İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/1654 K.2025/76

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2024/1654Karar2025/76Tarih23 Ocak 2025Okuma12 dk · 2.456 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
23 Ocak 2025
Dosya no
2024/1654 Esas
Karar no
2025/76 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2024/117 Esas- 2024/744
Tarih
04/07/2024
Dava
Ticari Şirket (Fesih İstemli
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.456 kelime·12 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nin kurucusu olduğunu, şirketin bulunduğu binada yangın çıktığını, şirkete ait eşyaların hasar gördüğünü, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan onay beklediği bir süreçte bu beklenmedik olay nedeniyle şirketin pasifize olduğunu, daha sonrasında şirketi canlandıramadığını, şirketin vergi borcu olmadığını, şirketin amacını gerçekleştiremdiğini, defterlere ulaşamadığını, tasfiye etmek için süreçte defterlere ulaşamaması ve zayi belgesi almak için hak düşürücü süreyi de kaçırmış olduğunu, genel kurul toplantı ve müzakere defterini çıkaramamasından dolayı şirketi kendiliğinden fesh edemediğini,

... ile görüşmesi neticesinde tek yolun mahkeme yoluyla fesh olduğunu bildirdiklerini, mesleğinin öğretmenlik olduğunu, tacirlik ve tacirlerin sıfatları hakkında bilgi sahibi olmadığını, basiretli bir tacir sıfatıyla değerlendirilmemesinin talep edildiğini, yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadığını, şirket fesh edilmemesi dolayısıyla, şirkete ait sigorta bulunduğunu, farklı bir alternatif sigortadan yararlanamayacağını beyanla ...'nin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı şirketin usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 04/07/2024 tarih ve 2024/117 Esas- 2024/744 sayılı kararında;"Dava davalı şirketin feshi ve tasfiyesi isteminden ibarettir. Limited şirketlerin feshini düzenleyen TTK 636/3 düzenlemesi şu şekildedir: ''Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.

Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.'' Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için gerekli olan unsurlardır. Diğer bir anlatımla, dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.

Mahkeme, hem davanın açıldığı tarihte hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı tarih itibariyle bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemece mesmu (dinlenebilir) olmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK, 6100 sayılı Kanun) 114. maddesinde;"Dava şartları şunlardır:a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.b) Yargı yolunun caiz olması.c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları;

kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.e) Dava takip yetkisine sahip olunması.f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.i) Aynı davanın,

daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." düzenlemesi yer almaktadır.

Bu hükme göre, dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli), bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlardır.6100 sayılı Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrasında ise, “MADDE 115- (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.

Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.Somut olayda; davacının davalı şirketin tek ortağı olduğu, tek ortak bulunması halinde ortağın yazılı olarak alacağı bir genel kurul kararı ile şirketin feshine karar verilebileceği, ayrıca vergi dairesinden feshi talep edilen şirketin vergi, borcu ve vergi ceza ihbarnamesi olduğunun bildirildiği,

dolayısıyla şirketin ayrıca feshini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı takdir ve sonucuna varılmıştır.Bu düzenlemeler ışığında somut olayda, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın HMK 114/h ve 115/1 maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..."gerekçesi ile,''Davanın HMK 114/h ve 115/1 maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan USULDEN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın kabul edilemez olduğunu, bu sebeple istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluklarının hasıl olduğunu beyan etmiştir.

Başvurunun usulden reddine hükmedilmesinin kabul edilebilir hiçbir yanı bulunmadığını, müvekkilinin davayı açmasında hukuki yararının mevcut olduğunu, bu sebeple davanın HMK 114/h ve 115/1 maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Müvekkil şirketinin çıkan yangında yanmış olması sebebiyle, şirket sermayesinin büyük bir çoğunluğunu kaybettiğini, işbu sebeple müvekkil şirketini kuruluş amacına kavuşturamadan maddi ve manevi anlamda ciddi bir kayıp yaşadığını, müvekkil şirketi her ne kadar tekrar aktif hale getirmek istese dahi buna muktedir olamadığını,

