oylama ve ibra kararlarının iptal edilmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Dava dışı ...

Ltd.Şt., davacı ile ... % 50 şer payla ortak oldukları bir kuruluş olup, 2009 krizinden sonra bir finansal kira sözleşmesi ile satın aldığı fabrikanın borçlarının ödenebilmesi için kefaletleri olan diğer yetkililerin desteği ile ayakta tutulmaya çalışılan bir firma olduğunu, ancak şirketin böyle bir durumda iken, 2016 yılında sona eren temsil ve ilzam yetkisinin yenilenmesi için davet edilen Ortaklar Kurulu toplantısına davacının katılmaması ve eskisinin tekrarı şeklinde hazırlanmış olan yazılı metnin de katılma yolu ile imzalamaması sonucunda şirket, önemli bir borç yükü ile idaresiz ve faaliyetsiz ortada bırakıldığını,

bunun sonucu olarak da finansal kira borçları yine eskisi gibi desteklerle ödendikten, fabrika binası borçtan kurtarıldıktan sonra da tasfiye davasına konu olduğunu, davanın devam ettiğini, şirketin mahkemece atanan İdare ve Temsil yetkili Kayyum ...'nin idare ve gözetiminde olduğunu, bu nedenle davacının bu şirket hakkında ne herhangi bir talep de bulunma hakkı ve ne de yetkisinin olduğunu, bunun muhatabı kayyum olduğunu, bir inceleme gereği var ise talep hakkının da kayyuma ait olduğunu, yine dava dışı, İntekmar Şirketi hakkındaki davacının iddiaları da kendi hayali düşüncelerinin ürünü olduğunu,

başkalarına ait bir şirketin ne kuruluşu ve nede faaliyetleri hakkında bir bilgilerinin ve yine başkalarına ait şirket adına bir açıklama yetkilerinin bulunmadığını, şirket hesaplarının genel kuruldan 15 gün önce incelemeye açılmadığı ve faaliyet raporunun gönderilmediği bu nedenle incelenemediği iddialarının da ciddiyetten uzak, tamamen hilafı hakikat olduğunu, 2018 olağan genel kurul 22.11.2019 tarihinde yapıldığını,

ilgili yasada 15 gün önceden denilmesine rağmen 30 gün önceden gündem ve faaliyet raporu ile mali tabloların şirket merkezinde incelemeye açıldığını ve bu hususun 22.10.2019 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, ayrıca 17.10.2019 tarihinde yeni gün gazetesinde ilan edildiğini, gündem toplantı gün yer ve saati ile birlikte aynı kayıtları içeren genel kurul çağrı mektuplarının ortakların adreslerine 23.10.2019 tarihinde Tuzla postanesinden iadeli taahhütlü olarak gönderildiğini, bunlarla da yetinilmeyerek faaliyet raporu,

finansal raporların 30.10.2018 tarihinde 22 gün önceden incelemesi için davacıya imza karşılığında elden teslim edildiğini, genel kurul tutanağına eklenen sorulardan bunların incelenmiş olduğunun açıkça anlaşıldığını, yönetim kurulu tarafından genel kurula sunulan faaliyet rapor ve mali raporun tam da davacının dilekçesindeki yönetmelikten atfen tanımladığı gibi şirketin ilgili yıla ait faaliyetlerinin her yönü ile finansal durumu doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtıldığını, davacı aksi düşüncede ise, bunların hangi hesabın hangi kaleminde yer aldığını,

yanlış ya da eksikliğin ne olduğunu net olarak ortaya koyması gerektiğini ve iddiasını destekleyen delilleri açıklaması gerektiğini, bunun yapılmadığını buna karşın "beş yıl da 40 milyon TL, seviyesine ulaştığı tahmin edilen şirket varlığı kaybı gibi temelsiz iddiaların ortaya atıldığını, ayni ve nakdi sermayesinin yakın tarihe kadar 100 bin TL geçen yıla kadar 600 bin TL olan ve hangi zorunlu şartlarda sermaye artırımı mecburiyetinde kalındığının da ilk bölümde açıklanan bir şirketin, bırakınız kaybını önce nasıl olup da 40 milyon TL varlık edinmiş olabileceğinden iddialarının bile fazlaca izaha muhtaç olduğunu,

yönetim kurulu üyelerinin ibrası için gerekli oy nisabının mevcut olduğunu, şirket ana sözleşmesinden herhangi bir oydan yoksun payın olmadığını, davacının işine gelmediği gerekçesi ile hiçbir pay sahibinin oy hakkını kısıtlamaya da yasal dayanağının bulunmadığını, geçmiş yılları zararla kapamış, bu nedenle de daha bir yıl önce zorunlu sermaye artırım yapmak zorunda kalmış, buna ek olarak yeni bir faaliyete başlamış olan ve yaptığı bu yeni iş için henüz yeterli sermayesi olmayan şirketin, ilk yılın sonunda kar dağıtımı ticaretin kuralları ile örtüşmediğini,

bu konuda genel kurulda söz alan yönetim kurulu başkanının da tutanakta görüldüğü gibi, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlar ve sektördeki belirsizlikler nedeni ile kar dağıtımı yapılmaması ve olağanüstü yedeklerde tutulmasını, önerirken gerekçelerini de sıraladığını, 2018 yılındaki hafif ticari araç satışındaki %45 civarındaki daralma 2019 yılında %65 seviyelerine çıktığını, 2020 yılında süren bu daralmanın üstüne son Coronovirüs Pandemisi ile tüm dünyada üretimlerin durduğunu, satışların sıfır noktasına indiğini,

