İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2023/634 K.2024/1482

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2023/634Karar2024/1482Tarih3 Ekim 2024Okuma15 dk · 3.068 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
3 Ekim 2024
Dosya no
2023/634 Esas
Karar no
2024/1482 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2014/1530 Esas - 2022/895 Karar
Tarih
08/12/2022
Dava
Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.068 kelime·15 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili Bankanın Firuzköy Şubesi ile dava dışı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden borçlu şirkete kredi açılarak kullandırıldığını, davalı borçlu ...'un kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ancak kullandırılan kredilerin geri ödenmesinde sorunlar yaşanması nedeniyle kredi hesaplarının Beşiktaş ...

Noterliği'nden 16.07.2014 tarih ve ... yevmiye numarası ile gönderilen ihtarname ile kat edildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İstanbul ...

İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından 674.135,88 TL alacak miktarı üzerinden haciz yolu ile icra takibi başlattıklarını, ödeme emrinin tebliği sonrasında borçlunun ödeme emrine itiraz edip takibi durdurduğunu, itirazın iptal edilerek takibin devamını temin için itirazın iptali davası açılması zorunluluğunun doğduğunu, borçlunun itirazlarının kendilerine tebliğ edilmediğini, yapılan itirazların haksız olduğunu, alacaklarının muaccel olduğunu, banka kayıtları üzerinde yapılacak incelemede alacaklı oldukları ve alacak tutarlarının belirlenebileceğini, borçlunun itirazı haksız olduğundan tazminata mahkum edilmesi gerektiğini,

borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı sayılı dosyasından yapılan takipteki itirazının iptaline, takibin devamına, lehlerine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.

Davanın Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, icra takibinin İİK.68/b maddesi gereğince ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bir ay geçtikten sonra yapılması gerektiğini, müvekkilinin kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, Beşiktaş ... Noterliği'nden 16.07.2014 tarih ve ... yevmiye numarası ile gönderilen ihtara da Bakırköy ...

Noterliği'nden 21.07.2014 tarih ve ... yevmiye numarası ile gönderdikleri ihtar ile itiraz ettiklerini, kredi sözleşmesinin müvekkiline kredi kullandırıldıktan sonra hileli bir şekilde banka çalışanı tarafından imzalattırıldığını, müvekkilinin kredi kullanan şirkete, kredi kullandırıldıktan sonra 25.11.2013 tarihinde hissedar ve müdür olduğunu, banka çalışanının başkaca evraklar imzalattığını söyleyerek hile ile kredi sözleşmesini imzalattığını, bu konu ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcıtığı'na 2014/11840 soruşturma numarası ile suç duyurusunda bulunduklarını, genel kredi sözleşmesindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını,

imza incelemesi yapılması istediklerini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 08/12/2022 tarih ve 2014/1530 Esas - 2022/895 Karar sayılı kararında. "Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK.m.67 uyarınca iptaline ilişkindir. Davacı yan, davacı banka ile kredi lehtarı dava dışı ... Sanayi ve Tic. Ltd.

Şti. arasında 23.08.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, davalının da sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını ileri sürerek icra takibi ve itiraz üzerine eldeki davayı açmış, davalı yan ise; kredi sözleşmesindeki kefil sıfatı ile kendisine atfen atılı bulunan imzanın hileli yollarla elde edildiğini, davalının kredi kullanan şirkete, kredi kullandırıldıktan sonra 25.11.2013 tarihinde hissedar ve müdür olduğunu, banka çalışanının başkaca evraklar imzalattığını söyleyerek hile ile kefalet sözleşmesini imzalattığını, eş rızası belgesinde eşine ait imzanın eşinin eli ürünü olmadığını, eşinin okuma yazma bilmediğini,

davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. O halde; dava konusu genel kredi sözleşmesinde, davalı kefile atfen atılı bulunan imzanın davalının eli ürünü olduğu hususu çekişmesiz olup, çekişme; kefalet sözleşmesinin eş rızasına tabi olup olmadığı, kefalet sözleşesinde davalının eşi ...'a atfen atılı bulunan imzanın adı geçenin eli ürünü olup olmadığı, kefalet sözleşmesinin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Borçlar Kanununun 583. Maddesinde.

"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükümlerinin yer aldığı, yine 584. Maddesinde.

"Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır (...) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler,

27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

İncelenen Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, davalının 15.11.2013 tarihinde, yani kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra şirket ortağı olduğu, kefalette eş rızasının gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.

Eş rıza belgesi aslı getirtilerek yaptırılan imza incelemesi sonucu alınan 03.08.2021 ve 21.12.2021 tarihli raporlara göre; inceleme konusu 23.08.2013 tarihli eş rıza belgesinde ...'a atfen atılmış imzanın, kişiye ait mevcut karşılaştırma imzalarına kıyasla, ...'un eli ürünü olmadığı, takliden atıldığı mütalaa edilmiştir.

İtiraz üzerine alınan 17.05.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu, Fizik İhtisas Dairesi raporuna göre de; inceleme konusu belgede ... adına atılı majiskül "..." harfi ve yatay çizgilerden oluşan imzanın teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imza olması nedeniyle söz konusu imzanın aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ...'un eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği anlaşılmıştır.

Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporları, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, davacı banka ile kredi lehtarı dava dışı ... Sanayi ve Tic. Ltd.

Şti. arasında imzalanan 23.08.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin davalı tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşme tarihi itibariyle davalının kredi lehtarı şirketin ortağı veya yöneticisi olmadığı, kefeletin geçerli olabilmesi için eş rızası gerektiği, sözleşmede bulunan eş rızası belgesinde davalının eşi ...'a atfen atılı bulunan imzanın adı geçenin eli ürünü olmadığı,

bu haliyle geçerli bir eş rızasının ve buna bağlı olarak kefalet sözleşmesinin mevcut olmadığı anlaşıldığından davanın reddine, davacı yanın takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır..."gerekçesi ile, '' 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Davalı yanın icra tazminat talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin vermiş olduğu davanın reddine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddinin gerekçesinin, davalı ...’un eşinin imzasının sahte olduğu ve bu sebeple geçerli bir kefaletten bahsedilemeyeceği yönünde olduğunu ve bu kararın yanlış olduğunu, davalının eşi ...’un eşinin imzalamış olduğu eş rıza belgesi 2 kez bilirkişi incelemesi ile tetkik edildiğini ve iki sefer de bu imzanın ...’a ait olmadığının belirtildiğini,

bu iki rapora karşı yapılan itirazlar neticesinde dosyanın hükme elverişli bir rapor alınabilmesi için adli tıp kurumuna gönderilmesine karar verildiği ve bu raporda imzanın kefilin eşi eliyle atılıp atılmadığının belli olmadığının tespit edildiğini,

adli tıp kurumunun bu şekilde vermiş olduğu,imzanın o kişi tarafından atılıp atılmadığının belirli olmadığına yönelik rapor doğrultusunda dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre bir karar verilmesi yada ceza yargılamasının beklenilmesi gerekirken bu ara karardan dönülerek daha önce hükme esas teşkil edilmeyeceği gerekçesiyle yeni bilirkişi incelemesine gerek duyulan bilirkişi raporularına dayanarak karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dosyadan alınan iki adet bilirkişi raporunun hüküm vermek için yeterli görülmediğini,

dosya için adli tıp kurumundan rapor alınmasına karar verildikten sonra tekrar hükme elverişli görülmeyen raporlara dayanarak davanın reddi haksız ve hukuka aykırı olup Müvekkil Bankanın hak arama özgürlüğüne de açıkça engel olduğunu, bu sebeple kararın kaldırılması gerektiğini, ayrıca konuyla ilgili ceza yargılamasının devam ettiğini, bu yargılama neticesinde varılacak hükmün hukuk yargılamasını da etkileyeceğinden ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması kararından dönülmesinin de hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasını gerektiğini, verilan hükmün,

adli tıp kurumuna gönderilen önceki raporlara dayanması sebebiyle usule aykırı verilen kararın bu yönden kaldırılmasına, Ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerekmekte iken bu hususa uyulmaması sebebiyle bu yönden de kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Ltd.

Şti. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın davalı kefilden tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Ltd.

Şti. arasında 23/08/2013 tarihli, 600.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedilmiş, akdedilen genel kredi sözleşmesini davalı 1.500.000,00 TL azami tutar ile müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Aynı kredi sözleşmesini dava dışı ... 305.625,00 TL azami tutar ile müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın ödenmemesi üzerine bankaca Beşiktaş ...

Noterliği'nin 16/07/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarı ile kat edilmiş ve ihtarname 16/07/2014 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş ve akabinde borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve müteselsil kefiller aleyhine ilamsız icra takibi yoluyla icra takibi başlatılmış, davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine icra takibi durmuş ve davacı tarafından iş bu itirazın iptali davası açılmıştır.

Davacı vekili, davalı tarafından takibe haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davalının kredi sözleşmesinin akdedildiği ve müteselsil kefalet tarihi olan 23/08/2013 tarihinde asıl borçlu şirket ile ilgisinin bulunmadığını, davalıya tanıdığı dava dışı ...'ın asıl borçlu şirketten bahsettiğini, davacı bankanın Firuzköy Şube Müdürü ... ile davalıyı tanıştırdığını, bu iki şahsın davalıya şirketin kredibilitesinin yüksek olduğunu, hiç bir borç ve sorumluluğunun doğmayacağını belirterek asıl borçlu şirkete ortak olması için ikna ettiklerini, bunun üzerine davalının asıl borçlu şirkete 25/11/2013 tarihinde ortak ve müdür olduğunu, şirket ortaklığını dava dışı ...'dan devir aldığını,

ortak olduktan sonra davacı bankanın Firuzköy Şube Müdürü ...'ın bankanın teftişte olduğunu, borçlu şirket ile ilgili imzalanması gereken evraklar olduğu gerekçesi ile ile davalıyı şubeye çağırdığını ve davalıya üst üste evraklar imzalattığını, davalının kat ihtarının davalıya tebliğinden sonra dava konusu genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olunduğuna ilişkin evrakların imzalatıldığını anladığını ve suç duyurusunda bulunulduğunu, genel kredi sözleşmesinin ve kefalet sözleşmesinin hile ile imzalatılması sebebiyle davalının borçlu olmadığını,

davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece alınan ilk bankacı bilirkişi raporunda davalının eşinin kefalet sözleşmesine muvafakati bulunmadığı tespitinin yapılmasından sonra davacı vekili tarafından dosyaya eş rıza belgesi sunulmuş, davalı vekili tarafından eş rıza belgesindeki imzanın davalının eşine ait olmadığı savunmasında bulunulmuştur.

Davacı banka Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından da şikayetler üzerine davacı bankanın Firuzköy Şube Müdürü ... hakkında idari soruşturma yapıldığı, soruşturma sonucunda bu şahsın mevzuata aykırı işlemler gerçekleştirdiği, ihtiyatlık ilkesine aykırı davrandığı, istihbaratı olumsuz firmalara ve bu firmalar ile bağlantılı firmalara ısrarla kredi kullandırdığı, müşteriler hakkında hiç bir araştırma yapmadan kredi kullandırması,

birden fazla firma aracılığı ile belirli bir şahsa kredi kullandırması soruşturma konusu müşteriler ile personel-müşteri ilişkisinin ötesine geçen ilişkisinin bulunması ve bu ilişkiyi şahısların menfaatine, banka aleyhine kullanması sebebiyle işten çıkarılması gerektiği, asıl borçlu şirkete kullandırılan kredinin davalı ..., dava dışı ... ve ... ile ortak hareket ederek kendi lehlerine, banka aleyhine menfaat temin ettiklerinin tespit edildiği, bu şekilde başka firmalar için de tespitlerin yapıldığı ve suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.

Davacı bankanın Firuzköy Şube Müdürü ... hakkında davalı ve dava dışı başkaca şahısların Savcılığa şikayette bulunmaları üzerine soruşturma başlatılmış ve soruşturma sonrasında bu şahıs aleyhine 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na aykırılık, banka veya kredi kurumlarınca tahsil edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik suçlarından İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/515 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, bu şahsın kredi verilmemesi gereken kişilere dosyada sanık olarak yargılanan dava dışı kişi aracılığı ile kredi verdiği,

davalının dosyada müşteki olarak ve aynı zamanda dava dışı ... ve ... ile birlikte ...'ın eylemlerine iştirak etmekten sanık olarak yargılandığı ve yargılamanın halen derdest olduğu anlaşılmıştır.

Söz konusu yargılamada ... soruşturma aşamasında vermiş olduğu savunmasında; davalının dava konusu şirketi devir alması sebebiyle dava konusu kredi borcundan sorumlu olduğunu, ancak bankanın garanti olsun diye şirketin yeni ortağı ile sözleşme yapılmasını istemesi üzerine davalıyı çağırdığını ve bir anlamda önceki kredi sözleşmesini güncellediklerini, bu sözleşme ile davalının yeni bir borç altına girmediğini, yargılama aşamasındaki savunmasında;

davalının kredi kullandırıldığı sırada şirketin ortağı olmadığını, davalıya teslim edilen para olmadığını, şirketin borçlu olduğunu bilerek devir aldığını, teminata kefaletinin alınması gerektiğini ve kefil olarak genel kredi sözleşmesini imzaladığını, genel kredi sözleşmesini kefil olarak ne kadar süre sonra imzaladığını hatırlamadığını, davalının eşinin kendilerinin huzuruna gelip imza attığını hatırlamadığını beyan etmiştir.

6098 Sayılı TBK'nın "Eşin Rızası" başlıklı 584. maddesi.

"Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.

(Ek fıkra: 28/03/2013-6455 S.K./77. md) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi,

tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." hükmünü içermektedir.

Dava konusu kredi sözleşmesinin ve davalının sözleşmede görülen kefalet tarihinin 23/08/2013 tarihi olduğu, bu tarihte davalının asıl borçlu şirketin ortağı ve yöneticisi olmadığı ve az yukarıda belirtilen TBK'nın 584. maddesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olması için TBK'nın 583. maddesinde düzenlenen şekil şartları yanında kefalet sözleşmesi tarihinden önce, en geç kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihte eşin yazılı rızasının bulunması gerekmektedir.

Davacı banka tarafından ilk bilirkişi incelemesinden sonra dosyaya sunulan "Eş Rıza Belgesi" başlıklı belge altındaki davalı eşine ait olduğu belirtilen imza davalı tarafça inkar edilmiş ve davalı eşinin okuma yazma bilmediği, parmak izi ile işlem yapıldığı savunulmuş, davalının okuma yazma bilmediğine ve parmak izi ile işlem yapıldığına ilişkin delil olarak noterde düzenlenen vekaletnameler sunulmuştur.

Davacı tarafından da davalının eşinin okuma yazma bildiğine ve imza kullandığına ilişkin davacı bankadan daha önce kullanılan tüketici kredisine ilişkin belgeler ve kira sözleşmesi sunulmuştur. Davalı eşinin Mahkemece beyanı alınmış, okuma yazma bilmediğini ve parmak izi kullandığını beyan etmiştir.

Davalı tarafından eş rıza belgesindeki imzanın inkar edilmesi üzerine Mahkemece davacı tarafından sunulan tüketici kredisine ilişkin belgeler ve kira sözleşmesi üzerindeki davalı eşine ait imzalar ile eş rıza belgesindeki davalı eşine atfen atılan imzaların karşılaştırılması için ilk tek kişiden oluşan Adli Tıp ve Belge İnceleme Uzmanı bilirkişisinden, ikinci olarak iki Adli Tıp Uzmanı ve Adli Bilimler ve Adli Belge İnceleme Uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmış, alınan her iki raporda da davalının eşine atfen atılan imzaların davalının eşine ait olmadığı,

mukayese imzalar ile eş rıza belgesindeki imzanın ... harfi ile başlatıldığı, ancak uyuşmazlık konusu imzada takip eden grama örgüsünün sağdan sola doğru, mukayese konusu belgelerde soldan sağa doğru tersim edildiği ve imza bitişine kadar tekrarlayan dönüş hareketleri ile devam ettiği tespit edilmiştir.

Davacı vekilinin itirazı üzerine bu kez Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmış, düzenlenen raporda; inceleme konusu belgede ... adına atılı majiskül "..." harfi ve yatay çizgilerden oluşan imzanın teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imza olması nedeniyle söz konusu imzanın aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ...'un eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği bildirilmiştir.

Gerçekten de gerek mukayese konusu imzalar, gerek ihtilaf konusu imzalar çıplak gözle de bakıldığında ... harfi ile başlatılıp, devam eden zikzaklardan oluştuğu, imzaların karekteristik özelliğinin bulunmadığı, yine davacı bankaca sunulan mukayese imzalarında ilk iki bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ... harfinden sonra devam eden grama örgüsünün uyuşmazlık konusu imzada sağdan sola doğru, mukayese konusu belgelerde soldan sağa doğru olduğu ve birbirinden farklı olduğu, bilirkişi raporlarında incelemelerin ne şekilde yapıldığının açıklandığı,

imza incelemesinde HGK 06.06.2001 tarih, 2001/12-466 esas ve 2001/483 karar sayılı şekilde ve farklı tip ve nitelikte optik aletler kullanılarak bilimsel metodlar dahilinde karşılaştırma ve inceleme yapıldığı, bilirkişi raporlarındaki tespitlerin söz konusu belgelerdeki imzaların görünüşlerine uygun olduğu, mukayese imzalarının eş rıza belgesinden önceki tarihe ait olduğu, incelemenin usul ve yasaya uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır.

Bunun yanında Adli Tıp Kurumu raporuyla da imzanın karekteristik özelliğe sahip olmaması sebebiyle tespit yapılamayacağı belirtilmiştir.

Davacı tarafından dosyaya sunulan mukayese tüketici kredisi incelendiğinde davalının eşi kısmında yazılan ad ve soyadının okuma yazma bilen bir kişinin yazacağı nitelikte olmadığı ve yanlış yazıldığı, davalı eşinin davalı tarafından dosyaya sunulan noterde düzenlenen resmi belgelerde parmak izi kullandığı ve bu haliyle okuma yazma bilmediği yönündeki davalı savunması itibar edilebilir niteliktedir.

Ayrıca genel kredi sözleşmesi işlemlerini yapan davacı banka çalışanı ... davalının genel kredi sözleşmesi ile ilgili evrakları daha sonradan imzaladığını ve davalının eşinin kendilerinin huzuruna gelip imza attığını hatırlamadığını beyan etmiştir.

Dava konusu genel kredi sözleşmesine kefaletin yasanın aranan şekil şartları taşıdığını ve eş rızasının usulüne uygun olarak alındığını ispat külfeti davacı da olup, davacı vekili tarafından dosyaya kamera kaydı, eş rızasındaki imzanın davalı eşine ait olduğuna dair geçerli yazılı ve kesin delil sunulamamıştır. Bu haliyle dava konusu kefalet sözleşmesinin geçerli bir kefalet sözleşmesi olduğundan bahsedilemeyecektir.

Az yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere dosyadaki delil durumu, mukayese imzaları ile uyuşmazlık konusu imza arasında gözle görülür farklılıklar dikkate alındığında yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasının, kefalet sözleşmesi geçerlilik koşullarını taşımadığından ve eş rıza belgesindeki imzanın davalı eşine ait olup olmadığı hususunın ceza yargılamasının konusu olmadığından ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasının iş bu davanın sonucunu etkilemeyeceği,

usulüne uygun eş rızasının alınması ve kefalet sözleşmesinin geçerli olması halinde ceza yargılamasındaki davalının kefalet sözleşmesindeki imzasının sonradan ve hile ile alındığı savunmasının gerçekliğinin tespiti yönünden ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiği, ancak bu haliyle kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından ceza yargılamasının iş bu davanın sonucuna etkisinin bulunmadığı anlaşılmakkla, Mahkemece istinaf sebebi olarak gösterilen bu taleplerin ve davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle.

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 03/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/634, K. 2024/1482, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/634
Karar No
2024/1482
Tarih
3 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/634 K.2024/931
  • İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/634 K.2024/720
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/635 K.2024/678
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2023/635 K.2024/1219
  • İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/635 K.2024/746
  • Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/635 K.2024/643

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.