KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1018 Esas
- Karar no
- 2024/1605 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2024/171 Esas - 2024/215 Karar
- Tarih
- 20/03/2024
- Davalı
- Hasımsız/ Çekişmesiz
Karar Metni
1.594 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şubesi’nin ... seri numaralı, 15.07.2023 keşide tarihli, keşide yeri Antalya olan 430.337,00 TL bedelli çekin .... A.Ş. tarafından müvekkili lehine keşide edildiğini, anılan çekin meşru hamili davacı şirket olup, çekin davacı şirkete gönderilmek amacıyla kargoya verildikten sonra kaybolduğunu, seri numarası ve tutarları belirtilen şikayete konu çekin davacı lehine keşideci ...
A.Ş. tarafından ileri tarihli olarak düzenlenerek 14.06.2023 tarihinde .... irsaliye numarası ile ...
A.Ş. ...şubesine teslim edildiğini, gönderi sonucunda ilgili çeklerin kargoda kaybolduğunu, kargonun akıbeti hakkında yeterli bilgilerinin bulunmadığı bilgisinin davacı firmaya kargo firması tarafından verildiğini, çeki eline geçiren kişi veya kişilerin çek karşılığını bankadan tahsil etmesi veya çeki işletmesinin halen söz konusu olduğunu, çekin müvekkili yedinde bulunduğu sırada çalındığı veya kaybolmuş olduğundan tahsilatının mümkün olmadığını ve bu durumun da müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu,
iptali istenen çekin keşidecisi ve lehtarı olan şirketler piyasada ticari itibarı yüksek olan şirketler olduğundan çek vadesi geldiğinde kötü niyetli kişilerce bankadan tahsil edilme riskinin bir hayli yüksek olduğunu, iş bu sebepten çek bedelinin talep edilebilmesi tehlikesine binaen çekin iptaline ve müvekkilin zarara uğramaması için çek hakkında ödeme yasağı kararı verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla çek bedelinin bankadan tahsil edilmemesi için öncelikle ödeme yasağı, devamında belirtilen çeklerin zayii nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi'nin 20/03/2024 tarih 2024/171 Esas - 2024/215 Karar sayılı kararında.
"Talep, 6102 Sayılı TTK' nin 818/1(s) maddesi delaletiyle, aynı Kanunun 757. vd. maddeleri uyarınca zayi nedeniyle çek iptali istemine ilişkindir. ....Yukarıda anılan yasal düzenlemeler, yapılan açıklamalar ışığında somut olayda; dosyaya mübrez çek fotokopisine göre çekin keşidecisinin dava dışı ....A.Ş. olduğu, iptali talep edilen çekin üzerinde lehtar olarak ise zayi nedeniyle iptal talep eden ....
ŞİRKETİNİN yer aldığı sabit olup dilekçedeki anlatım, olayların gerçekleşme biçimi ve işin niteliği gereği çekin keşideci tarafından talep eden şirkete kargo yoluyla gönderildiği fakat kargoda kaybolması nedeniyle talep eden şirkete tesliminin gerçekleşmediği ve böylece talep eden şirketin yetkili hamil sıfatı kazanmadığı aşikardır.
Zira, 6102 sayılı TTK’nin 788/1 maddesine göre 'açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. 6102 sayılı TTK'nin 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre ise ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur.
6102 Sayılı TTK'nin 818/1-s maddesi yollaması ile aynı yasanın 680. maddesi uyarınca bir çekin kısmen doldurulmuş veya sadece imzalanmış olması halinde dahi tedavüle çıkarılması mümkün ve geçerli olup, böyle bir çekin TTK'nin 757, 763, ve 764 vd. maddeleri uyarınca iptalini istemek hakkı da sadece lehtar ve hamile aittir.
Somut olayda olayların gerçekleşme biçiminden açıkça görüldüğü üzere çekin kargoda kaybolmak suretiyle zilyetliğinin henüz zayi nedeniyle çekin iptalini talep eden şirkete geçmediği ve böylece talep eden şirketin yetkili hamil sıfatı kazanmadığı anlaşıldığından işbu çeke ilişkin olarak zayi nedeniyle iptal davası açamayacağı gibi, ödemeden men yasağı kararı verilmesini istemesi de mümkün görülmemiştir.
