İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2023/845 K.2025/2009

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2023/845Karar2025/2009Tarih27 Kasım 2025Okuma15 dk · 2.988 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
27 Kasım 2025
Dosya no
2023/845 Esas
Karar no
2025/2009 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Numarası
2021/128 Esas - 2022/1287 Karar
Tarih
29/12/2022
Dava
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.988 kelime·15 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin perde ve döşeme kadife imalatı yaptığını, davalı tarafın döşemelik kadife kumaş alımı yaptığını, taraflar arasında 10 yıldan fazla ticari ilişki mevcut olduğunu, taraflar arasında alım satım için yazılı bir sözleşme olmadığını, ancak yıllara yayılan döviz mal bedeli ödemelerinin gerçekleştiğini, davalının 2018/-2019 yıllarındaki son ödemeleri nazara alındığında, ödemelerin USD havaleler olarak yapıldığını, taraflar arasındaki alım satım bedelinin yabancı para ile yapıldığını beyan ederek davacının davalıdan olan USD alacak miktarının uzman bilirkişi tarafından tespiti ile,

döviz alacağının kısmi dava olarak şimdilik 5.000 USD alacağının, fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kur karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, safahatta sunduğu 16/03/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile, bilirkişi raporundaki tespitle bağlı kalınarak, 106.095,26 -USD arttırımla ıslahı, bilirkişi raporuyla miktar tespiti yapılan toplam 111.095,26-USD alacağın davalıdan tahsilini talep etmiş, 16/03/2022 tarihinde 26.773,40-TL ıslah harcını yatırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2008 yılından beri devam ettiğini, davacı tarafın 2018 yılından beridir faturalarını tek taraflı olarak döviz olarak düzenlemeye başladığını, davacı tarafa itiraz edildiğini daha sonra mal alımının sonlandırıldığını,

taraflar arasındaki mal alım satımının dövize endeksli olmadığını, davacı tarafa 49.016,79 TL borçlarını kabul ettiklerini, bu miktarı aşan talepleri kabul etmediklerini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 29/12/2022 tarih 2021/128 Esas - 2022/1287 Karar sayılı kararında. "Dava, taraflar arasındaki alım satım bedelinin fatura değerlerinin USD üzerinden satış olmasına rağmen davalının alım satım iradesine ve ödeme şekillerine muhalifinden kaynaklı temerrüdü sebepli iddiası ile davacının davalıdan USD alacak miktarının tespiti ve tahsili taleplerinden ibarettir.

Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava sonuçlandırılmıştır.

Mahkememizce aldırılan 11/12/2021 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.Celp edilen vergi kayıtlarına göre, davacı şirketin bs formu ile davalı şirkete ait 7 adet faturayı KDV hariç 1.932.142,00 TL üzerinden beyan ettiği, davalı şirkete ait 2018-2019 yılı ba form bilgilerinde, davalı şirketin ba formu ile davacı şirkete ait 7 adet faturayı KDV hariç 1.932.142,00 TL üzerinden beyan ettiği, taraflar arasında 2018 yılında BS-BA Formu beyanı yönünden herhangi bir adet ve

tutar farkının bulunmadığı, taraf beyanlarının birbirini karşılıklı olarak teyit ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekili 11/04/2022 tarihli dilekçe ile cevap dilekçesini ıslah ederek, zamanaşımı aşımı itirazında bulunarak artırılan miktar yönünden dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi talebinin yasal dayanağı olmadığından, bu talebin de reddini talep etmiştir.

Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.

Kısmi dava ile belirsiz alacak davasının en büyük farkı kısmi davada zamanaşımının dava dilekçesindeki miktarla sınırlı olarak kesilmesi, belirsiz alacak davasında ise miktara bakılmaksızın tüm hak bakımından zamanaşımının kesilmesidir. Diğer bir fark ise, kısmi davada faiz başlangıç tarihinin dava ve ıslah tarihi ayrımı yapılarak başlatılması söz konusu iken, belirsiz alacak davasında faizin tüm alacak miktarı bakımından dava tarihinden itibaren başlatılmasıdır.

(Yargıtay 22. HD. 2017/21535 esas 2019/9437 karar) Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, temerrüd tarihi, ıslah ve dava tarihi dikkate alındığında davalının zaman aşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Borcun kararlaştırılan gündeki döviz kuru üzerinden ödenmiş olması halinde kur farkı istenemeyeceği kuşkusuzdur.

Ne var ki, kararlaştırılan günde ödenmesi gereken döviz karşılığı borcun, Vergi Usul Kanunu gereğince zorunlu olarak TL üzerinden faturalandırılıp ödeme günü yerine daha sonraki bir günde ödenmesi halinde ise fiili ödeme günündeki kur ile sözleşme uyarınca ödenmesi gereken tarihteki kur arasındaki kur farkının istenebileceğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. HD. 2012/9853 esas 2013/14066 karar sayılı ilamı)

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, celp edilen bilgi ve belgeler, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, bu hususun tarafların kabulünde olduğu, itibar edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafın 2017-2018-2019-2020-2021 yılına ait ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunduğu, davalı tarafın 2017 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunmadığı, 2019-2020-2021 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunduğu,

davacı tarafından davalı tarafa 2018 yılında 1.932.144,27 TL = 397.413,19 USD tutarında toplam 7 adet fatura düzenlendiği, faturalar üzerine döviz karşılığının ve cinsinin yazıldığı, 2019-2020-2021 yıllarında taraflar arasında başka herhangi bir faturanın veya fatura kaydının bulunmadığı, faturaların açıklama kısmının, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturalardan 3065 sayılı KDV kanunu hükümlerine göre ihraç edilmek kaydıyla teslim edildiğinden KDV tahsil edilmediği, iş bu faturaların davacı ve davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına karşılıklı olarak işlendiğinin tespit edildiği,

davalı tarafın iş bu faturalara itiraz ettiğine dair dosya muhteviyatında herhangi bir tevsik edici belge bulunmadığı, dosyaya sunulan ödeme dekontları ve banka kayıtlarına göre, davalı tarafın davacı tarafa faturalar karşılığı yaptığı ödemelerinin ağırlıklı olarak USD para cinsi ve tutarları üzerinden yapıldığı, 08.04.2019 tarihinde davalı tarafından davacı tarafa yapılan 111.846,00 TL tutarlı ödemenin yine 08.04.2019 tarihinde davalı tarafa 111.846,00 TL olarak geri iade edildiği, işlemlerin dekontlar ve tarafların ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğu,

Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonrasında düzenlenmiş bilirkişi raporuna göre, dava tarihili itibariyle, davacının, davalıdan 111.095,26-USD alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, kararlaştırılan ödeme tarihindeki kur üzerinden döviz karşılığı borcun zorunlu olarak TL üzerinden faturalandırılıp ödeme günü yerine daha sonraki bir günde ödenmesi halinde oluşacak kur farkının istenebileceği,

borcun kararlaştırılan gündeki döviz kuru üzerinden ödenmiş olması halinde kur farkı istenemeyeceği kararlaştırılan günde ödenmesi gereken döviz karşılığı borcun daha sonra ödenmesi halinde fiili ödeme günündeki kur ile ödemesi gereken tarihteki kur farkının istenebileceği, dövizli faturanın kesilme tarihi ile takip tarihi arasındaki geçen süredeki kur farkı faturası geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle VUK.

Değerlendirmeye ilişkin hükümlerin dikkate alınması gerektiği, değerleme işlemleri ise geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibarı ile kur farkı faturası düzenlenmeden istenebileceği, (Yargıtay 19. HD. 2018/965 esas 2019/5447 karar sayılı ilamı), temerrüt için ihtarnamenin bulunmadığı, mutabakat tarihinin 21/08/2019 olduğu, fiili ödeme tarihinin 31/12/2018 olarak kabul edilmesi gerektiği, faiz başlangıç tarihi dava ve ıslah tarihi ayrımı yapılarak başlatılması söz konusu iken belirsiz alacak davasında dava tarihinden faiz yürütülmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2022/564 esas 2022/572 karar ) "gerekçesi ile, ''1-Davanın kabulü ile 111.095,26 USD alacağın fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf yoluyla incelenmesi talep edilen davanın kısmi dava olduğunu, mahkemenin dava dilekçesi ile istenen tutar ve ıslah ile artırılan tutar ayrımı yapmadan tüm alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ile tahsiline hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu, Gerekçeli Kararda ve Bilirkişi Raporunda Anılan 21.08.2019 Tarihli Fotokopi Mutabakat Mektubunun Müvekkili Şirket Tarafından Düzenlenmediği,

ilk derece mahkemesi kararında "mutabakat tarihinin 21/08/2019 olduğu", hükme dayanak bilirkişi raporunda ise "Davacı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu 21.08.2019 tarihli FOTOKOPİ mutabakat mektubunun davalı tarafın kaşesi ile imzalandığı, 31.12.2018 tarihi itibariyle davalı tarafın davacı tarafa 1.199.952,10 TL borçlu olduğunun beyan edildiği" şeklinde ifadelere yer verildiğini, daha önceki beyanlarında da itiraz ettikleri üzere;

dava dilekçesinde anılan tek mutabakatın, taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan "31.12.2016 tarihi itibariyle 541.864,02.-TL" borç bulunduğuna dair düzenlenen mutabakat olduğunu, müvekkili şirketin, dava dilekçesinde deliller arasında sayılmamış, hatta hiç bahsedilmemiş 21/08/2019 tarihli sözde mutabakat mektubundan, bilirkişi raporu ile haberdar olduğunu, davacı tarafından taraflarına tebliğ edilmeyen 08.11.2021 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulduğu sonradan anlaşılan bu fotokopi mutabakatı kesinlikle kabul etmediklerini, müvekkili şirket tarafından düzenlenmeyen, yetkilisi tarafından imzalanmayan sözkonusu mutabakata,

delil olarak dayanılmasının mümkün olmadığını tekrar ettiklerini, bu husustaki savunma ve itirazları dikkate alınmadan tesis edilen yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, İçerdiği fahiş hata ve eksiklikler ile denetime elverişli olmadığı açık bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan ve dosyadaki tek bilirkişi raporu olan 11.12.2021 tarihli bilirkişi raporunun ilk bakışta dahi farkedilecek hatalar içermesine,

bu husustaki itirazları 31.12.2021 tarihli dilekçede ayrıntılı olarak beyan edilmesine ve hukukçu bir bilirkişinin de yer aldığı 3 kişilik bir heyetten yeniden rapor alınması talep edilmesine rağmen, raporun bu hali ile hükme esas alındığını, Fatura asılları incelenmeksizin 2017 yılından 2018 yılına aktarılan borcun USD olarak tespitinin hatalı olduğunu, bir kez daha belirtmek gerekir ki;

taraflar arasında 2008 yılında başlayan ticari ilişkinin dövize endeksli olduğu yönünde bir sözleşme bulunmadığını, ne başlangıçtan ihtilafın doğduğu 2018 yılına kadar, ne de bu tarihten sonra bir tane dahi kur farkı faturası düzenlenmemiş olduğunu, 2018 yılında davacı tarafından yapılanlar hariç taraflarca hiçbir yeniden değerleme işlemi yapılmadığının ihtilafsız olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2018 yılına kadar, ortak iradeleri olan Türk Lirası' na dayalı açık hesap şeklinde devam ettiğini, ihtilafın, davacının uzun yıllardır sadece Türk Lirası üzerinden düzenlediği faturaları,

2018 yılında tek taraflı bir tasarrufla döviz cinsinden düzenlemeye başlaması ile doğduğunu, mahkemeye göre davacının, davalı müvekkilinden USD alacak miktarının tespiti ve tahsilinin dava konusu olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında ayrıca, davacı tarafından davalı tarafa 2018 yılında 1.932.144,27 TL = 397.413,19 USD tutarında toplam 7 adet fatura düzenlendiği, faturalar üzerine döviz karşılığının ve cinsinin yazıldığı denildiğini, 2017 yılına ve öncesine ilişkin döviz cinsinden veya dövize endeksli faturalardan bahsedilmediğini, bilirkişi raporunda da;