müvekkilin dava dilekçesinin eklerinde gelir beyanında sunmuş olduğu beyanların bunu doğrular nitelikte olduğunu, bu sebeple söz konusu şirket müvekkil üstünde menfi bir külfet haline geldiğini, müvekkilin kendisinin yalnızca bir öğretmen oluşu ve geçimini asgari şartlarda sağlaması dolayısıyla şirket adına çıkarılan vergilerle beraber, şirketin getirmiş olduğu sorumluluklar müvekkil için artık çekilebilir bir durum olmaktan çıktığını, müvekkilin ekonomik gücünün sarsıldığı ve bu sebeple şirket adına yapılan her ödemenin müvekkile külfet haline gelmesi durumunun çekilebilirliğin çok ötesine taşımış bulunduğunu,

bu sebeple de müvvekkilce şirketin tasfiyesinin istendiğini, Ayrıca müvekkilin özel kurumlarda öğretmen olarak görev alması sebebiyle çalıştığı kurumlarca yalnızca yılın 10 ayında sigorta yapılabilme imkanı sağlanabildiğini, kalan 2 aylık süreçte ise müvekkil başta sağlık sigortası olmak üzere birçok haktan mahrum kaldığını, müvekkilin Bağ-kur'dan kendi parasıyla yararlanmak istemesi durumuna karşıysa mevcut şirketin varlığı söz konusu olması sebebiyle bu duruma da engel olduğunu,Somut olayda şirketin varlığı müvekkil açısından menfi bir külfet haline dönüştüğünü ve bu durumun müvekkilin zarar etmesinden başkaca hiçbir şeye yaramadığını,

müvekkilinin Genel Kurul Kararıyla şirketi fesh edemediğini, çünkü zayi belgesi için öngörülen hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle yeni genel kurul karar defteri çıkarılamadığını, bu sebeple de genel kurul kararı alınamadığını, müvekkilin şirketini kendisinin fesh edememesi dolayısıyla mahkemeye şirketin tasfiyesi için başvurmuş olmasının müvekkilin hukuki yararına olduğunu,

nitekim doktrindeki görüşler de bunu destekler nitelikte olduğunu zira müvekkilin mahkemeye yoluyla tasfiye dışında başkaca bir seçeneği kalmadığını,Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararının olduğundan söz edilebileceğini,( Medeni Usul Hukuku- Prof.Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz ATALAY, Prof.

Dr. Muhammet ÖZEKES - Onikilevha yayınları, 8.BASI, SAYFA - 210) Ayrıca söz konusu davanın inşai nitelikte bir dava olduğunu ve bu sebeple de inşai davaların hukuki yararın ispatına tabii olmaksızın değerlendirilmesi gerektiğini,İnşai davalarda, tespit davalarında olduğu gibi, özel olarak hukuki yararın ispatına gerek olmadığını, bu davaların açılmasına imkan tanınan hallerde, bu konuda hukuki yararın mevcut olduğunun da kabul edildiğini,(Medeni Usul Hukuku- Prof.Dr.

Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz ATALAY, Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES - Onikilevha yayınları, 8.BASI, SAYFA - 217)Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2014/19810 E. , 2014/17025 K. HMK 108Adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davası geleceğe etkili inşai davalardandır.Uyuşmazlık. TBK. nun 639/7. (BK. nun 535/7) maddesi uyarınca mahkemeden alınacak inşai kararla ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve özellikle dinlenilen tanık beyanları ile kardeş olan taraflar arasında adi ortaklığın kurulduğu ispatlanmış olup, tarafların ortaklığın mal varlığını oluşturan araçları 2008 ve 2009 yıllarında birlikte kullandığı, ancak 2010 yılında ortaklığın eylemli olarak sona erdiği anlaşılmaktadır. Esasen, ortaklığın kurulduğu hususu mahkemenin de takdirindedir. TBK. nun.

147/4 (BK. nun 126/4) maddesi uyarınca, adi ortaklıktan doğan davalar beş yıllık zamanaşımına tabidir.Zamanaşımının başlangıcı ise, yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre adi ortaklığın sona ermesi ile başlar. Zira, sona erme sebeplerinin gerçekleşmesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girmekte olup, buna bağlı olarak ortakların tasfiye alacağını isteme hakkı da muaccel olmuş olur(TBK.

Md 149, BK. md. 128).Somut olayda, ortaklığın eylemli olarak sona erdiği 2010 yılından, davanın açıldığı 17.05.2013 tarihine kadar beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının belirgin olduğunu, öte yandan, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davası geleceğe etkili inşai davalardan olduğunu, inşai dava ile davacının talep sonucu olarak, var olan bir hukuki durumun değiştirilmesini veya kaldırılmasını veya yeni bir hukuki durumun yaratılmasını istemesi gerektiğini, eldeki davada da davacı, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini istemiş; ancak tasfiye (sermaye ve kar payından ibaret) alacağının değerinin tam olarak belirlenmesi mümkün olmadığından,

tespit edebildiği ölçüde asgari miktarı (5.790) TL gösterdiğini, davada talep sonucunun açık bir şekilde gösterildiğini,Mahkemece.

6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1.maddesi uyarınca, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümlerinin dikkate alınması ve 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediğini,Genel kurul karar defterinin zayi olması ve bu defterin çıkarılması için öngörülen hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle genel kurul karar defterinin çıkarılamadığını,

bu sebeple de genel kurul kararı alınamadığını, Şirkette gerçekleşen yangın sırasında Genel Kurul Karar Defterinin zayi olması ve kanunda öngörülen hak düşürücü süre içerisinde zayi belgesi alınamaması hasebiyle genel kurul karar defteri çıkartılamadığını, işbu sebeple de genel kurul kararı alınamadığını, ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinde;" Tek ortak bulunması halinde ortağın yazılı olarak alacağı bir genel kurul kararı ile şirketin feshine karar verilebileceği," hükümlerinin askıda kaldığını,

bu kararların alınabilmesi için genel kurul karar defterinin tedarikinin mümkün olması gerektiğini ancak söz konusu durumda genel kurul karar defterinin çıkartılabilmesinin söz konusu olmadığını ve bu sebeple de genel kurul kararı alınamadığını, mahkemenin bu hususu göz önüne alarak şirketin tasfiye talebini dikkate alması gerektiğini,Şirketin vergi borcu yoktur ibaresini,

vergi dairesinin kendilerine vermiş olduğu "vergi borcu yoktur" ibaresi yazılı resmi evrağıyla her fırsatta tekrar etmiş olmalarına rağmen mahkemenin her ay işleyen vergiyi hedef gösterip vergi borcu varmış gibi hüküm kurmuş bulunmasının kabul edilebilir hiçbir yanı olmadığını ve bu tutumun hakkaniyete aykırı bir tutum olduğunu, Müvekkilin davasını açtığı esnasında vergi dairesinden almış olduğu,

vergi borcu olmadığını, yazılı resmi kağıdı dosyaya sunmuş olup, mahkeme müzakeresinin daha sonrasında yapılmış olması ve müzakerenin cevabının gecikmesi neticesinde her ay işleyen vergi sistemi neticesinde sistematik vergilendirme nedeniyle müvekkilin o ayın vergisinden dolayı vergi borcu varmış gibi göründüğünü ancak vergilendirmenin ayın belli zamanlarında yapıldığını, dolayısıyla müvekkilin geçmiş dönem vergi borcu bulunmadığını, 04/07/2024 tarihindeki duruşmadan önce müvekkilin vergi bulunmadığına dair resmi evrakı dosyaya sunduğunu,

duruşmada da müvekkilin vergi borcu olmadığını tekrarladığını ve bu durumu duruşma zaptına kaydettirdiğini,Bu sebeple yapılan savunma ve dosyaya eklenen vergi borcu olmadığını yazılı delilin dikkatli bir şekilde ele alınmadığını, mahkeme üyelerinin bunu dikkate almalarının dosyanın akıbeti açısından büyük bir önem arz ettiğini, ancak bu yazılı delilin yeterince dikkate alınmadığını,HMK 353/1-a-6. maddesi ile,

ilk derece mahkemesince, davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması halinde, esasa ilişkin inceleme yapılmadan kararın kaldırılmasına kesin olarak karar verileceğinin düzenlendiğini,Şirket sahibinin mahkeme kanalıyla şirketin tasfiyesini sağlamak dışında başka hiçbir imkanı kalmadığını, TTK'da öngörülen şirketlerin sona erme şekillerinin düzenlendiğini ve bu sebeple mahkeme kanalıyla şirketin tasfiye edilmesinin son seçenek olarak elde kaldığını, TTK limited şirketlerinin sona erme şekillerini şu şekilde düzenlediğini.

Genel Kurul Kararının şirket adına alınamadığını, genel kurul kararı alınabilmesi için genel kurul karar defterinin tedariğinin mümkün olması gerektiğini, somut olayda ise genel kurul karar defteri için alınması gereken zayi belgesinin hak düşürücü süresinin geçmiş olması nedeniyle defterin tedarik edilemediğini, defterin tedarik edilememesi nedeniyle genel kurul kararı alınamadığını, bu sebeple de mahkemenin şirketi tasfiye etmesi dışında hiçbir kanun yoluna başvurulabilmesinin mümkün olmadığını, Şirketin işletme konusunun imkansız hale gelmesi ve şirket sermayesinin büyük bir oranda kaybedilmiş olmasının,

şirket organlarının gerekli toplantıları düzenlememesi halinde ortaklardan herhangi birinin talebi üzerine mahkeme kanalıyla şirketin tasfiye edilebileceğinin kanunda düzenlendiğini,İşbu sebeplerle yukarıda bahsi geçen şirketin tasfiyesinin mahkeme kanalıyla yapılmasının kendileri açısından oldukça elzem bir durum olduğunu, bu durumun müvekkil açısından son çare olarak kullanıldığını da belirtmek gerektiğini zira müvekkilin şirketini tasfiye edebilmesi açısından başkaca bir seçeneği kalmamış bulunduğunu beyanla;

istinaf başvuru talebinin kabulüne, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/744K sayılı yapılan yargılama neticesinde verilmiş olan hükümlerin istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabülüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; davalı limited şirketin faaliyette bulunduğu binada çıkan yangında oluşan zarar sebebiyle şirketin amacını gerçekleştiremeyecek olmasından ve pasifize olmasından dolayı ve çıkan yangında karar defterinin yanması sebebiyle şirketin tasfiyesi kararı alınamadığından şirketin feshi ve tasfiyesine karar verilmesi talebine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın HMK 114/h ve 115/1 maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.TTK'nın 636. Maddesinde; "(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer:a)Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde.

(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.

(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmü düzenlenmiştir.Davacı, davalı limited şirketin faaliyette bulunduğu binada çıkan yangında oluşan zarar sebebiyle şirketin amacını gerçekleştiremeyecek olmasından ve pasifize olmasından dolayı ve çıkan yangında karar defterinin yanması sebebiyle şirketin tasfiyesi kararı alınamadığından şirketin feshi ve tasfiyesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

Davacı, haklı nedenle fesih ve tasfiyesini istediği şirketin tek ortağı ve yetkilisi olup, haklı nedenle fesih ve tasfiye davasına sebebiyet veren tüm olgulardan davacı tek başına sorumlu olduğundan, davacının haklı nedenle limited şirketin feshi davası açma hakkı bulunmadığı gibi, ayrıca şirketin karar defterinin kaybolması sebebiyle zayi belgesi alınmasına,

bu talebin reddi kararı verilmesi halinde bu red kararı ile şirketin tasfiyesi yoluna gidilip gidilmeyeceğine ilişkin tüm yargı ve idari başvuru yolları tüketilmeden açılan iş bu davada davacının hukuki yararı bulunmadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Somut uyuşmazlığa konu davalı şirketin tek ortağı ve müdürü davacı olup, tek ortak ve müdür olan davacı tarafından davalı şirket aleyhine şirketin feshi ve tasfiyesi talep edilmesine ve bu davada davalıyı temsil etme yetkisi bulunmamasına rağmen,

Mahkemece temsilcisi olmayan davalıya iş bu davada temsil edilmesi için temsil kayyımı atanması ve taraf teşkili sağlanması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamış ise de, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır.

Sonucu itibariyle; ilk derece mahkemesi kararı yerinde olduğundan davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle.

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 23/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1654, K. 2025/76, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1654
Karar No
2025/76
Tarih
23 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2024/1655 K.2025/80
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi E.2024/1658 K.2025/51
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1659 K.2025/70
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi E.2024/1659 K.2025/22
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi E.2024/1661 K.2025/106
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2024/1663 K.2025/40

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.