İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/821 K.2024/1795

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2022/821Karar2024/1795Tarih14 Kasım 2024Okuma23 dk · 4.559 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
14 Kasım 2024
Dosya no
2022/821 Esas
Karar no
2024/1795 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2019/409 Esas - 2021/828 Karar
Tarih
25/11/2021
Dava
Tazminat
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.559 kelime·23 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tedarikçi firmalarından biri olan ... Marka ürünlerin, Türkiye'de tek ve ana distribütörü olan dava dışı ....A.Ş olduğunu, müvekkili şirket ile ....AŞ arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişki bulunduğunu, davacı dışı şirket olan ....Ltd.

Şti ünvanlı şirketin temsilcileri olduklarını beyan eden kişiler tarafından 62 adet ... marka televizyon satın almak amacıyla ... şirket ile irtibata geçtiklerini, ancak dava dışı ... şirketi bu şahıslara "şirketlerinin ...

Marka ürünlerin Türkiye Genel Distribütörü olduğunu, kurumsal satışların bayiler aracılığıyla yapıldığı" bildirerek bu şahısları müvekkili şirketin iletişim bilgilerini vermek suretiyle müvekkili şirkete yönlendirdiğini, yönlendirme neticesinde ... firması yetkilileri olarak kendilerini tanıtan bu şahısların bu kez müvekkili şirket ile irtibata geçerek ürün siparişi talebinde bulunduklarını, sipariş adetlerini de arttırarak 83 adet ... marka televizyon sipariş ettiklerini, ... markasının Türkiye'de tek distribütörü olan ... tarafından yönlendirilmiş olması nedeniyle müvekkili tarafından güven oluştuğunu ve bu ticari ilişkiye girdiğini,

alım satımın, ... firmasının alım satıma konu 83 adet ... Marka televizyonu müvekkili şirkete satarak fatura edeceğini, müvekkili şirket ise satın aldığı ürünleri ... firmasına satarak fatura ederek alım satımın gerçekleşeceğini, satım sözleşmesine konu ürünlerin tesliminin ise dava dışı ...

Şirketi tarafından ve bizzat bu şirketin anlaşmalı taşıma şirketi olan davalı şirket eliyle gerçekleştirildiğini, ürünlerin ... depolarında bulunduğunu ve bu depodan çıkartılarak doğrudan ... firmasına teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, her ne kadar ... firması ile alım satım ilişkisi müvekkili şirket üzerinden kurulmuşsa da ürünlerin teslim yükümlülüğünün ... şirketine ait olduğunu ancak davalı şirketin teslim yükümlülüğünü gerektiği gibi ifa etmediğini, bizzat kendi eylem ve işlemleriyle müvekkili şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirkete dava dışı ...

Firması tarafından sevkiyatın gerçekleştirildiği bilgisi verildiğini, ancak teslimata ilişkin sevk irsaliyesinin ısrarla gönderilmediğini, teslimatın yapıldığı iddia edilen "... Mah. ... Cad. No:...

Ataşehir İstanbul" adresinin boş bir arsa olduğu müvekkili şirket tarafından belediye kayıtlarından yapılan tetkiklerle ortaya çıktığını, bu adreste ... firmasının bulunmadığını, ürün teslimatının ... firması adına ürünleri teslim almaya yetkili olduğu iddia edilen ... isimli şahsa ve yukarıda zikredilen adreste teslim edileceği hususunda anlaştıklarını, ancak sevk irsaliyesinde teslimatın ...'a teslim edilmediğinin anlaşıldığını, olayla hiç bir ilgisi olmayan ...

Yapı ünvanlı bir firmaya teslim edildiğini, ... Yapı ünvanlı firma adına bu malları teslim alan kişilerin kim olduğunun belli olmadığını, sevk irsaliyesinde ... isimli şahsın adının yer aldığını ancak altında imzasının bulunmadığını, ...

Yapı ünvanını kullanarak isim ve kim tarafından atıldığı belli olmayan bir imza bulunduğunu, ürünlerin teslimatının gerçekleştirilmesinden sonra dava dışı ... firması tarafından ürün bedellerine ilişkin fatura düzenlenerek müvekkili şirkete gönderildiğini, ancak müvekkili şirket tarafından sevkiyat usulüne uygun olarak yapıldıktan sonra ödeme yapılacağından sevk irsaliyesinin istenildiğini, ancak gönderilmediğini, ... firması ile müvekkili şirket arasında bugüne kadar herhangi bir sorun yaşanılmadığında ve sevk irsaliyesinin gönderileceğinin inancıyla müvekkili şirket tarafından faturaya yasal süresi içinde itiraz edilmediğini,

faturaya yasal süresinde itiraz edilmemesi neticesinde 83 adet televizyon bedeline ilişkin düzenlenen toplam 169.435,22 TL faturanın dava dışı ... firması tarafından icra takibine konu edildiğini ve İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin itirazları neticesinde ...

Firması tarafından İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/660 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen karar ile fatura kabul edildikten sonra ve 8 günlük itiraz süresi geçtikten sonra iade edildiği gerekçesine dayalı olarak müvekkili şirketin fatura içeriğiyle bağlı olduğu fatura bedeline ödemekle yükümlü olduğu kanaatiyle müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulduğunu, itirazın iptaline karar verildiği, 169.435,22 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %11 oranında ticari temerrüt faizi yürütülmesine,

hüküm altına alınan 170.677,74 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine karar verildiğini, mahkeme kararı neticesinde müvekkili şirket tarafından 316.277,19 TL toplam borcun icra baskısı altında icra dosyasına yatırılarak ödendiğini, davalının ifa etmekle yükümlü olduğu taşıma ve teslim işini gereği gibi yerine getirmediğini, kusurlu olduğunu,

davalını kusurlu eylem ve işlemleri ile müvekkilinin uğramış olduğu zarar arasında illiyet bağlı bulunduğunu belirterek müvekkilinin uğradığı 316.277,19 TL zararın ödeme günü olan 20/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile ...

Marka Televizyonları Türkiye ithalatçısı olan dava dışı ...AŞ ile aralarında süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirketin dava dışı ...A.Ş'den ... Marka Ürünleri sipariş ettiğini ve bu ürünleri dava dışı ...Ltd.

ŞTi'ne sattığını, dava dışı ... şirketinin de davacı tarafından satın alınan ürünlerin taşınması işlemi için müvekkili şirket ile taşımacılık sözleşmesi yaptığını, buna göre müvekkili şirketin ... şirketinden 83 adet ... emtiasını teslim alarak kendisine verilen bilgi ve talimat doğrultusunda emtiaları alıcıya teslim edeceğini, müvekkili şirketin taşımacılık sözleşmesine uygun bir şekilde işlemini gerçekleştirdiğini, ... tarafından kendisine teslim edilen ürünleri yine ... tarafından kendisine verilen bilgi ve talimat doğrultusunda ...'a teslim ettiğini, bu hususun taşımacılık sevk ve irsaliyesinden açıkça anlaşıldığını, ... şirketinin,

ürünlerin davacı şirket tarafından kendisine bildirilen adrese teslimi ile beraber sözleşmesi konusu edimini yerine getirdiğini ve davacı tarafından ödenmesi gerekli bedeli de davacıya fatura ettiğini, davacı şirket ise ... den aldığı ürünleri ...'a sattığını, ürünleri teslim alan ... firmasının ödeme aracı olarak davacı şirkete teslim etmiş olduğu çeklerin karşılıksız çıktığını, davacının ödeme alamaması üzerine dava dilekçesindeki iddiaların ileri sürüldüğünü, davacı şirketin dava dışı ...'ye borcunu ödememesi üzerine ... tarafından davacı hakkında icra takibi başlatıldığını,

icra takibine itiraz edilmesi üzerine ... tarafından itirazın iptali davası açıldığını, mahkemece davacının reddine karar verildiğini, kararın istinaf aşamasında olduğunu, davacının ... ile aralarında ihtilaflı olan alacak miktarının dava sonucunu beklemeksizin ... ye ödediğini, müvekkili şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı ile arasında sözleşme olmayıp sözleşmenin dava dışı ... ile olduğunu, bu nedenle pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, davacının ödemeyi 20/01/2017 tarihinde yaptığını, rücu davalarının iki yıllık zamanaşımı söz konusu olup davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını,

İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2014/660 Esas sayılı dosyanın kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek koşuluyla müvekkilinin söz konusu ticari ilişkide dava dışı ... nin ifa yardımcısı konumunda olduğunu, herhangi bir zarar var ise bu zarardan sözleşmenin tarafı olan ...'nin sorumlu olacağını, müvekkili şirketin ... ile yaptığı taşımacılık sözleşmesi kapsamında ürünlerin taşınması işleminin eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini, davacının ...'den almış olduğu ürünlerin teslim edileceği adres ve isimleri bizzat kendisinin bildirdiğini,

bu nedenle teslimatın da söz konusu adreste yapıldığını, İstanbul 6. ASliye Tİcaret Mahkemesinin 2014/660 Esas sayılı dosyasından verilen hükümde "davacı ve davalı arasında 02/05/2012 tarihli sözleşme gereğince ticari ilişki bulunduğu, davalının bu ticari ilişki koşullarında 83 adet televizyon siparişi vererek bildirdiği adrese teslimini istediği, davacının da ihbar edilen ... firması aracılığıyla 28/08/2013 tarihli irsaliye ile malları dava dışı ...Ltd.

Şti'ne teslim ettiği bu durumun sözleşme, fatura ve sevk irsaliyesinde sabit olduğu" şeklinde belirleme yapıldığını, hükmün istinaf edilmesi üzerine istinaf kararında ise "Davacı tarafça ihbar olunan ... (Davalı şirketin öncesi ünvanı) Lojistik Şirketi aracılığıyla fatura konusu malları, bildirilen adrese gönderdiği, davalı adına düzenlenen 29/08/2013 tarihli sevk irsaliyesinde ve taşıma irsaliyesinde ...Ltd.

Şti'nin kaşesi ve üzerinde imza bulunduğu görülmüştür" tespitinde bulunduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir.

Davalı yanında feri müdahale talep eden ...A.Ş vekili 06/01/2020 tarihli dilekçesinde özetle; davacının söz konusu televizyonları müvekkilinin anlaşmalı taşımacısı olan davalı ...'ın ürünleri teslimat için aldığını ancak ...'a teslim etmediğini ve kusurlu olduğunu iddia ederek uğradığı zararın tazminini talep ettiğini, müvekkili ile davacı arasında İstanbul 6. ASliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2014/660 Esas sayılı dosya bulunduğunu, davacının bu davasının reddine karar verildiğini,

eğer ...'ın teslime ilişkin bir kusuru bulunsa idi İstanbul 6. ASliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılamada mahkemenin müvekkili olan ...'nin sorumluluğuna karar vermesi gerektiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkesindeki dava reddedildiğine göre hem müvekkilinin hem de davalı Borusan'ın herhangi bir kusurunun bulunmadığının sabit olduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 25/11/2021 tarih ve 2019/409 Esas - 2021/828 Karar sayılı kararında. "İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/660 Esas sayılı dosyadan verilen gerekçeli karar sureti alınıp incelendiğinde, davacısının ...A.Ş, davalının ....A.Ş olduğu, dosyamız davalısının İstanbul 6. ASliye Ticaret Mahkemesindeki davada ihbar olunan konumunda bulunduğu, ... tarafından açılan davada müvekkili şirketin ...

Marka televizyonların Türkiye ithalatçısı olduğunu, davalı şirketin de müvekkilinden aldığı ürünleri 3.kişilere sattığını, davaya konu 83 adet televizyonunk....A:Ş'nin isteği üzerine ....A.Ş'nin sattığı ... firmasına ... firması aracılığıyla 29/08/2013 tarihinde teslim edildiğini ancak ...A.Ş'nin televizyon bedellerini ödemediğini, tahsilat amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...

Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattıklarını, davalının itiraz ederek takibi durdurduklarını belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda "davacı ve davalı arasında 02/05/2012 tarihli sözleşme gereğince ticari ilişki bulunduğu, davalının bu ticari ilişki koşullarında 83 adet televizyon siparişi vererek bildirdiği adrese teslimini istediği,

davacının da ihbar edilen ... firması aracılığıyla 28/03/2013 tarihli irsaliye ile malları dava dışı ...Ltd.ŞTi'ne teslim ettiğini, sözleşme, fatura ve sevk irsaliyesi ile sabit olduğu" denilerek davacının davasının kabulüne ve davalının itirazının iptaline karar verildiği, karara karşı istinaf yoluna gidildiği, İstanbul BAM 16. HD'nin 2017/1917 Esas 2019/491 Karar nolu ilamı ile "İtirazın iptaline konu davada ; davacı ile davalının 83 adet televizyonun, dava dışı ... San.

Tic. Şti'ne satılması konusunda anlaştıkları, davacı vekilinin malların teslim edildiğini ancak bedelinin ödenmediğini ileri sürdüğü , davalı vekilinin satışa konu emtiaların teslim edilmediğini, boş arsaya teslim edilmiş göründüğünü ve teslim tutanağından kime teslim edildiğinin anlaşılamadığını beyanla fatura bedelinin kendilerinden istenemeyeceğini ileri sürmüştür.

Taraflar arasındaki mail yazışmalarından davacı şirket yetkilisi ...'ün 26/08/2013 tarihli email de "Projenin son durumunu " sorduğu, davalı yetkilisinin "...Teslimat adresi bizim depomuz olmayacaktır.Firma teslim edilecek yerin adresini yarın bildirecek, bende sizi bilgilendiriyor olacağım, ben size teslimat bilgilerini verene kadar ürünlerin çıkışını gerçekleştirmemenizi rica ederim" davacı yetkilisi 28/08/2013 tarihli email'de " Açık teslim adresi, teslim alacak kişi adı ve soyadı, teslim alacak kişinin telefonlarını" istediği, davalı şirket yetkilisi ...r tarafından verilen 28/08/2013 tarihli cevapta "Teslim adresi ...

Mah. ... Cad. No:... Ataşehir/İstanbul, tesim alacak kişi ..., Telefon ..." olarak bildirdiği görülmüştür. Davacı tarafça, ihbar olunan ... Şirketi aracılığıyla, fatura konusu malları, bildirilen adrese gönderdiği, davalı adına düzenlenen 29/08/2008 tarihli sevk irsaliyesinde ve taşıma irsaliyesinde ... Elm. San. Tic. Şti'nin kaşesi ve üzerinde imza bulunduğu görülmüştür.

Dosya kapsamında alınan 22/01/2015 tarihli ve 07/03/2016 tarihli bilirkişi raporlarında davalı şirket defterlerinde, ... Nakliye şirketi adına düzenlenen 184.500,00 TL bedelli faturanın kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından dava dışı şirketten 27/08/2013 tarihinde , "09/09/2013 tarihli 20.000 TL, 15/09/2013 tarihli 68.500 TL, 28/11/2013 tarihli 96.000 TL bedelli " çeklerin alındığı ve defterlerine kaydedildiği ancak çeklerin tahsil edilemediği görülmüştür.

Davacı tarafın takibe konu 29/08/2013 tarihli .. numaralı KDV dahil 169.432,28 TL bedelli faturayı , davalıya gönderdiği, faturanın 02/09/2013 tarihinde teslim alındığı ancak 16/09/2013 tarihinde iade edildiği anlaşılmışsa da, davacının malları davalının talebi üzerine ve davalının bildirdiği adrese teslim ettiği, davalının üçüncü kişiye düzenlediği faturanın ve fatura karşılığı aldığı çeklerin defterlerinde kayıtlı olduğu,

çek bedellerinin ödenmemesi üzerine taraflar arasında ihtilaf doğduğu anlaşılmışsa da, davalının teslimin usulüne uygun yapılmadığı için bedelin müvekkilinden istenemeyeceği savunmasının yerinde olmadığı kanaatiyle, mahkeme kararı usul ve yasaya uygun görülmekle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir." denildiği,

istinaf kararına karşı Yargıtay'a temyiz yoluna gidilmiş, Yargıtay 11. HD'nin 21/04/2021 tarihli 2020/3073 Esas 2021/3887 Karar nolu ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu ve istinaf kararının onanması gerektiğini belirterek kararı onadığını ve kararın kesin olduğunun yargıtay ilamında yazılı olduğu görülmüştür. Dosyaya alınan sicil kayıtları incelendiğinde taşıma sözleşmesinin imzalayan ...

Ticaret A.Ş'nin birleşme yoluyla davalı ... Tic. A.Ş haline geldiği anlaşılmıştır. Davacı haksız fiil iddiasına dayalı olarak, davalı taşımacılık şirketinin kusurlu olarak söz konusu emtiaları usulünce teslim etmediği iddiasına dayalı olarak tazminat davası açılmış olup davalının husumet ehliyeti bulunmaktadır. Davalı zamanaşımı definde bulunmuş ise de TBK 72. Maddesi gereğince zamanaşımı süresi dolmamıştır.

Yukarıda özetlenen ve davacısı ..., davalısı ...A.Ş ve ihbar olunan konumunda bulunan ...A.Ş (yeni ünvanı ...A.Ş) olan İstanbul 6. ASliye Ticaret Mahkemesinin 2014/660 Esas 2016/835 Karar nolu ilamında ve bu ilama ait istinaf ilamında da belirtildiği üzere dava dışı ...A.Ş adına taşımacılık hizmeti veren dosyamız davalı şirketin, söz konusu malları davacı ...A.Ş'nin talebi üzerine ve ...A.Ş'nin bildirdiği adrese teslim ettiği, yapılan teslimin usulüne uygun olmadığı iddiasının yerinde olmadığı, kesin hükümle anlaşıldığından, davacının davasının aşağıdaki şekilde reddine karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile,

''Davacının davasının reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Davayla bağlantılı olsa da konusu bakımından ilgisi olmayan başka bir mahkemenin kararının dikkate alındığını, Dikkate alınan diğer davada, ilgili ürünleri satan ...

A.Ş ile olan alacak davası olduğunu, ürünlerin teslimatı ile alakası olmadığını, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/660 esas 2016/835 sayılı kararında malların usulüne uygun olarak teslim edildiğine ilişkin hiçbir gerekçe yer almadığını ve bu yönde yapılmış bir tespit olmadığını, Müvekkili şirket ile davada feri müdahil olarak yer alan ...

A.Ş. arasında görülen itirazın iptali davasının 14.11.2016 tarihinde neticelendiğini ve kurulan hükmün istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini,İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/660 Esas 2016/835 Karar sayılı ve 14.11.2016 tarihli ilamı ile ( aynen yazıyoruz ); “ Bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere; davalının 83 adet televizyonu dava dışı ... San. ve Tic. Ltd.

Şti. ne 29/08/2013 tarih ve ... numaralı kdv dahil 184.500 TL tutarlı fatura ile sattığını, bu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, satış karşılığında 09/09/2013 vadeli 20.000 TL.

15/09/2013 vadeli 68.500 TL., 28/11/2013 vadeli 96.000 TL. bedelli çekleri aldığını, bu çeklerinde davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak çeklerin vadesinde tahsil edilemediği anlaşılmıştır. “ şeklindeki gerekçeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi ilamında, dava konusu malların usulüne uygun olarak teslim edildiğine yönelik hiçbir tespit ve gerekçe yer almadığını, yine mezkur dava dosyasının bir bütün olarak incelendiğinde bu davada,

dava konusu malların usulüne uygun teslim edilip edilmediğine ilişkin tek bir bilirkişi incelemesi dahi yapılmadığını ve bilirkişilerce bu yönde herhangi bir görüş de bildirilmediğini, Bu durumda İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi kararının, dava konusu malların usulüne uygun teslim edildiğine ilişkin kesin hüküm oluşturmasının da mümkün olmadığını, Bu sebeple Yerel Mahkemenin, dava konusu malların usulüne uygun teslim edildiğine ilişkin kesin hüküm bulunduğu yönündeki gerekçesinin tamamen hatalı olduğunu, Davalı şirketin bu davanın tek konusu olan teslim yükümlülüğünü gerektiği gibi yerine getirmediğini,

Dava konusu malların teslimine ilişkin sevk irsaliyesinde yer alan teslimat adresinin boş bir arazi olduğunu, teslimat yapılan adresin ... Firmasının adresi ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, dava konusu malların olayla hiçbir ilgisi olmayan ... Yapı unvanlı bir firmaya teslim edilmiş olduğunu, ...

Yapı ünvanlı firma adına bu malları teslim alan kişilerin kim olduklarının dahi belli olmadığını, sevk irsaliyesinde bu şahısların kimlik bilgilerinin dahi bulunmadığını, sevk irsaliyesi üzerinde ... isimli şahsın adı yer almakla birlikte adının altında herhangi bir imza olmadığını, bunun yerine konuyla hiçbir ilgisi bulunmayan, ...

Yapı unvanını kullanan bir şirket ismi ve kim tarafından atıldığı belli olmayan bir imza bulunduğunu, bu hususlar gözetildiğinde, davalı şirketin teslim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğinin açıkça ortada olduğunu, Sevk irsaliyesinde yer alan teslimat adresinin var olmayan bir adres olduğunu, boş bir arazi olduğunu, bu hususun belediye kayıtları ile sabit olduğunu, bu adreste ... adında bir şirket bulunmadığını, Dava dışı ...

Firması tarafından ve dava konusu malların sevkiyatının gerçekleştirildiği yönünde müvekkili şirkete bilgi verildiğini, ancak bu teslimata ilişkin sevk irsaliyesinin tüm ısrarlı taleplere rağmen müvekkili şirkete gönderilmediğini, Müvekkili şirketin sevk irsaliyesinin ulaştırılması yönünde ve ısrarla dava dışı şirket ile yaptığı yazışmaların dava dosyasında mübrez olduğunu, teslimat belgesinin tüm taleplere ve yapılan yazışmalara rağmen gönderilmemesi neticesinde bu durumdan şüphelenen müvekkili şirketin detaylı bir araştırma yaptığını, bu araştırmanın neticesinde teslimatın yapıldığı iddia edilen “...

Mahallesi ... Caddesi No:... Ataşehir İstanbul “ adresinin boş bir arsa olduğunu, müvekkili şirket tarafından Belediye kayıtlarında yapılan tetkiklerle ortaya çıkarıldığını, bu alanın boş bir arazi olduğunu, bu adreste ...

Firmasının bulunmasının olanaksız olduğunu, bu hususun resmi kayıtlarla sabit olduğunu, bu durumda ve sevk irsaliyesindeki adresin boş bir arazi olduğuna göre ürünlerin boş bir arazide teslim edildiğinin kabulünün de mümkün olmadığını, Ticari Sicil Kayıtlarından anlaşılacağı üzere dava dışı ... Firmasının ticaret merkezi Sakarya İlinde görüldüğünü, sevk irsaliyesinde yer alan ve ürünlerin teslim edildiği iddia edilen adresin ...

Firmasının adresi ile hiçbir ilgisi olmadığını, Teslim alıcısı dava dışı ... Firmasının ticaret merkezi Sakarya ilinde olduğunu, dolayısı ile sevk irsaliyesinde yer alan teslimat adresinin dava dışı ... Firmasının adresi ile hiçbir ilgisi olmadığını, ...

Firmasının sevk irsaliyesinde yer verilen adreste bulunmadığını, bu durumda ürünlerin bu firmaya tesliminin gerçekleştirildiğinin kabulünün de mümkün olmadığını, Ticaret sicil kayıtları dahi, ürünlerin ya farklı bir adrese yönlendirildiği yahut da sevk irsaliyesinde yer verilen adreste alıcı sıfatı olmayan yetkisiz üçüncü kişilere teslim edildiğinin tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortada olduğunu, teslimatın usulüne uygun yapılmadığının sevk irsaliyesi içeriğinden kolaylıkla anlaşılabildiğini, Taraflar, alım satım ilişkisinin kurulması aşamasında, ürün teslimatının, ...

Firması adına ürünleri teslim almaya yetkili olduğu iddia edilen ... isimli şahsa ve yukarıda zikredilen adreste teslim edileceği hususunda anlaştıklarını, Ancak sevk irsaliyesi içeriğinde yer alan kayıtlar incelendiğinde; malların ...’a teslim edilmediğini, olayla hiçbir ilgisi olmayan ... Yapı unvanlı bir firmaya teslim edildiğini, üstelik ...

Yapı ünvanlı firma adına bu malları teslim alan kişilerin kim olduklarının dahi belli olmadığını, sevk irsaliyesinde bu şahısların kimlik bilgilerinin dahi yer almadığı açıkça anlaşıldığını, sevk irsaliyesi üzerinde ... isimli şahsın adının yer aldığını, ancak adı altında herhangi bir imza bulunmadığını, bunun yerine konuyla hiçbir ilgisi bulunmayan, ...

Yapı unvanını kullanan bir şirket ismi ve kim tarafından atıldığı belli olmayan bir imza bulunduğunu, sevk İrsaliye üzerinde ... kaşesinin bulunsa da bu teslimatın usulüne uygun yapıldığının ispatlamaya yeterli olmadığını, Ürünlerin teslimatının gerçekleştirilmesinden sonra dava dışı ...

Firması ürün bedellerine ilişkin fatura düzenleyerek müvekkili şirkete gönderdiğini, müvekkili şirketin, fatura bedelini ödemeden önce, teslimatın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını öğrenmek maksadıyla sevk irsaliyesinin gönderilmesini talep ettiğini ancak müvekkili şirket tarafından ısrarla ve defaatle istenmesine karşın sevk irsaliyesinin bir türlü müvekkili şirkete gönderilmediğini, Muhtemelen irsaliyenin ulaştırılması halinde teslimatın usulsüz yapıldığının ortaya çıkacağından davalı şirket çalışanlarının (kimseyi itham altında bırakmak kastımızın olmadığını beyanla), bu irsaliyeyi müvekkili şirkete göndermekten kaçındıklarını,

bu şekilde zaman kazanıldığını ve irsaliye üzerindeki yazıların da silinemeyeceğinden durumu gizlemek adına bu arada bir ... kaşesi yaptırılıp sonradan basılmış olabileceğini, Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketin teslim yükümlülüğünü gerektiği şekilde yerine getirmediğini, yazılı ve resmi belgelerle bu durumun sabit olduğunu, Taşıyıcının teslim yükümlülüğünün kapsamı yasal mevzuatlar ve yerleşik Yargıtay içtihatları ile çok açık ve net olarak düzenlendiğini, Yasal mevzuatla getirilen düzenlemeler kapsamında, geçerli bir teslimden söz edebilmek için eşyanın doğru kişiye,

yani gönderilene veya onun yetkili temsilcisine tesliminin zorunlu olduğunu, bu nedenle gönderilen işyerindeki görevli bir kimseye yapılan teslimin, kural olarak geçerli bir teslim sayılacağını, Taşıyıcının gönderileni bulamaması, gönderilen eşyayı teslim almayı reddetmesi veya kabulde gecikmesi yahut eşyanın gönderilene teslimini engelleyen diğer durumlarda da taşıyıcının eşyaya özen borcunun devam ettiğini, Teslim engelleri olarak anılan bu durumlarda taşıyıcının nasıl hareket etmesi gerektiği CMR Konvansiyonu 15.maddeye uygun olarak Türk Ticaret Kanununun 869.maddesinde özel olarak düzenlendiğini, CMR Konvansiyonu 15.maddesi ile;

“ Yükün teslim yerine varışından sonra koşullar bunların teslimini engellediği hallerde taşımacı göndericiden talimat isteyecektir. “ 6012 sayılı Türk Ticaret Kanunumuzun “ Taşıma ve teslim engelleri “ başlıklı 869.maddesi ile; “ (1) Eşyanın teslim edilmesi gereken yere ulaşmasından önce, taşımanın sözleşmeye uygun olarak yapılamayacağı anlaşılırsa veya eşyanın teslim edileceği yerde teslim engelleri çıkarsa, taşıyıcı, 868 inci madde uyarınca tasarruf hakkına sahip olan kişiden talimat almak zorundadır.

Tasarruf hakkını gönderilen haizse ve bulunamıyorsa veya eşyayı teslim almaktan kaçınıyorsa, tasarruf hakkı birinci cümle uyarınca gönderen tarafından kullanılır. ……………. (3) Taşıyıcı, 868 inci maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesine göre, uyması gereken talimatları uygun bir süre içinde alamazsa, tasarruf hakkı sahibinin menfaatine en iyi görünen tedbirleri almakla yükümlüdür.

Taşıyıcı, eşyayı, boşaltıp saklayabilir, 868 inci maddenin birinci fıkrası ilâ dördüncü fıkrası hükümlerine göre tasarruf hakkını haiz kişinin hesabına saklanması için tevdi edebilir veya geri taşıyabilir.

Taşıyıcı, eşyayı üçüncü bir kişiye tevdi ederse, sadece bu kişinin seçiminde gösterilmesi gereken özenden sorumludur. “ şeklinde düzenleme getirildiğini, Yine yerleşik Yargıtay İçtihatları ile getirilen düzenlemelerin de bu yönde olduğunu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2019/3973 Esas 2021/44474 Karar sayılı ve 26.05.2021 tarihli ilamı ile; “ …Davalı firmanın malı teslim ettiği, üçüncü kişi olan…….adlı şahsın kim olduğunun belli olmadığı, davalıdan malın bedelinin istendiği,

ancak ödenmediğini iddia ederek mal bedeli olan 122.649,86 TL.’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ……davaya konu emtianın taşıyıcı tarafından…..isimli şahsa teslim edildiği, ancak teslim belgesinde bu şahsa ilişkin adres telefon TC numarası gibi herhangi bir bilginin yer almadığı ve bu nedenle teslimin gönderilen şahıs olan …..’ya yapılmadığının anlaşıldığı, …..’nın SGK kayıtlarında o dönem…..isimli bir çalışanının olmadığı, bu durumda davalı taşıyanın, dava konusu malı, teslim etmesi gereken kişiye teslim etmeyerek sorumluluk altına girdiği ve eşyanın zıyaından sorumlu olduğu,

dava konusu malın teslim edildiği….isimli şahsın da ….ile bağlantısı veya …..’nın malın bu şahsa teslim edilmesi gerektiği yönünde talimatın varlığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüyle 122.649,86 TL.’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA….” şeklinde hüküm tesis edildiğini, Davalı şirketin Türk Ticaret Kanununda getirilen düzenleme kapsamında basiretli bir tüccar gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğunu, Türk Ticaret Kanunumuzun 18.maddesi ile;

“ Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. “ şeklinde düzenleme getirildiğini, Bu durumda davalı şirketin, teslimatın yapıldığı yerin bu derece büyük bir sevkiyatın gerçekleştirilebileceği nitelikte bir yer olup olmadığını araştırıp değerlendirmesi, teslim alan firmanın teslim alıcısı firma olup olmadığını teyit etmesi, bu firma adına hareket eden şahısların yetkili kişiler olup olmadığını araştırması,

bu yönde gerekli kimlik tespitlerini yapması gerektiğinin açıkça ortada olduğunu, Ancak davalı şirket üzerine düşen yükümlülüklerin hiçbirisini ve hiçbir şekilde yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin büyük bir zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, Yerel mahkemece dava dosyasında mübrez delillerin gerektiği şekilde incelenmediğini ve değerlendirilmediğini, Yerel Mahkemeye taraflarınca sunulan deliller ile teslimat adresinin yerinde boş bir arsa olduğunu, teslimatın yan binada ünvan ve iş kolu olarak alakasız bir yere yapıldığının açıkça ortada olmasına rağmen, kanunlarca belirlenen ve uygulanan teslimat kurallarına uyulup uyulmadığını,

teslim alan kişilerin belirtilen kişiler olup olmadığını, kimlik bilgilerinin kontrol edilip edilmediği yönünde hiçbir inceleme yapmadığını, bu yönde taraflarınca sunulan bir çok delilleri ve itirazlarının gerektiği şekilde dikkate alınmadığını, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm tesis edildiğini, Yerel mahkemenin dosyayı taşıma hukukunda görüş bildirebilecek uzman bir bilirkişiye dahi göndermeksizin davanın reddine karar verdiğini, Mahkemece dava dosyası incelendiğinde görüleceği üzere taraflar arasındaki ihtilaf, taşıyıcı firmanın teslim yükümlülüğünü gerektiği şekilde yerine getirip getirmediği noktasında toplandığını,

yerel mahkemenin dava dosyasını taşıma hukukunda uzman bir bilirkişiye tevdii ederek, davalı firmanın malın teslimi konusunda yasal düzenlemelere uygun davranıp davranmadığını, teslim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirip getirmediği konusunda rapor aldırması gerektiğini, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2014/13668 Esas 2014/20084 Karar sayılı ve 08.05.2014 tarihli ilamı ile; “ Davacı vekili, müvekkilinin taşınmak üzere davalıya koli içinde davlumbaz teslim ettiğini, emtianın taşıma sırasında hasar gördüğünü, alıcının ürünü teslim almadığını ileri sürerek, 3.729,95 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının basiretli bir tacir gibi uygun ambalajlama yapılıp yapılmadığını tespit etmesi…..” şeklinde düzenleme getirildiğini, yerel mahkemenin en azından bu incelemeyi yapabilecekken dosyayı taşıma hukukunda görüş bildirebilecek uzman bir bilirkişiye dahi göndermeksizin davanın reddine karar verdiğini, İleri sürerek.

Fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah haklarının ile her türlü dava ve şikayet hakları saklı kalmak kaydı ile. İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/409 Esas 2021/828 Karar sayılı ve 25.11.2021 tarihli usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararının kaldırılarak, talepleri yönünde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne satılan fatura konusu ürünlerin taşıma işini yapan davalı tarafından alıcısına teslim edilmediği iddiası ile uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, davacının tedarikçisi olan dava dışı ... Ticaret A.Ş. yönlendirmesi ile davacı ve dışı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında fatura konusu ürünlerin satış sözleşmesi yapıldığını, fatura konusu ürünlerin tedarikçi firma olan ...

Ticaret A.Ş. tarafından bu firmanın taşıma şirketi olan davalı aracılığı ile gerçekleştirildiğini, ancak davalı şirketin fatura konusu ürünleri alıcı firmaya teslim etmeyip sevk irsaliyesinde gözüken Sembol Yapı ünvanlı firmaya teslim edildiğini, tedarikçi firma ve taşıma firmasına kendileri tarafından bildirilen adresin yapılan araştırmada boş bir arazi olduğunun belediye kayıtları ile tespit edildiğini, alıcı firma adresinin Sakarya olduğu, teslimi istenen ve sevk irsaliyesinde ismi bulunan ... isimli şahsın imzasının bulunmadığını, sevk irsaliyesinde ...

Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin kaşesinin ve üzerinde imza bulunmasının tek başına teslimin alıcı firmaya yapıldığını göstermediğini, fatura konusu ürünler alıcısına teslim edilmemesine rağmen dava dışı ...

Ticaret A.Ş.tarafından aleyhlerinde başlatılan icra takibine kendileri tarafından itiraz edildiğini ve aleyhlerine açılan İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/660 esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali davasının da aleyhlerine sonuçlanması üzerine icra tehdidi altında teslim edilmeyen ürünlerin bedellerinin ödendiğini ve bu sebeple zarara uğrandığını, taşıma işini üstlenen ve ürünleri alıcısına teslim etmeyen davalının kusurlu olup, bu zarardan sorumlu olduğunu ve zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, dava konusu ürünlerin davacının bizzat bildirdiği adreste bildirdiği kişiye teslim edildiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/660 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada da fatura konusu ürünlerin teslim edildiğinin tespit edilerek tedarikçi firma dava dışı ... A.Ş.nin alacağının hüküm altına alındığı, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece kesinleşmesi beklenen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/660 esas sayılı dosyasında; tedarikçi dava dışı ...

Ticaret A.Ş. tarafından davacı aleyhine davamızın da konusu olan ürünlerin bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davası açıldığı ve Mahkemece ürünlerin davalı tarafından davacının bildirdiği adrese ve kişiye teslim edildiği gerekçesi ile alacağın hüküm altına alındığı, kararın istinaf ve Yargıtay temyiz aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.

Söz konusu fatura konusu ürünlerin teslim edildiği tespitini içeren hüküm iş bu dava açısından kesin delil niteliğindedir.

Bunun yanında sevk irsaliyesi incelendiğinde davacının kendisinin bildirdiği, ancak sonrasında boş arazi olduğu ileri sürülen adreste teslimatın yapıldığı, alıcı firma kaşesinin ve üzerinde imzasının bulunduğu, teslimi istenen kişinin isim ve soy isim, telefon bilgilerinin ve teslimin yapılacağı adresin bildirildiği, yan tarafında imzanın bulunduğu ve altında ...

Yapı yazdığı görülmüş, söz konusu imzanın ... adlı kişiye ait olmadığı iddia ve ispat edilmediği gibi, alıcı firma kaşesi ve üzerindeki imzanın alıcıya ait olmadığı da iddia ve ispat edilmemiştir.

Bunun yanında davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunulan mailler incelendiğinde, sevk irsaliyesine göre alıcı firmaya 29/08/2013 tarihinde teslimi yapıldığı görülen ürünlere ilişkin ilk olarak 10/09/2013 tarihinde ürünlerin teslimine ilişkin sevk irsaliyesinin talep edildiği, bu tarihler arasında tedarikçi firmaya ürünlerin teslim edilmediğine ilişkin herhangi bir bildirimin ve itirazın yapılmadığı,

alıcısına teslim edilmediği iddia edilen ürünlerin teslim tarihinden itibaren teslim edilmemiş olması halinde teslim edilmediğine yönelik alıcı firma tarafından davacıya herhangi bir itiraz ve ihbarın yapılmamasının ve davacının bilgisinin olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı,

İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/660 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davamızın davacısının defter ve kayıtlarına göre tedarikçi firma tarafından davacıya düzenlenen 29/08/2013 tarihli faturanın davacıya 02/09/2013 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafından faturanın süresinden sonra 16/09/2013 tarihinde ürünlerin teslim edilmediği iddiası ile iade edildiği, davacı tarafından dava dışı alıcı firmaya ürünlere ilişkin 29/08/2013 tarihli fatura düzenlendiği ve öncesinde alıcı firmadan 27/08/2013 tarihinde iki adet çek alındığı, çeklerin bankaya verildiği,

ancak tahsil edilememesi sebebiyle tekrar portföyüne geri alındığı, alıcı firma tarafından ürünlerin teslim edilmediği ve çeklerin bedelsiz kaldığı iddiası ile davacı aleyhine hukuki süreç başlatıldığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi yansımadığı anlaşılmakla, davalı tarafından ürünlerin tesliminin kuvvetli delil olan Mahkeme ilamı ile ispat edilmesi ve aksinin davacı tarafından ispat edilememesi dikkate alındığında Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle.

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/821, K. 2024/1795, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/821
Karar No
2024/1795
Tarih
14 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/822 K.2024/754
  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/822 K.2024/975
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/822 K.2024/1986
  • İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/822 K.2024/626
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/823 K.2024/1833
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi E.2022/823 K.2024/1220

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.