yönetim kurulunun ve genel kurulun kâr dağıtmamakla ne kadar basiretli davrandığı ve yüksek yargının emsal kararlarının gerekçesine harfiyen de uyduğu bu şekilde ortaya çıktığını, TTK 395 ve 396.maddelerle ilgili iddialarına gelince, ne dava konusu dönemde ne de ondan önceki dönemlerde hatta halen dahi yönetim kurulu üyelerinden herhangi birisinin doğrudan yada dolaylı olarak davalı şirket ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını, birkaç yıl önce yine davacının hissedarı olduğu bir başka şirketin genel kurulunda teklif ve buna uygun olarak genel kurul kararı metni zuhulen yasanın tarifinden biraz farklı yazılınca,

o genel kurul için açılan davada raporu hazırlayan bilirkişi izin kapsamının geniş tutulduğu gerekçesi ile metnin yasaya uygun olmadığını bildirdiğini, Davacının da açtığı her davada bunu ileri sürdüğünü, oysa bilirkişinin uyarış ile sonraki yıllarda yapılan genel kurullarda o metnin hemen değiştirildiğini ve yasadaki şekli ile oya sunulduğunu, bu genel kurullarda da kabul edilen metnin de aynen TTK.

395 ve 396.maddelerde yazılı hükümler olduğunu, yasaya uygunluğun bir iptal sebebi olamayacağını belirterek davanın ve davacının inceleme istemlerinin önce sukutu hak süresinden sonrasında da esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 31/03/2021 tarih 2020/75 Esas - 2021/516 Karar sayılı kararında.

"Dava, anonim şirkette genel kurul kararlarının iptali taleplidir.6102 sayılı TTK'nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” Aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446. maddesi ise genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlemiş olup,

anılan maddede toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açabileceği belirtilmiş olup, bu husus dava şartıdır.

Ayrıca bir karara muhalefet olunması ve muhalefetin tutanağa geçirilmesi yolundaki dava şartının gerçekleşebilmesi için muhalefetin alınan karardan sonra tutanağa geçirilmesi gerekmektedir.Davalı şirket merkezinin Tuzla olduğu, iptali istenen genel kurul kararlarının 22/11/2019 tarihli olup, 21/02/2020 dava tarihi itibariyle üç aylık hak düşürücü süre içinde iptal davasının açıldığı, dava ve karar tarihi itibariyle davacının, davalı şirketin ortağı olarak aktif husumetinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

Dava şartlarının tamam olduğu görülerek esasa geçilmiş, tarafların delilleri usulünce toplanmıştır. Davacı, genel kurulda kendini vekille temsil ettirmiş. 3,4,5,6,8 nolu kararlarda olumsuz oy kullanmış, muhalif olduğunu belirtmiş ve tutanağa geçirtmiştir.22/11/2019 tarihli 2018 yılı olağan genel kurulunda özetle.

3 nolu kararda faaliyet raporu, 4 nolu kararda mali tablolar, 5 nolu karada kar dağıtmama kararı, 6 nolu kararda yönetim kurul üyelerinin ibrası, 8 nolu kararda da yönetim kurulu üyelerine TTK.nun 395,396 maddeleri uyarınca yetki verilmesi konuları görüşülerek oylanmıştır. Davacı, genel kurulda kendini vekille temsil ettirmiş.

3,4,5,6,8 nolu kararlarda olumsuz oy kullanmış, muhalif olduğunu belirtmiş ve tutanağa geçirtmiştir.Bir mali müşavir, bir nitelikli hesap uzmanı bilirkişi marifetiyle şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmış, bilirkişiler 02/02/2021 tarihli raporlarında her bir madde özelinde inceleme yaparak özetle, 2018 yılı olağan genel kurul toplantısında ayınan 3,4,5,6,8 nolu kararlarda iptal koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir.Bilirkişi raporuna karşı davacı vekilinin itiraz ettiği görülmüşse de bunlar esasa etkili görülmemiş, ek rapor alınmasına da ihtiyaç duyulmamıştır.

Kısaca davacının itirazlarının tartışılmasında fayda vardır.Davacının, genel yönetim gideri olarak 370.042 TL tutarın faaliyet raporunda yer alması ve onaylanmasına dair, satışın 8 kat artmasına rağmen faaliyet karının %44 ten %19 a düşmüş olmasına dair kimi itirazları şirket yöneticilerinin sorumluluğu davasının konusu olacak türdendir. Yine, davacının kar payı dağıtılmaması kararının iptali istemi de yerinde görülmemiştir.

Yargıtay, 11 HD’nin 2018/4050 E, 2020/2455 K sayılı kararda da belirtildiği üzere, karın dağıtılıp dağıtılmaması, bir kısmının yedek akçe olarak ayrılması genel kurulun münhasır görev alanı içinde kalmakta olup, ana sözleşmede de karın belli bir oranda dağıtılmasının zorunlu olacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Her ticari şirket gibi davalı şirketin de ana gayesi kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır.

Ancak şirket(genel kurul) zararlarının karşılanması, yatırım yapılması ihtiyacı veya somut olaydaki gibi ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlar ve sektördeki belirsizlikler gözetilerek kar payının dağıtılmamasına karar verebilir. Şirketin sermayesinin güçlü olması da kümülatif olarak tüm ortakların menfaatinedir.

(Y, 11 HD, 2016/6510 E, 2017/1252 K) Dosyaya delil olarak sunulan başka raporlardan anlaşıldığı üzere 2015 yılını zararla kapadıktan sonraki iki yıl kara geçmeye başlayan şirkette, kar payı hakkının özünün zedelenmesine sebebiyet verecek türde uzun yıllar devam eden bir ‘kar dağıtmama kararı’ durumu da yoktur.Davacının bir başka itirazı yönetim kurulunun ibrasında usulsüz oy kullanılmış olmasıdır.

TTK.nun 436/1. maddesine göre “pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz”.

Aynı kanunun ikinci maddesi de “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz” şeklindedir.

Davacı, TTK.nun 436/2 maddesi uyarınca ...’ın fiilen şirket yönetim kurulu üyeliği yaptığını ileri sürerek kendi adına ve ... şirketi adına ibra oylamasına katılmasına itiraz etmişse de dava dışı şirketin sicil kayıtlarına göre ...AŞ nin şirket yetkilisi ... ’dur. Kaldı ki bu dava dışı şirket ortağın hakimiyeti altında olduğu kabul edilse dahi, ibra yasağı sadece şirket ile ortağı olduğu veya hakimiyeti altında olan şirket arasındaki iş ve işlemleri ihtiva eder.

Aynı zamanda davalı şirket ortağı olan ...AŞ, tüzelkişiliğe sahip başka bir şirket olmakla, yönetim kurulu üyeleri hakkında oy kullanılmış olmasında yasaya göre bir aykırılık veya iyiniyet ve dürüstlük kurallarına bir aykırılık görülmemiştir. ...’ın adeta davalı şirketin gizli yöneticisi olduğu iddiası da, ibra oylamasının yasaya uygunluğu denetlenirken, esasa etkili değildir.

Davacının sair itirazları ve özel araç üst yapı üretimi dalında uzman otomotiv sektöründe bir mühendis marifetiyle inceleme yaptırılması talepleri de yerine görülmemiş, genel kurulun iptali koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

Açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde davanın reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, davacının 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının 3,4,5,6,8 nolu kararların iptali taleplerinin reddine; karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece eksik inceleme yapıldığını sadece rutin defter, kayıt ve ilgili mevzuatta vaz edilmiş nisaplar dikkate alınarak, isim listesi verilen tanıklar dinlenmeden hüküm kurulduğunu 08/07/2020 tarihli dilekçeleri ile Tarihli dava dilekçesinde dayandıkları tanık delili yönünden, tanık listesi sunulmasına rağmen taleplerine ilişkin ara karar verilmeden tahkikatın sonlandırıldığını, Delil niteliğinde olup, celbi talep edilen bazı dava dosyalarının incelenmediğini, incelenenlerin ise kararda zikredilmedikleri için,

hükme esas olacak bir gerekçeye argüman olmadıklarının kaale alınmadıklarının anlaşıldığını, davalı şirketin 2018 yılı yılı faaliyet dönemine ilişkin açılan ve 12 ATM'nin 2019/868 esas sayılı dosyasında görülen özel denetçi tayini taleplerine ilişkin dava dosyasının celbedilmediğini, İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/910 esas sayılı ve halen istinaf incelemesinde olan 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talebiyle açtıkları dava ddosyasının celbedilmediğini, mahkemenin yalnızca şirket yöneticileri aleyhine açtıkları ve reddedilen,

temyiz incelemesinde olan İstanbul 9 Asliye ticaret mahkemesinin 2017/1024 esas sayılı dosyasını celbettiğini, Mahkeme'nin, iptalini istedikleri bir kararın "İptali talep edilen kararla ilgili konuya ilişkin 'bir kısım itirazlarımızın', şirket yöneticilerinin sorumluluğu davası olacak türden olduğu," gerekçesi ile iptali istemini reddetmesinin eksik inceleme sonucu olduğunu, İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/868 esas sayılı dava dosyasına verdikleri 29/03/2021 ve 31/03/2021 tarihli beyan dilekçelerinin bu dosyaya da sunulmuş olmasına rağmen mahkemece incelenmediğini,

Davalı şirketin 5 Yılda yaklaşık 40 Milyon TL'ye ulaşan ulaşan şirket varlığı kaybı iddiaları ile ilgili olarak, bir kısmı davalı şirketin de yöneticisi ve pay sahibi olan kişiler hakkında dava dışı grup şirketlerden ...

Limited Şirketi'nin uğradığı zararın şirkete ödenmesi talebi ile açtıkları dava ile ilgili beyanlarının ve bu yöneticilerin davalı şirkette de benzer dürüstlük kuralına aykırı kararlar alınmasına sebep olduklarına ilişkin iddialarının bilirkişiler ve mahkeme tarafından inceleme konusu yapılmadığını, bilirkişi heyetinin, "..bazı konuların incelenmediği,

ayrıntılı incelemeye muhtaç olduğu.." hususundaki tesbitlerinin bu konuyu da ilgilendirdiğinin açık olduğunu, İptali talep edilen kararlar başta olmak üzere, bazı kararların müzakere edilmesi ve sağlıklı bilgi ile oy kullanılmasının, bilgi alma ve inceleme hakkı ihlalleri nedeni ile mümkün olmadığını, müvekkilinin ayrıntılarına vakıf olmadığı hususlarda oy vermek zorunda bırakıldığını, aynı faaliyet yılına ilişkin açılan ve yukarıda bahse konu edilen, 12. ATM'nin.2019/868 esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda, davacının bilgi alma ve inceleme hakkı ile ilgili birçok sorusuna verilen cevapların,

kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı cevaplar olması ya da hiç cevap alınamayışı nedeni ile "ihlaller" tesbit edildiğini, pek az sorunun cevaplandırıldığı kanaati sunulduğunu, iptal koşullarına dair ispat yükü üzerinde olan davacının, en basit bilgilere dahi ulaşamadan iddialarının isbatı hususunda çaresiz kaldığının mahkemece anlaşılamadığını, bu hususa ilişkin, Bilirkişi Raporunda "Davacı tarafın iddialarının şirket kayıtlarında detaylı bir inceleme yapılmasını gerektirmesi ve denetim aşamasında bu yönde bir tespit yapılmadığı,

faaliyet raporuna ilişkin mevzuatta öngörülen şekli bir eksikliğin bulunmadığı dikkate alındığında davacı iddialarının ispata muhtaç olması sebebiyle genel kurulun 3 ve 4 Gündem maddelerinde alınan kararların iptal şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmaktadır." denildiğini, İstanbul 12 ATM dosyasında 2018 yılı ile ilgili bilgi alma ve inceleme hakkının tam olarak kullanılamadığı tespiti ile mahkeme tarafından görevlendirme ile Sn. Prof.

Dr. ... tarafından hazırlanmış 3 Mart 2021 tarihli rapor ile birlikte inceleme sırasında muhasebe kayıtlarından içerik açısınden gerçeği yansıtmayan ve grup şirketlerinden davalı ...

AŞ.ye şirket hakim ortakları tarafından varlık aktarılması ile ilgili somut bilgi ve belgelerin, mahkemeye karar duruşmasından önce teslim edilmiş olmasına rağmen inceleme konusu yapılmadığını,İş bu davada alınan bilirkişi raporu ile, İstanbul 12 ATM'nin 2019/868 esas sayılı Davalı şirketin 2018 mali yılına yönelik bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılası davası kapsamında yapılan inceleme sonuçları birbiri ile çelişmesine rağmen, mahkeme tarafından değerlendirilmeye alınmadığını, Davalı şirket yöneticilerinin, şirketin neredeyse tamamını kontrol eden (...

Payları ile) ortağın oyları ile kanunu dolandıklarını, yönetim kurulu’nda ve yönetim dışında(oydan yoksunluk engeline takılmamak için) binde paylara sahip “hatır ortakları”nın oyları ile işbirliği yapılarak karşılıklı görev ve menfaat temini, hâkim ortağın yönetim kuruluna girmeden şirketi arka plandan yönetmesi şeklinde, “kanuna karşı hile”yolu ile yapılan işlemler olduğunu, (diğer küçük ortakların da rızası varmış gibi algı yaratma) davalı şirket yönetim kurulundaki üyelerin kullanabildiği 47.49 oy ile yönetim kurulunu dışarıdan destekleyen 922.51 oyun toplamı olan 970 oyun;

ibra ile ilgili oylarda, oydan yoksunluğa ilişkin zorunluluklar hariç, tüm kararların alınmasında firesiz bir şekilde davacıya ait 30 olumsuz oy haricinde olumlu oy şeklinde kullanıldığını, bunun ilk bakışta( bilirkişilerin de yüzeysel bakışı ile ) nisaplara, kanuna, yönetmeliğe uygun olduğunun göründüğünü, ancak birbirlerini destekleyen bu iki gruptan binde paylı ortakların, bu destek sayesinde, davalı şirkette ve diğer grup şirketlerinde, ilişkili şirket, hâkim-bağlı şirketlerin birinde veya birden fazlasında yetki, paysahipliği, maaş, hakkı huzur, araç, sağlık, kârpayı vb. menfaatleri, eşzamanlı ve (bazıları mükerrer)elde etiklerini,

çekişmeli ortak ve hâkim şirket ...’tan sonra en çok paya sahip Sn....’a da şirketin tek hâkimi olma ve perde gerisinden yönetme imkânı verdiklerini, Gerekçeli kararda oydan yoksunluğa etkisi itibarı ile, "Hakimiyet İlkesi ve Hakimiyet Karinesi" konusunda yapılan açıklamalara, bilhassa ibra ve TTK.Md.395 ve 396 ya göre izinlerin verilmesine dair oylamalar konusunda mahkemenin gerekçelerine katılmanın mümkün olmadığını, mahkeme gerekçesinde"..Davacı,

TTK.nun 436/2 maddesi uyarınca ...’ın fiilen şirket yönetim kurulu üyeliği yaptığını ileri sürerek kendi adına ve ... şirketi adına ibra oylamasına katılmasına itiraz etmişse de dava dışı şirketin sicil kayıtlarına göre ...AŞ nin şirket yetkilisi ...’dur. Kaldı ki bu dava dışı şirket ortağın hakimiyeti altında olduğu kabul edilse dahi, ibra yasağı sadece şirket ile ortağı olduğu veya hakimiyeti altında olan şirket arasındaki iş ve işlemleri ihtiva eder.

Aynı zamanda davalı şirket ortağı olan ...AŞ, tüzelkişiliğe sahip başka bir şirket olmakla, yönetim kurulu üyeleri hakkında oy kullanılmış olmasında yasaya göre bir aykırılık veya iyiniyet ve dürüstlük kurallarına bir aykırılık görülmemiştir. ...y’ın adeta davalı şirketin gizli yöneticisi olduğu iddiası da, ibra oylamasının yasaya uygunluğu denetlenirken, esasa etkili değildir..." denildiğini, davalı paylarının %49,63 üne sahip ...

AŞ.de; kendi payı olan %49,4 ve menfaat birliği ile kendisi yanında hareket eden %1,2 pay sayesinde dava dışı şirkete de fiilen hakim olan Sn....'ın, davalı ...

AŞ. deki %40,72 paylarını da buna dahil etmenin verdiği dolaylı hakimiyet sayesinde, hem hâkim ... ve hem de bağlı ... istediği kararların tümünü ve hepsini de aynı nisapla aldırabiliyor olmasının,"..esasa etkili olmadığı"na kanaat getirebilmenin hayli zorlama ve sadece lafzi bir yorum olarak göründüğünü, bu hususu böyle yorumlamanın, sermaye şirketlerinde hakim payları ele geçiren veya kontrol edebilen bazı kötüniyetli paysahipleri karşısında;

daha az paylara sahip olan küçük ortakların, bırakınız karar iptal ettirme girişimini, en temel ve vazgeçilmez paysahipliği haklarını dahi işlemez hale getireceğinin açık olduğunu, tek başına, şirket bilgi ve belgelerine, bilhassa hiçbir zaman verilmeyen "detay mizan" nedeni ile alt kırılımlara dair bilgilere ve dolayısı ile gündeme dair kararlara ne yönde oy vereceği hususunda yeterli veriye sahip olmadan oy kullanmak zorunda kalan bu paysahiplerinin(azlık dahil), haklarının korunması noktasında(isbat yükünü de dikkate aldığımızda) yalnız bırakıldıklarını,

seyirci olmaktan öteye geçemediklerini,Bilirkişi heyet raporu'nun önemli ölçüde karara müstenidat yapıldığını, ancak, bazı hususlara raporda ve kararda değinilmediği, itiraz gerekçeleri ve bunlara etki eden hususların dikkate alınmadığına dair açıklamalarının, bilhassa "Kanunun lafzına uygun gibi görünse de, ruhuna ve dürüstlük kurallarına, iyiniyete aykırılık ihtiva ettiğine dair iddialarının aynı olduğunu, yerinde yapılan incelemede, bilirkişiye yaptıkalrı öneri ile,

atölyelerin gezilerek bilhassa Ar-Ge konusunda çalışanlara da sorular sorulması ve davalı şirketin burada bahse konu bir üretimi yapabiliyor olmasının teknoloji ve teçhizat anlamında mümkün olmadığı ile dava dışı(hâkim şirket) ...

AŞ.ile içiçe girmiş bantların görülmesi isteklerinin kabul edilmediğini, bunun üzerine taraflarınca yapılan gezi ile mahkemeye arzettikleri saptamalarının gerekçeli kararda kaale alınmadığını, Temel ve II.Kâr Payı dağıtımı ile ilgili açıklamalarına dairmahjkeme gerekçesinin, muhtelif Yargıtay kararları ve doktrindeki görüş farklılıkları nedeni ile afaki olduğunu, bu şekilde yorumlanmasının, şirket yönetimini ve hakimiyetini elinde bulunduranlara koz verecek, son derece sakıncalı sonuçlar içerebileceğini, bu takdirde dağıtımın, bazıları paysahibi olmayan yöneticilerin tekelinde ve inisiyatifinde kalacağını, bunun ise,

az da olsa bir beklentisi olan paysahibinin sükut-u hayale uğraması bir yana, tasarruf ve yatırım azmini kıracağı aşikâr olup, 6102 S.TTK.da yapılan değişiklikle de bağdaşmadığını, İbra ve TTK.Md.395-396 ya göre izinlerin verilmesi maddelerine ilişkin olarak rapora itiraz ve huzura sundukları bu dilekçedeki açıklamalarla iktifa ettiklerini İleri sürerek, yukarıda açıklanan gerekçelere istinaden;

ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına ve yeniden yapılacak yargılama ile talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yeni bir karar verilemez ise, kaldırma gerekçelerinin gözetilerek yeniden yargılama yapılmak üzere, dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 22/11/2019 tarihli 2018 yılı faaliyet dönemi olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6, 8 nolu kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece tanık listesinde bildirilen tanıkların dinlenilmediği, davalı şirketin 2018 yılı yılı faaliyet dönemine ilişkin bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması talebiyle İstanbul Anadolu 12 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açtıkları 2019/868 esas sayılı dosyanın ve bu dosyaya giren inceleme tutanaklarının ve beyan dilekçelerinin celbedilmediği,

davalı şirketin 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talebi ile İstanbul Anadolu 9 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan 2018/910 esas sayılı ve halen istinaf incelemesinde olan dosyanın celbedilmediği, yalnızca şirket yöneticileri aleyhine açtıkları ve reddedilen, temyiz incelemesinde olan İstanbul Andolu 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1024 esas sayılı dosyasını celbedildiğini, bu dosyanın ise incelenmediği, eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, bilirkişi raporunda, davacı iddialarının şirket kayıtlarında detaylı inceleme yapılmasını gerektirdiği,

faaliyet raporunda mevzuatta öngörülen şekli bir eksikliğin bulunmadığı belirtilmesine rağmen, genel kurulun 3 ve 4 nolu gündem maddelerine ilişkin yüzeysel incelemeye dayalı raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğu, davalı şirket ortaklarından ...'ın şirkette hakim ortak olduğu gibi, şirket ortaklarından ... şirketinin de hakim ortağı olması nedeniyle, şirketi fiilen yönetiyor olması ve şirketin diğer ortak ve yöneticilerine menfaatler sağlıyor olması karşısında, dürüstlük kuralı gereği oydan yoksun tutulması gerektiğine yönelik iddialarının değerlendirilmediği,

bu çerçevede dava dışı bu ortağın şirket yöneticilerinin ibrasında ve TTK'nun 395 ve 396 maddelerine göre yönetim kuruluna izin verilmesine yönelik kararlarda oydan yoksun tutulması gerektiği, faaliyet raporu ve bilançolarda gösterilen ar-ge giderlerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının değerlendirilmediği, temel kar payı haklarının kısıtlanamayacağına yönelik iddialarının dikkate alınmadığı yönündedir.

Dava konusu genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli incelendiğinde, 1.000.000,00-TL şirket sermayesinin tamamını temsil eden payların toplantıda hazır bulundukları, davacının şirketteki sermayesi ve pay adedinin 30.000,00-TL karşılığı 30.000 adet olduğu, davacının toplantıda vekaleten ... tarafından temsil edildiği, genel kurul toplantısına çağrıda yer alan gündemin görüşüldüğü ve karara bağlandığı, 21/02/2020 dava tarihi itibariyle, TTK'nun 445 maddesinde düzenlenen üç aylık hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.

İptali talep edilen 3 nolu genel kurul kararı " 2018 yılı faaliyetleri hakkında yönetim kurulunun faaliyet raporunun genel kurul öncesi ortaklara yasal süreçler içerisinde gönderildiği ve şirket merkezinde incelemeye hazır bulundurulduğu görülmekle, faaliyet raporunun okunmuş sayılması hususu resen oylamaya sunuldu. Bu arada söz alan ... 'de aynı konuda önerisi olduğunu bildirdi. Oylamaya geçildi.

Yapılan oylama sonucunda oy birliği ile 2018 faaliyet raporunun okunmuş olmasına karar verildi. Bu arada söz alan ... genel kurulun görsel ve sesli olarak kayda alınmasını talep ediyorum, dedi. Talebi oylamaya sunuldu. Yapılan oylama sonucunda öneri, 970.000 ret oya karşılık 30.000 kabul oyu aldı. Bu sonuçlara göre önerge reddedildi. Söz alan ..., soracağım soruları yazılı olarak hazırladık, dedi. Tamamını okudu ve yine 12 soruluk, 2 sayfadan ibaret yazı verdi.

Bunların 10 gün içerisinde cevap verilmesini istiyoruz, 10 günün sonunda cevaplandırmamın ret, noksan, TTK 437/2 kriterlerine uygun olup olmadığı temsil ettiğim pay sahibi tarafından değerlendirilip kendisinin takdirine göre 437/5 kapsamında bilgi alma ve inceleme hakkı ihlali davasını açmak üzere yasal sürelerin cevap yönünden başlatacağımızın bilinmesini yasal haklarımızın saklı olduğunu belirtti. Alınan yazı tutanağa eklendi.

Yönetim kurulu başkanı ... inceleyip, gerekirse kendilerine bilgi veririz, dedi. Yazının bir örneği, yönetim kurulu başkanlığına sunuldu. Başka söz alan olmadığından müzakere sona erdi. Oylamaya geçildi. Yapılan oylama sonucunda şirketin 2018 yılı faaliyetleri 970.000 kabul oyuna karşılık, ... “ın 30.000 ret oyu ile ve oy çokluğuyla kabul edildi." şeklindedir.

İptali talep edilen 4 nolu genel kurul kararı "2018 yılı finansal tablolarının okunması maddesinde bir önceki maddede olduğu gibi yasal süre içerisinde ortaklara gönderildiği şirket merkezinde ayrıca incelemeye hazır bulundurulduğu anlaşılmakla ve ... de bu doğrultudaki önerisi oylamaya sunuldu. Yapılan oylama 2018 yılı finansal tabloların (Bilanço ve Gelir Tablosu hesaplarının okunmuş çokluğuyla kabul edildi. Müzakereye geçildi.

Söz alan ..., detay mizan talebimize cevap verilmemiştir. Biz mali tablolar ile ilgili bir çalışma yaptık. Ancak bu çalışmanın doğru sonuçlar alabilmesi için detay mizana ihtiyacımız vardı. Bu olmadığı için incelemelerimiz eksik kaldı Bu nedenle genel kurulun 420.maddeye uygun olarak ertelenmesini talep ediyoruz, dedi. Söz alan yönetim kurulu Başkanı ..., bizden bu konu ile ilgili herhangi bir istemde bulunulmamıştır. Bu konu ile ilgili yazı almadık.

Ancak elimizde mevcut detaylı mizam örneği vardır. Bir örneğini ...'a takdim ediyorumi dedi. Söz alan ..., şirket faaliyet dönemi içerisinde, 1.000.000-TL sermaye ile 567.745,24 TL kar elde etmiştir. Yönetim kuruluna sadece teşekkür etmek gerekir, dedi. Başka söz alan olmadığından, önce ... 'ın önergesi oylandı. Önerge TTK'nın 420. maddesinin 1. fikrasına uygun olmadığından ... 'ın 30.000 kabul oyuna karşılık, 970.000 ret oyu ile oy çokluğuyla reddedildi. ... söz aldı.

Soracağımız sorular ile ilgili yazılı bir metin hazırladık, önce okuyacağım dedi, okudu ve 6 sorudan ibaret 1 sayfalık 22.11.2019 tarihli bir yazı verdi. Bir örneği yönetim kurulu başkanlığına verildi. Söz alan yönetim kurulu başkanı ... , bu soruların birçoğunun cevabı verilen finansal tablolarda mevcuttur. Konu ile ilgili yazıları değerlendirip, gerekirse kendilerine ayrıca bilgi verilecektir, dedi.

Tekrar söz alan ..., bu sorularımız için genel kuruldan özel denetçi atanmasını talep ediyorum, dedi. Henüz bir cevap verilmeden bu konuda bir karar verilmesine yer almamak ile birlikte usulen öneri sunuldu. Yapılan oylama sonucunda peşinen özel denetçi atanması istemi 30.000 kabul oyuna karşılık, 970.000 ret oyu ile ve oy çokluğuyla reddedildi. Başka söz alan olmadığından, 2018 yılı finansal tabloları (Bilanço ve Gelir Tablosu hesapları) tümü oya sunuldu.

Yapılan oylama sonucunda ... 'ın 30.000 ret oyuna karşılık, 970.000 kabul oyu ile 2018 yılı finansal tablolar (Bilanço ve Gelir Tablosu hesaplan) oyçokluğuyla kabul edildi." şeklindedir. İptali talep edilen 5 nolu genel kurul kararı " 2018 yılı karlılık durumu maddesinde söz alan yönetim kurulu başkanı ..., ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlar ve sektördeki belirsizlikler nedeniyle kar dağıtım yapılmamasını ve olağanüstü yedeklerde tutulmasını önermekteyiz, dedi.

Söz alan ..., TTK 'daki %5 zorunlu kar dağıtılması gerekir. Bu nedenle önergeye karşıyız, dedi. Başka söz alan olmadı. Yönetim kurulunun teklifi oya sunuldu. Yapılan oylama sonucunda 2018 yılı faaliyet dönemi karının dağıtılmamasına ve olağanüstü yedeklerde tutulmasına 970.000 kabul oyuna karşılık, ... 'ın 30.000 ret oyu ile ve oy çokluğuyla kabul edildi." şeklindedir.

İptali talep edilen 6 nolu genel kurul kararı; " Yönetim kurulu üyelerinin 2018 yılı faaliyetlerinden dolayı ibralarına geçildi. Yönetim Kurulu üyeleri kendileri haklarındaki oylamaya katılmadılar. ..." in ibrası için yapılan oylamada: 960.500 kabul oyuna karşılık, 30.000 ret oyu ile ibra edilmesine, ... 'in ibrası için yapılan oylamada: 960.500 kabul oyuna karşılık, 30.000 ret oyu ile ibra edilmesine, ... ibrası için yapılan oylamada.

960.500 kabul oyuna karşılık, 30.000 ret oyu ile ibra edilmesine, ... ibrası için yapılan oylamada: 969.990 kabul oyuna karşılık 30.000 ret oyu ile ibra edilmesine karar verildi. Ayrıca yönetim kurulunun birlikte ibrası için oylama yapıldı. Yönetim kurulu üyeleri ... ile ... , ... vekilleri oy kullanmadılar. Buna göre, 950.990 kabul oyuna karşılık, 30.000 ret oyu ile yönetim kurulu 2018 faaliyet dönemi için oy çokluğuyla ibra edildiler.

Söz alan ...; görüldüğü üzere finansal tabloların oylanması ile TTK madde 424 gereğince bu oylamada, zımnen yönetim kurul ve denetçiler de ibra edilmiş sayılmaktadırlar. Bu konunun değerlendirilmesi ayrı bir mevzudur, dedi. Kanaatimize göre ibralarda oy yoksunluğu hususunda, ikinci büyük pay sahibi olan sayın ...'ın da oylarının kullanılmaması gerekir. Zira sayın ..., ...

A.Ş.'nin üçüncü şahısla ile ilişkileri, kendisinin bu şirketi ve büyük hissedar olduğu diğer şirketi çeşitli platformlarda temsili ve görünüşe güven ilkesi gereği üçüncü şahıslar nezdinde şirketi en yüksek derecede temsil eden kişi, yönetim organı sayılması gerekeceği, bu babdan olmak üzere TTK 436 kapsamında oy yoksunluğuna dahil edilmesi gerektiği sonuç olarak sayın ... ibralarda kullandığı oyların geçersiz olması gerektiği kanaatindeyiz, dedi.

Yönetim kurulu başkanı ... söz aldı. Sayın ...'ın bu ifadeleri kendi görüşleri olup, şirketi, yasalardan aldığı yetki ile yönetim kurulu yönetmek ve idare etmektedir. Yönetim kuruluna hiçbir hissedar herhangi bir konuda müdahale etmemektedir, dedi. Söz alan ..., ... sıtayla; ...' ın kanaati kendilerini ilgilendirir. Burada kanaatlere göre değil, yasalarca düzenlenen hükümlere göre genel kurul yapılmaktadır.

Kaldı ki ... ısrarlara rağmen TTK 422.maddesinde yazılı olmayan hususları ısrarla tutanağa yazdırmak istemektedir. Bunların hiçbirisi kabul edilemez, dedi." şeklindedir. İptali talep edilen 8 nolu genel kurul kararı. "Yönetim kurulu üyelerine, TTK'nın 395. ve 396.maddeleri çerçevesinde izin verilmesi maddesine geçildi. Söz alan ..., bilindiği gibi müvekkilimin ve bazı ... ortaklarının da pay sahibi olduğu ...

A.Ş. ile ilgili tarafımızdan ikame edilmiş bir davada TTK 395 ve 396 ile ilgili maddenin iptali konusunda, dosya bilirkişisi ve aynı gerekçelerle mahkeme kararında "395 ve 396'ya göre izinlerin verilmesinin hukuka ve afaki iyi niyete aykırı bulunması" sonucu ilgili maddenin iptal edildiğini, bu genel kurulda da aynı kabulün yapılması durumunda maddenin iptali için yasal hakkımızı kullanacağımızı, aynı iştigal konusunda ...'un ismine eklenen "otomotiv" sözcüğü ile ... ile rekabet eder hale getirilmesine burada verilecek izin ile yasal zemin ve imkan tanınmış olmaktadır, dedi.

Söz alan ... A.Ş. vekili ..., bahsedilen mahkeme iptal kararına konu olan madde metni ve içeriği ile ilgili karar hali hazırda istinaf incelemesindedir. Dolayısıyla kesinleşmemiştir. Bu sebeple yukarıdaki bildirimin doğru olmadığını değerlendirmekteyiz. Madde metninin TTK” da belirtildiği haliyle kabul ve izin konusunda genel kurulun oylarına arz ederiz, dedi. Başka söz alan olmadığından oylamaya geçildi.

Yönetim kurulu üyelerine TTK' nın 395 ve 396 maddelerinde yazılı olan şekliyle izin verilmesine ...'ın 30.000 ret oyuna karşılık, 970.000 kabul oyu ile ve oyçokluğuyla kabul edildi.” şeklindedir. Tüm kararların TTK'nun 418 maddesinde düzenlenen toplantı ve karar nisabına uygun alındıkları anlaşılmıştır.

6102 sayılı Kanun'un 446/1-a maddesi uyarınca; toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu muhalefet şerhini ayrıca zapta geçirtmesi iptal davasının ön şartıdır. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2021/4897 esas, 2023/671 karar sayılı, 07/02/2023 tarihli. 2021/7942 esas, 2023/1875 karar sayılı, 27/03/2023 tarihli.

2022/6269 esas, 2024/2677 karar sayılı, 02/04/2024 tarihli ilamlarında da kabul edildiği üzere, oylama öncesi peşin muhalefetin öneriye karşı çıkma mahiyetinde olup, TTK'nun 446/1-a bendinde aranan koşulun gerçekleşmesi için karara red oyu veren ortağın, oylamadan sonra bu karara muhalif olduğuna dair tutanağa şerh yazdırması zorunludur.

Somut olayda, iptal davasına konu edilen gündemin 3, 4, 5, 8 nolu kararları incelendiğinde; davacı tarafından oylama öncesi yapılan görüşmeler esnasında sunulan önerilere karşı olunduğu gerekçeleri ile belirtilmiş ve bu kararlarda red oyu kullanılmış ise de, oylama sonrasında bu kararlar için toplantı tutanağına muhalefet şerhini yazdırmadığı anlaşılmıştır. Bu husus özel dava şartı mahiyetinde olup, yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınmalıdır.

Mahkemece iptal davasına konu 22/11/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 8 nolu kararlara karşı açılan iptal davasının TTK'nun 446/1-a bendi ile 6100 Sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 fıkraları uyarınca özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilmesi yerinde olmamış, kamu düzenine ilişkin bu husus dairemizce re'sen nazara alınmıştır( bkz. PULAŞLI, Hasan.

Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Güncellenmiş ve Genilletilmiş 7. Bası, Adalet Yayınevi, Ankara, 2021, s.368, 369).Gündemin yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 6 nolu kararı incelendiğinde, davacının bu karara red oyu kullandıktan sonra söz alarak, muhalefetini zapta geçirttiği, oylamada aynı zamanda paydaş olan şirket yönetim kurulu üyelerinin öncelikle ayrı ayrı ibralarının oylamaya sunulduğu, bu ayrı oylamalarda yalnızca ibrası oylanan üyenin oylamaya katılmadığı, ardından her üç yönetim kurulu üyesinin birlikte ibralarının oylamaya sunulduğu, bu oylamaya her üç yönetim kurulu üyesinin de katılmadığı,

buna göre TTK'nun 436/2 fıkrasında düzenlenen, yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendi paylarından doğan oy haklarını kullanamayacaklarına yönelik hükmün ihlal edilmediği, kararın TTK'nun 418 maddesinde düzenlenen toplantı ve karar nisabına uygun olarak alındığı anlaşılmıştır.

Davacının dava dışı hakim ortak ... yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oydan yoksun tutulması gerektiği yönündeki istinaf sebebi ise, yönetim kurulu üyesi olmayan ortağın hakim paydaş olsa dahi, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanmasına TTK'nun 436/2 fıkrası uyarınca yasal engel bulunmadığı anlaşılmakla yerinde görülmemiştir.

Anılan genel kurul kararının bakımından TTK'nun 445 maddesi uyarınca iptali koşulları oluşmadığından, bu karar yönünden mahkemece talebin esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355, 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; dava konusu genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, ve 8 nolu kararların iptali isteminin özel dava şartı noksanlığından usulden reddine, 6 nolu kararın iptali isteminin ise esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE,İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2021 tarih ve 2020/75 Esas - 2021/516 Karar sayılı kararının HMK'nın 355, 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2- 22/11/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, ve 8 nolu kararların iptali isteminin, TTK'nun 446/1-a bendi ile 6100 Sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 fıkraları uyarınca özel dava şartı noksanlığından USULDEN REDDİNE, 3- 22/11/2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu kararın iptali isteminin ESASTAN REDDİNE,

İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN

4-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediği anlaşıldığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,

İSTİNAF YÖNÜNDEN

9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-Davacı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 50,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş/dönüş masrafı olmak üzere toplam 212,10-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 06/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/335, K. 2024/1018, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. İlk Derece Mahkemesi Yönünden
  8. İstinaf Yönünden
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/335
Karar No
2024/1018
Tarih
6 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2022/336 K.2024/1096
  • İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/337 K.2024/435
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/337 K.2024/1066
  • Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/338 K.2024/406
  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/339 K.2024/484
  • Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/339 K.2024/443

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.