"davacı tarafından davalı tarafa 2018 yılında 1.932.144,27 TL = 397.413,19 USD tutarında toplam 7 adet fatura düzenlendiği, faturalar üzerine döviz karşılığının ve cinsinin yazıldığı, 2019-2020-2021 yıllarında taraflar arasında başka herhangi bir faturanın veya fatura kaydının bulunmadığı" tespitine yer verildiğini, bilirkişi raporunda 2018 yılı öncesi fatura asılları incelenmediğini, sözkonusu dönemdeki faturaların döviz cinsinden düzenlendiği tespiti yapılmadığını, hal böyle iken, bilirkişi raporunda "davacı taraf cari hesap ekstresi" başlığı altında yer verilen tabloda,

taraflar arasında ihtilaf olmayan son mutabakata da uygun olarak 2018 yılı başında borç rakamının 410.985,21.-TL yazıldığını, ayrıca karşılığı 152.168,92 USD olarak belirtildiğini, Yargıtay'ın da yerleşik içtihatları ile benzer davalarda cari hesap ekstreleri üzerinde yapılan yorumla karar verilmesini yerinde görmediğini, "(...) Mahkemece kur farkına dayanak teşkil eden asıl faturalar getirtilip bilirkişi incelemesine sunulmadan cari hesap ekstresi üzerinde yapılan yorumla yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir (...)" (19.Hukuk Dairesi 2016/12505 E., 2017/8069 K.) sonuç olarak,

bilirkişi tarafından 2018 yılı öncesine ait asıl faturaların incelenmediği gerçeği karşısında, cari hesap ekstresi üzerinde yapılan yorumla, davalı müvekkilinin 2017 yılından aktarılan borcunun USD olarak kabul edilerek karar verilmesinin de hukuka uygun olmadığını, üstelik bu hata ile yetinilmeyip 2017 yılından aktarılan 410.985,21.-TL borcun 01.01.2018 tarihindeki USD karşılığı 108.959,74.- USD olması gerekirken, fahiş bir hesap hatası ile 152.168,92.- USD olarak belirtildiğini, 2018 Yılı Başındaki 410.985,21.-TL Borcun 01.01.2018 Tarihindeki USD Karşılığı 152.168,92.- USD Değil 108.959,74.- USD' olduğunu,

müvekkil şirketin 2018 yılı öncesi borcunun TL olduğunu, 2017 yılı öncesine dair döviz cinsinden borcu kabul etmedikleri hususu saklı kalmak üzere, taraflar arasında mutabakat bulunan 410.985,21.-TL borcun T.C.M.B.’ nin 01.01.2018 tarihli geçerli resmi kuru (1 USD=3,7719.-TL) üzerinden 108.959,74.- Amerikan Dolarına karşılık geldiğinin de izahtan vareste olduğunu, ancak sözkonusu tabloda borcun 152.168,92.- USD olarak işlendiğini ve davalı müvekkili şirketin fahiş bir hesap hatası ile 43.209,18.- USD tutarında haksız ve dayanaksız olarak fazladan borçlandırıldığını,

bu bariz ve fahiş hatayı farketmeyen bilirkişi raporunun bilimsel veri ve içeriğe sahip olmadığı, denetime elverişli bulunmadığı açık olmakla, sözkonusu bilirkişi raporunu esas alan kararın hukuka uygun olmadığını, Bilirkişi raporuna dayanak davacı ekstrelerinde yer verilen 01.07.2018 tarihli “Alt Bürüm Düzeltme-...

Tekstil LTd.Şti” başlığı altındaki 31.663,01.- USD tutarında borçlandırmanın da dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda yer verilen “DAVACI TARAF CARİ HESAP EKSTRESİ” tablosunda davacının 01.07.2018 tarihinde “Alt Bürüm Düzeltme – ...

Tekstil Ltd.Şti” adı altında “31.663,01.- USD” tutarında davalı müvekkil şirket aleyhine muhasebe girişi yapıldığını, bir fatura karşılığı olmayan, tümüyle keyfi olarak müvekkili şirketi “31.663,01.- USD” gibi yüksek miktarda borçlandıran bu işlemin neye istinaden yapıldığını, karşılığı faturanın mevcut olup olmadığını incelemeyen bilirkişi raporunun bilimsel veri ve içeriğe sahip olmadığı,

denetime elverişli bulunmadığı açık olmakla, sözkonusu bilirkişi raporunu esas alan kararın bu nedenle de hukuka uygun olmadığını Davacının 2018 yılı sonu kapanış rakamları ile 2019 yılı açılış rakamlarının dahi birbirini tutmadığını, “DAVACI TARAF CARİ HESAP EKSTRESİ” tablosunda İ.

Döviz Tutarı 2018 yılı kapanış 202.245,12.-USD iken, 2019 açılışta 198.076,20.-USD olarak belirtildiğini, muhasebe kayıtlarındaki hata dışında hiçbir açıklaması olamayacak bu tuhaflığın da farkedilmeden bilirkişi raporunda yer almasının, bir kez daha sözkonusu raporun denetime elverişli olmadığını açıkça gösterdiğini, Bilirkişi raporunda yer verilen davacı taraf cari hesap ekstresindeki yeniden değerleme işlemlerinin de hatalı olduğunu, dilekçenin üst kısımlarında ayrıntılı olarak açıkladıkları hatalar neticesinde davalı müvekkili haksız, dayanaksız ve keyfi olarak borçlandırıldığından,

yeniden değerlemeye esas alınan borç tutarının ve bu tutar esas olduğunu, davalı müvekkil şirketin dosyada mevcut ödeme dekontlarından da açıkça anlaşılacağı üzere, müvekkili şirketin 2018 yılının başından bugüne kadar geçen süreçte, davacı hesabına 465.980,93.- USD ödeme yaptığını, 2018 yılından sonra davacı tarafından düzenlenen tüm faturalar USD cinsinden kabul edildiğinde dahi, toplam fatura tutarının 397.413,19.- USD olduğunu, sonuç olarak - 2017 yılından bakiye 410.985,21.-TL hariç tutulduğunda - davacının faturalarının toplamından 68.567,74.- USD fazla ödeme yapan davalı müvekkilinin,

davacıya 111.095,26.- USD borçlu olduğuna dair yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan bariz ve fahiş hataları, buna ilişkin itirazları nazara almadan tesis edilen, esas ve usul yönünden hukuka ve hakkaniyete aykırı kararın, açıklanan nedenlerle ortadan kaldırılması gerektiğiniİleri sürerek; yukarıda açıklanan ve re'sen tespit edilecek nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine, yargılamanın duruşmalı olarak yapılmasına ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; taraflar arasında açık hesaba dayalı yürütülen ticari satış ilişkisi kapsamında, davacını davalıdan USD cinsinden bakiye açık hesap alacağı bulunduğu iddiasına dayalı, kısmi alacak davası olup, mahkemece davanın yargılama sırasında ıslah edilen tutar üzerinden kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Mahkemece, tarafların 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin ba-bs formları da celbedilerek, taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak alınan rapor doğrultusunda yukarıdaki gerekçe ile davanın kabulüne 111.095,26 USD alacağın fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Mahkemece aldırılan bilirkişi raporu incelendiğinde; davacının dava tarihi itibariyle davalı taraftan 815.494,76 TL karşılığı 111.095,26 USD alacaklı görüldüğü, davalının ise dava tarihi itibariyle davacıya 49.022,79 TL borçlu görüldüğü, taraflar arasında TL olarak 766.471,97 TL tutarlı, USD olarak 111.095,26 USD tutarlı cari hesap farkının olduğu, bu farkın davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarını TL ve USD olarak tutmasından ve davacı tarafın lehine ve aleyhine yaptığı kur farkı kayıt işlemlerinden kaynaklandığı,

davacının davalı aleyhine ilk kur farkı değerlemesini 2018 yılında TL cinsinden yaparak karşılığını USD cinsinden kaydettiği, 2019, 2020 yıllarında bu USD cinsinden yeniden değerleme kaydının kur farkındaki artışlara göre revize edildiği, buna göre davacının yeniden değerleme yaparak davalı aleyhine yaptığı kayıtların kabulü halinde davacının davalıdan 785.032,44-TL'nin 09/02/2021 dava tarihindeki TCMB USD kuru karşılığı 119.095,26-USD alacaklı olacağı, bu kayıtların kabul edilmemesi halinde ise davacının davalıdan 49.022,79 TL alacaklı olacağı tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.

Mahkemece aldırılan bilirkişi raporundaki cari hesap dökümüne göre ve davacının da dava dilekçesinde ileri sürdüğü üzere, davalı tarafından davacıya 2018 yılında yapılan ödemelerin büyük çoğunluğunun USD cinsinden olduğu, davacının cari hesap kaydındaki işlemler incelendiğinde, davacı tarafından davalıya 2018 yılında düzenlenen faturalara ilişkin kurdaki artışa göre fatura değerinin TL cinsinden yeniden belirlenerek aradaki farkın TL cinsinden davalı aleyhine borç kaydedildiği ve aynı TL değerinin bu kez tekrar USD'ye çevrilip USD cinsinden de borç kaydedildiği,

bu şekilde yapılan işlemler neticesinde davacının açık hesaba konu faturalardan kaynaklanan bakiye fatura alacağını da içeren ancak büyük çoğunluğu kur farkına dayalı olan TL ve USD cinsinden bakiye açık hesap alacağının ortaya çıktığı, ne varki bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ticari ilişki başlangıcından itibaren incelenmeyip yalnızca 2018 yılı başlangıcından itibaren incelendiğinden, bu bakiye açık hesap alacağının ne kadarlık kısmının satış faturasına dayalı, ne kadarlık kısmının anılan yeniden değerleme işlemlerine dayalı olduğunun tespitinin mümkün olmadığı,

raporun bu haliyle hükme esas alınmayacağı, davalının raporun hükme esas alınmaya elverişli olmadığına dair istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.

Öte yandan Yargıtay 11 HD'nin 26/05/2022 tarih, 2020/694 Esas ve 2022/4076 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kur farkı alacağının yabancı para alacağı üzerinden düzenlenen faturanın düzenlediği tarihteki kur ile faturanın tahsil edildiği tarihteki kur arasındaki farktan kaynaklanan ve TL olarak doğan bir alacak olduğu nazara alındığında, davacının USD cinsinden kur farkı talep edip edemeyeceğinin üzerinde durulmaması da yerinde olmamıştır.

Mahkemece yapılması gereken iş, taraf ticari defter ve kayıtları ile kayıtların dayanakları üzerinde ticari ilişkinin başlatıldığı tarih itibariyle karşılaştırmalı inceleme içeren, davalı yanın rapora detaylı itirazlarını da karşılar nitelikte mahkeme ve kanun yolu denetimine açık mali bilirkişi raporu alınması,

buna göre davacının davalıdan satış faturalarından bakiye USD cinsinden alacak talep edip edemeyeceğinin, edebilecek ise miktarının, yine davacının davalı aleyhine defterlere yeniden değerleme ve kur farkı adı altında yaptığı borç kayıtlarının yerinde olup olmadığının, USD cinsinden kur farkı talep edilip edilemeyeceğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.

Kabule göre de; davacı dava dilekçesinde eldeki davayı kısmi dava olarak 5.000,00-USD üzerinden ikame ettiğini açıkça bildirmiş ve bilirkişi raporu sonrası sunduğu ıslah dilekçesi ile talebini 119.095,26-USD'ye yükseltmiş olup, mahkemece davanın belirsiz alacak davası olduğu yönündeki yanılgılı gerekçe ile, hüküm altına alınan tutarın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde olmadığı ve davalının bu yöndeki istinaf sebebi haklı olduğu gibi, yabancı para cinsinden alacağa 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesi gerekirken, avans faizi işletilmesine karar verilmesi de yerinde olmamıştır.

Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'un 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile.

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarih ve 2021/128 Esas ve 2022/1287 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/845, K. 2025/2009, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/845
Karar No
2025/2009
Tarih
27 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/845 K.2025/1477
  • İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/845 K.2025/799
  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/846 K.2025/918
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/846 K.2025/810
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/846 K.2025/1403
  • İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/847 K.2025/946

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.