İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1539 K.2024/1664

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar tarafından istinaf kanun…

Esas2021/1539Karar2024/1664Tarih21 Kasım 2024Okuma17 dk · 3.363 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi Birleşen İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/490 E.

Karar tarihi
21 Kasım 2024
Dosya no
2021/1539
Karar no
2024/1664
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
29/04/2021
Numarası
2016/1211 Esas - 2021/485 Karar
Dava
Tazminat (Haksız Fesihten Kaynaklanan
Dava
Manevi Tazminat ve Muarazanın Giderilmesi
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.363 kelime·17 dk okuma·3 bölüm

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Asıl davada davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile diğer müvekkillerinin 2013 yılı Mart ayından bu yana davalının distribütörü olduğunu, müvekkili ...'ın davalı firmanın distribütörlüğüne kadar uluslararası alanda bir çok ödül ve eğitim aldığını, anılan müvekkilinin başka firmada 13 yıl çalıştıktan sektörün geleceğinin açık olması nedeniyle Malezya kökenli olan ve İstanbul'da Türkiye temsilciliği bulunan davalı şirketin distribütörü olarak işe başladığını,

müvekkilinin ilk yılında 300 bin distribütör içerisinde Türkiye en iyi kazanç sıralamasına girdiğini ve davalının Malezya'da düzenlediği 2015 yılı 20. kutlamalarında ödül aldığını, müvekkilinin döndükten sonra yine başarı listesine girdiğini, ancak ...'in davalı şirket yöneticisinin alt bayi olarak faaliyette bulunması nedeniyle taraflı davrandığını, müvekkili ile bir kısım bayilerin eşit işlem isteyerek hazırladıkları dilekçeyi merkeze sunması üzerine,

anılan yönetici ile aralarının açıldığını, 20.09.2016 tarihinde davacı ...'ın lisansının iptal edildiğini, ...'a ve eşi ...’a 19.09.2016 tarihinde gönderilen elektronik pasta ile müvekkillerinin başka ... firmasında faaliyet gösterdiği gerekçesiyle sözleşmenin 3.5.3 maddesi gereğince, inceleme yapılana kadar üyeliğin dondurulduğunun bildirildiğini, anılan yazının daha sonra davacı şirketi temsilen şirket müdürü ...'a gönderildiğini, daha sonra ise yapılan araştırmalar sonucu distribütörlüğün feshedildiğinin bildirildiğini, Antalya ...

Noterliğinin 29.09.2016 tarihli ihtarı ile müvekkillerinin haksız rekabetinin sonlandırılmasının istendiğini, müvekkillerince Üsküdar ...

Noterliğinin 10.10.2016 tarihli ihtarı ile başka bir ... firmasında faaliyetlerinin olmadığı, iddia edilen ... firmasının adı, faaliyet yeri ve konusu hakkında bilgi ve belge istenerek haksız fesih nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların istendiğin, iş ilişkisinin haksız kesilmesi nedeniyle müvekkillerinin ödemelerini yapamayarak vade farkı ve faiz ödediklerini ileri sürerek, vade farkı ve faiz ile manevi zararlar dışında sözleşmenin haksız feshi nedeniyle yoksun kalınan kar için şimdilik 50.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle;

davacıların ... olarak bilinen Türkiye'de ise ... İnternet Hizm. San. ve Tic.

A.Ş. olan doğrudan satış şirketinden distribütörlük aldıklarını, müvekkillerinin distribütörlüklerini de bu şirkete yönlendirmeye çalıştıkları hakkında, ..., ... ve ... gibi Türkiye sıralamasında ön sıralarda yer alan distribütörlerinden çok sayıda şikayet mektubu ulaştığını, mektuplar üzerine davacının savunmasının istenildiğini, davacının savunmasında kaçamak ifadeler kullandığını ve ... için çalıştığını ikrar ettiğini, yapılan değerlendirme sonucunda davacının ...’e üye olduğu ve müvekkili şirketin distribütörlerini bu şirkete yönlendirmeye çalıştığının anlaşılması üzerine distribütörlüğün sona erdirildiğini,

Distribütörlük Sözleşmesinin 3.5.3 nolu maddesinde 2. distribütörle çalışmanın yasaklandığını ve fesih nedeni sayıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davacılar vekili, birleşen dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesindeki beyanları tekrarla müvekkillerinin 2013 yılı Mart ayından itibaren davalı şirketin distribütörü olduğunu, bu tarihe kadar ciddi uluslararası eğitim alan davacı ...'in sözleşme sonrasında da bir çok kez en iyi kazanç sağlayan bayi olduğunu, davalı tarafından düzenlenen organizasyonlarda ödül aldığını, yaklaşık 3.5 yıllık sürede 46.000 alt bayi sayısına ulaştığını, şirket yöneticisi ...'in aynı zamanda alt bayi olarak faaliyete başlaması üzerine bir kısım bayilerle birlikte yazılan ve Malezya'daki merkeze gönderilen dilekçe ile eşit işlem istendiğini,

bunun üzaerine 20.09.2016 günü davalı şirket çalışanının müvekkili ...'ı arayarak lisansının iptal edildiğini bildirdiğini, ... ve eşi ...'a 19.09.2016 tarihinde gönderilen müvekkilinin 28.09.2016 tarihinde tebliğ aldığı ihtarda da müvekkillerinin başka bir ... firmasında faaliyet gösterdiklerinin tespit edilerek araştırma süreci tamamlana kadar üyeliğinin dondurulduğunun bildirildiğini, 13.09.2016 tarihinde distribütörlüğünün feshedildiğine ilişkin yazı gönderildiğini, Antalya ...

Noterliğince gönderilen 29.09.2016 tarihli ihtarla müvekkilinin haksız rekabet oluşturan eylemlerinin sonlandırmasının istendiğini, müvekkillerince keşide edilen Üsküdar ...

Noterliğinin 10.10.2016 tarihli ihtarı ile müvekkillerinin başka ... firmasında faaliyetinin bulunmadığının bildirilerek buna ilişkin delillerin istendiğini, müvekkillerinin başka faaliyetlerinin bulunmadığı ve tüm gelirlerinin bu sözleşmeden kaynaklandığının da iletildiğini, müvekkillerinin haksız fesih nedeniyle ciddi zarara uğradıklarını, 2013 yılından 2016 yılına kadar toplam 1.272.056,06 TL kar elde edildiğini, sözleşmenin en az 5 yıl süreceği düşünüldüğünde elde edilebilecek karın görüleceğini, sözleşme süresinin müvekkilinin çalışma performansına bağlı olduğunu,

tanık beyanlarına göre davalı şirketin müvekkillerinin çalışmalarından memnun olduklarını ve sözleşmenin ifası sırasında herhangi bir şikayetlerinin olmadığını, sözleşmenin uzun yıllarca devam edebileceğinin görüldüğünü, müvekkilinin davalının menfi faaliyetleri nedeniyle yeni bir firma ile anlaşması aynı konuda yeni bir iş bulmasının imkansız olduğunu ileri sürerek,

kişilik haklarını yönelik saldırı nedeniyle manevi zararın tespiti ve tahsili ile dava dosyasının İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1211 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve haksız fesih nedeniyle 50.000 TL manevi zararın faiziyle birlikte tahsiline, müvekkiline ait lisansın davalı tarafından açılarak iadesine, davalı ile sözleşme ilişkisinin devamı hususunda karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Asıl dava yönünden.

Dosya kapsamında her ne kadar davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle fesh edildiği beyan edilmiş ise de; dosya kapsamında dinlenen taraf tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları ve davalı tarafından haklı fesih sebebi olarak ileri sürülen hususların ispat edilememesi, haklı nedenle feshe ilişkin dosya kapsamında herhangi bir delil olmadığı dikkate alınarak,

davalı tarafından taraflar arasındaki bağımsız distribütörlük sözleşmesinin haksız bir şekilde fesh edildiğine ve davacıların bu fesih sebebiyle oluşan zararından davalının sorumlu olduğuna mahkememizce kanaat getirilmiş, anılan gerekçelerle asıl dava yönünden davacıların maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 13.511,52 TL yoksun kalınan kar bedelinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin tüm maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Her ne kadar davacı 05/09/2019 tarihli dilekçesi ile denkleştirme/portföy tazminat talebinde bulunmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşme ve taraf beyanları dikkate alındığında davacılara, davalı şirket tarafından bağımsız distribütörlük imkanı tanındığı, sözleşme kapsamında davacılara belirli bir bölgede tek satıcılık veya münhasır yetkisi verilmediği, anılan hususun 19/11/2020 tarihli bilirkişi ek raporu ile sabit olduğu anlaşıldığından davacıların şartları oluşmayan portföy/denkleştirme tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2016/3761 Esas - 2016/13016 karar sayılı ilamı , İstanbul BAM 16. HD. 2018/2275 Esas 2020/2229 Karar sayılı ilamı) Birleşen dava yönünden. Birleşen dosyada davacı vekili, davacılara açılan lisansın davalı tarafından tekrar açılarak iadesine, davalı ile çalışma akdinin devamlılığı hususunda karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir.

(HUMK.m.76 ve 4.6.1958 tarih 15/6 sayılı Yargıtay İBK. Gerekçesi) Davacı vekilinin yukarıda anılan talebinin esasen davalı tarafından haksız feshin iptali ile sözleşmenin devamına karar verilmesi talebine yönelik olduğuna kanaat getirilmiş, birleşen dosya davacı vekilinin bu yöndeki talebi bakımından bu tespit üzerinden yargılamaya devam olunması gerektiğine kanaat getirilmiştir.

Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere fesih beyanı sözleşmeyi geleceğe etkili olarak sona erdiren bozucu yenilik doğuran bir haktır. Fesih iradesi tek taraflı irade beyanı ile karşı tarafa ulaştığı anda geleceğe etkili olarak sonuç doğurur, şarta tabi tutulamaz, kullanıldıktan sonra geri alınamaz.

(Fikret Eren, Borçlar Borçlar HUkuku Genel Hükümler, Beta Yayınevi, İstanbul Eylül 2010 baskı, sf;1211.) Somut dosya bakımından değerlendirildiğinde, davalı tarafından taraflar arasındaki bağımsız distribütörlük sözleşmesinin fesh edildiği anlaşıldığından, fesih tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşmenin geleceğe etkili olarak sona erdiğinin kabulü gerekir.

Yargıtay HGK.2011/11-693 Esas 2012/88 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere haksız fesih sebebiyle davacıların uğradığı zararı davalı karşılamakla yükümlü olup dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile bu zarar tespit edilmiştir.

Bu durumda davacının birleşen dosya yönünden haksız feshin iptali ile sözleşmenin devamına karar verilmesi talebinin yerinde olmaması sebebiyle reddine karar verilmiştir 6098 sayılı TBK’nun 58. maddesinde hakimin bir kimsenin kişilik hakkının zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır.

Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.

(HGK 23.6.2004, 13/291-370) (Yargıtay 21. HD. 2019/5666 ESas 2020/2378 Karar sayılı ilamı) Tüm dosya kapsamı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi, olay sebebiyle davacılarda oluşan itibar kaybı, davalının sözleşmenin feshinde haksız olması dikkate alınarak,

davacılar lehine hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine kanaat getirilmiş, birleşen dava yönünden davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın sözleşmenin feshi tarihinden itibaren (28/09/2016 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine..." gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne 13.511,52 TL yoksun kalınan kârın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, birleşen davadaki manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile ... için 15.000 TL,

... için 15.000 TL manevi tazminatın fesih tarihi olan 28.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, distribütörlük sözleşmesinin feshinin iptali ile sözleşmenin devamına karar verilmesi isteminin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece dava dilekçesinde belirtilen hususların araştırılmadan eksik inceleme ile dosyadaki çelişkiler gidermeden karar verildiğini, müvekkillere ait lisansların iptalinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporlarında, lisansın haksız şekilde iptal edildiğinin belirlendiğini, hükmün gerekçesinde feshin haksız olduğunun belirlenmesine karşın hüküm fıkrasında distribütörlük sözleşmesinin haksız feshin iptali ile sözleşmenin devamına karar verilmesi talebinin reddine karar verilmesinin çelişkili olduğunu,

feshin haksızlığının tespitine rağmen hesabın açılması talebinin reddine karar verilmesinin çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, Müvekkillere ait lisans iptallerinin ve hesabın aktif hale getirilmemesinin davalı savunmalarında, acentelik sözleşmesi kapsamında değerlendirilerek,

acentelik sözleşmesinin sonsuza dek devamının söz konusu olmayacağı belirtilerek taleplerin reddedildiğini, bu yönüyle gerekçeli kararın hatalı olduğunu, müvekkilleri ile davalı şirket arasındaki bağımsız distiribütörlük ilişkisinin acentelik sözleşmesinden farklı olduğunu, acentelikte verilen hizmet üzerinden kar payı alırken, davalı şirket ile kurulan distribütörlük sözleşmesinde, müvekkillerce firmaya yeni üye (distribütör ) kaydı yapılmakta ve her kayıt yapılan distribütör üzerinden gelirden pay alındığını,

acentelik çalışma prensibinin aksine müvekkillerince davalı firmaya kazandırılan 46.000 üyenin yapmış olduğu satışlardan kendisi hiç satış yapmasa da sistem gereği kar payı alarak gelir elde ettiğini, davalı ve diğer ... firmalarının genel çalışma prensibini bu sistem üzerine kurduğunu, Lisans iptali nedeniyle yoksun kalınan karın 13.511,52 TL olduğunun belirlendiğini, ancak bu kararın miktar olarak ve sözleşmenin devamına karar verilerek hesapların açılmaması nedeniyle hatalı olduğunu, yoksun kalınan kara hak kazanma sebebinin, üyeliğin ve lisansın usulsüz iptal edilmesi olup,

yargılama neticesinde üyeliğin açılmasına karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin devamına karar verilmemesinin hatalı olduğunu, alınan raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmeden karar verildiğini, müvekkillerin uğradığı reel kazanç kaybının net olarak hesaplanması için üyelik hesaplarının aktif hale getirilmesi, yahut hesaplama yapacak bilirkişilere ışık tutması açısından davalı şirketçe bu kayıtların bilirkişilere ibrazı veya sisteme erişimlerine izin verilmesi gerektiği halde, bu ortam davalı firma tarafından bilinçli olarak tesis edilmeyerek,

maddi gerçeğin ortaya çıkmasının engellendiğini, yargılama süresince mahkemeninde bu yönde bir ara karar tesis ederek, net hesaplama yaptırmaması ile müvekkillerinin zararının artırıldığını, müvekkilinin giderlerinin hakkaniyete aykırı belirlendiğini, mahkemece aldırılan raporda 13.511,52 TL zarar belirlenmesine karşın özel amaçlı bilirkişi raporunda 3.030.257,73 TL değer belirlendiğini, bu nedenle özel rapor ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, mahkemece hesaplama konusunda müvekkilinden bağımsız rapor alınmasını talep etmesi ve ibraz edilen raporun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu,

Rapor ile uzman görüşü arasında çelişki bulunması halinde çelişkinin giderilmesi gerektiğini, “ömür boyu gelir elde etme imkanı sağlar “ sloganı ile satış yapan ve distribütör ağını geliştiren davalının, sözleşmeyi acentelik olarak nitelemesi ve bu tür bir sözleşmenin sonsuza dek süremeyeceğini savunmasının kötü niyetli olduğunu, çalışma sistemine göre distribütörün sisteme dahilettiği her bir yeni distribütörün ömür boyu gelir sağlayacağını, müvekkillerin sisteme 46.000 kişiyi dahil ettiğini, bu kişilerden kazanç sağlanmaya devam edileceğini,

müvekkil adına doğan kar payı dağılımının üyelerden kesilip firmaya yahut sistemdeki üst bir distribütöre aktarılmasının sebepsiz zenginleşme hükmünde olduğunu, Müvekkilinin gerçek zararının tespiti için birleştirilen davanın ayrılması talebinin yerinde görülmemesinin hatalı olduğunu, öncelikle sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespiti ile bu kararın kesinleşmesi üzerine tazminatın belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle birleştirme talepli açılsa da davaların ayrılarak görülmesi gerektiğini, Manevi tazminatın tam olarak manevi tazminatın tam olarak kabulü gerekirken eksik tazminat takdirinin hatalı olduğunu,

lisans iptalinin hem müvekkillerinin yaşam kalitesinin düşmesine hem de yatırım olarak kazanımda bulundukları değerlerin eksilmesine sebebiyet verdiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Asıl dava, taraflar arasında düzenlenen distribütörlük sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararların tahsili, birleşen dava ise haksız fesih nedeniyle uğranılan manevi zararların tazmini ve sözleşmenin devamına karar verilmesi istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı arasında düzenlenen distribütörlük sözleşmesi kapsamında, müvekkillerinin davalıya ait kahve markasının tanıtımını yaptığını, çalışma sistemi gereğince, davalıya yeni alt distribütörler kazandırıldığını, ancak davacı şirketin bir yöneticisinin alt bayilik alarak rekabeti bozmasından sonra müvekkillerine olan bakışın değiştiğini ve usulsüz bir uyarıdan sonra, 28.09.2016 tarihinde tebliğ edilen 19.09.2016 tarihli yazı ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek, 50.000,00 TL tutarında tazminat talep etmiştir.

Dava dilekçesindeki bu açıklamalardan asıl davadaki talep, sözleşmenin belirlenen süresinden önce haksız feshi nedeniyle uğranılan kâr payının tahsiline ilişkindir.

Ancak davacı tarafından sunulan ve gerekçeli kararda değerlendirilen 05.09.2019 tarihli davacı vekilinin, bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde, davalı şirketin bir ... işletmecisi olması nedeniyle kâr kaybının normal bir ticari işletmeden farklı şekilde hesaplanması gerektiğini, bu sistemde bayilerin bir günlük çalışma ile sözleşme süresi boyunca sürekli gelir elde edebileceğini ve büyümeye devam edebileceğini, davalı şirketin resmi sayfalarında yazıldığı gibi "Ömür boyu gelir elde etme imkanı" bulunduğunu, müvekkilinin de yaklaşık 45000 kişiyi sisteme kayıt ettiğini,

bir takım kötü niyetli kişilerin beyanları ile müvekkillerinin sözleşmelerinin feshedildiğini, bu nedenle denkleştirme tazminatı gibi bir hesap yapılarak 5 yıl süre için tazminat belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Belirtilen dilekçede tek satıcılık sözleşmesi gibi denkleştirme tazminatı hesaplanmıştır.

Birleşen davada ise, haksız sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan manevi zararlar talep edilmiş, ayrıca feshin haksız olduğu belirtilerek ve müvekkillerinin lisanslarının açılmasına ve çalışma akdinin devamı hususunda karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı ise sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini beyan etmiştir. Asıl davadaki talep ile birleşen davadaki talebin, davacılar vekilinin birleşen davadaki talebine göre HMK'nın 166. maddesi uyarınca birleştirilmesi yerindedir.

Bu tür bir davada öncelikle feshin haksızlığının belirlenmesi, bu kararın kesinleşmesinden sonra maddi ve manevi tazminatın belirlenmesine gerek bulunmamaktadır.

Açılan bir tazminat davasında da feshin haklı olup olmadığının değerlendirilerek, buna göre tazminatın belirlenmesi mümkün olduğundan bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedeni yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında ... baskısı başlıklı bir sözleşme ile sözleşme ilişkisinin kurulduğu ve ticari ilişkinin bu sözleşme kapsamında yürütüldüğü belirlenmiştir. Belirtilen bu sözleşmede, davalı şirketin işlerini yürüten kişiler bağımsız distribütör olarak tanımlanmıştır.

Bağımsız distribütör kazançları sözleşmenin 9.maddesinde, sözleşmenin feshi ise 11.maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin 12. maddesine göre fesih hakkı, distribütörün bu sözleşmenin imzalanmasını izleyen 60 gün içinde elektronik postayı feshedebileceği düzenlenmiştir. Bekleme süresinden sonra da herhangi bir nedenden ötürü distribütörün 60 gün önceden bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi feshedebileceği kabul edilmiştir.

Sözleşmenin 3.5.3, 3.21 maddelerinde distribütörün sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle fesih hakkı bulunduğu belirlenmiştir. Görüldüğü gibi sözleşmede, davacıya bildirimsiz fesih hakkı tanındığı gibi, davalıya da haklı nedenle fesih hakkı tanınmıştır. Bu nedenle sözleşmenin haksız şekilde feshi halinde davacının tazminat talep etmesi mümkündür.

Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde, davacının davalıya ait ürünün belirli bir bölgede satılmasını üstlenmek yerine, bulunacak yeni distribütörlerin sisteme eklenmesi ve bu kişilerin ekleyeceği yeni kişilerin gelirinden davacının pay alması şeklinde bir sistemin kurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu durum, sonsuza kadar, davacının aynı miktarda gelir elde etmesi gerektiği ve bu gelirinin sonsuza kadar korunmasını gerektirmez.

Sözleşmenin feshi halinde, feshin haklılığına veya haksızlığına bağlı olarak, sözleşme ve yasadaki genel düzenlemelere göre talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Distribütörlük sözleşmesi, bir ürünün üreticisi ile distribütör arasında yapılan ve ürünün belirli bir bölgede ve belirli bir sürede dağıtımını düzenler.

Yasada tipik bir sözleşme olarak düzenlenmeyen distribütörlük sözleşmelerine, sürekli borç doğuran çeşitli sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Davacının açıklama ile ileri sürdüğü denkleştirme tazminatı veya bu şekilde hesaplama yapılmasına ilişkin talebi yerinde olmayıp, dosyadaki sözleşme davacılara münhasırlık yetkisi vermemektedir. Ancak bu sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini talep edilebilir.

Zararın belirlenmesi ve kapsamının ispat yükü HMK'nın 190.maddesine göre davacıya aittir. Bu nedenle davacı kendi kayıt ve defterleri ile zararın miktarını belirlemekle yükümlüdür.Davalı tarafından, davacının sözleşmesinin feshedilmesi, haklı bir nedene dayanmadığından, fesih nedeniyle uğranılan zararların tazmini talep edilebilir.

Bu tür uzun süreli sözleşmelerin feshi halinde kural olarak bayilik ilişkisine kıyasen yeni bir iş ilişkisinin kurulması için gereken süre kadar kâr kaybı tazminatına hükmedilebilir. Dosyadaki belgelerden kâr payı dışında, sözleşme nedeniyle yapılmış bir yatırımın varlığı ve bu nedenle zarara uğranıldığı kanıtlanmamıştır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davacının zararı belirlenmemiştir.

İtiraz üzerine alınan ek raporda ise davacıların konsolide defterlerine göre 2015-2016 yılları tüm kârına göre bir zarar belirlenmiştir.

Mahkemece davacıların ticari kayıtlarına göre belirlenen bu zararın esas alınması yeterli olup, ayrıca davalıların kayıtlarının incelenmesine ve farazi bir hesap yapılmasına gerek bulunmamaktadır.Zararın davacıların kayıtları ile belirlenmesi karşısında TBK'nın 114/son maddesine göre sözleşmeler hakkında uygulama yeri bulunan TBK'nın 50 ve devamı maddelerine göre zararın belirlenmesine gerek bulunmamaktadır.

05.09.2019 tarihli dilekçe ekinde farazi bir kazanç planı sunulmuş ise de, bu kazanç planının esas alınması mümkün değildir. Zira öncelikle davacıların ticari defterleri ile belirlenen miktarın esas alınması gerekmektedir.

Bunun dışında farazi veya afaki hesap yapılan bir rapora itibar edilmesi mümkün değildir.Özel amaçlı bilirkişi raporun dikkate alınmadığı belirtilmiş ise de, dosya kapsamında yukarıda belirtildiği gibi davacı defterlerini esas alarak hesap yapan bir raporun bulunmadığı, farazi şekilde yapılan zarar hesabının hukuken dikkate alınamayacağı anlaşılmıştır.

Bu nedenle asıl davadaki tazminat talebine yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Davacılar vekili 15.04.2021 tarihli açıklama dilekçesi gerçek kişi davacılar için 25.000 er TL manevi tazminat talep edildiğini belirterek, dava dilekçesindeki talebini açıklamıştır. Sözleşmenin feshinin ve feshi sürecindeki davranışların, davacıların kişilik haklarını zedelemesi halinde TBK'nın 58. maddesi uyarınca manevi tazminata hükmedilebilir.

Manevi tazminat, maddi zararları telafi eder bir tazminat türü olmayıp, istinaf başvurusundaki açıklamalardan gelir kayıplarından söz edildiği görülmemiştir. İstinaf başvurusunda bulunan tarafın sıfatına göre TBK'nın 58. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı değerlendirilmemiş ve davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.

Fesih, tek yanlı bir irade beyanı olup, karşı tarafa ulaşmakla hukuki sonuç doğurur.Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği açıktır. Bu tür bir sözleşmenin feshi için bir mahkeme kararına ihtiyaç duyulmamaktadır.

Yasada belirli durumlarda örneğin, tapu devrini de içeren arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri ile kira sözleşmelerinde istisnai olarak, mahkemenin müdahalesi kabul edilmiş ise de bir çok sözleşmede, mahkemenin herhangi bir müdahalesi veya kararı olmaksızın sözleşmenin feshedilebileceği kabul edilmiştir. Feshedilen bir sözleşmenin yeniden canlandırılarak taraflara ifaya mecbur edilmesi mümkün değildir.

Ancak fesih nedeniyle zarara uğrayan taraf bu feshin haklı olup olmamasına göre tazminat talep edebilir.

İlk derece mahkemesince, yeni bir bayilik kurulması için gerekli makul süreye ilişkin tazminat davacının kayıtlarıyla belirlenip hüküm altına alınmış olup, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle davacıların uğradığı maddi kayıpların usulüne uygun belirlenerek hüküm altına alınması karşısında, davacılar vekillerinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, davacılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle.

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Asıl ve birleşen davalarda davacılar tarafından asıl ve birleşen davalar için yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; asıl dava için bakiye 368,30 TL istinaf karar harcı ile birleşen dava için bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Asıl ve birleşen davalarda davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 21.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1539, K. 2024/1664, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  5. İnceleme Ve Gerekçe
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1539
Karar No
2024/1664
Tarih
21 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1549 K.2024/1742
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/1563 K.2024/2112
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1568 K.2024/1677
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1571 K.2024/1598
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1579 K.2024/1815
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/1582 K.2024/2118

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.