İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2026/389 K.2026/460

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Esas2026/389Karar2026/460Tarih5 Mart 2026Okuma10 dk · 1.930 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
5 Mart 2026
Dosya no
2026/389 Esas
Karar no
2026/460 Karar
İncelenen kararın mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas no
2026/6 Esas (Derdest Dava Dosyası
Tarihi
06/01/2026 (Ara Karar Tarihi
Dava
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının Butlanı İstemli
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.930 kelime·10 dk okuma·4 bölüm

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Davacı müvekkillerinin, davalı Şirketin fiilen tamamına sahip olan ve vefatından önce %99,99 oranında hissedarı bulunan muris ...’nun yasal mirasçıları olduğunu, Muris ... vefatından 12 ay öncesine kadar Şirketin %99,99 payına sahip çoğunluk ortağı olduğunu, kalan sembolik %0,01 payın ise yeğeni ...’na ait olduğunu, murisin 81 yaşında, ağır hastalık (kanser) ve psikiyatrik tedavi sürecindeyken –vefatından yaklaşık 12 ay önce– şirket ortaklar genel kurulunda sermaye artırımı kararı alındığını, bu sermaye artırımında, yalnızca %0,01 oranında sembolik paya sahip olan yeğen ...'nun şirkete nakit borç verdiğini iddia ederek,

sözde alacaklarını sermaye artırımında kullandığını ve herhangi bir nakdi ödeme yapmaksızın yeni paylar edindiğini, bu işlem sonucunda, muris ...’nun şirketteki pay oranı %99,99’dan %10’a kadar düşürüldüğünü, bu olağandışı işlemin, murisin hayatının son döneminde gerçekleştiğini, devamında, aradan yalnızca yaklaşık iki hafta geçmişken, 31/12/2022 tarihli kâr dağıtım/aktarım kararıyla şirket kayıtlarında yer aldığı iddia edilen ‘’dağıtılmayan geçmiş yıllar kârı’’ yeğen ... lehine ‘’yasal yedekler’’ hesabına aktarıldığını, bu kararın, yeğen ...’ün sermaye artırımında fiilen hiçbir nakdi ödeme yapmadığını bir kez daha ortaya koyduğunu,

şirketin birikmiş değerinin ...’ün kontrolüne geçirildiğini açıkça gösterdiğini, nihayet muristen kalan %10’luk payın da 05/06/2023 tarihli bir devir işlemiyle sembolik bir bedel karşılığında devralınarak, bu işlemler zincirinin tamamlandığını ve şirketin tamamının fiilen ele geçirildiğini, 16/12/2022 tarihli genel kurulunda alınan böylesine ağır bir pay oranı değişikliğinin, hem muvazaalı hem de mirastan mal kaçırma amacıyla alınmış olması nedeniyle açık bir butlan sebebi olduğunu, sermaye artırımı esnasında murise, mevcut pay oranını koruyacak şekilde rüçhan hakkı (yeni pay alma) imkanının fiilen tanınmadığını,

bu hakka ilişkin gerekli bilgilendirme yapılmadan yeğen ...'nun esasında olmayan bir alacak mahsup ederek tüm payları hiçbir bedel ödemeden üstlendiğini, şimdi ise, murisin mirasçıları olan davacıların söz konusu genel kurul kararının butlanına ilişkin işbu davayı açtığını, neticede davalı ... ... Şirketi’nin .......

Noterliği’nin .../12/2022 tarih, ... yevmiye no ile tasdikli 16/12/2022 tarihli Genel Kurul Kararının TTK’nın 447. maddesi kapsamında butlanla malul olduğunun tespitine, TTK m. 449 uyarınca, söz konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına,

TTK m.448. uyarınca, davalı şirketin, işbu butlan davasının açıldığının ve mahkemenizce belirlenecek duruşma gününün usulüne uygun şekilde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan etmesi ve şirketin internet sitesinde yayımlaması için gerekli ara kararın tesisine, yargılama süresince dava sonunda verilecek kararın uygulanmasını güvence altına almak ve telafisi güç zararların doğmasını önlemek amacıyla ... ...

Şirketi paylarının/hisselerin devrinin ihtiyati tedbiren mahkeme onayına tabi kılınmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesi 06/01/2026 tarih ve 2026/6 Esas sayılı ara kararında;".....Somut olayda; iddianın ileri sürülüşü ile mevcut delil durumu gözetildiğinde, iddianın yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığından söz edilemeyeceği; davacının, davanın sonucu ile ihtiyati tedbir hususunda yaklaşık ispata yarar delil sunmaması hâlinde, yine de dava konusunun korunması veya oluşacak muhtemel zararların önlenmesi amacı ile tedbir kararı verilemez.

Aksi hâlde, herhangi bir soyut iddia karşısında, mahkemenin dava konusunun korunması amacıyla mutlaka ihtiyati tedbir kararı vermesi gerektiği sonucuna varılacak olup, bu kabul tarzı 6100 sayılı HMK' nın 390. maddesindeki düzenlemeye uygun değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 26.09.2024 Tarih ve 2024/1197 E. - 2024/1332 K. sayılı ilamı.) Bu sebeplerle talebin reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile,

''1-Davacı tarafların, davalı şirketin paylarının/hisselerinin devrinin mahkeme onayına tabi kılınmasına yönelik İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili 06/01/2026 tarihli tedbirin reddine dair ara karara karşı verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerin mirasbırakanları ...’nun neredeyse tamamına (%99,99) sahip olduğu davalı şirkette, murisin vefatından kısa süre önce gerçekleştirilen olağandışı işlemler nedeniyle genel kurul kararının butlanını talep ettiğini, muris ..., 81 yaşında, kanser ve psikiyatrik tedavi görmekte iken -vefatından yaklaşık 12 ay önce- şirket genel kurulunda bir sermaye artırım kararı alındığını, bu karar uyarınca yalnızca %0,01 sembolik pay sahibi olan yeğen ...'nun,

şirkete sözde nakit borç verdiğini ileri sürerek gerçekte var olmayan alacaklarını sermayeye eklemek suretiyle fiilen herhangi bir ödeme yapmaksızın yeni paylar edindiğini, murisin şirketteki payının %99,99’dan %10’a düşürüldüğünü, kısa süre sonra (05/06/2023’te) murise ait kalan %10’luk pay da sembolik bir bedelle devralınarak şirket paylarının tamamı yeğen ... tarafından ele geçirildiğini, davacıların murisin ağır sağlık sorunları yaşadığı bu dönemde gerçekleştirilen sermaye artırımının muvazaalı ve mirastan mal kaçırma amaçlı olduğunu, murise rüçhan hakkının kullandırılmadığını,

işlemler sonucunda şirketin yüksek değerinin usulsüz biçimde tek elde toplandığını ileri sürerek genel kurul kararının kesin hükümsüz sayılmasını istediklerini, yargılama süresince doğabilecek hak kayıplarını önlemek üzere şirket hisselerinin devrinin mahkeme onayına tabi kılınması şeklinde bir ihtiyati tedbir kararı istendiğini, Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/01/2026 tarihli ara kararıyla ihtiyati tedbir talebini reddettiğini, yerel mahkemenin davacıların iddialarının “yaklaşık ispat” seviyesinde ortaya konulamadığı ve sırf dava konusu korumak amacıyla tedbir verilemeyeceği gerekçesiyle talebi geri çevirdiğini,

söz konusu ara kararın hukuka aykırılığı ortaya konularak ihtiyati tedbirin ivedilikle verilmesi gerektiğini, 6100 sayılı HMK m.389/1 hükmü uyarınca ihtiyati tedbir koşullarının somut olayda mevcut olduğunu, dava konusu hakkın korunabilmesi için mevcut durumdaki muhtemel değişimlerin ileride telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açacağı anlaşılırsa, mahkemenin ihtiyati tedbire hükmedebileceğini, HMK m.390/3 uyarınca tedbir isteyen tarafın başvuru dilekçesinde talebinin dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmesii ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiğini,

davacılar tarafından ileri sürülen vakıaların HMK m.389’daki tedbir sebebine uygun düştüğünü ve davanın esasına ilişkin haklılığın güçlü delillerle ortaya konduğu sonucuna varılmakta olduğunu, davacıların genel kurul kararının butlanına yol açan ağır hukuka aykırılıklar bulunduğunu somut olgularla ve belgelerle desteklediklerini, özellikle murisin sağlık durumu, pay devrinin olağandışı koşulları, rüçhan hakkının engellenmesi ve muvazaalı işlemler gibi aşağıda detayları açıklanacak hususların, davacının iddialarını en azından yaklaşık ispat düzeyinde kanıtlar nitelikte olduğunu,

bu durumda dahi tedbir talebinin reddinin HMK’nın 389 ve 390. madde hükümlerinin amacına aykırı olduğunu, Dava konusu genel kurul kararıyla başlayan süreçte, davacıların şirketteki payları ve dolayısıyla şirket üzerindeki hakları fiilen ortadan kaldırılmış durumda olduğunu, şirket paylarının davalı tarafça üçüncü kişilere devredilmesi veya şirket malvarlığının el değiştirmesi halinde, davacıların bu davayı kazanması durumunda dahi haklarına kavuşmaları son derece zorlaşacağını, hatta imkânsız hale geleceğini, zira yargılama neticesinde genel kurul kararının butlanına hükmedilse bile,

bu arada şirket hisseleri başkalarına geçecek olursa, hakkın fiilen iadesi veya eski hale getirilmesinin güçleşeceğini,Davalı şirketin bünyesinde iki akaryakıt istasyonunu barındıran, piyasa değeri yaklaşık 900 milyon TL olarak tahmin edilen oldukça büyük bir ticari işletme olduğunu, böylesine yüksek ekonomik değere sahip bir şirketin paylarının, davacıların murisine rağmen ve herhangi bir gerçek karşılık ödenmeden devrinin hukuki sonuçları bakımından geri döndürülmesi neredeyse imkânsız bir durum yaratacağını, şirket üzerindeki kontrol ve ekonomik değerin muvazaalı işlemlerle tek elde toplandığını,

eğer tedbir kararı verilmez ve davalı taraf bu payları üçüncü şahıslara devreder veya şirkette geri dönülmesi zor değişiklikler yaparsa, dava sonunda alınacak bir hükmün işlerliği kalmayacağını, Türk Ticaret Kanunu’na göre sermaye artırımlarında esas olan, mevcut ortakların pay oranlarını koruyabilmeleri için rüçhan haklarını kullanabilmeleri olduğunu, somut olayda ise sadece %0,01 pay sahibi olan ...'nun, şirketin sermayesini kendi iddia ettiği alacakları karşılığında artırarak murisin payını %99,99’dan %10’a kadar düşürdüğünü, bu sermaye artırımı sırasında murise usulünce çağrı yapılmadığını,

rüçhan hakkını kullanabilmesi için gerekli bilgilendirme ve süre verilmediğini, murisin şirketteki hakim ortak konumunun sona erdirildiğini, rüçhan hakkının engellenmesinin TTK’nın emredici hükümlerine aykırı olduğunu, genel kurul kararını sakatlayacağını, TTK m.414’ün öngördüğü şekilde genel kurula çağrı yapılmadan ve TTK m.461/3’ün aradığı asgari süre tanınmadan sermaye artırımına gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, murisin payının %99’dan %10’a düşmesine yol açan sermaye artırım kararı rüçhan hakkının gasbedilmesi suretiyle alındığı için,

davacıların bu işlemin hükümsüzlüğüne ilişkin iddialarının son derece güçlü bir hukuki temele sahip olduğunu, bunun da ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesinde davacıların haklılık olasılığını pekiştirmekte olduğunu, Sermaye artırımında ...’nun şirkete yönelik ileri sürdüğü alacak taleplerinin tamamen muvazaalı olduğunu, yeğen ...'ün şirkette uzun yıllardır maaşlı bir çalışan olup %0,01 oranında sembolik ortak durumunda olduğunu, bu kişinin aniden şirkete yüksek miktarda nakit borç verdiğini iddia ederek karşılığında alacaklarını sermaye artışında kullandığını söylemesinin hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını,

...'nun fiilen hiçbir nakdi kaynak aktarmadan, sadece kağıt üzerinde yaratılan bazı finansal işlemlerle şirkete hakim olduğunu, davalı tarafın dayandığı sözde alacakların gerçekte mevcut olmayan veya son derece şüpheli alacak kalemleri olduğunu, nitekim şirkette yalnızca küçük paya sahip bir çalışan tarafından öne sürülen bu “muvazaalı alacak iddiaları” ile sermaye artırımı yapılmasının kağıt üzerinde bir sermaye eklenerek pay devri gerçekleştirildiğini göstermekte olduğunu, davacıların işlemlerin muvazaalı olduğunu gösteren olguları dosyaya sunarak yaklaşık ispat külfetini yerine getirdiğini, alacak iddialarının gerçek dışı oluşunun,

işlemlerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koymakta olduğunu, tüm bu nedenlerle genel kurul kararının hükümsüzlüğü iddiasının güçlü dayanaklara sahip olduğunu ve ihtiyati tedbir talebinin haklılığını destekleyen önemli bir unsur olduğunu, Somut olayda ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektiren şartların fazlasıyla mevcut olduğunu, gerek telafisi güç zarar tehlikesi, gerekse davacıların iddialarının yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulmuş olması hususlarında herhangi bir tereddüt bulunmadığını,

HMK m.389 ve 390’daki tedbir şartlarının gerçekleşmiş durumda olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep; davalı şirketin 16/12/2022 tarihli Sermaye Artırımına İlişkin Genel Kurul Kararının hükümsüzlüğünün (butlanının) tespiti istemi ile açılan davada, dava konusu genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması, şirket hisse devrinin mahkeme onayına tabi kılınmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep emiştir.Mahkemece yapılan 06/01/2026 tarihli tensip tutanağının 16 nolu ara kararı ile.

Davacılar vekilinin ilgili genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin, şirket müdürü ...'nun beyanı alındıktan ya da verilen kesin süre geçtikten sonra değerlendirilmesine, 24 nolu ara kararı ile de.

Davacı tarafın, davalı şirketin paylarının/hisselerinin devrinin mahkeme onayına tabi kılınmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş, bu hususta istinafa konu gerekçeli ara karar yazılmış ve ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası.

"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.

Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Somut olayda; davacıların dava dilekçesinde ileri sürdükleri iddialar ispata muhtaç olup eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler, HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir.

Talep ve ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, koşulların değişmesi halinde ise mahkemeden her zaman yeniden tedbir talep edilebileceğinden, ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup talep eden davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle.

İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine yönelik aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00'şer TL istinaf karar harcı istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacılar üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2026/389, K. 2026/460, 5 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmasının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/389
Karar No
2026/460
Tarih
5 Mart 2026

İlgili Kararlar

  • Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2026/389 K.2026/542
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2026/390 K.2026/607
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2026/390 K.2026/482
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2026/390 K.2026/355
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2026/390 K.2026/590
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2026/390 K.2026/437

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.