Binaenaleyh; gerçekleşen bu durumun 6100 sayılı HMK’nin 114/1-h maddesi gereğince dava şartı olduğu ve dava şartı eksikliğinin giderilmesinin de mümkün olmadığı ve davacı şirket lehtarın dava tarihi itibariyle hamil sıfatını kazanamaması nedeniyle çek iptal davası açma hakkı ve hukuki yararı bulunmadığı sonuç ve kanaatiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. .."gerekçesi ile ''6100 Sayılı HMK'nin 114/1-h maddesi gereğince davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle.
Davanın 6100 Sayılı HMK'nin 115/2.maddesine göre dava şartı yokluğundan usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. İlk derece mahkemesi kararının güncel içtihatlara ve hukuka aykırı şekilde verildiğini, çekin üçüncü şahısların eline geçmesi halinde telafisi imkansız zararlar doğabileceğini, çek hakkında ödeme yasağı kararı verilmesi ve çekin zayi nedeni ile iptalinin gerektiğini;Müvekkili şirket ile ...
A.Ş. arasında 2010 yılından bu yana endüstriyel otomasyon ve elektronik ürünlerin alım-satımına ilişkin bir ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki kapsamında müvekkili şirketin ...'a dava dilekçesi ekindeki faturaya konu malları sattığını, müvekkili şirketin, 13.09.2023 fatura tarihli bu satım ilişkisi karşılığında alacağı olan 152.691,91 TL'yi ... Şubesi’nin ...
IBAN numaralı hesabı üzerinden keşide edilen ... seri numaralı 152.691,91 TL tutarındaki 20.12.2023 tarihli çek ile tahsil etmeyi kabul ettiğini, bahis konusu çekin ön yüzünün dava dilekçesi ekinde dava dosyasına sunulduğunu;.... A.Ş. unvanlı şirketin, bahis konusu çeki müvekkili şirket emrine keşide ettikten sonra ilgili çeki kargo vasıtasıyla müvekkili şirkete göndermek istediğini, bu amaçla ..., bahis konusu çeki müvekkili şirketin adresine teslim edilmek üzere ...
A.Ş.'nin Bursa ili Nilüfer ilçesi sınırları içerisindeki ...Şubesi'ne teslim ettiğini, dava dilekçesi ekinde dava dosyasına sunulan kargo hareketlerine göre dava konusu çekin ... tarafından müvekkili şirket adresine teslim edilmiş göründüğünü, müvekkili şirket kayıtlarında çekin ne zaman ve kime teslim edildiğinin bulunamadığını, bu hususta, keşideci dava dışı şirket ile de yazışma yapılmasına rağmen kesin bir tespit yapılamadığını;Müvekkili şirket yetkilileri ilgili birimler ile görüşerek çekin kime teslim edildiğini tespit etmeye çalışmışsa da çekin ...Kargo'ya ait kayıtlarda gözüktüğü gibi teslim edilip edilmediği,
teslim edilmişse kim tarafından teslim alındığının net bir biçimde tespit edemediğini, müvekkili şirket yetkilileri ...Kargo'dan çekin kim tarafından teslim alındığına dair bilgi talep etmişse de ilgili kargo şubesine iki kez bu hususta mail gönderilmesine rağmen ilgili maillere cevap verilmediğini, bu hususta gerekli bilgi ve belgelerin müvekkili şirket yetkilileri ile paylaşılmadığını.
Özetle, gelinen noktada müvekkili şirketin lehtarı olduğu bahis konusu çekin kimin uhdesinde olduğunun belirsiz olduğunu, çekin, kaybolmak suretiyle zayi olduğunu, bu çerçevede ilgili çekin iptaline karar verilmesi gerekirken İlk derece mahkemesinin davanın reddine karar verdiğini, Her ne kadar İlk derece mahkemesi tarafından müvekkili şirketin yetkili hamil sıfatı taşımaması nedeniyle çeke ilişkin olarak zayi nedeniyle iptal davası açamayacağı ve ödemeden men yasağı kararı verilmesini isteyemeyeceği belirtilerek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmişse de, bu kararın hukuka aykırı olduğunu,
Yasal düzenlemelere ve güncel içtihatlara göre, huzurdaki davanın açılabilmesi için kıymetli evrakın teslim şartı açıkça aranmayıp, senet üzerinde hak sahibi olan kişilerin iptalini isteyebileceklerini;Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, hasımsız olarak açılan ve kesin hüküm niteliği de taşımayacak olan bu türden davalarda davacının aktif husumetinin bulunduğu konusunda Mahkemeye olumlu bir kanaat verecek kadar delil sunulmasının yeterli olduğunu, somut olayda kaybolan çekin görüntüsünün, çeke ilişkin tüm bilgilerin ve ayrıca çekin alınmasına neden olan temel ilişkiye ilişkin faturaların dava dosyasına sunulduğunu,
ilgili dava dosyasında olumlu kanaatin çok üstünde bir ispat ölçüsü yakalandığını ve müvekkili şirketin dava konusu çek dolayısıyla hak sahibi haline geldiğini;İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın telafisi imkansız zararlara sebep olduğunu, müvekkili şirketin daha fazla ispata zorlanması ve iptal davası açılabilmesi için kıymetli evrakın tesliminin şart olarak aranmasının gönderim aşamasında kaybolan kıymetli evraklar yönünden zayi hükümlerinin uygulanmasını imkansız hale getirdiğini,
dava dilekçesinde sunulan açıklamalar ve eklerin delil niteliğinin yaklaşık ispat ölçüsünü fazlasıyla geçtiğini;İlk derece mahkemesi tarafından eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğini, kararın kendi içerisinde çelişkili olduğunu, kararın bir bölümünde "çekin TTK'nin 757, 763 ve 764 vd. maddeleri uyarınca iptalini istemek hakkı da sadece lehtar ve hamile aittir." ifadesine yer verildiğini, daha sonrasında ise "lehtarın dava tarihi itibariyle hamil sıfatını kazanamaması nedeniyle çek iptal davası açma hakkı ve hukuki yararı bulunmadığı" sonuç ve kanaatine varılarak davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiğini,
ödemeden menini ve iptalini talep ettikleri çekin görüntüsünün dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, incelendiğinde çekin lehtarının müvekkili şirket olduğunun rahatlıkla tespit edileceğini, senet üzerinde hak sahibi olan müvekkili şirketin, telafisi imkansız zararlarla karşı karşıya kalmamak adına huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunun tartışmasız olduğunu, nitekim gerekçeli kararda tarafların bilgilerinin dahi yanlış yazıldığını, sadece bu hususun bile kararın dikkat ve özen gösterilmeden kaleme alındığını ortaya koyduğunu beyanla İlk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına,
dava konusu çek hakkında ödeme yasağı kararı ve çekin zayi nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 818/1. maddesinin atfı ile 757 vd maddeleri gereği zayii olduğu iddiası ile çekin iptali talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
6102 Sayılı TTK'nın 818/1-s maddesinin atfı ile aynı kanunun 757/1 ve 759/1 maddeleri uyarınca; iradesi dışında çek elinden çıkan hamil, çekin kimde olduğu bilinmiyorsa, çekin ödeme yeri veya hamilin yerleşim yerinden çekin iptaline karar verilmesini talep edebilir.
Çekin zayii nedeniyle iptali davası açma hakkı hamile ait olup, zayi nedeniyle iptal talebinde bulunan kişi, çekin hamili olduğunu ve çekin kaybolduğunun "kuvvetle muhtemel" olduğunu ispata elverişli deliller sunmalıdır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre;
davacının çekin lehtarı olması ve çek henüz kendisine ulaşmadan (teslim edilmeden) kargoda kaybolduğunu iddia etmiş olması karşısında Mahkemece de tespit edildiği üzere, yetkili hamil olmadığı ve TTK'nın yukarıda açıklanan maddeleri gereği zayi nedeniyle iptal davası açamayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1018, K. 2024/1605, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama