KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/1150
- Karar no
- 2024/1464
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 22.03.2021
- Numarası
- 2020/389 Esas - 2021/292 Karar
- Dava
- Alacak (Ticari satımdan kayraklanan
Karar Metni
1.645 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...-... Bayii olarak Bakırköy-Çorlu ve Tekirdağ'da bulunan işyerlerinde araç satış ve servis hizmeti verdiğini, davalı ile müvekkili şirket arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalı ... İşl. Tic. Ltd.
Şti.'nin müvekkili şirketten;10 adet araç satın almış olup bakiye araç bedellerini ödemediğini, 16.245,42 TL olan cari hesap bakiyesinin, temerrüt tarihi olan 11.03.2019 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanacak kanuni temerrüt faizliyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın iddialarının ve taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin 10 adet araç satın aldığını ve araç bedelleri davalı müvekkili şirketin ortakları tarafından şirket adına, şahsen ve yine ortakları ve şirket adına 3. şahıslar tarafından banka yoluyla davacı tarafa ödendiğini, bu hususta davalı şirketin ortakları ve şirket adına 3. şahıslar tarafından yapılan ödemelere ilişkin banka kayıtları ile ve davacı tarafın imzalı belgeleri ile sabit olduğunu, kaldı ki bu hususta bir kısım ödemelerin eksik işlendiği davacı tarafa ait cari hesap raporu ile de durumun ortada olduğunu,
belirttikleri üzere davacı tarafın bir kısım ödemeleri kayıt ve belgelerine eksik işlemiş olup eksik işlenmiş olan kayıt belge ve ödemeler kısmına itiraz ettiklerini, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İş bu dava faturadan kaynaklı alacaklı davasıdır.Davacı taraf davalı taraf 10 adet araç satışı yaptığı ancak bakiye alacağını alamadığı bu sebeple Çorlu ... Noterliğinin ... keşide numaralı ihtarı ile davalı tarafı temerrüde düşürdüğü ,davalı taraf ise araç satın aldığını doğruladığı ancak borcu olmadığı ayrıca davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığı savında bulunmuştur.
Davacı yan on adet faturadan kaynaklı 16.245,42 TL bakiye alacak talebinde bulunduğu görülmüş, Davacı yan ticari satımdan kaynaklı alacak talebinde bulunmuş olup TBK 146 maddesi uyarınca "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça ,her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir" hükmü uyarınca on adet faturanın düzenlenme tarihleri 2008 yılı olmakla dava tarihi itibari ile davalının zamanaşımı defi yerinde değildir.
Davacı taraf defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemiş ancak dosyaya sunduğu belgeler ile davalı taraf ticari defter ve belgeleri ile taraf ba- bs formları üzerinde yapılan inceleme neticesinde 05/02/2021 Tarihli Bilirkişi Raporunda; a-) Davalının 2018 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, bu itibarla HMK 222. Md. Ve 6102 sayılı TTK.
Md. 64/3 gereğince mevcut haliyle defterlerinin lehine delil olma niteliğinin bulunduğu, b-) Davacı ticari defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmediği, işbu sebepten karşılaştırmaların davacı tarafça dosyaya mübrez muavin hesaplar ve faturalar üzerinden yapıldığı, c-) Davalının ticari defterlerine göre.
Davacı ile davalı arasındaki ilişkinin 2018 yılında başladığı, davalı tarafın davacı tarafından kendi adına düzenlenen ve cari hesap alacağına konu faturaları 2018 yılı ticari defterlerine kaydettiği, davalı tarafın faturalara karşılık banka yoluyla ve nakit olarak ödemeler yaptığı, ödemelerin açıklamasında araçların satıldığı şahısların isimlerinin yer aldığı, ödemelerin davalı tarafından ticari defterlerine kaydedildiği,
2018 yılı ticari defter kayıtlarına göre davalının 31.12.2018 itibariyle davacıya 17.865,33 TL borçlu gözüktüğü, d-) Davacı dava dosyasına dilekçe ekinde satışa konu araç faturalarını ve davalı tarafa ait muavin defter dökümünü sunmuştur.
Bunlara göre davacı 31.12.2018 itibariyle davalıdan 16.245.42 TL alacaklı gözükmekte olup, davacının davalı tarafa yapılan satışların faturaları ve davalı tarafça yapılan ödemelerin tamamını ticari defterlerine kaydettiği, Davalı tarafın defter kayırlarının ise yukarıda incelendiği, davalının ticari defter kayıtlarına göre davacıya 17.865,33 TL borçlu gözükmekte olduğu, tarafların defter kayıtlarının satılan araçlara ilişkin fatura bedelleri ve davalı tarafça yapılan ödemeler açısından birbiri ile tamamen mutabakat içerisinde olduğu,
tarafların cari hesaplarındaki fark olan (17.865,33 TL-16.245.42 TL= 1.619,91 TL’nin sebebinin ise davalı tarafça defter kayıtlarına intikal ettirilen ve yukarıdaki tabloda koyu renkle gösterilen iki adet 1.439,92 TL ve 179,99 TL bedelli araç alım giderinin davacının ticari defter kayırlarında yer almaması olduğu, e-) Sonuç olarak davacının muavin defter dökümleri ve davalının defter kayıtlarının araç bedelleri ve ödemeler konusunda mutabık olduğu, davacının davalıdan 16.245,42 TL alacaklı olduğu, şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
Davalı taraf defterleri ile de davacı tarafa borçlu olduğu ,davacı tarafın keşide ettiği ihtarname uyarınca davalı tarafın11/03/2019 tarihinde temerrüde düşürdüğü anlaşılmakla denetime elverişli rapor doğrultusunda talep gibi 16.245,42 TL'nin 11/03/2019 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.... " gerekçesiyle davanın kabulüne, 16.245,42 TL'nin 11/03/2019 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunun muhtelif yerlerinde ve sonuç kısmında, davacının davalı tarafa yapılan satışların faturalarını ve davalı tarafça yapılan ödemelerin tamamını ticari defterlere kaydettiği şeklinde (Bkz.Rapor sayfa 7 , d bendi ilk paragraf son cümle) tespitte bulunulmuş olup, davacı taraf defter ve belgelerini incelemeye sunmadığını ancak bilirkişi tarafından sunulmayan defter ve belgeler üzerinde tespit yapıldığını ve müvekkilinin davacı tarafa borçlu olduğu tespitinde bulunulduğunu, bu tespitin yerinde olmadığını ve kabul etmelerinin mümkün olmadığını, Hükme esas alınan bilirkişi raporunda,
müvekkili tarafından ödenen tüm bedellerin davacı tarafça defterlerine işlendiği belirtildiğini, cevap dilekçesi ekinde sundukları davacı tarafından tahsil edilen 17.09.2018 tarihli sipariş formunda belirtilen 40.850 TL lik nakit ödenen bedelden hiç bahsedilmediğini, taraflarınca sunulan yazılı ve imzalı belgeye davacı tarafından bir itiraz söz konusu olmadığını, yapılan bu ödeme defter ve kayıtlarda bulunmadığını, ancak yazılı olarak tahsil edildiği konusunda taraflar arasında ihtilafta bulunmadığını, hal böyle iken hükme esas alınan bilirkişi raporunda,
dava dosyası içinde bulunan nakit ödemeyi dikkate almaması ve neticesinde müvekkilinin davacı tarafa borçlu olduğu yönünde tespitte bulunmasına, mahkeme tarafından hatalı ve eksik incelemeye dayalı raporun hükme esas alınmasına, yapılan nakit ödeme konusunda neden dikkate alınmadığına dair bir açıklama ve gerekçe oluşturmadan karar verilmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olup davanın kabul edilmesine açıkça itiraz ettiklerini,
Davalı müvekkil şirketin ortakları ve davalı müvekkil şirket adına 3. Şahıslar tarafından davacı tarafa yapılan ödemelere ilişkin banka kayıtları ve davacı tarafın imzalı ( elden nakit tahsilata ilişkin belge ) belgeleri dosyada mübrez olduğunu, hal böyle iken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosyada mübrez nakit ( 17.09.2018 tarihli ) ödeme belgeleri dikkate alınmaksızın hatalı ve eksik inceleme neticesinde davalı müvekkili aleyhine tespit ve hesaplamalarda bulunulmasına, bu hatalı ve eksik incelemeye dayalı raporu hükme esas alan Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/ 389 E. 2021/ 292 K. 22.03.2021 T.
Kararını usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle kabul etmediklerini, Söz konusu belgeler dikkatli incelendiğinde davalı müvekkili şirket tarafından davacı tarafa ödeme yapıldığı ancak davacı tarafın cari hesabına ödemeleri eksik işlediğinin açıkça görüleceğini, basit bir hesaplamayla dahi cevap dilekçesinde detaylı yazdıkları üzere; ödeme tutarları toplamının.
1.295.480 TL olduğu, davacı tarafın alacağına dayanak yaptığı fatura bedelleri toplamının ise 1.270.207 TL olduğu da kayıt ve belgeler ile sabit olduğunu, Kararı ve raporu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; hükme esas alınan rapordaki çelişkiyi ortaya koymak adına davacı taraf ticari defterlerini bilirkişi incelemesi için mahkeme dosyasına sunmamasına rağmen, davacının talebi 16.245,42 TL olmasına rağmen, raporda davacının, davalı müvekkilinden aslında 17.865,33 TL alacaklı olduğu yönünde tespit ve hesaplamalarda bunulmasına da açıkça itiraz ettiklerini,
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi kapsamında bakiye fatura alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalıya on adet araç satıldığını, karşılığında davalı yanca yapılan ödemeler mahsup edildiğinde, sunulan muavin kayıtlarında bakiye tutar kadar alacaklı göründüğünü ileri sürmüş, davalı ise davacıdan on adet araç satın alındığının doğru olduğunu, ancak karşılığında davalı şirket,
şirket ortakları ve üçüncü kişilerce yapılan ödemeler kapsamında borç bulunmadığı gibi alacaklı olunduğunu ileri sürmüştür.İlk derece mahkemesince taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, sunulu rapor içeriğindeki tespitler ışığında davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında faturaya dayalı on adet araç satış ilişkisi olduğu hususu ihtilafsızdır.
İhtilaf, davalının ödeme savunması kapsamında bakiye borç bulunup bulunmadığı hususundadır. Buna göre yapılan ödemeler ile borcun sona erdiğinin davalı yanca kanıtlanması gerekir.
Mahkemeye sunulan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre, davacının ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı ancak sunulan davacı muavin kayıtlarında davalı ödemelerinin yer aldığı ve davacının dava tutarı kadar alacaklı göründüğü, davalının ise sunduğu kendi ticari defter ve kayıtlarında ödemeleri dışında davacıya 17.865,33 TL borçlu görüldüğü anlaşılmıştır.Ancak davalı yanca gerek savunmalarda gerekse bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, 17.09.2018 tarihli satış sipariş formu içeriğinde davacıya 40.850 TL yapılan peşin ödemenin bulunduğu,
iş bu ödeme kaydının defterlere kayıtlı olmamasına rağmen dikkate alınması gerektiği, oysa gerek bilirkişi raporu gerekse mahkeme gerekçesinde dikkate alınmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Dosyada mübrez 17.09.2018 tarihli sipariş formu fotokopisinde imza bölümünde elle yazılıp imzalandığı anlaşılan "40.850 TL nakit olarak alınmıştır." şeklindeki ödeme kaydı üzerinde durulmadan karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Buna göre mahkemece belge aslının ibrazı sağlanarak bu delil değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KANUN YOLU
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1150, K. 2024/1464, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama