KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Dosya no
- 2025/516 Esas
- Karar no
- 2025/610 Karar
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numaras
- 2024/377 Esas - 2024/808 Karar
- Tarihi
- 12/11/2024
- Dava
- Alacak (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.812 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin davalı kooperatif yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde ...
Bankasından alınmış bir krediye teminat olarak verilen senede müteselsil kefil olarak imza attığını, ... sayılı dosyasında borcun davalı kooperatif tarafından ifa edilmemesi nedeniyle alacaklı tarafından müvekkiline ait .... parseldeki ... kat ... nolu taşınmazın açık artırma ile 17/08/2012 tarihinde nakde çevrildiğini ve davalı kooperatifin borcuna mahsup edildiğini, satılan dairenin değer tespitine ilişkin 26/05/2011 tarihinde kıymetli takdir raporu ile taşınmazın değerinin 130.000-TL olduğunun belirlendiğini,
davalı kooperatifin müvekkilinin zararının giderilmesi bakımından bir girişimde bulunmadığını öne sürerek taşınmazın elden çıkması ve satış tarihinden bu yana yararlanma imkanlarının bulunmaması nedeniyle uğranılan zarardan 150.000-TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili kooperatif yönetim kurulunun ... sayılı kararıyla ... parselde kayıtlı ... nolu bağımsız bölümün satılarak ...
Bankasına olan borcun ödenmesi amacıyla davacı ...'a verileceğinin kararlaştırıldığını, bu kararla ...'a ... nolu bağımsız bölümün satışı ve bu satışla sağlanacak parayla kefalet borcunun ödenmesi için yetki verildiğini, davacının ... nolu bağımsız bölümü satması sonucu müvekkili kooperatifin kefalet nedeniyle herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi'nin 25/04/2024 tarih ve 2021/2321 Esas, 2024/681 Karar sayılı ilamında; "...Davacı ...'un 01.04.1992 tarihinde davalı kooperatife üye olduğu, 1998 yılından itibaren 27.07.2012 tarihine kadar davalı kooperatifin başkanlık görevinde bulunduğu, kooperatif başkanlık görevini 27.07.2012 tarihinde yapılan genel kurul sonucunda ...'na devrettiği, davacı ...'un bu genel kurulda muhasip üyeliğe seçildiği, 27.07.2013 tarihli genel kurulda ise ....'ün yöneticilik sıfatının sona erdiği anlaşılmıştır.Somut olayda,...bankası/...
Şubesi ile davalı kooperatif arasında çeşitli tarihli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, bu sözleşmeleri, davacı ...'un ve dava dışı ....'nun müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, dava dışı İşbankası tarafından, asıl borçlu davalı kooperatif , davacı kefil ... ile dava dışı kefil ...'ya karşı Kartal ...
Noterliğinden gönderdiği 01.10.2010 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile söz konusu kredi sözleşmelerinden ödenmeyen borç miktarının 178.732.47 TL olduğu, bu borcun 7 gün içinde ödenmesinin ihtaren bildirildiği, kat ihtarına rağmen kredi borcunun ödenmemesi üzerine dava dışı alacaklı İşbankası tarafından, 27.01.2011 tarihinde, ... sayılı icra dosyası ile, Kadıköy 1 ATM'den aldığı ihtiyati haciz kararı, 2 adet ...., kat ihtarı dayanak gösterilerek borçlular ... ve ... hakkında 165.356,71 TL asıl alacak ve fer'ileri de dahil olmak üzere toplam: 212,051.91 TL alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı,
icra dosyasına getirtilen tapu kayıtlarına göre ...
Mevkii, ... parselde kayıtlı ... nolu bağımsız bölümün davacı ... adına kayıtlı taşınmaz üzerine Kadıköy ... icra müdürlüğü 17/01/2011 tarihli müzekkeresi ile haciz şerhi konulmasının belirtildiği,bu karar üzerine tapu kaydına haciz şerhinin işlendiği, davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine haciz şerhi işlendikten sonra taşınmazın davacı tarafından 17/02/2011 tarihinde dava dışı ...'a hacizli olarak satıldığı, ... yazılan müzekkere ile; ... sayılı icra dosya üzerinden kaydına haciz şerhi işlenen taşınmazlar hakkında satışa gidildiğinde, taşınmazlardan ..
Blok ... Kat ... bağımsız bölüm numaralı meskeni dosya haczi ile yükümlü olarak satın alan ...'un tebliğe elverişli adresinin bildirilerek taşınmazın kaydına satışa gidildiği şerhinin işlenmesine ve taşınmazın satışa esas takyidatlı tapu kaydının gönderilmesinin istendiği, gönderilen son tapu kaydına göre ... parselde kayıtlı K-2.
5 nolu bağımsız bölümün davacı ... adına kayıtlı iken 17/02/2011 tarihli satış sonucu ... adına kayıt edildiği ve yeni malikin ... olduğu, dava dışı alacaklı banka vekili icra müdürlüğüne verdiği 29/05/2012 tarihli dilekçe ile banka haczi ile yükümlü olarak taşınmazı satın alan ...'a kıymet taktiri ile Pendik İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/313 Esas -2012/266 Karar sayılı kıymet taktirine ilişkin kararın ... olarak tebliğini, hacizli taşınmazların satışını, satış işlemlerinin yürütülmesi için ...
Sayılı dosyasına talimat yazılmasını talep ettiği, ... Sayılı dosyasından ... parselde kayıtlı ... nolu bağımsız bölümünün 17.08.2012 tarihli ihalede 93.000,00 TL bedel ile ...'e satıldığı anlaşılmıştır.Somut davada davacı tarafça, davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanı bulunduğu dönemde ...
Bankasından alınmış bir krediye müteselsil kefil olarak imza attığını ve ... sayılı dosya borcunun davalı kooperatif tarafından ifa edilememesi nedeniyle alacaklı banka tarafından Pendik İlçesi, ...Mah, ... Parselde bulunan ... Kat ...
No'lu dairesinin açık artırma ile satışa sunulduğu ve 17/08/2012 tarihinde yapılan ihale sonucu satılarak nakde çevrildiği ve davalı kooperatifin borcuna mahsup edildiği, Satılan dairenin değer tespitine ilişkin 26/05/2011 tarihli kıymet takdir raporunda taşınmaza 130.000-TL. değer takdir edildiğini, ihale sonucu daha düşük miktara satıldığı belirtilerek taşınmazın Satış tarihinden bu yana davalı kooperatifin zararını karşılamadığı belirtilerek Gerek taşınmazın elden çıkması gerekse o günden bu güne taşınmazın getirilerinden yararlanma imkânından yoksun kalındığı iddiasıyla uğradığı 150.000-TL.
Zararın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıdaki gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise d,e yukarıda açıklandığı üzere dava dışı alacaklı İşbankası tarafından, 27.01.2011 tarihinde, ... sayılı icra dosyası ile davacı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldıktan sonra davacının Pendik İlçesi, ... Mah, ... Parselde bulunan ... Kat ...
No'lu dairesini banka haczi ile yükümlü olarak 17/02/2011 tarihinde dava dışı ...'a hacizli olarak satıldığı, icra müdürlüğünce ihale sonucu satılan taşınmazın malikinin davacı olmadığı dava dışı ... olduğu, bu durumda mahkemece,
davacıya bu taşınmazın satışından ne gibi zararının olduğu konusunun açıklattırılıp buna dair delillerininde ibrazının sağlanarak sonucuna göre davacının aktif husumet ehliyeti de değerlendirilmek suretiyle iddia ve savunma doğrultusunda dosya kapsamına göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde.
"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir..." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 12/11/2024 tarih ve 2024/377 Esas - 2024/808 Karar sayılı kararında;"...Somut davada davacı tarafça, davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanı bulunduğu dönemde ... Bankasından alınmış bir krediye müteselsil kefil olarak imza attığını ve ... sayılı dosya borcunun davalı kooperatif tarafından ifa edilememesi nedeniyle alacaklı banka tarafından Pendik İlçesi, ..., ... Parselde bulunan ... Kat ...
No'lu dairesinin açık artırma ile satışa sunulduğu ve 17/08/2012 tarihinde yapılan ihale sonucu satılarak nakde çevrildiği ve davalı kooperatifin borcuna mahsup edildiği, Satılan dairenin değer tespitine ilişkin 26/05/2011 tarihli kıymet takdir raporunda taşınmaza 130.000-TL. değer takdir edildiğini, ihale sonucu daha düşük miktara satıldığı belirtilerek taşınmazın Satış tarihinden bu yana davalı kooperatifin zararını karşılamadığı belirtilerek Gerek taşınmazın elden çıkması gerekse o günden bu güne taşınmazın getirilerinden yararlanma imkânından yoksun kalındığı iddiasıyla uğradığı 150.000-TL.
Zararın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıdaki gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise d,e yukarıda açıklandığı üzere dava dışı alacaklı İşbankası tarafından, 27.01.2011 tarihinde, ... sayılı icra dosyası ile davacı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldıktan sonra davacının Pendik İlçesi, ... Mah, ... Parselde bulunan ... Kat ...
No'lu dairesini banka haczi ile yükümlü olarak 17/02/2011 tarihinde dava dışı ...'a hacizli olarak satıldığı, icra müdürlüğünce ihale sonucu satılan taşınmazın malikinin davacı olmadığı dava dışı ... olduğu dikkate alınarak ilgili kaldırma kararı doğrultusunda davacı vekiline taşınmazın satışından kaynaklı olarak ne gibi bir zararının oluştuğu hususunda açıklama yapması için kesin süre verildiği,
davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde zararını somutlaştıramadığı anlaşılmakla davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılarak aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir...."gerekçesi ile,''1-Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Tapu kanunu 26. Maddesi gereği, Tapu sicilinde yapılacak her türlü tescil ve kayıt işlemlerinde, gayrimenkulün değeri beyan edildiğini, bu beyanın emlak vergisi değeri ile örtüşmek zorunda olduğunu, yine Harçlar Kanunu 63. maddesi gereği Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak tapu işlemlerinden gayrimenkul satışlarında, beyan edilen satış bedeli üzerinden %2 oranında harç alındığını, yine Tapu Kanunu 64. Madde gereği harçlar, işlemin yapıldığı anda tahsil edildiğini, beyan edilen bedelin, emlak vergisi değerinden düşük olamayacağını, aksi halde, harçların emlak vergisi değeri üzerinden tahsil edileceğini,
bu nedenle her ne kadar tapuda bir bedel gösterilmekte ise de müvekkiline ödenmiş herhangi bedel bulunmadığını,Müvekkilinin davalı kooperatif tarafından ...
Bankasından alınmış bir krediye müteselsil kefil olarak imza atmış olmasının ve kefaleti bulunan davalı kooperatifin bankaya borcu nedeni ile müvekkili taşınmazına konan haciz, müvekkili taşınmazının değerinde önemli bir kayba neden olduğunu, hatta taşınmaz tüm maddi değerini yitirdiğini, bu durumda müvekkilinin zararının taşınmazın icra marifeti ile satıldığı tarih değil, müvekkilce taşınmazın dava dışı merhum ...'a mülkiyetinin devredildiği tarihte doğduğu hususunun atlanılmaması gerektiğini, keza taşınmazına dava dışı merhum ... adına geçtikten sonra satılarak paraya çevrildiğini ve satış bedelinin de borcu dahi karşılamadığını,
bu borcun davalı kooperatifin borcu olduğunu, müvekkilinin de kefil olması nedeni ile taşınmazına haciz konulduğunu,Söz konusu taşınmaz haczin konulduğu dosya incelendiğinde müvekkilinin başka malvarlıklarına da hacizler konulduğu ve halen dosyada borçlu olarak gözüktüğü göz önüne alındığında müvekkilinin zararının daha fazla olduğunu, dava dilekçesinde de müvekkilinin taşınmazına konan hacizden ve müvekkilinin uğradığı zarardan açıkça bahsedildiğini,Dava tarihi itibarı ile müvekkilinin halen davalı kooperatifin borcu nedeniyle kefalet devam ettiği göz önüne alındığında davalının temerrüde düştüğü ve haciz aşamasına geçildiği,
borçtan kurtarma vaadine uymadığı ve durumu kötüleştiği göz önüne alındığında, dava konusu edilen tutarları karşı yandan talep hakkı bulunmadığını, dava dilekçesinde de müvekkilin davalının ... Bankası borcu nedeni ile dava konusu taleplerde bulunduğunu,Davacı müvekkil ...'un,1992 yılında kurulan davalı TASFİYE HALİNDE ...
KOOPERATİFİ'nin kurucusu olduğunu ve 27.7.2012 tarihine kadar da yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, kooperatif tarafından 26.4.1992 tarihli Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca sözleşme ile arsa sahipleri ... ve ...'a ait arsa üzerine toplamda 12 blok (A, B, C, D, E F, G, H, I, K, L, M) halinde 164 adet iş yeri yapılması konusunda arsa sahipleri ile anlaşıldığını, bu iş yerleri tamamlanarak 53 adeti arsa sahiplerine, 111 adet işyeri ise kooperatif ve kooperatif ortakları adına tapuya kaydedildiğini,
ancak inşaat süresince üyelerin aidatlarını zamanında ödememeleri ve hatta aidat ödenmemesi için organize bir şekilde şekilde kampanya başlatmaları, 1999 yılında meydana gelen büyük deprem felaketi sonrası hükümetin aldığı inşaat yapımına ilişkin ek mali yük getiren düzenlemeler, 2001 yılında meydana gelen ekonomik kriz gibi sebeplerle yaşanan nakit sıkıntısı ve arsa sahipleri ile yapılan sözleşme gereği inşaatın gecikmemesi ve arsa sahiplerine Amerikan Doları cinsinden gecikme cezası ödenmemesi için kooperatif yönetim kurulunun,
bu defa bankalardan kredi ve 3. kişilerden borç alma yoluna giderek üye aidatlarından doğan aksamaları telafi etmeye çalıştığını, bu süreçte bir çok kez arsa sahipleri tarafından kooperatife ihtarname keşide edilerek gecikme cezası talep edildiğini ve yapılan anlaşmalarla süre uzatımı yoluna gidildiğini, inşaatın devam edebilmesi ve kooperatifte yaşanan mali sorunların aşılabilmesi ve için...
BANKASI'ndan kredi kullanılması gerektiğini, bunun için davalı kooperatifin borçlarını teminen kendi şahsı adına müteselsil kefil olduğunu, 25.03.2007 tarihli kooperatif genel kurulu kararı ile arsa sahipleri ile yapılacak protokoller ve var olan ihtilaflar nedeniyle yapılacak protokoller nedeniyle kendilerine taşınmaz üzerinde ipotek tesisine yetki verildiğini, 24.01.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile de müvekkilin taşınmazındaki 09.08.2007 tarih ve ... yevmiyeli ipoteğin kooperatifin arsa sahipleri ile borç alacak ilişkisi kapsamında verildiğini, fek ve terkin edilmesi gerektiğinin karara bağlandığını,
ancak bu ipoteğin kaldırılmadığını, kooperatifin yükümlülüğünü yerine getirmediğini, Yasa karşı yandan borcun tamamı için kurtarılmasını isteme imkanını vermişken, taşınmazın devri nedeni ile zararının olmadığı gerekçe gösterilerek aktif dava ehliyeti yönünden davanın reddinin yerinde olmadığını,
halbuki taşınmazın devrinde taşınmazın üzerindeki davalı kooperatifin borcu nedeni ile bulunan haciz yükü nedeniyle gerçekte hiç bir ekonomik fayda edinilemediğini ve haciz nedeniyle taşınmazın gerçek piyasa değerinde satılamaması nedeniyle gerçek bir ekonomik menfaat elde edilemediği hususunun göz ardı edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dairemizin 25/04/2024 Tarih ve 2021/2321 Esas - 2024/681 Karar sayılı kaldırma kararımızdan sonra ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, davacının kefaletten kaynaklı oluşan zararının davalı asıl borçludan tahsili talebiyle açılan alacak davasıdır.Mahkemece, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Mahkemece 12/06/2024 tarihli tensip tutanağının ara kararı uyarınca Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda beyanda bulunmak üzere davacı vekiline süre verildiği, davacı vekili ara karar doğrultusunda 01/07/2024 tarihli dilekçe ile beyanda bulunduğu ve beyan dilekçesinde;'' Müvekkilinin taşınmazı haciz yükü ile satmış olması zararı olmadığı anlamına gelmemediği gibi, davalı kooperatifin borcuna kefaleti nedeniyle kendi taşınmazına haciz gelmesi nedeniyle taşınmazında meydana gelen değer azalması da açık olduğunu, hacizli bir taşınmazın satış bedeli ile hacizsiz bir taşınmazın satış bedeli arasında önemli farklar bulunmakta olup,
kimi zaman bu zarar taşınmazın değerini dahi aşabilecek nitelikte olduğunu, öte yandan, bilindiği üzere,Tapu kanunu 26. Maddesi gereği, Tapu sicilinde yapılacak her türlü tescil ve kayıt işlemlerinde, gayrimenkulün değerinin beyan edilmesi gerektiğini, bu beyanın, emlak vergisi değeri ile örtüşmek zorunda olduğunu, yine Harçlar Kanunu 63. maddesi gereği Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak tapu işlemlerinden gayrimenkul satışlarında, beyan edilen satış bedeli üzerinden %2 oranında harç alındığını, yine Tapu Kanunu 64. Madde gereği harçlar, işlemin yapıldığı anda tahsil edildiğini, beyan edilen bedel,
emlak vergisi değerinden düşük olamayacağını, aksi halde, harçlar emlak vergisi değeri üzerinden tahsil edileceğini, bu nedenle her ne kadar tapuda bir bedel gösterilmekte ise de müvekkiline ödenmiş herhangi bedel bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin ...
Bankasından alınmış bir krediye müteselsil kefil olarak imza atmış olması ve kefaleti bulunan davalı kooperatifin borcu nedeni ile müvekkilinin taşınmazına konan haciz müvekkilinin taşınmazının değerinde önemli bir kayba neden olduğunu hatta taşınmazın tüm değerini yitirdiğini, bu durumda zararın dava dışı merhum ...'a taşınmaz mülkiyeti devri bir yana haczin müvekkilinin taşınmazına konulduğu tarihte doğduğu hususunun atlanılmaması gerektiğini, keza taşınmaz satılarak paraya çevrilmiş ve satış bedeli de borcu karşılamadığını,
keza söz konusu taşınmaz haczin konulduğu dosya incelendiğinde müvekkilinin başka malvarlıklarına da hacizler konulduğu ve halen dosyada borçlu olarak gözüktüğü göz önüne alındığında müvekkilinin zararının daha fazla olduğu da açıkça anlaşılacağını, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş olduğundan fazlaya ilişkin talepler yönünden yeniden yargılama yapılması gereği bulunmamakta olup, taşınmazın dosya borcunu karşılamadığı açık olduğundan hem hacizli hali ile değerini tümden yitirmiş olduğu göz önüne alınması gerektiğini,
dava dilekçesinde de müvekkili taşınmazına konan hacizden müvekkilinin uğradığı zarardan açıkça bahsedildiğini, bu nedenle taşınmazın el değiştirmiş olması müvekkilinin zararını önlemeediği gibi aktif dava ehliyeti açısından da bir değişiklik meydana getirmemekte ve müvekkilinin dava ehliyeti bulunduğunu, öte yandan müvekkilinin, kefalet nedeniyle güvence isteme ve sair haklarının da bulunduğu göz önüne alındığında, 6098 sayılı TBK'nın madde 595 şartlarının zaten gerçekleştiğini belirterek aktif dava ehliyetinin bulunduğunu beyan etmiştir.Somut davada davacı tarafça, davalı kooperatifin yönetim kurulu başkanı bulunduğu dönemde ...
Bankasından alınmış bir krediye müteselsil kefil olarak imza attığını ve ... sayılı dosya borcunun davalı kooperatif tarafından ifa edilememesi nedeniyle alacaklı banka tarafından Pendik İlçesi, ... Mah, ... Parselde bulunan ... Kat ...
No'lu dairesinin açık artırma ile satışa sunulduğu ve 17/08/2012 tarihinde yapılan ihale sonucu satılarak nakde çevrildiği ve davalı kooperatifin borcuna mahsup edildiği, Satılan dairenin değer tespitine ilişkin 26/05/2011 tarihli kıymet takdir raporunda taşınmaza 130.000-TL. değer takdir edildiğini, ihale sonucu daha düşük miktara satıldığı, taşınmazın satış tarihinden bu yana davalı kooperatifin zararını karşılamadığı belirtilerek gerek taşınmazın elden çıkması gerekse o günden bu güne taşınmazın getirilerinden yararlanma imkânından yoksun kalındığı iddiasıyla uğradığı 150.000-TL.
Zararın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı, dairemizin kaldırma kararına konu ilk derece mahkemesinin 08/07/2021 tarihli kararı ile;''... Bu aşamada davacının davalı taraftan isteyebileceği tazminat miktarı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ' madde596- Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur.
Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.' hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde; her ne kadar davacıya ait İstanbul İli, Pendik İlçesi, ... Mahallesinde tapuya kayıtlı, .. Blok, .... Kat, Bağımsız bölüm no: ... nolu taşınmaz ...
Dosyasından 93.000,00 TL bedel ile 17.08.2012 tarihinde satılmış ise de taşınmazın gerçek değeri kıymet takdirinde 130.000,00 TL olarak belirtildiğinden 93.000,00 TL lik kısım TBK 596 madde çerçevesinde alacaklıya bulunduğu ifa oranında talep edebilecek geri kalanı 37.000,00 TL ise uğramış olduğu zarar kapsamında genel hükümler çerçevesinde talep edebileceğinden ve davacı uğramış olduğu zararları talep ettiğinden davacının davalı taraftan 130.000,00 TL talep edebileceği,'' gerekçesi ile, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 130.000 TLnin davalı kooparetiften alınarak davacı tarafa verilmesine,
karar verilmiş ve verilen karar davalı tarafça istinaf edildiği ve davacı tarafın istinafı olmadığından mahkemenin maddi vakıaya ilişkin tespitinin davacı yönünden kesinleştiği ve davacının alacak talebinin dava dışı alacaklı İşbankası tarafından, 27.01.2011 tarihinde, ... sayılı icra dosyası ile davacı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldıktan sonra davacının Pendik İlçesi, ... Mah, ... Parselde bulunan ... Kat ...
No'lu dairesini banka haczi ile yükümlü olarak 17/02/2011 tarihinde dava dışı ...'a hacizli olarak satıldığı, icra müdürlüğünce ihale sonucu satılan taşınmazın malikinin davacı olmadığı dava dışı ... olduğu, davacının alacak talebinin de taşınmazın ihale sonucu daha düşük miktara satılması ve taşınmazın getirilerinden yararlanma imkânından yoksun kalınmasından kaynaklı uğranılan 150.000-TL.
Zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, bu durumda dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/516, K. 2025/610, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama