İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/572 K.2024/1438

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2022/572Karar2024/1438Tarih26 Eylül 2024Okuma23 dk · 4.699 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
26 Eylül 2024
Dosya no
2022/572 Esas
Karar no
2024/1438 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2015/1198 Esas - 2021/483 Karar
Tarihi
01/07/2021
Dava
İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.699 kelime·23 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, temlik eden ... A.Ş. dava dışı borçlu ... A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi, davalı borçlu .... A.Ş. tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığını, borç ödenmediğinden kredi hesapları 19.12.2014 tarih ... yevmiye nolu kat ihtarnamesi tebliğ edilmiş, İhtara rağmen borç ödenmediğinden ....

Sayılı dosyası ile haciz yoluyla takibe geçildiğini, borçlu şirket tarafından ödeme emrine, borca, faize ve yetkiye itiraz edildiğini ve bu davanın açıldığını, imzalanmış genel kredi sözleşmesi içeriğine göre yetki itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takibe itirazların haksız ve mesnetsiz olup, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, talep edilen faiz yasa ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, sözleşmenin 16. kar, komisyon, vergi, fon ve masraflar" başlıklı bölüm ile muacceli yet, temerrüt, gecikme ve gecikme cezası" başlıklı bölümler ile faiz oranlarının nasıl ve hangi oranlarda uygulanacağının belirlendiğini,

bu nedenlerle gerek sözleşeme gerekse TTK.

8. maddesi ve 3095 sayılı Kanunun 2. maddesi hükümleri gereğince bankanın tespit ettiği kar payı oranının yasal olduğunu, taraflar arasında uyuşmazlıklar bakımından temlik eden banka defter ve kayıtlan genel kredi sözleşmesi 23.2. maddesine göre kesin delil niteliği teşkil ettiğini belirterek davalı borçlunun itirazının iptaline, ... sayılı takibin talepteki şartlarla devamına, davalı borçlu aleyhine, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, icra takibine dayanak teşkil eden genel kredi sözleşmesinde müvekkili şirketin imzası bulunmakla birlikte sözleşmeye istinaden kullandırılan bir kredinin bulunmadığını, temlik eden banka tarafından müvekkili şirket ve dava dışı diğer şirkete kullandırılan başka kredilerin bu sözleşme ile ilişkilendiriliğini, kullandırılmış tüm kredilerin temlik yoluyla kapatıldığını belirterek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 01/07/2021 tarih ve 2015/1198 Esas - 2021/483 Karar sayılı kararında. "Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ve temlik alınan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Uyuşmazlık , davalının kefil sıfatının bulunduğu genel kredi sözleşmesinin akdedildiği tarihte bankaya başka bir borcu bulunmayan asıl borçluya tahsis edilen kredi borcunun ödenmesinden sonra;

asıl borçluyla daha önce imzalanmış olan kredi sözleşmesi çerçevesinde fakat kefilin kefalet limitinden daha yüksek tutarda tahsis edilen kredi sebebiyle oluşan borçtan davalı kefilin sorumlu olup olmadığı hususlarında toplanmıştır.Davalının 26.10.2011 tarih ve 5.250,000 TL tutarlı genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığı,

bu kredi borcunun ise 06.12.2011 tarihinde temlik yoluyla ödendiği , kredi borcunun tamamen ödenmesinden sonra asıl borçluya davalının kefil olarak yer almadığı 23.08.2010 tarihli 110.000.000- TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında 2012 ve 2013 yıllarında takip tarihi itibariyle 98.394.509,39 TL'ne ulaşan borç tutarında ve davalının kefalet limitinin üzerinde kredi tahsisi yapıldığı,

anılan kredi tahsislerinin davalının kefalet tarihi itibariyle mevcut olmadığı bu sebeple davalının kefalet tarihi itibariyle doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği, davalının kefaletinin bulunduğu kredi sözleşmesinin limitinin üzerinde kredi tahsisi yapılabilmesi için gereken şekil şartlarının ise yerine getirilmemiş olduğu, 2012 - 2013 yıllarında olmak üzere farklı tarihlerde tahsis edilen kredi miktarlarının 5.250,000 TL nin üzerinde olması sebebiyle TBK 583/3 maddesi gereği kefil yönünden hüküm doğurmayacağı bu borç nedeni ile emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/19-118 E 2015/2357 K sayılı ilamında "...

Görüldüğü üzere, davalı banka ile dava dışı kredi borçlusu arasında, süresiz ve borçlu cari hesabı şeklinde işleyen bir kredi ilişkisi kurulmuştur. Davacı bu ilişkinin kurulduğu sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla yer almaktadır. Bilirkişi incelemesinin banka kayıt ve defterleri üzerinde yapılması ve dava konusu borcun hangi sözleşme kapsamında kullandırılan krediden kaynaklandığının açıkça belirlenmesi uyuşmazlığın çözümü açısından büyük önem taşımaktadır.

Zira dava konusu borcu doğuran kredinin davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı 19.04.2005 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullanıldığının saptanması halinde davacının kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarıyla sınırlı olarak sorumlu olacağının kabulü gerekir.

Aksi takdirde ise, yani dava konusu borcu doğuran kredinin davacının imzasının bulunmadığı sonraki genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırıldığının belirlenmesi durumunda davacının sorumlu tutulamayacağı kuşkusuzdur.

Bu durumda mahkemece bankaca talep edilen alacağın hangi tarihte verildiği ve hangi sözleşmeye dayalı olduğunun belirlenmesi, davacının kefil olduğu sözleşme ile kullandırılan kredinin ödenmiş ve borç doğuran kredi yeni sözleşmeler kapsamında verilmiş ise davacının bu yeni borçtan sorumluluğunun bulunmadığının dikkate alınarak konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetince anılan ilkeler çerçevesinde davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor alınıp, deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken,

eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. .." belirtildiği gibi davalı kefilin sorumluluğuna gidilemeyeceği anlaşılmakla davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama neticesinde davalı ... İnşaat yönünden davanın reddine karar verildiğini, Yerel Mahkeme’nin müteselsil kefilin, kefil olduğu kredinin temlik yolu ile ödendiğinin kabulünün gerçeğe aykırı olduğunu; dava dışı kredi borçlusu .... A.Ş'nin ....

A.Ş.'den olan alacağını birden çok kez temlik etmiş olup, temlik borçlusu tarafından yapılan ödemenin davalı müteselsil kefilin de imzasının bulunduğu kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç için yapıldığı yazılı belge ile tespit edilmediğini, yapılan ödemenin 26.10.2011 tarihli kredi sözleşmesi için yapıldığının varsayıldığını ve buna göre hüküm kurulduğunu, kesin olarak ispat edilmeyen bir hususta varsayıma dayalı hüküm tesis edilemeyeceğini, kararın öncelikle bu nedenle kaldırılması gerektiğini, Yerel Mahkeme’nin kredi borçlusu ile akdedilen diğer kredi sözleşmelerinin limitlerinin, davalı ...

İnşaat’ın kefil olduğu tutarından yüksek olmasından yola çıkarak “kefalet tarihi itibariyle doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği”ne ilişkin tespitinin de yasa ve usule açıkça aykırı olduğunu; davalı ...

İnşaat ile akdedilen genel kredi sözleşmesinin çerçeve sözleşme niteliğinde olduğunu, müteselsil kefilin, kefalet limiti tutarı kadar doğmuş-doğacak tüm borçtan mesul olduğunu; cari hesap şeklinde işleyen bir kredi de bir tarihte borcun sıfırlanmasının dahi müteselsil kefaletini sonlandırmayacağını;

bu hususta emsal Yargıtay kararları mevcut olup, yerel mahkeme müteselsil kefilin doğmuş doğacak tüm borçtan sorumlu olduğunu dikkate almaksızın tamamen varsayım ve kredi kullandırım tarihlerini esas alarak yasa ve usule aykırı karar verdiğini, kararın kaldırılması gerektiğini, Davanın yargılaması sırasında bir çok bilirkişi raporu alınmış olup, alınan bilirkişi raporların çoğunluğunda ise davalı şirketin kefalet sorumluluğunun sözleşmede belirtilen limit doğrultusunda devam ettiği hususunda görüş bildirildiğini,

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan yargılama esnasında dava konu uyuşmazlığın yani davalı şirketin 26.10.2011 tarihli sözleşmeden kaynaklı olarak kefaletinin devam edip etmediği ve alacak miktarının hesaplanması adına bilirkişilerce hazırlanacak rapora dayanıldığını ve bu yönde birden fazla kez bilirkişi raporu temin edildiğini;

dava dosyasında görevlendirilen bilirkişiler tarafından hazırlanan raporların bir çoğunda davalı şirketin kefaletinin devam ettiği, 26.10.2011 tarihli sözleşme uyarınca müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunun tespiti yapıldığını, Özellikle dava dosyasından alınan 16.10.2020 ve 31.05.2021 tarihli son iki bilirkişi raporunda, "...sözleşme hükümleri ve sözleşmenin çerçeve sözleşmesi olarak belirli bir krediye hasredilmiş olmaması nedeniyle;

heyetimiz kanaatinin, yapılan ödeme ile kefalet borcunun sona ermediği yönünde oluştuğu, davalının kefaletini içeren 26.10.2011 tarih ve 5.250,000 TL tutarlı GKS'nin imzalanmasından sonra ve 06.12.2011 tarihli borcun (Temlikle) kapatılmasından sonra davacı banka (Alacağı temlik eden) ile dava dışı asıl borçlu ... firması arasında dava dosyasına ibraz edilen başkaca bir GKS olmadığı, dava dışı asıl borçlu ...vacı bankaya en son 18.03.2014 tarihinde ödeme yapıldığı, 22.06.2015 takip tarihinden sonra herhangi bir tahsilat kaydı da olmadığı, davalı kefil ...

İnşaat firmasının borcunun ise dava dışı ...firmasına 2013, 2014 ve 2015 yıllarında kullandırılan söz konusu kredilerin temelini oluşturan 26.10.2011 tarih ve 5.250.000 TL tutarlı sözleşmeye verdiği kefaletten kaynaklandığı..." görüş ve kanaat bildirildiğini ancak yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporlarında yapılan değerlendirmeler ve müvekkili şirket tarafından sunulan beyanlar dikkate alınmadan usul ve yasalara aykırı olarak davalı kefilin kefalet sorumluluğunun bulunmadığına karar verildiğini Yerel mahkeme tarafından yapılan hukuki değerlendirmede;

davalı kefil şirketin, kefil sıfatı ile akdetmiş olduğu 26.10.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinin, çerçeve bir sözleşme olduğu, söz konusu sözleşmenin belirli bir krediye hasredilmemiş olduğu gözden kaçırılmış olup, davalı kefilin imzasının bulunduğu sözleşmeden sonra kullandırılan krediler kapsamında kefalet sorumluluğunun bulunmadığına hükmedildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 10.12.2020 tarih, 2020/2914 Esas ve 2020/5795 Karar sayılı kararı;

"...İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davalıların davacı ile dava dışı borçlu şirket arasında imzalanan 21.11.2011 tarihli genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladıkları, bu tarihte kefaletin geçerlilik koşulu olarak eş rızası aranmaması nedeniyle davalıların kefaletinin geçerli olduğu, imzalanan sözleşmenin çerçeve sözleşme niteliğinde, cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmesi olduğu,

cari hesap şeklinde işleyen genel kredi sözleşmelerinde ödeme nedeniyle borcun herhangi bir tarihte sıfırlanmış olmasının taraflarca aksi kararlaştırılmış olmadıkça çerçeve sözleşmesi niteliğindeki genel kredi sözleşmesini ve bu sözleşmede imzası bulunan kefilin sorumluluğunu sona erdirmeyeceği, borcun herhangi bir tarihte sıfırlanmasının kefillerin sorumluluğunu ortadan kaldırımayacağı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabileceği, davacının takipte talep edilen miktar kadar alacaklı olduğu,

alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalıların itirazlarının iptaline, icra inkar tazminatınn davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davalıların imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmesinin cari hesap şeklinde işlediği, davacının alacağının borçlulara kat ihtarnamesi tebliğine rağmen davacıya ödenmediği, davalıların kefil sıfatıyla kefalet limitleri miktarınca davacıya karşı sorumlu oldukları, hükme esas alınan raporda tespit edilen asıl alacak ve faiz hesabında hatalı bir yön bulunmadığı,

davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olmadığı gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere,

delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davacı banka tarafından takibe geçilirken dava dışı asıl borçlu yönünden rehinle temin edilmiş alacak için tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip başlatılmış olmasına göre davalılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun kararın ONANMASINA..." (Ek-2: Yargıtay Kararı)Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 02.12.2019 tarih, 2018/3312 Esas ve 2019/536 Karar sayılı kararı; "...Davacı, davalı banka ile dava dışı kredi müşterisi arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini 5.000,00 TL limitle kefil olarak imzalamıştır.

Daha sonra genel kredi sözleşmesinde limit artışları olmuşsa da bu artışlarda davacının kefalet imzası bulunmamamaktadır. Bu itibarla bu kredi kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçtan sorumluluğu sadece kefalet limiti olan 5.000,00 TL ile sınırlıdır.

Bu kredi sözleşmesi bir çerçeve sözleşme olup bu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin bir an için ödenerek borç bakiyesinin sıfır olması kefillerin kefaletini sona erdirmez ve tekrar kullandırılan kredilerde yine kefalet miktarı ile sorumlu olmaya devam ederler..." (Ek-3: Yargıtay Kararı) Yukarıda bahsedilen Yargıtay içtihatları, kanuni düzenleme ve dava dosyasından temin edilen bilirkişi raporları dikkate alındığında, davalı kefilin imzalamış olduğu 26.10.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi çerçeve sözleşmesi olup,

genel kredi sözleşmesi adı altındaki çerçeve sözleşmenin mevcut kefalet sorumluluğunun asıl kredi borçlusu şirketin bankadan temin edeceği tüm kredilere sirayet etmekle olup davalı kefilin sorumluluğu yine aynı çerçevede devam edeceğini, Ayrıca yukarıda bahsedilen davalı kefilin imzalamış olduğu, 26.10.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinin "Kefalet"i düzenleyen 20.7.1 maddesinde açık bir şekilde sözleşmenin çerçeve sözleşme olduğu ve belirli bir krediye hasredilmemiş olduğu,

dava dışı asıl borçlunun müşterinin sözleşmenin imzalanması sonrasında kullandırılan kredilere de teminat oluşturulduğunun, kabul ve taahhüt edildiğini, Yerel Mahkemenin dosyası ile yargılaması yapılan davada Bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlar çerçeve sözleşmelerine ilişkin hukuki tanımlama ve değerlendirme yapılmış olup bu hususta bilirkişilerce tanımlamanın tamamıyla davaya konu sözleşmeye uygulanması gereken bir tanımlama olduğunu;

davalı kefilin imzaladığı 26.10.2011 tarihli sözleşme tam anlamıyla çerçeve sözleşme olup, belli bir krediye hasredilmemiş, kullanılan kredi sonlandığında kendiliğinden sözleşmelerde bulunan kefil sorumluluğunu ortadan kaldırmayan genel kredi sözleşmesi olduğunu; bu hususun dava dosyasında bilirkişi raporlarında açık bir şekilde tespit edildiğini; temlik veren banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen ve davalı kefilin müteselsil kefaleti bulunduğu sözleşmenin yukarıda da değinildiği üzere çerçeve sözleşme olup, bu kapsamda davalı kefilin sorumluluğunun 26.10.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında devam etmekte olduğunu, ...

A.Ş tarafından dosyaya sunulan temlikname davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı 26.10.2011 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden düzenlenmiş olduğuna yönelik herhangi bir tespit bulunmadığını, Dava dışı kredi borçlusu .... A.Ş ile ...

A.Ş. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında söz konusu firmaya kullandırılan kredilerin teminatında "Temlikname"ler düzenlenmiş olduğu taraflarınca da belirtilmiş ise de, Yerel Mahkeme tarafından yapılan değerlendirme dava dosyasına sunulu Temliknamenin davalının kefaletinin bulunduğu 26.10.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'ne dayanarak düzenlenmiş olduğu ve bu kapsamda kefilin sorumluluğunda bulunan kredi borcunun temlik yolu ile ödendiğine ilişkin tespit ve değerlendirmenin tamamiyle hatalı olduğunu, Genel Kredi Sözleşmeleri' nin 9.maddesi gereği, kredi ilişkisinin, "Cari Hesap Sözleşmesi" şeklinde tutulmakta olup,

kredi borcunun teminatı için düzenlenmiş Temliknamelerden sağlanan tahsilatların sözleşmenin ilgili maddeleri kapsamında kredi borçlarından mahsup edilmekte olduğunu, Dolayısıyla dava dosyasına sunulu Temlikname nedeni ile ... A.Ş tarafından Bankaya yapılan ödemenin, davalının kefaletinin bulunduğu Genel Kredi Sözleşmesine istinaden yapıldığının kabul imkanı bulunmamakla birlikte, ..

A.Ş tarafından, dava dosyasına gönderilen yazı cevabında dahi, "Temlik işleminin yazı ekinde gönderilen Genel Kredi Sözleşmesi'ne istinaden yapılıp yapılmadığı hususunda kayıtlarında bilgi ve belge bulunmadığı" açıkça belirtildiğini, (Ek-4: 01.02.2017 tarihli ... yazısı) b... tarafından Banka'ya yapılan ödemenin davalı kefilin akdetmiş olduğu 26.10.2011 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden olduğuna dair açık bir bilgi ve belge bulunmadığını.

Yerel mahkeme tarafından, 26.10.20211 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklı kredi borcunun 06.12.2011 tarihinde temlik yolu ile ödendiğinin kesin olarak ispat edilmediğini, sadece varsayım ve çıkarımlara yönelik hüküm kurulmasının usul ve yasalara aykırı olup kararın bu yönü ile de kaldırılması gerektiğini, İİK'nın 36. Maddesinde "Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir." hükmü bulunduğunu.

Yerel Mahkeme kararının kaldırılması durumunda taraflarınca müvekkili şirket aleyhine başlatılan ... sayılı dosyasına sunulacak olan teminatın taraflarına iadesine dair karar oluşturulmasını talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle öncelikle istinaf incelemesi sonuçlanana kadar ... sayılı icra dosyasının ertelenmesini veİstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 01.07.2021 tarih,

2015/1198 esas ve 2021/483 karar sayılı mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılması ve yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava genel kredi ve kefalet sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davacı yan; dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. ile temlik eden ...

Bankası arasındaki genel kredi sözleşmesine istinaden bu şirkete krediler kullandırıldığını, davalının genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, kredilerin geri ödenmemesi nedeniyle, hesabın 19/12/2014 tarihinde kat edildiğini ve asıl borçlu ve dava dışı kefiller ile davalıya tebliğ edildiğini, bu nedenle davlı aleyhine kefalet limiti kadar asıl alacağın ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarına katlanmak zorunda olduğundan kefalet limiti üzerinden işlemiş faizin tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek,

davanın kabulüne davalının inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı yan; davalının, davacı tarafından da takip dayanağı olarak gösterilen 26/10/2011 tarihli sözleşmeye 5.250.000,00-TL bedelle kefil olduğunu, temlik eden bankanın bu sözleşme kapsamında kredi kullandırılabilmesi için teminat istediğini, davalının da dava dışı ...'dan olan 5.250.000,00-TL tutarlı alacağını 26/10/2011 tarihli temlikname ile bankaya temlik ettiğini, bu temliknameye istinaden ... tarafından bankaya 06/12/2011 tarihinde 5.250.000,00-TL ödeme yapıldığını,

dolayısıyla bu kredi sözleşmesine istinaden kullandırılmış krediden doğan herhangi bir borcu olmadığını, sonradan kullandırılan kredilerden de sorumlu olmayacağını savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası, ...

A.Ş ile temlik eden banka arasındaki 23/08/2010 tarihli 110.000.000,00-TL limitli genel kredi ve kefalet sözleşmesi ile 26/10/2011 tarihli 5.250.000,00-TL limitli genel kredi ve kefalet sözleşmesi, kat ihtarı ve tebliğ şerhleri, dava dışı kredi lehdarına kullandırılan ve takip konusu edilen kredilere ilişkin kullandırım belgeleri, davalı ve dava dışı diğer kredi borçlularının bankaya ...'dan olan alacaklarını temlik ettiklerine ilişkin temliknameler ile davalının savunmasında belirttiği 26/10/2011 tarihli temlikname, ... tarafından bankaya ve banka alacaklarını temlik alan davacıya yapılan ödemeleri gösterir belgeler dosya arasına alınarak,

bankanın defter ve belgeleri ile dosya üzerine üç bankacı bilirkişiden oluşan heyet marifetiyle inceleme yaptırılarak bir kök ve üç ek rapor, iki bankacı bir hukukçu bilirkişiden oluşan ikinci bilirkişi heyetinden kök rapor, ilk heyet ve ikinci heyet raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için üç bankacı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden kök ve bir ek rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek; banka ile dava dışı kredi lehdarı arasında davalının kefili olmadığı 23/08/2010 ve davalının kefili olduğu 26/10/2011 tarihli iki ayrı genel kredi sözleşmesi yapıldığı,

dava dışı şirkete 28/03/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında tamamı 2012 ve 2013 yıllarında krediler kullandırıldığı, oysa davalının kefili olduğu 26/10/2011 tarihli sözleşme kapsamındaki borcun 06/12/2011 tarihinde ... tarafından davalının temlik ettiği alacağının bankaya ödenmesi ile sonlandırıldığı, davalının kefili olmadığı sözleşme kapsamında kullandırılan krediden sorumlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dışı şirket ile banka arasındaki genel kredi sözleşmelerinin cari hesap şeklinde çalışılan sözleşmeler oldukları, gerek davalının temliknamesinde gerekse diğer borçluların temliknamelerinde, bu temlik edilen alacakların bankaya hangi kredi sözleşmesinden doğan borçlara mahsuben ödeneceği kararlaştırılmadığı gibi, dava dışı şirkete 2012 ve 2013 tarihlerinde kullandırılan kredilerin 23/08/2010 tarihli sözleşme kapsamında kullandırıldıkları tespitinin de hatalı olduğu,

kredilerin şirkete her iki genel kredi sözleşmesi tarihinden sonra kullandırılmış oldukları, davalının kefili olduğu 26/10/2011 tarihli sözleşmeden doğan borçların herhangi bir dönemde sıfırlanmış olmasının, bu sözleşmeye istinaden bir daha kredi kullandırılamayacağı ve kefilin kefaletinin sona ereceği anlamına gelmeyeceği, dosyaya sunulan tüm bilirkişi raporlarında da bu yönde tespit yapılmış olmasına rağmen davanın reddedilmesinin hatalı olduğu yönündedirDava konusu takip dosyası kapsamından davacının davalı aleyhine 26/10/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 19/12/2014 tarihli kat ihtarnamesine dayalı olarak 22/06/2015 tarihinde,

5.250.000,00-TL asıl alacak ve 443.193,49-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.693.193,48 TL'nin tahsili amacıyla takip başlattığı, davalının yasal sürede vaki itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Banka tarafından, davalı kefil ile asıl borçlu ve diğer kefillere gönderilen 19/12/2014 tarihli kat ihtarnemesi ile.

73,644.730,00-TL gecikmiş taksit, 7.374,804,00-TL vade farkı, 92.167,00-TL komsiyon, 132.687,00-TL sigorta prim, 646.293,00-TL borca mahsuben alınan taşınmazların harç bedelleri, 1.429,00-TL masraf, 14.892.060,00-TL vadesi gelmeyip kat ile muaccel hale gelen taksitler, olmak üzere toplam 95,955.629,00-TL nakdi alacağın tebliğden itibaren bir gün içerisinde ödenmesi, 7.000.000,00-TL bedelli süresiz teminat mektubu bedeli ile 9.240,00-TL çek sorumluluk bedelinin aynı süre içerisinde bankaya depo edilmesi hususlarının ihtar edildiği, asıl borçlunun sözleşmedeki adresine çıkartılan tebligatın iade döndüğü,

davalı kefile yapılan tebligatın da iade döndüğü anlaşılmıştır. Davacı yanca dosyaya sunulan 26/10/2011 tarihli 5.250.000,00-TL bedelli sözleşmeye davalı aynı limitle müteselsil kefil sıfatıyla imza atmıştır. 23/08/2010 tarihli 110.000.000,00-TL bedelli sözleşmede ise davalının kefil sıfatıyla imzası bulunmamaktadır. Bu husus taraflar arasında da ihtilaf konusu olmayıp, davacı yukarıda izah edildiği üzere takibi davalının kefili olduğu sözleşmeye dayandırmıştır.

Davalının kefili olduğu 26/10/2011 tarihli sözleşmenin kefillerin sorumluluğuna ilişkin 20.7.1 maddesinde; iş bu sözleşme altında müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan kişiler, iş bu sözleşmeyle müşteriye ve/veya müşterinin talimat ve taahhüdü/kontrgarantisi ile üöüncü kişilere kullandırılan her türlü kredilerden ve sair sebeplerden, iş bu sözleşmenin akdinden önce ya da sonra bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçların yerine getirilmesi hususunda müşterinin/amirin/amirlerin borçlarına ve birbirlerinin borcuna, sözleşmenin girişinde yazılı kredi tahsis tutarına kadar müteselsilen,

aşağıda belirtilen esaslar dahilinde borçlu ve müteselsil kefil olduklarını gayrıkabili rücu kabul beyan ve taahhüt ederler" düzenlemesinin yer aldığı anlaşılmıştır. Davalının savunmasını dayandırdığı 26/10/20211 tarihli temliknamede temlik edenin ... Ortaklığı(temlikname ekinde adi ortaklık sözleşmesi ekli, olup, ortaklık temsilcilerinin ...ve ... oldukları, temlik sözleşmesini de bu kişilerin imzaladığı görülmüştür), temlik alanın ...Bankası, temlik borçlusunun ...

A.Ş., kredi müşterisinin ... A.Ş., temlik tutarının 5.250.000,00-TL olduğu, sözleşmenin temlik hükümleri başlıklı birinci paragrafının.

"Bir tarafla ... ile diğer taraftan temlik eden aralarında anlaşarak, kredili müşteriler adına, ...merkez ve şubeleri ile arasında akdedilmiş/akdedilecek, Genel Kredi/ Finansal Kiralama Sözleşmelerinden, Bireysel Kredi Sözleşmelerinden, Nakdi/Gayri Nakdi kredilerden yine kredili müşteriler ve rehin veren tarafından üçüncü şahıslar lehine verilmiş, kredilere ilişkin kefalet, garanti, vb. tahhütlerden doğmuş doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere, aşağıdaki koşullarda bir temlik Sözleşmesi imzalamışlardır." düzenlemesini; konu başlıklı birinci maddesinin;

"işbu sözleşmenin Konusu, temlik edenin, temlik borçlusu nezdindeki 01/09/2010 tarihinde imzalanan İstanbul ili Avcılar ilçesi İspartakule Bölge Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı konulu sözleşmeden doğmuş ve doğacak alacaklarının toplam bedeli 5.250.000,00- TL tutarındaki bölümünün, Borçlar Kanununun 162. madde ve devamı hükümlerine göre ...'ya devredilmesine ilişkin koşulların düzenlenmesidir." hükmünü; beyanlar başlıklı ikinci maddesinin; "temlik eden olarak;

kredili müşteriler ile ...merkez ve şubeleri arasında akdedilmiş/akdedilecek, Genel Kredi/ Finansal Kiralama Sözleşmelerinden, Bireysel Kredi Sözleşmelerinden, Nakdi/Gayri Nakdi kredilerden yine kredili müşteriler ve rehin veren tarafından üçüncü şahıslar lehine verilmiş, kredilere ilişkin kefalet, garanti, vb. tahhütlerden doğmuş doğacak borçlarının tahsilinde mahsup edilmek üzere, temlik borçlusu nezdinde feşekkül edecek toplam 5.250.000,00-TL asli ve fer'i bütün hakları ile birlikte, ...'ya kayıtsız şartsız ve gayrikabili rücu olmak üzere, Borçlar Kanunun 162. ve müteakip maddeleri gereğince devir ve temlik ettik." hükmünü;

temlik edenin yükümlülükleri başlıklı üçüncü maddesinin birinci paragrafının, " temlik eden iş bu sözleşmeyi imzaladığı tarihte madde 2'de belirtilen tutar kadar doğmuş /doğacak alacağı bulunduğunu ve daha önce hiçbir gerçek yada tüzel kişiye temlik etmediğini, üzerinde rehin, haciz vs. takyidat bulunmadığını, temlik borçlusunun aczinden ve temlik olunan alacağın varlığından sorumlu olmadığını beyan kabul ve taahhüt eder." ikinci paragrafının, "temlik eden temlik konusu alacak temlik borçlusu tarafından ...'ya ödeninceye kadar 5.250.000,00-TL tutarındaki borçtan müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olmaya devam edeceğini,

kabul ile temlike konu alacağın temlik borçlusu tarafından ödenmemesi halinde aynı sıfatla kendisine başvurulmasını ve bu sebeple temlik alacaklısının kendisi aleyhine her türlü yasal yollara gitmede muhtar olduğunu olacağını , bu hususlarda hiçbir itirazda bulunmayacağını gayri kabili rücu olarak şimdiden kabul, beyanı ve taahhüt eder." beşinci paragrafının;

"temlik eden, ...'nın yukarıda yazılı hal ve alacakları bu temlik dolayısıyla doğrudan temlik borçlusundan veya havale edilecek sair makam, merci, mahal ve vezneden talep ve tahsil ettiğinde, kredili müşterinin kredi borçlarından ve fer'ilerinden dilediğine mahsup etmeye yelkili bulunduğunu, bu temliğin müstakiten bir tediyeyi ve/veya ihmali tazammun etmediğini sadece ...'nın temlik borçlusundan bir tahsilat yapması halinde, borçtan bu miktarda indirim yapılabileceğini, bunun dışında, borçta herhangi bir azalmanın söz konusu olmayacağını ve işbu temlikten dolayı ...ya hiçbir mükellefiyet ve vecibe yüklenemeyeceğini,

temlike konu bu alacağını ...dan önce herhangi bir özel veya tüzel kişiye temlik etmediğini kabul ve beyan eder." altıncı paragrafının " temlik borçlusu temlik konusu bedeli ...Şubes nezdindeki 509 numaralı (IBAN NO: ...) ... hesabına yatıracaktır. “ hükümlerini,...'nın yetkileri başlıklı dördüncü maddesinin birinci paragrafının " ..., temlik edilen alacağı ve bilumum fer'ilerini ilgili ödeme yeri olan ...Şubesi'ne yatırılmasını talep, tahsil va ahzu kabza 'temlik alan' sıfatıyla yetkilidir. ... temlik edilen alacağı ve ferilerini tahsil ettiğinde kredili müşterinin kredi borçlarından dilediğine mahsup etmeye dahi yetkili olup,

bu temlik müstakilen bir tediye ve / veya imhali tazammun etmez, yalnızca ...'nın bir tahsilat yapması halinde kredili müşterinin borcundan indirim yapılır. Bunun dışında ...'nın alacağında herhangi bir azalma söz konusu olmaz ve işbu temlikten dolayı ...'ya hiçbir mükellefiyet ve vecibe yüklenmez.

Temlik eden ve ...bu konuda tam bir mutabakata varmışlardır." hükmünü, genel kredi finansal kiralama sözleşmesi hükümlerinin saklılığı başlıklı altıncı maddesinin; " kredili müşteriler ile ... arasında daha önceden imzalanan yada imzalanacak genel kredi sözleşmesi, her türlü kredi sözleşmeleri ve bilumum ekleri hükümleri saklıdır.

Temlik eden, temlike konu alacağın ödenmemesi halinde; ...nın, genel kredi sözleşmesine / genel finansman kredi sözleşmesine veya temliknameye dayalı olarak borçlular ve aleyhine takibe geçmede muhtar olduğunu, bu konuda hiçbir itirazda bulunmayacağını beyan kabul ve taahhüt eder" hükmünü içerdiği anlaşılmıştır.

Dava dışı ...A.Ş tarafından kendisine ihbar edilen 26/10/2011 tarihli temlikname kapsamında, temlik edilen alacak tutarı olan 5.250.000,00-TL'nin 06/12/2011 tarihinde bankaya ödendiği, ...cevabi yazısı eki dekonttan anlaşılmıştır. Yukarıda anılan temlikname haricinde dosyaya mübrez 12/07/2013 tarihli temlikname incelendiğinde, temlik edenin ... Ortaklığı, temlik alanın ...Bankası, temlik borçlusunun ... A.Ş., kredi müşterisinin ...

A.Ş., temlik tutarının 67.000.000,00-TL olduğu, sözleşme hükümlerinin 26/10/2011 tarihli temlik sözleşmesi hükümleri ile aynı olduğu anlaşılmıştır. Dava dışı ... A.Ş tarafından mahkemeye sunulan yazı cevabı tarihi (01/02/2017) itibariyle, bu temlikname ile bankaya temlik edilen ... nezdindeki alacaklardan bakiye 51.217.082,58-TL'nin henüz ödenmemiş olduğu anlaşılmıştır.

Gerek davalının dayandığı 26/10/2011 tarihli temlikname, gerekse dosyaya sunulan 12/07/2013 tarihli temliknamede, davalının da aralarında bulunduğu dava dışı adi ortaklığın dava dışı ...'dan olan alacaklarını herhangi bir genel kredi sözleşmesine yahut herhangi bir müstakil kredi borcuna mahsuben temlik etmedikleri, bankanın temlik aldığı alacakları tahsil etmesi halinde, tahsil ettiği tutarı kredi lehdarının banka nezdindeki kredi borçlarından dilediğine mahsup etmekte serbest olduğu,

alacağın müstakil bir borcun ödenmesine istinaden temlik alınmadığı taraflarca ve açıkça kararlaştırılmış olup, mahkemece 26/10/2011 tarihli temliknamede yer alan açık hükümlere rağmen, tarih ve tutarın 26/10/2011 tarihli sözleşmenin limiti ve tarihi ile aynı olmasından yola çıkarak,

5.250.000,00-TL adi ortaklık alacağının 26/10/2011 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden temlik edildiğini kabul etmesi hatalı olduğu gibi, bankanın 06/12/2011 tahsilat tarihinde, dava dışı kredi lehdarına hangi genel kredi sözleşmesine istinaden hangi kredileri kullandırdığına ve tahsil ettiği tutarı hangi kredi borcuna mahsup ettiğine dair hiçbir delil ve bilgi bulunmamasına rağmen tahsil edilen tutarın, olsa olsa 26/10/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılmış kredilere mahsup edilmiş olabileceği varsayımı ile bu sözleşmeden doğan borçların sona erdiği sonucuna varılması da hatalı olmuştur.

Davacı vekilinin buna yönelik istinaf başvurusu yerindedir. Öte yandan; genel kredi sözleşmeleri çerçeve nitelikte sözleşmeler olup, esas olarak kredi lehdarına, bu sözleşmede tanımlanan limit dahilinde ve sözleşmedeki koşullarla müstakil nakdi veya gayrınakdi krediler kullandırılmasını talep hakkı, bankaya da talep halinde bu krediyi kullandırma borcu yükler.

Bu niteliğinden dolayı, bir genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin geri ödenmiş olması, yalnızca kullandırılan müstakil kredi borcunu sona erdirir, yoksa çerçeve nitelikteki sözleşme tüm hak ve yükümlülükleri ile taraflarca sona erdirilinceye yahut feshedilinceye dek devam eder. Genel kredi sözleşmesine istinaden müşteriye limit dahilinde kullandırılan müstakil herhangi bir kredi geri ödendiğinde ise azalan limit geri ödenen tutar kadar açılacaktır.

Dolayısıyla bir genel kredi sözleşmesi devam ettiği sürece bu sözleşme limiti dahilinde kredi müşterisinin kredi talep hakkı, başka sebeplerle sona ermediği takdirde kefilin de bu sözleşmeye verdiği kefalet devam edecektir. Mahkemenin alacak temlik tutarının 06/12/2011 tarihinde ödenmesinin 26/10/2011 tarihli sözleşmeden doğan borçları sona erdirdiği yönündeki kabulü, genel kredi sözleşmelerinin açıklanan bu niteliğine de uygun düşmemektedir.

Zira tahsilat tarihinde bu sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilerin 5.250.000,00-TL tutarında bir geri ödeme ile kapanmış oldukları varsayımında dahi, bu ödeme genel kredi sözleşmesini değil, bu sözleşme kapsamındaki müstakil kredi borçlarını ödeme oranında sona erdirecek, kullanılabilir limit de ödeme oranında açılacaktır.

İlk derece mahkemesi tarafından yaptırılan tüm bilirkişi incelemelerinde bankacı bilirkişilerce; banka tarafından dava dışı kredi lehdarına 29/06/2012 ila 30/09/2013 tarihleri arasında en azı 101.500,00-TL en yükseği 7.200.000,00-TL olan 27 ayrı taksitli proje kredisi kullandırıldığı tespit edilmiştir.

Banka tarafından dava dışı kredi lehdarının hesapları 19/12/2014 tarihinde kat edilmiş, diğer ifade ile dava dışı kredi lehdarı ile yapılan her iki çerçeve nitelikteki genel kredi sözleşmesi 19/12/2014 kat tarihi itibariyle feshedilmiş, sona ermiştir.

Buna şirkete 2012 ve 2013 yıllarında muhtelif tarihlerde ve farklı tutarlarda kullandırılan 27 adet proje kredisinin kullandırım tarihleri itibariyle hem dava ve takip dayanağı 26/10/2011 tarihli genel kredi sözleşmesinin, hem de 23/08/2010 tarihli genel kredi sözleşmesinin ayakta oldukları, limitleri dahilinde her iki sözleşmeye istinaden şirkete kredi kullandırılmış olabileceği açıktır.

Mahkemece tüm bilirkişi heyetlerinden hangi proje kredisinin hangi genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığının tespiti istenmiş ise de; bankaca bilirkişi heyetlerinin incelmesine sunulan ödeme planları ve hesap ekstresi incelendiğinde, hesabın belli bir genel kredi sözleşmesine bağlanmadığı, kredi kullandırımına ilişkin ödeme planları üzerinde ise hangi genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olduklarının belirtilmediği, 27 adet proje kredisi içerisinde 26/10/2011 tarihli sözleşmenin limitinin altındaki tutarlarda kullandırılmış çok sayıda krediler de bulunduğu,

buna göre mahkemenin takip dayanağı müstakil kredilerin 23/08/2010 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldıkları yönündeki tespitinin, dosya içeriği deliller ile de uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönden de yerinde bulunmuştur.

Davacının davalı aleyhine kefalet limiti olan 5.250.000,00-TL tutarındaki nakdi kredi asıl alacağının tahsili amacıyla takip başlattığı, kefilin 26/10/2011 tarihli sözleşmenin 20.7.1 maddesi uyarınca, ancak bu sözleşme kapsamında kullandırılmış veya kullandırılacak kredilerden sorumlu olacağına ilişkin düzenleme karşısında, davacı tarafından;

takip dayanağı 19/12/2014 tarihli kat ihtarına konu edilen toplam nakdi alacağı oluşturan bilirkişilerce tespit 27 adet proje kredisinden, 26/10/2011 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırılanların hangileri olduğu ve bu kredi kalemleri kapsamında davalıdan takip tutarı kadar alacaklı olduğu ispatlanmalıdır.

Mahkemece davacı vekiline, HMK'nun 31 maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, bu konuda dayanakları ile birlikte beyanlarını sunması için sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmediği anlaşılmıştır.

Mahkemece yapılması gereken iş, davacı vekiline yukarıda açıklandığı şekilde delil ve açıklamalarını sunmak üzere sonuçlarını hatırlatarak kesin süre vermek, verilen kesin süre içerisinde dayanakları ile birlikte açıklama sunulması halinde dosya bilirkişiye tevdii edilerek davacının davalı kefilden yalnızca 26/10/2011 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılan krediler için takip tarihi itibariyle alacağının varlığı ve miktarı hususunda rapor almak, beyanda bulunulmaması halinde verilen kesin sürenin sonuçlarına göre bir değerlendirme yapmaktan ibarettir.

Sonuç itibariyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda tahkikat yürütülmek üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle. 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile.

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 01/07/2021 tarih ve 2015/1198 Esas - 2021/483 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/572, K. 2024/1438, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/572
Karar No
2024/1438
Tarih
26 Eylül 2024

İlgili Kararlar

  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/573 K.2024/790
  • İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/574 K.2024/753
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2022/575 K.2024/1504
  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/576 K.2024/696
  • İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/577 K.2024/553
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2022/577 K.2024/1445

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.