İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/2043 K.2024/2134

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2024/2043Karar2024/2134Tarih30 Aralık 2024Okuma11 dk · 2.203 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
30 Aralık 2024
Dosya no
2024/2043 Esas
Karar no
2024/2134 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Numarası
2024/867 Esas (Derdest Dava Dosyası
Tarih
29/11/2024 (Ara Karar Tarihi
Dava
Ticari Şirket (Fesih İstemli
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.203 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in davalı şirkette hisse sahibi olduğunu, davalı şirketin görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin 26/05/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan karar ile 26/05/2024 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak atandıklarını, davalı şirketin tüzel kişiliğe haiz halka açık sermaye şirketi olduğunu, şirketi temsile yetkili organı oluşturan görev süreleri geçmiş, ibra edilmemiş, sözde görülür yönetim kurulu üyelerinin görevlerini aksatmakta ve şirketin organsız kalmasına sebebiyet vermiş olduklarını,

davalı şirketin 2022-2023 yıllarına ait genel kurullarının usulünce gerekli zamanlarda yapılmadığını, 2022 olağan genel kurul toplantısı 6 aylık bir sürecin sonunda 17/04/2024 tarihinde yapılmışsa da yönetimin hiçbir işlemenin onaylanmadığını, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmediğini, 2023 yılı genel kurulunun ise yine sıkıntılı süreçler sonunda 13/09/2024 tarihinde yapıldığını, şirketin mevcut durumda uzun süredir organsız olduğunu,

bu nedenle şirketin halka açık şirket açısından uzun süreli organsız hali kaynaklı telafisi güç imkansız zararlar oluşmaması ve görev süresi dolan yönetimin yapabileceği işlerle görev süresi aktif olması gereken yönetimin yapabileceği işler ayrımı gözetilerek tedbiren yönetim kayyumu veya kayyum heyeti atanması gerektiğini, davalı şirketi görünürde temsil eden fakat şirket ve yatırımcılar menfaatinin ciddi zararları olan uzun süreli organsız haliyle genel kurulların işlevsel toplanamamasının müsebbibi olan, ciddi bir fark oranıyla yatırımcıların yönetimde görmek istemediği,

görev süresi çoktan dolan mevcut yönetimin davalı şirketi temsilinde samimi ve dürüst olamayacağı nedeniyle işbu davaya özel davalı şirkete yönelik kurulacak ilk ara kararla birlikte temsil kayyumu atanmasına, şirket defterleri ile şirkete ait tüm evrakların kurulacak ilk ara kararla birlikte koruma altına alınmasına, şirketin tüm mal malvarlığına ilişkin detaylı müzekkere yazılmasına, şirket malvarlığına yatırımcılara ve şirkete telafisi güç imkansız zararlar vermemek adına kurulacak ilk ara kararla birlikte tedbir konulmasına,

tedbir ara karar sonrasında yapılması zorunlu olan bir devir durumu ortaya çıkarsa bu durumda kayyum veya kayyum heyeti tarafından gerekli açıklamanın yapılmasının istenmesine şeklinde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/867 Esas sayılı ve 29/11/2024 tarihli kararında; "ihtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 389/1 maddesinde genel olarak düzenlenmiştir.

Bu yasa hükmüne göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya geçikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır.

HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, "yaklaşık ispat" kuralına göre belirlenir.

Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtayit tedbire karar verilirken haksız olma ihtamali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır.Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati tedbir kararı verirken asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar verilmemelidir.

Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını gözetilmesi gerekli ve zorunludur.Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, Hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmelidir, ihtiyati tedbir şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ıspat edilememişse,

veya yaklaşıkda olsa ıspatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.HMK'nun 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Yönetim kayyumu atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarda giderilmemiş olması şarttır,

şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi mevcut yönetim kurulunun çalışamaz halde olması da TTK'nun sistematiği içerisinde giderilememesi her zaman mümkün bir durumdur, (Yagıtay 11. HD'nin 08/03/2018 tarih ve 2016/7714 esas - 2018/1804 karar sayılı kararı ) Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen yazıya göre davalı şirketin faal durumda olduğeu, yönetim kurulu üyelerinin görevde bulunduğu bu nedenle davalı şirketin organsız kaldığından bahsedilemeyeceği, yönetim kayyumu atanması şartlarının oluşmadığı diğer sair hususların ise yargılamayı gerektirdiği,

şirket mal varlıklarına tedbir konulması talebinin ise şirketin faaliyetlerini engelleyecek şekilde tedbir konulamayacağından ve bu hususta yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbire ilişkin tüm taleplerin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

Bu itibarla mahkemece asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesine hukuken imkan bulunmadığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden istemde HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbir isteminin bu aşamada reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır..."gerekçesi ile ''Davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin koşulları bulunmadığından REDDİNE'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. TTK madde 530 tatbiki ile önlem maksatlı yönetim kayyımı istemli davada İlk Derece Mahkemesinin ara kararıyla taleplerini reddettiğini, söz konusu karar haksız ve hukuka aykırı olup, istinaf başvuruları neticesinde kararın kaldırılmasına ve başta yönetim kayyımı olmak üzere tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini.

Dava dilekçesindeki tüm beyanlarını yinelediklerini, davalı şirket genel kurullarını uzun zamandır yapamamakta olup, şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamının görev süresinin uzun süredir dolmuş olması, bu durum üzerinden geçen genel kurul dahil tüm süreçlerde yönetim seçimi yapılamamış olması ve şirketin TTK madde 363 hükmünü tatbik etmemesi kaynaklı aynı zamanda organsız olduğunu, Mahkemenin şirketin organsızlık halini hatalı değerlendirerek salt ticari sicil müdürlüğünden gelen cevabi yanıtta yönetim kurulu üyeleri ismi yazdığı ve şirket durumu faal gösterildiği gerekçesiyle taleplerini reddettiğini,

söz konusu gerekçenin son derece hatalı olduğunu, zira organsızlık halinin sadece yönetim kurulu üyelerinin tamamının istifası, azli veyahut ölümü gibi nedenlerden ibaret olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin tamamının görev süresi dolalı uzun zaman olan kişiler olması veyahut yeni yönetimin bir türlü seçilememesi gibi hallerin de bir organsızlık hali olduğunu, yine şirketin durumunun faal yazmasının da talebe ret gerekçesi yapılamayacağını, kanun koyucu irade TTK madde 530 hükmünde organsızlık hali için uzun süre dese de tam bir süre belirtmeyerek hakime somut olay mahiyetine göre geniş takdir yetkisi verdiğini,

davalı şirketin halka açık bir şirket olmasının bu minvalde önemli olduğunu, Mahkemenin geniş yetkisine rağmen iyi niyetli bir önlem isteğini reddetttiğini, davalı şirketin yasal resmi sistem ve işlerde ''yönetim kurulu üyesi ve temsile yetkilisi bulunmamaktadır'' şeklinde şerh mevcut olduğunu, Mahkemenin, kendisinin görme yetkisindeki bu hususu da göz ardı ettiğini, haklı talebi reddettiklerini.

Davalı şirketin, kendisine tanınan TTK madde 363 işletme imkanını kullanmayıp, ilk genel kurulun toplanmasına kadar anonim şirketin organsız kalmasının önüne geçilmesini de sağlamadığını, zira üyelik boşalmasına rağmen söz konusu imkanlar kullanılmazsa, nitelik kaybının somut olaydaki gibi süreklilik kazanacağını, İlk derece mahkemesinin bu yönde de bir araştırma yapmadığını,

TTK madde 530 hükmü ''...Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa...'' şeklinde olmasına rağmen Mahkemenin kanun hükmündeki veya ibaresini / genel kurul yapamama seçeneği değerlendirmeden hatalı ara karar kurduğunu, söz konusu durumun, kararı hukuka aykırı kılmaya tek başına yeter derecede olduğunu, genel kurullarını yapamamadan/ toplanamamadan anlaşılması gerekenin, salt olarak genel kurul için toplanamama hali değil, aynı zamanda kurulun toplanıp karar alamaması ve böylece kendisine kanun ve esas sözleşmeyle verilmiş görevleri yerine getirememesi hali de olduğunu,

dava dilekçesi ekinde mevcut 13/09/2024 tarihli genel kurul tutanakları oy durumu bağlamı dahil incelendiğinde kanunun aradığı şartın somut olayda mevcut olduğu net olarak görülecek olmasına rağmen Mahkemenin bu tutanakları değerlendirmediğini;

İlk derece mahkemesinin tedbir kararına esas olmak üzere inceleme ve değerlendirme adına ticaret sicil müdürlüğünden 13/09/2024 tarihli genel kurul tutanaklarını da istediğini, davalı şirket genel kurullarını kanunun aradığı şekilde yapamadığından,

tescilini dahi yaptıramadığından müdürlükte olmayan kayıtların sunulamadığını, oysa ki söz konusu tutanaklar dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunulmuş olduğundan mahkemenin bu evrakları inceleyebileceğini, incelenmesi kararın değerlendirmesi açısından zorunlu olan evrakları (genel kurul tutanakları) incelemeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, söz konusu tutanakların kritik önemde olduğunu, zira tutanaklara bakıldığında.

Yatırımcılar arasında iki görüş olduğu, oylama durumu gözetildiğinde iki farklı görüşteki yatırımcılardan birinin diğerine göre neredeyse 7 kat oyla daha baskın olduğu, bu baskınlık karşısında yönetim seçiminin divan başkanın da hukuksuz yönetimi kaynaklı mümkün olmadığı,

eş deyişle organsızlığın çözümünün tıkandığı ve bu durumun uzun süreli olduğunun görüleceğini, organsızlık halinin tıkandığı ve çözümün kilitlendiği divan başkanı iddiasındaki görev süresi uzun zamandır dolan yönetimin başkanı olan şahsın hazirundan genel kurul tutanaklarını imzalamak için dahi yetki alamaması yüzünden tutanakların halka açık şirketler açısından görülmeyen bir durumla tüm hazirun tarafından imzalanmasıyla dahi ortada olduğunu,

görüleceği üzere Mahkeme kanunun her somut olay mahiyeti ayrı olduğundan kendisine tanıdığı geniş değerlendirme takdir yetkisini değerlendirme yapma noktasında eksik ve yetersiz araştırma kaynaklı hukuka aykırı şekilde kullandığını, davalı şirketin genel kurul geçmişine dair tüm evrak araştırması (KAP kayıtları dahil) yapılıp, davalı şirketin genel kurulunu yapabilir veyahut yapamaz olduğunun da değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim TTK madde 530 hükmünde gerek lafzi, gerek amaçsal yorum da iki seçeneğin (uzun süreli organsızlık - genel kurul yapamama) de ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini,

İlk derece mahkemesinin bu hususları eksik inceleyip hatalı bir karar verdiğini. İlk derece mahkemesinin istinaf konusu edilen kararındaki gerekçe değinilen yüksek mahkeme kararı dahil somut olayla ve istekleriyle örtüşmediğini, istemin, uzun süreli organsızlık ve genel kurul yapamama hali (kanunda iki şarttan birisi yeterliyken somut olayda iki şart da mevcuttur.) kaynaklı önlem maksatlı yönetim kayyımı şeklinde iken.

Mahkemenin mevcut bir yönetim var ve çalışamaz durumda veyahut yönetim içi çatışmalar varmış gibi bir olaya dair gerekçe kurduğunu.

Esasında önlem maksatlı yönetim kayyımı isteminin davalı şirketin de menfaatine olan bir durum olduğunu, zira yönetim kayyımına görev tanımı ve zaman aralığı ile birlikte ara karar kurulacağından yönetim kayyımı veyahut kayyım heyetinin, feshin son çare olması ilkesiyle de uyumlu olarak şirketin izah edilen organsız ve genel kurul yapamaz durumundan kanuna uygun genel kurul yapabilir ve organlı duruma gelmesindeki geçiş döneminin sıkıntısız ve sorunsuz geçmesine,

yatırımcı menfaati korunarak geçmesine yardımcı olacağını beyanla İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/867 E. sayılı dosyasındaki 29/11/2024 tarihli ''ihtiyati tedbir talebinin reddi'' şeklindeki haksız ve hukuka aykırı kararın kaldırılmasına, neticede başta yönetim kayyımı olmak üzere tüm taleplerin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, TTK'nın 530. maddesi uyarınca davalı şirketin organsızlık halinin giderilmesi aksi halde feshi istemi ile açılan davada, şirkete yönetim kayyımı atanması ve şirketin malvarlığı üzerine devrin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına ilişkindir.

Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun 530/2. maddesinde; ''Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.'' hükmü yer almaktadır.

TTK'nın 530. maddesi uyarınca açılmış fesih davasında verilebilecek önlemler konusunda kanunda açık bir düzenleme yapılmamış olup Mahkeme, durum ve şartlara göre her olayın özelliğini değerlendirerek, makul görülebilecek, somut olaya uygun şekilde tedbir kararı verebilecektir. Mahkemece verilecek tedbir kararı yönünden ise HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin 389 ve devamı hükümlerince değerlendirme yapılacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi.

"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü içermektedir. HMK'nın 390. maddesine göre de.

Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

Somut olayda; davalı şirket aleyhine bir kısım paydaşları tarafından İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/724 Esas sayılı dosyası ile TMK'nın 426 ve 427/2. maddeleri uyarınca organ eksikliği nedeniyle yönetim kayyımı atanması talebi ile açılan davada, Mahkemece 11/12/2024 tarihli karar ile (İlk Derece Mahkemesi'nin ara karar tarihinden sonra) davanın kabulü ile davalı şirkete, yeni yönetim organı oluşturuluncaya kadar geçerli olmak üzere üç kişilik yönetim kayyımı heyetinin atanmasına karar verildiği ve bu karar neticesinde eldeki dosyadaki talebin konusuz kaldığı,

Mahkemenin ara karar tarihi itibariyle davalı şirketin malvarlığı değerlerinin ne olduğu belirsiz olduğu gibi, şirketin mevcut olmadığı iddia edilen yönetim kurulunca şirket malvarlıklarının devredileceği, şirketin zarara uğratılacağı konusunda kanaat oluşturacak bir delilin de bulunmadığı, kaldı ki davalı şirketin malvarlığının atanan yönetim kayyım heyetince yönetileceği anlaşıldığından Mahkemece talebin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır.

Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme ara kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle.

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/12//2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/2043, K. 2024/2134, 30 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2043
Karar No
2024/2134
Tarih
30 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/2044 K.2024/3502
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2024/2045 K.2024/1877
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2024/2046 K.2024/2135
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/2046 K.2024/2379
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/2047 K.2024/2148
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/2050 K.2024/2407

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.