KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/1743
- Karar no
- 2024/1624
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 18.03.2021
- Numarası
- 2019/783 Esas - 2021/245 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.414 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Merter şubesi ile davalı ...'nun da müteselsil kefil olduğu, ... Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden müvekkili banka tarafından davalıya kredi kullandırıldığını, davalı borçluların kredi geri ödemelerini düzenli olarak yapmadıklarından dolayı, hesabı kat edilerek kredi borcunun geri ödenmesi için Üsküdar ....
Noterliği'nin 27/02/2018 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarname düzenlenerek davalıya gönderildiği, davalının ihtarnameye rağmen borcunu ödemediğini, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili bankanın alacağını tahsilde ödemeyi geciktirmeyi sağlamak amacıyla kötü niyetli olduğunu, haksız, dayanaksız ve kötü niyetli olan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine karşın cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı ... Gıda Ticaret LTD. Şti. arasında 16/01/2014 tarihli ve 500.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi bağıtlandığı, davalı ...' nun ise yine dava dışı ... ile birlikte sözleşmeyi 500.000,00 TL üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık anılan sözleşme uyarınca davalının davacıya borçlu olup olmadığı ile bunun miktarı noktasındadır. Bunun tespiti için bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiştir. Bilirkişi raporunun incelenmesinden, nakdi alacak yönünden asıl alacak ile bu alacağın temerrüt ve takip tarihine kadar olan hesaplaması yasaya ve denetime elverişli kabul edilmiş ve mahkememizce de benimsenmiş, davacının aşkın talebi yerinde görülmemiştir.
Bunun yanında davacı, icra takibinde ve dava dilekçesinde 23.430,00 TL gayri nakti alacağın depo edilmesi talebinde bulunmuştur. Bilirkişi tespitine göre bunun 12.610,00 TL si takip tarihinden sonra davacı bankaca ödenerek nakde dönüşmüştür. Nakde dönüşen her bir çek yönünden ödendiği tarihten itibaren sözleşmede belirtilen faiz oranı ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Geriye kalan 11.095,00 TL gayri nakdi alacak için ise banka riski devam ettiğinden bu tutarın ise davacı banka nezdinde açılacak vadesiz hesaba depo edilmesi gerekmektedir. Genel kredi sözleşmesinde kefilin gayri nakdi alacaktan da sorumlu olacağı özel olarak düzenlenmiştir. Davalı ... kefalet gereği takip tarihi itibari ile hüküm altına alınan borcun tamamından, yine takip sonrası borcundan da ödeninceye değin kefalet limiti olan 500.000,00 TL ye kadar sorumludur.
Kefilin kefaletinin incelenmesinden TBK' nun 589. Maddesinde yazılı şartların tamamına haiz olduğu belirlenmiştir. Tespit edilen tutarın davalılar tarafından ödendiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi bu yönde bir savunmada da bulunulmamıştır. Açıklanan nedenlerle davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca İİK 67 maddesi uyarınca itirazın iptali davasında alacaklı-davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve alacağın da likit olması, borçlu-davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibe geçmede haksız ve kötü niyetli olması zorunludur.
Alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçlunun itirazlarında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilerek..." gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın 28.951,07 ₺ asıl alacak, 1.951,03 ₺ işlemiş faiz olmak üzere yekun 30.902,10 ₺ nakdi alacak yönünden iptaline, takibin nakdi alacaklar üzerinden bu şekilde devamına, asıl alacağa yıllık %60 oranında faiz uygulanmasına, geri kalan kısma yönelik talebin ise reddine, takibe konu nakde dönüşen 12.610,00 ₺ çek teminat bedelinden 6.400,00 ₺'sinin 22/05/2018 tarihinden.
1.600,00 ₺'nin 07/06/2018 tarihinden, 1.600,00 ₺'nin 07/08/2018 tarihinden, 1.600,00 ₺'nin 09/11/2018 tarihinden, 1.410,00 ₺'nin 14/11/2019 tarihinden itibaren yıllık %60 oranında faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, gayri nakdi alacak miktarı olan 11.095,00 ₺ çek teminat bedelinin davalıdan alınarak ...
A.Ş Merter Şubesi nezdinde açılacak vadesiz bir hesaba depo edilmesine, nakde dönüşmesi halinde nakde dönüştüğü tarihten itibaren yıllık %60 oranında faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmolunan alacağın %20'si nispetinde hesaplanan 6.180,42 ₺ icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Davacı tarafından açılan itirazın iptalinin dava dayanağı olan senedin geçerli sayılarak, aleyhine karara bağlandığını ve fakat henüz tarafına tebliğ edilmediğini, ancak, mahkemenin kararına dayanak olan genel kredi sözleşmesinin 2014 tarihli olduğunu, asıl borçlu şirketin evrakları incelenirken şirketin 2015 yılında davacı banka ile yeni bir genel kredi sözleşmesinin imzaladığını ve tarafımın bu GKS'de kefil olmadığının görüldüğünü, dolayısıyla bu yeni 2015 tarihli GKS'nin imza tarihinden sonra meydana gelen riskte tarafım kefil olmadığını, Böylelikle,
kararın dayanağı ortadan kalkmış ve onu tamamen değiştirecek nitelikte bir durum ortaya çıktığını, davacı bankanın da işbu GKS'yi sunmayarak kötü niyetle bana ait olmayan bir borcu taraflarına yüklemeye çalıştığını, Zira hüküm altına alınan borçta 2015 yılında imza altına alınan GKS'ye ait borçlar ağırlıkta olduğunu, tarafın kefili olmadığı bir genel kredi sözlşemesine ilişkin borçtan kendisinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olup. bu sözleşmeyi sunmayarak tarafını ciddi maddi zarara uğrama tehdidi altında bırakan davacı bankaya sunmak üzere taleplerimi saklı tuttuğunu, biri 14,
biri 13 yaşında olmak üzere 2 çocuklu bir ev hanımı olduğunu, bu şekilde yüksek bir borçtan sorumlu olmasının mümkün olmadığını, tüm bu sebeplerle mahkemenin kararının bozularak kefil olmadığı borçlardan sorumlu olmadığı hususunda karar tesis edilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, dava dışı asıl kredi borçlusu şirkete kullandırılan kredi borcunun tahsili için başlatılan ilamsız takibe davalı kefil tarafından yöneltilen itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı asil tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı, dava dışı şirket ile imzalanan 27.03.2014, 16.01.2014 ve 05.02.2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırılan kredi borcunun ödenmediğini, hesabın kat edildiğini ve 32.937,03 TL nakit 23.430,00 TL gayri nakit (çek taahhüt bedeli) alacakların tahsili için takip başlatıldığını, davalı kefilin haksız itirazı üzerine hakkında başlatılan takibin durduğunu ileri sürmüş;
davalı ise takibe itirazında, borca dayanak sözleşmede kefalet imzası bulunmadığını ileri sürmüş, istinaf dilekçesinde kefil olduğu sözleşmenin 2014 tarihli sözleşme olduğunu, daha sonra banka ve şirket arasında 2015 yılında yeni sözleşme imzalandığını ve borcun bu sözleşme uyarınca kullandırılan kredilere ilişkin olduğunu, 2015 tarihli sözleşmede kefil olmadığını ileri sürmüştür.
İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu kapsamında davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Ancak davacı vekili dava dilekçesinde açıkça davalı şirket ile 27.03.2014, 16.01.2014 ve 05.02.2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri imzalandığını belirtmiş, davalı ise itiraz ve istinaf dilekçesinde, takip ve dava konusu borcun, kefil olarak imzasının bulunduğu 2014 tarihli sözleşmelerden kaynaklanmadığını, 2015 tarihli davacı ile dava dışı asıl kredi borçlusu şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredilerden kaynaklandığını, oysa bu sözleşmede kefil olarak imzası bulunmadığını ileri sürmüş; istinaf dilekçesine de 05.02 2015 tarihli imzalanan kredi sözleşmesi örneğini eklemiştir.
Ancak gerek bilirkişi raporunda gerekse ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında bu savunma değerlendirilmemiş, takip ve dava konusu kredi alacağının 02.05.2015 tarihli imzalanan ve davalının kefaleti bulunmayan sözleşme kapsamında kullanılan kredilerden olup olmadığı araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece asıl kredi borçlusu şirket ile imzalanan tüm kredi sözleşmelerinin celbi sağlanarak, davalı kefilin imzasının bulunduğu kredi sözleşmesi uyarınca kullanılan kredi borcu olup olmadığı, bu doğrultuda takip konusu kredi borçlarından davalının sorumlu olup olmayacağı hususlarında dava dosyası ve banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılıp yeni bilirkişi raporu alınarak sonucu gidilmesi gerekirken,
davalının imzası bulunan 16.01.2014 tarihli kredi sözleşmesi değerlendirilerek ve diğer sözleşmeler ( 05.02.2015 tarihli) hiç değerlendirilmeksizin düzenlendiği anlaşılan yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1743, K. 2024/1624, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama