KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/861 Esas
- Karar no
- 2024/1799 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2019/1263 Esas - 2021/840 Karar
- Tarih
- 11/11/2021
- Dava
- Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı
Karar Metni
4.244 kelime·21 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. adına vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı şirketin, ... Sigorta A.Ş.’nin acentesi olan davalı ... Sigorta Ltd.
Şti.’nin aracılığı ile tanzim edilen ... no’lu 01.11.2018 /01.01.2019 tarihli CMR- Karayolu ile yapılan uluslararası emtia taşımaları için taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesi ile davalı sigortalı nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkilinin maliki olduğu ... dorse ... çekici plakalı araç ile 41.280,00 Euro’luk ısı kazanlarından oluşan yükü Elazığ’dan Özbekistan'a 04.11.2018-16.12.2018 tarihleri arasında taşımasını yaptığını, yükün taşınması esnasında 09.11.2018 tarihinde Muş ilinde davacı şirket aracının şoförü, ışıkları olmadığı halde karanlık yolda seyreden bir traktöre arkadan çarpmak suretiyle kaza geçirdiğini,
aracın çekicisinde maddi hasar meydana geldiğini, ancak aracın dorsesinde tek bir çizik dahi oluşmadığını, taşınan malların bulunduğu dorseye zarar gelmemiş olması nedeniyle müvekkil şirketin derhal ... plakalı yeni bir çekiciyi göndererek ısı kazanlarının yüklü olduğu dorseyi Özbekistan'da teslimat yeri olan ... şirketine 16.12.2018 tarihinde teslim ettiğini, ...’nin şirket yetkilileri ve üst taşıyıcı ...'nın yetkililerinin birlikte tanzim ettikleri tutanakla “malların taşıma esnasında hasara uğramış olduğunu,
ısı kazanlarıyla tehlikeli işler vasfında işlerin yapıldığını bu nedenle bu hasarların çok ciddi kazalara neden olma ihtimali bulunduğu, kazanlarda mikro çatlaklar bulunması durumunda kazanların tamamen değişmesinin gerekebileceği” düşüncesiyle üretici firmadan görüş istendiğini, üretici firma ...
Mühendislik tarafından, böylesi bir hasar durumunda ısı kazanlarını kullanmanın ciddi riskler oluşturacağı, kazanların içindeki mikro çatlakların büyük kazalara yol açma ihtimalinin bulunduğu bu nedenle üretici firma olarak kendilerinin kazanlar için garanti veremeyeceklerini bildirdiğini, bunun üzerine mal alıcısı ... isimli firma kullanılamayacak durumda olan malların değerlerini tespit ederek üst taşıyıcı ...'dan talepte bulunduğunu, hasar bedelinin tamamını alacağından mahsup etmek suretiyle tahsil ettiğini, üst taşıyıcı ... da alıcı tarafından tahsil edilen hasar bedelinin tamamını,
cari hesap ilişkisi nedeniyle müvekkili şirketin navlun cari hesabından kestiğini, bu suretle müvekkil şirket hasarının tamamını ödemek zorunda kaldığını, malların hasara uğradığının öğrenildiği anda davacı tarafından aynı gün 16.12.2018 tarihinde; davalı ... Hizmetleri A.Ş’ye dolayısıyla ... Sigorta.
A.Ş.’ne derhal hasar ihbarında bulunarak hasar dosyası açılıp ekspertiz incelemesi yapılması talep edildiğini, müvekkilinin rizikonun meydanda çıkma ihtimali bulunduğunu öğrendiği tarih kendisine 16.12.2018 tarihinde üst taşıyıcı tarafından yapılan bildirim olup davacı taraf olarak anılan hükme uygun olarak süresinde bildirim yapıldığını, yurt dışı taşıma işi yapmak üzere hareket eden bir dorsenin mühürlenmek suretiyle kapatıldığı ve alıcı şirkete varmadan taşımacı tarafından açılmasının mümkün olmadığını,
şimdilik ödemek durumunda kaldıkları zarar tutarından 36.536,00 Euro’nun 01.07.2019 olan ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işletilecek dövizli mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı yanın mal sahibi olmayıp taşıyıcı olduğunu, CMR poliçesi taşıyıcıların.
3. Şahıslara verdiği zararları teminat altına aldığını, bu nedenle davacının dava açma ehliyeti olmadığını, kendisi hasarı ödeyip temlik almış ise ödeme dekontlarını, temliknamesini dosyaya sunarak davasını ispatlaması gerektiğini, ancak bu temliğe ilişkin dosyaya hiç bir belge sunmadığını, hasar tazminatının ödendiğine ilişkin banka dekontunu veya banka/muhasebe kayıtlarını mahkemeye sunması gerektiğini, davacının yüksek olan hasar miktarını ispatlanması gerektiğini, hasar miktarına ve kusur durumuna itiraz ettiklerini, talep konusu yapılan alacak bedelinin dahi nasıl oluşturulduğu,
var ise hasarlı emtianın sovtaj değerlendirilmesine tabi tutulup tutulmadığının anlaşılamadığını, hasarlanan mala ilişkin gerçek bir tespit yapılmadığını, şayet var ise ne kadar malın hasarlandığı ve ne kadarının kurtarıldığı hususunda bir tespit bulunmadığını, davacı yanın geçirdiği kazayı müvekkili şirketlere bildirmediğini, mallar teslim edildikten sonra da süresi içinde yapılmış herhangi bir hasar ihbarı bulunmadığını, TTK 889 maddeye göre teslim anında hasar tespiti yapılmalı ancak hasar açıkça görülmüyor ise en geç 7 gün içinde yazılı hasar ihbarında bulunulması gerektiği,
ancak dava konusu olayda ne kaza anında ne de teslimde müvekkil şirkete herhangi bir hasar ihbarında bulunulmadığını, taşıma CMR Konvansiyonuna tabi olarak gerçekleşmiş olmakla, faiz tutarı konvansiyonda belirtilen oranın üzerinde olamayacağını, bu oran CMR konvansiyonunda %5 olarak sınırlandırıldığını, bu nedenle davacı yanın avans faizi talebinin fahiş olması nedeniyle reddinin gerektiğini, yine davacı yan herhangi bir hasar ihbarı ve talebi olmadığından davadan önce müvekkil şirketi temerrüde düşürmediğini, bu nedenle faiz talebinin reddi gerektiğini,
uluslararası taşımalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda CMR konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, taşıyıcının azami sorumluluğu CMR Konvansiyonu 23.md. de düzenlendiğini, müvekkil şirket taşıyıcı olmamakla birlikte eğer aksi kanaat hasıl olursa da CMR 23. md. uygulanması gerektiği, bu sözleşmede belirtilen hesap birimi SDR olması gerektiği, buna göre tazminatın 8,33 hesap birimini aşmayacağını, haksız, yasal dayanağı olmayan ve müvekkilimizin kusuru bulunmayan fahiş talep ve faiz tutarını havi davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 11/11/2021 tarih ve 2019/1263 Esas - 2021/840 Karar sayılı kararında;"Dava, gerçekleşen risk nedeni ile poliçe bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Taraf delillerinin toplanmasına geçilmiş, davalı ...'ya müzekkere yazılarak davaya konu sigorta poliçe ve hasar dosyası celp edilmiştir.
Davalı zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de kazanın 09.11.2018 tarihinde gerçekleşmesi, davacının zarar bedelini 01.08.2019 tarihinde yapması ve bu tarihten itibaren de 1 yıllık süre içinde davayı açtığı anlaşılmakla davalı itirazı yerinde görülmemiştir.
Tarafların uyuşmazlığının halli için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, Mali Müşavir, Makine Mühendisi, Lojistik Uzmanı ve Sigorta Uzmanından oluşan bilirkişi heyeti, 01/04/2021 tarihli raporunda özetle; "...davaya konu taşıma işleminde hasar gördüğü dosyadaki belge ve bilgiler ışığında tespit edilen kazanların, basınçlı kap statüsünde bir ekipman olduğu, imalatının ve işletilmesinin özel şart ve standartlarda yapıldığı, davaya konu olaydaki kazanların görünür ve görünmez hasarlarının olduğu,
bu hasarlar nedeniyle doğrudan kullanımının mümkün olamayacağı aksi takdirde ciddi patlama riskinin olduğunu, davacı yana ait 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerin ve elektronik beratlarının yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği, bu yönüyle 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davacının lehine delil niteliğinin bulunduğunu, davalı şirketlere ait 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerin ve elektronik beratlarının yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği,
bu yönüyle 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davalıların lehine delil niteliğinin bulunduğunu, taraflar arasında sigortacılık yönünden ticari ilişki bulunduğu, dava tarihi itibariyle sigorta poliçelerinden kaynaklı borç ve alacaklarının bulunmadığını, dava konusu taşımada davacı ... Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti.’nin fiili alt taşıyan sıfatını taşıdığını, dava konusu uyuşmazlıkta, taşıma ile ilgili olarak düzenlenmiş hamule senedinde malların taşınmak üzere davacı tarafından teslim alınması sırasında konulmuş bir ihtirazi kayda rastlanmadığını, CMR m.3 hükmüne göre, “Bu sözleşmenin uygulanması bakımından taşımacı, çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden sanki bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacağını,
davacı taşıyıcının temlik kapsamında talep olunan zararı yük ilgililerine ödediğinin kabulü halinde sorumluluk sigortacısı olan davalı ... şirketinin CMR 17/1-2 hükümleri gereği yükteki hasarın sigortalısı taşıyanın kusurundan kaynaklanmadığını ispat etmediği sürece raporumuzda detaylarına yer verildiği üzere kusuru kapsamında oluşan 36,536,00 Euro tutarlı zarardan sorumlu olacağı şeklinde değerlendirildiğini, davacı tarafın davalıdan ancak yazılı olarak davalı tarafa başvurduğu tarihten itibaren icra takibi tarihine kadar olan süre içinde faiz talebinde bulunabileceği..." yönünde görüş beyan edilmiştir.
Taraflar itirazları doğrultusunda kök rapor hazırlayan bilirkişilere tevdii edilerek ek rapor hazırlanması istenilmiş, 27/09/2021 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde kök raporda belirtilen hususlarda bir değişiklik olmadığı, bununla beraber davacı yanca yapılan ödemeye ilişkin kayıtlara ticari defterlerde yer verildiği ve kök raporda belirtildiği gibi davalı sorumluluğunda olan tutarın üst limitin altında kalması nedeni ile sorumluluğa karar verilmesi halinde gerçekleşen hasardan davalının sorumluluğu bulunduğu raporlanmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı yanca alt taşıyan olarak üst taşıyan olan ...'dan dava dışı ...’ye ait ısı kazanlarının taşınması hususunda anlaşmaya varıldığı ve davacı şirket tarafından ısı kazanlarının nakliyesi sırasında gerçekleşen kaza sonucu bu kazanların hasarlandığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı ... ve acentenin tanzim edilen poliçe nedeni ile bu hasardan sorumlu olup olmadığı, davacının süresinde davalıya hasar ihbarında bulunup bulunmadığı, bunun ödeme yükümlülüğünü etkileyip etkilemediği, davacı tarafça ödeminin üst taşıyana yapılıp yapılmadığı hususlarındadır.
Davacının taşıma işini yaptığı sırada başka bir araca arkadan çarpmak suretiyle kazanın gerçekleştiği ve araç dorsesinde hasar olmamasına karşın çarpmanın şiddeti ile taşınan ısı kazanlarında mikro çatlaklar oluştuğu, kazanların bu hali ile kullanılamayacağı dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile sabittir.
Kazanların kullanılamayacak olması nedeni ile alıcı firmanın bunun bedelini üst taşıyıcıdan tahsil etmesi sonucu dava dışı üst taşıyıcının da bunu davacıdan tahsil ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı, davacının ödeme belgesini sunmadığı ve dava konusu edilen tutarı isteyemeyeceği savunmasında bulunmuş ise de davacının doğrudan ödeme yapılmadığı, dava dışı şirketin zarar tutarını navlun alacağından kestiği iddiası özellikle ek bilirkişi raporu ile doğrulanmış ve davacının ödemeyi bu surette yaptığı tespit edilmiştir.
Davalı yine süresi içinde kendisine hasar ihbarı yapılmadığı buna göre ödeme sorumluluğu bulunmadığı savunmasında bulunmakla 6102 Sayılı TTK' nın 1446 maddesi uyarınca hasar ihbarının yapılmaması veya geç yapılması ödenecek zararda veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre ancak tazminatta veya bedelde indirim sebebi olabilecektir.
Yine sigortacının hasarın geç ihbar edilmesi nedeni ile uğradığı zarara ortaya koyamaması halinde sigortalının olası ihmalinin tazminat veya bedel miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte olmaması halinde tazminattan indirim yapılması mümkün olmayacaktır.
Somut olayda davacı kaza gerçekleştiğinde taşınan emtiada görünürde bir zarar olmadığı için davalıya ihbarda bulunmamış, hasar üst taşıyıcı tarafından kendisine bildirilir bildirilmez de hasarı davalıya ihbar etmiştir. Öyle ki CMR m17 de taşıyanı taşıma faaliyeti sırasında vuku bulan zararlardan sorumluluktan kurtaran hallerin de neler olduğu düzenlenmiş, CMR m18/1 uyarınca bu durumlardan birinin varlığını ispat yükü taşıyanın üzerinde bırakılmıştır.
Dosya kapsamında sorumluluktan kurtarmaya yarar bir belgeye de rastlanmamıştır. Davalı ..., sigortalısının kusursuz olmadığını ortaya koymadığı müddetçe davacı ile birlikte gerçekleşen hasardan sorumlu olacaktır. Buna göre davalı ... şirketinin dosyada yapılan hesaplama sonucu hasarın ve ödenen tutarın tamamından sorumlu olduğu ortadadır.
Davalı ..., sorumlu tutulacak olması halinde hasarlanan ürünün sovtaj bedelinin düşülmesi gerektiğini ileri sürmüş, fatura bedeli ile talep edilen tutar ve bilirkişi raporunda hesaplanan tutar dikkate alındığında sovtaj indirimi yapıldığı anlaşılmıştır.
Bunlarla birlikte acentenin kişisel kusuru ispat olunmadıkça acentenin sigorta şirketinin yükümlülük altına girdiği poliçe nedeni ile sorumlu tutulması mümkün değildir.( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 24.02.2021 tarih 2020/7251 Esas., 2021/1688 Karar, yine 02.06.2021 tarih 2020/6016 Esas, 2021/4699 Karar sayılı kararları) Davacı ödemeden önce davalı sigortaya hasar ihbarında bulunduğundan ve poliçe bedelinin ödenmemesi üzerine 01.07.2019 tarihinde hasar bedelini ödemek zorunda kaldığından temerrüdün de bu tarihte gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
Açıklanan nedenlerle davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine; diğer davalı ... yönünden ise davanın kabulü ile 36.536,00 €'nun temerrüt tarihi olan 01.07.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4A madddesi uyarınca Devlet Bankalarınca Euro cinsinden 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile bu davalıdan tahsiline dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir."gerekçesi ile, ''Davacının davasının davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti.
Yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davanın davalı ... Sigorta A.Ş yönünden kabulü ile, 36.536,00 €'nun temerrüt tarihi olan 01.07.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4A madddesi uyarınca Devlet Bankalarınca Euro cinsinden 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı ... Sigorta'dan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... adına vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... adına vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Dava konusu olayın trafik kazasından meydana gelmiş olduğunu kazaya karışan diğer aracın tali kusurlu olduğunu, bu nedenle kazaya neden olan traktör ve onun sürücüsüne husumet yöneltilmesi gerekirken müvekkili şirketlere yöneltilmesinin hatalı olduğunu, diğer aracın trafik sigortasından ve malikinden tazminat talebinde bulunulmaması gerektiğini, sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen acente ve sigorta şirketine dava açmasının hatalı olduğunu, mahkemece bu hususun araştırılmamış olduğunu, verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, kararı istinaf ettiklerini, Hüküm kurulurken poliçe genel şartlarının incelenmediğini,
poliçe uyarınca davacı tarafın zamanında müvekkili sigorta şirketine hasarı bildirmediğini, hasarın teminat dışı kaldığını, CMR sigortası genel şartları 8.2.1.1 "kendisine karşı bu poliçeye ilişkin taşıma sözleşmelerinden doğan hak ve taleplerin ortaya çıkabileceği her olayı bu olaydan bilgi edinir edinmez sigortacılara derhal (en geç bir hafta içinde) yazılı olarak bildirmekle yükümlüdür" maddesi uyarınca davacının kaza geçirir geçirmez derhal müvekkili şirkete haber vermesi gerektiğini,
davacının hem sigorta genel şartlarına göre hem de basiretli bir tacir olmanın gerektirdiği özen yükümlülük uyarınca müvekkili şirkete kazayı bildirmesi gerektiğini ancak bildirmediğini, bu yüzden hasarın teminat dışı kaldığını, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi bu yönüyle ele alınmadığını, kararın bu yönüyle de eksik ve hatalı olduğunu, kararı istinaf ettiklerini, TTK hükümleri uyarınca davacının kusurlu olduğunu, bilirkişilerin ilgili maddeleri hatalı yorumladıklarını, bilirkişilerin TTK'da yer alan sigorta hukuku genel hükümler maddelerini sıraladıklarını,
ancak bu maddeleri davacının kusurlu ve poliçeye aykırı davranışları bakımından değerlendirmediklerini, bilirkişilerin müvekkili ...
Sigorta A.Ş. yönünden, kanun maddelerini hatalı yorumlayarak yaptıkları tespite itiraz ettiklerini yazılı olarak bildirdiklerini, ancak yerel mahkemenin itirazlarını incelemeden direk bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini, TTK ve sigorta poliçesi uyarınca müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, Riziko gerçekleştiğinde MADDE 1446- (1) "Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. " maddesinin yer aldığını, bu madde uyarınca davacı tarafın müvekkili şirkete derhal bildirimde bulunmamdığını, Riziko gerçekleştiğinde derhal bildirmemek,
davalının taşıma şirketi olduğu ve basiretli bir tacir olması gerektiği açısından değerlendirildiğinde ağır bir kusur olduğunu, davacı tarafın, kaza anında müvekkili şirkete haber vermediğini dava dilekçesinde dahi dile getirdiğini, hal böyleyken davacının kanun uyarınca dahi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu geç bildirim nedeniyle müvekkili şirket tarafından hasarın taşıma esnasında olup olmadığını ve böyle bir kazanın emtealar üzerinde böyle bir hasara neden olup olmayacağı dahi incelenemediğini, dosyada ekspertiz incelemesi dahi yapılamadığını, Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması,
ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidileceğini, geç bildirimde bulunma durumunun, davacının tacir olduğu ve iştigal konusunun taşıma olduğu düşünüldüğünde ağır bir kusur olduğunu, bilirkişilerce davacının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesinin kusur olarak değerlendirmediğini, halbuki aksine, taşıma şirketi için ağır bir kusur olduğunu, her taşımada herhangi bir hasar olduğu takdirde hasarın taşıyıcıya rücu edildiği genel olarak bilinen bir gerçek olduğunu, hal böyleyken davacının hasarı geç bildirmesinin ağır kusur olduğunu,
Dava dilekçesinde " aracın çekicisinde hasar meydana geldiğini, aracın dorsesinde tek bir çizik dahi oluşmadığını, taşınan malların bulunduğu dorseye zarar gelmemiş olması nedeniyle müvekkili şirketin derhal ... plakalı yeni bir çekiciyi gönderdiğini ve ısı kazanlarının yüklü olduğu dorseyi Özbekistan'da teslimat yeri olan ... şirketine göndermiştir. " ifadelerinin yer aldığını, bu ifadelerin, taşıyıcının müvekkili şirkete kazayı haber vermemesinde de son derece kusurlu olduğunun ortaya koyulduğunu, davacının kaza geçirmesine rağmen dıştan dorseye bakarak yüke bir şey olmadığı kanaatine vardığını,
dorseyi açıp kontrol etme gereği bile duymadığını, davacının dorseye baksa idi bilirkişi raporunun 11.sayfasında ifade edildiği gibi kazanlardaki görünür deformasyonu fark edebileceğini, bu esnada müvekkili şirkete haber vermiş olsa idi ikinci çekici yükü alana kadar yükün daha fazla zarar görmemesi için ambalajlamaya ve istiflemeye müdahale edecek ve malın teslim yerine vardığında daha az hasarlı olarak varmasını sağlayarak hasar miktarını azaltabileceğini, ısı kazanı gibi hassas bir yükün, dorse dıştan hasar görmemiş olsa bile içten hasarlanmasının mümkün olduğunu, bu nedenle davacının derhal müvekkili şirkete haber vermesi gerektiğini,
bilirkişilerin bu durumu görmezden geldiğini, davacının sigortacı müvekkili şirkete derhal haber vermemesinin kusurlu bir hareket olarak değerlendirmediğini, çekicinin pert olmasına yol açan bir kazada cmr sigortacısına haber vermemenin akla ve mantığa sığmadığını, davacı tarafın ağır kusurlu olduğunu, yerel mahkemenin ise itirazlarını dikkate almadan hüküm kurduğunu, Davacı tarafın ağır kusurlu davranışı olduğunu, kaza anında müvekkili şirkete haber vermemesinin TTK'nın 1447.maddesine de aykırılık oluşturduğunu, Bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğüne göre.
MADDE 1447- (1) "Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır.
Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür.
Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar artarsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır." şeklinde madde olduğunu, Davacı tarafın kazanın gerçekleştiğini müvekkili şirkete haber vermediğinden müvekkili şirketin kaza anı ve sonrasında olaya müdahil olma hakkının elinden alındığını, müvekkili şirketin inceleme yapması ve zarar var ise zararın neden kaynaklandığı,
miktarı, kimin sorumluluğunda olup olmadığını eksper incelemesi ile tespit etmesinin engellendiğini, eğer davacı şirket, müvekkili şirkete haber verseydi ve müvekkili şirket eksper incelemesi yaptırabilseydi, davacının söz konusu zarardan sorumlu olmasının da önüne geçilmiş olacağını, bu nedenle bilirkişilerin, davacının müvekkili şirkete haber vermemesinin zarar miktarına bir etkisi olmadığı yönündeki tespitlerinin hatalı olduğunu, bu tespitin, hayatın genel akışına, somut olaya, akla ve mantığa aykırı bir tespit olduğunu, bilirkişi raporu doğrultusunda verilen yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, kararın bu yönüyle istinaf ettiklerini,
Davacı, TTK 1448 uyarınca müvekkili şirketin rücu zararı değerlendirme ve tespit hakkını, zararı önleme ve azaltma imkanlarını ihlal ettiğini, bilirkişi raporunun sonuç kısmında, yükteki hasarın sigortalısı taşıyanın kusurundan kaynaklanmadığını ispat etmediği müddetçe müvekkili şirketin sorumlu olduğunun belirtildiğini, davacı şirketin müvekkili şirkete hasarı bildirmediğinden müvekkili şirketin eksper incelemesi yapıp hasarın nedenini, kimin sorumluluğunda olduğunu, nasıl ve ne kadar oluştuğunu tespit edemediğini,
sigortacının bu hakkının bizzat sigortalı davalı engellemişken bilirkişilerin nasıl hasarın oluşması ile ilgili delil sunmalarını beklediklerini, taraflarınca bu durumun anlaşılmadığını, işbu uyuşmazlığın konusunun bu konu olduğunu, davacının hasarı geç bildirmesinin, taraflarınca inceleme yapılamamış olması, sigortacı olarak haklarının korunmasının engellenmiş olması olduğunu, bu nedenle yerel mahkeme kararının da hatalı olduğunu, kararı istinaf ettiklerini, zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğüne göre.
MADDE 1448- (1)" Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür.
Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır." şeklinde madde bulunduğunu, TTK 1449 uyarınca müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, bilirkişilerin hukukçu olmamaları nedeniyle maddeleri yanlış yorumladıklarını, yerel mahkemenin bu doğrultuda karar verdiğini, hatalı yerel mahkeme kararını bu nedenle istinaf ettiklerini, MADDE 1449- "Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere,
sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz." ifadesinin yer aldığını, Davacı tarafın kazayı müvekkili şirkete haber vermediğini, kazadan sonra dorseyi kontrol etmediğini, müvekkili şirkete haber vermediği için zarara ve sorumluluklara ilişkin tespit yapılmasını engellediğini, TTK 1446, 1447 ve 1448.maddelerini ihlal ettiğini, bununla beraber, poliçe şartlarını da ihlal ettiğini, hâl böyleyken davacının ağır kusurlu olduğunu, TTK 1449 uyarınca müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını,
bu nedenle yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, Müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul etmemekle beraber, bir an için aksi varsayıldığında, davacı TTK 1446, 1447 ve 1448.maddeler uyarınca kusurlu olup tazminattan indirim yapılması gerekirken hiç bir indirim yapılmadan hüküm tesis edildiğini, bu nedenle hatalı yerel mahkeme kararını istinaf ettiklerini, Zamanaşımı itirazlarının incelenmediğini, Dava konusu taşıma 04.11.2018 yükleme tarihli olduğunu, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, dava zamanaşımı süresinin geçtiğini, bu nedenle davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini,
taşımanın CMR Konvansiyonu gereğince yapılmış olduğunu, bu davanın 1 yıl içinde açılması gerektiğini, CMR Konvansiyonu 32.md maddeye göre zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerekirken kabul edilmesinin hatalı olduğunu, sovtaj bedelinin hasar bedelinden düşülmesi gerektiğini, hasarı ve kusuru kabul anlamına gelmemek üzere, davacı taşınan malın ne kadarının hasarlı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, hasarlı emteanın sovtaj bedelinin bilirkişilerce hesaplanmadığını, dosyada tam fatura bedeli ödendiğini, ancak bu fatura bedelinden sovtaj hesabı yapılarak sovtaj bedeli düşülmediğini,
raporun bu yönüyle eksik ve hatalı olduğunu, bu rapora itiraz ettiklerini, 10-CMR 23/1 md "...
Taşıyıcı, malların kısmen veya tamamen kaybından dolayı tazminat ödemekle mükellef tutulduğunda bu tazminat malların taşınmak üzere kabul edildği yer ve zamannda ki kıymetine göre hesaplanır" MR 23/3 md " Bununla beraber tazminat eksik brüt ağırlığın beher kg başına 8,33 SDR'yi aşmayacaktır" demektedir." Hasarı ve kusuru kabul etmemekle birlikte bir an için mahkeme davacının taleplerini kabul edecek olursa bu durumda CMR 23/3 md gereğince SDR hesabını dikkate alması gerektiğini, hasar miktarı, hasarın ne zaman ve nasıl oluştuğu ispatlanamadığını, davacının hasarın taşıma sırasında oluştuğunu ispatlayamadığını, ileri sürerek.
Ytehiri icra talebinin kabulüne, istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve kanuna aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; dava dışı firmaya teslim edilmek üzere fiili taşıyıcı olan davacı tarafından teslim alınan emtianın Türkiye'den Özbekistan'a taşındığı sırada aracın kaza yapması sonucunda hasar uğraması sebebiyle hasar bedelini ödeyen akdi taşıyıcının davacıya rücu etmesi ve davacının hasar bedelini ödemesi üzerine hasar bedelinin davalı ... ile yapılan ... CMR Sigorta Poliçesi kapsamında davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı tarafından davalı ... Ltd. Şti.aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekili tarafından davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine verilen kabul kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalılar vekili tarafından davacının kazaya sebebiyet veren karşı taraf araç maliki ve onun trafik sigortasına dava açması gerektiği, davacının sigorta poliçesi kapsamında derhal ihbar yükümlülüğüne uymadığı, sigorta poliçesi ve TTK'nın sigortalıya yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediği ve bu sebeple davalının zarardan sorumlu olmadığını, zararın taşıma sırasında meydana geldiğinin ispatlanmadığı, zamanaşımı definin incelenmediği ve talebin zamanaşımına uğradığı, sovtaj bedelinin hasar bedelinden düşülmediği, Mahkemece SDR hesabının dikkate alınması gerektiği hususları istinaf sebepleri olarak ileri sürülmüştür.
Davalılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlığa dava konusu emtianın Türkiye'den Özbekistan'a taşınması ve her iki ülkenin taraf olması sebebiyle CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanarak sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta; dava dışı akdi taşıyıcı ... ile fiili taşıyıcı olan davacı arasında akdedilen taşıma sözleşmesi uyarınca dava dışı alıcıya teslim edilmek üzere dava konusu emtianın Türkiye'den Özbekistan'a taşınması için 04/11/2018 tarihinde teslim alındığı, davacının 09/11/2011 tarihinde trafik kazasına karıştığı, kazada davacının emtianın bulunduğu dorsenin zarar görmemesi ve çekicinin zarar görmesi sebebiyle çekiciyi değiştirerek emtiayı teslim etmek üzere yola devam ettiği ve emtianın 03/12/2018 tarihinde Özbekistan gümrük sahasına getirildiği,
burada gümrük işlemleri tamamlanmak suretiyle 16/12/2018 tarihinde alıcı firmanın deposuna boşaltıldığı, depoda ısı kazanı olan emtianın alıcı firma ve akdi taşıyıcı firma görevlileri ile incelendiği ve hasar tutanağı tutulduğu, hasarın akdi taşıyıcı tarafından 16/12/2018 tarihinde fiili taşıyıcı davacıya bildirildiği, aynı gün davacı tarafından taraflar arasında akdedilen ... Sigorta Poliçesi kapsamında davalı tarafa hasar bildiriminde bulunulduğu görülmüştür.
Dava konusu emtianın bulunduğu dorsede kaza sonrası hasarın olmaması sebebiyle davacı taşımayı tamamlayarak alıcıya teslim etmiş, alıcı ve akdi taşıyıcı ile yapılan hasar tespiti ile net hasarın davacıya bildirilmesi üzerine davacı tarafından da aynı gün davalıya bildirilmiş olup, taraflar arasındaki sigorta poliçesi ve TTK'nın 1446 maddesi uyarına ihbar yükümlülüğünü ve diğer yükümlülüklerini yerine getirmiş olup, davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
CMR 17 maddesine göre taşıyıcının, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu, eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşıyıcının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşıyıcının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşıyıcının sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, CMR 18 maddesine göre sorumluluktan kurtulma hallerinden birinin gerçekleştiğini ispat külfetinin taşıyıcıda olduğu kabul edilmiştir.
Dava konusu emtiayı taşıyıcı CMR' nin 8 ve 9. maddelerine uygun olarak taşıma senedine çekince koymadan eksiksiz olarak teslim almış ve emtianın alıcının deposuna tesliminde yapılan hasar tespitinde hasarlı olduğu tespit edildiğinden zararın taşıma sırasında meydana geldiği ve taşıyıcı ile sigorta poliçesi kapsamında davalı ... zarardan sorumludur.
CMR 23 maddesine göre taşıyan kural olarak sınırlı sorumlu olup, tazminat eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8.33 hesap birimini aşmayacaktır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere gerçek zarar sorumluluk sınırının altında kaldığından taşıyan ve davalı ... gerçek zarardan sorumlu olup, sovtaj bedelinin düşüldüğü anlaşılmıştır.
Dava dışı akdi taşıyıcı tarafından hasarın alıcısına ödendiği, alacağın temlik alındığı ve davacıya rücu edildiği, davacının da açıklanan sorumluluğu kapsamında dava konusu hasar miktarının akdi taşıyıcıya ödendiği ve alacağın temlik alındığı, hasarın ...
Sigorta Poliçesi teminatı kapsamında olduğu ve davacının söz konusu poliçe hükümleri gereğince davalıya rücu etmekte hakkının bulunduğu ve bu seçimlik hakkını kullanıldığı, kazada kusurlu olan traktör maliki veya sigortacısına rücu etme zorunluluğunun bulunmadığı aşikardır. Bu sebeple davalılar vekilinin bu yönlerdeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
6102 sayılı TTK’nın sigorta genel hükümlerine ilişkin 1420 maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her halde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Aynı Kanunun 1482.
Maddesine göre sorumluluk sigortaları yönünden sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar. Dava konusu olayın 09/11/2018 tarihinde meydana geldiği, emtianın teslim tarihi ve hasarın oluştuğunun öğrenildiği tarihin 16/12/2018 tarihi olduğu, bu tarihler dikkate alındığında dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece her ne kadar talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunun sigortalı ile sigorta şirketi arasındaki hasar bedelinin sigorta poliçesi kapsamında tahsiline ilişkin iş bu somut olayda uygulama yeri buunmayan CMR 32 maddesi kapsamında değerlendirilmesi usul ve yasaya aykırı ise de sonuç itibariyle zamanaşımı def'i reddedildiğinden kaldırma sebebi yapılmamış ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı ... Sigorta A.Ş.nin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 07/11/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/861, K. 2024/1799, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama