KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Dosya no
- 2021/1817
- Karar no
- 2025/576
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/07/2021
- Numarası
- 2017/318 Esas - 2021/473 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.528 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya yaptığı satışlar nedeniyle alacaklı olduğunu, davalının müvekkiline 31.146,00 TL iade faturası gönderdiğini, müvekkilinin bu faturayı zamanında iade ederek müşteri memnuniyetini ve ikili ilişkilerin devamını teminen tüm satış bedelleri üzerinden 15.422,00 TL indirim yaparak bakiye 21.648,88 TL alacağın ödenmesi bakımından ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına,
davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından müvekkiline 27.06.2016 tarihli teklif mektubu sunularak söz konusu teklifte yer alan kiloların takribi olduğu ve (+) (-) %5 toleranslı olduğunu, sözleşme katalogunda belirtilen malzemelerin miktarlarının da olması gereken miktarlar olduğunu, sözleşmeye aykırı olarak malzemelerin yaklaşık %14 oranında eksik teslim edildiğini ve davacı tarafından gönderilen terazi ile ve kendi personellerinin de bulunduğu ortamda ölçümler yapıldığını,
sözleşmeye aykırı olarak gerçekleşen teslimattaki eksik malzemeler bedelinin 31.416,00 TL olduğunu ve bu bedele ilişkin iade faturasını davacıya kestiklerini, davacının iade faturasına itiraz ederek müvekkili şirkete malzeme teminine ilişkin olarak yapılan indirimle 21.648,88 TL alacakları olduğu iddiasıyla müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin müvekkiline taahhüt ettiği malzemelerin eksik teslim edilmesinden dolayı imalatı yaptığı firmaların ödemeyi Kg olarak yaptığı için ayrıca bir zararın söz konusu olduğunu ve müvekkilinin mağdur olduğunu beyan ederek,
davanın reddi ile davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Bu itibarla, davalının, davacının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak davalıya malları %14 oranında eksik teslim ettiğine yönelik itiraz sebeplerini kanıtlayamadığı anlaşılmış, davacı tarafça gönderilen ihtarnamede yer alan indirim teklifinin somut delillerle desteklenmedikçe davacının malı ayıplı teslim ettiğinin kanıtı olarak kabul edilemeyeceği de dikkate alınarak davacının ticari defterleri ile belirlendiği üzere, davacının davalıdan 21.648,88 TL fatura alacağı,
555,16 TL takip öncesi işlemiş faiz (temerrüt tarihi 01.10.2016 kabul edilerek) olmak üzere 22.204,04 TL toplam alacaklı olduğu, davacının asıl alacağına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereği yıllık % 9,75 ve değişen oranlarda avans faiz işletilmesi... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davalı tarafından ... sayılı icra dosyasına yöneltilen itirazın 21.648,88 TL asıl alacak ve 555,16 TL işleyen faiz olmak üzere toplam 22.204,04 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
davacının asıl alacağına takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa gereğince yıllık %9,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı tarafından müvekkiline, dosya içerisinde bulunan 27/06/2016 tarihli artı eksi 5 toleranslı olarak teklif sunulduğunu, sözleşme kataloğunda belirtilen malzemelerin miktarları olması gereken miktarlar olduğunu ve davacı şirket de malzeme ağırlık farkı olabileceğini baştan kabul ettiğini,Davacının, müvekkili ile aralarında yaptığı sözleşmeye aykırı olarak müvekkili şirkete malzemeleri yaklaşık %14 oranında eksik teslim ettiğini,
davacı tarafından gönderlen terazi ile ve kendi personellerinin bulunduğu ortamda eksik olduğuna dair ölçüm yapılmış ve söz konusu tespit 27/08/2016 tarihli tutanakla kayıt altına alındığını, davacının, sözleşme kataloğunda belirtilen değerlere aykırı şekilde hatalı imalat yaptığını kabul edip müvekkili şirkete malzemelerin eksik olduğunu ve bu nedenle toplam borçtan 10.000,00 TL kesinti yapılmasını istediğini, davacının teklif ettiği bedelin eksik teslim edilen malzemenin değerinin çok altında bir bedel olması nedeniyle müvekkilince kabulünün mümkün olmadığını,
sözleşmeye aykırı olarak gerçekleştirilen teslimattaki eksik malzemelerin bedeli 31.416,00 TL olup malzeme ağırlık farkı bedeli olan bu tutar müvekkili şirketçe 22/09/2016 tarihli fatura ile kayıt altına alındığını,Davacının müvekkili şirkete taahhüt ettiği malzemeleri eksik teslim etmesinden dolayı imalatı yaptığı firmalar ödemeyi kg olarak yaptığı için ayrıca bir zararı meydana gelmişken davacının haksız bir şekilde icra takibi başlattığını,Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda malzemelerin teklif edilen özellikleri taşımadığının belirtildiği tutanağın tek taraflı olduğu iddia edildiğini,
yine teslim edilen malzemelerin teklif mektubunda belirtilen şartları taşımadığı hususunda müvekkiline, davacıya bildirimde bulunmadığını iddia etmişse de müvekkili tarafından e-mail yoluyla teslim edilen mallarla ilgili süresi içerisinde şikayetler dile getirildiğini, karşılığında da davacının göndermiş olduğu Beşiktaş ...
Noterliğinin 26.09.2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnameyle teslim edilen mallarla ilgili itiraz edildiğini kabul ettiğini ve 15.422,00 TL indirim yapılmasını teklif ettiğini, bu durumda davacının malı ayıplı teslim ettiğinin kabulü anlamına geldiğini, bilirkişinin haksız bir şekilde bu hususa hiçbir şekilde değinmediğini, bilirkişinin, yalnızca davacının ticari defterlerini esas alarak dosyaya sundukları faturalar ve tutanakların hukuki niteliğini tartışmadan mevcut raporu hazırladığını, davacı firma çalışanlarının bulunduğu ortamda yapılan ölçümlere ilişkin tanzim edilen tutanaktan bu durum anlaşıldığını,
mahkemece eksik ve hatalı hukuki değerlendirme içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınıp belirtilen şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi kapsamında bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı davalıya mal satıp teslim ettiğini, bakiye alacağının ödenmediğini ile sürmüş, davalı ise taraflar arasındaki teklif formu ile kurulan ilişki kapsamında davacıdan satın alınan malzemelerin %14 oranında eksik kg da geldiğini, bunun da değerinin 31.416,00 TL olduğunu, bu yönde davacıya karşı fatura kesildiğini, bu tutar dikkate alındığında davacıya bakiye borcun bulunmadığını savunmuştur.
İlk derece mahkemesince eksik kg ilişkin tutulan 27.08.2016 tarihli tutanağın davacı katılımı olmaksızın tutulan ve bu yönüyle davalı tarafından tek taraflı düzenlenmiş tutanak olduğu, malzemelerin teklif mektubunda belirtilen şartları taşımadığı hususunda malzemelerin irsaliyeler kapsamında teslim edildiği tarihlerde dikkate alındığında, davalının süresinde inceleme yapmadığı gibi yasal sürelerde davacıya eksik- ayıp bildiriminde bulunduğuna dair belge/yazılı delil sunulmadığı,
kaldı ki malzemelerinde davacıya iade edilmeksizin inşaatta kullanıldığının anlaşıldığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı vekilince davacı yandan alınan malzemelerin eksik ve ayıplı olduğuna dair delil olarak sunulan 27.08.2016 tarihli tutanağın davacı yan katılım olmaksızın düzenlendiği,
davalı tanıklarının beyanlarına göre daha sonra davacı çalışanlarının getirdiği kantarla ölçüm yapıldığında da aynı sonucun çıktığı beyan edilmiş ise de, bu yönde tanık beyanlarıyla da sabit olduğu üzere davacı çalışanlarının katılımı ile yapıldığı ileri sürülen tartıma ilişkin tutanak tutulmadığı, tutulan tutanakta imzası olanların hiçbirisinin davacı çalışanı olmadığı, dolayısıyla dosyaya sunulu irsaliyeler ışığında davacıdan farklı tarihlerde teslim alınan malzemelere ilişkin süresinde ve usulüne uygun (yazılı ) ayıp ihbarı yapıldığının davalı yanca kanıtlanmadığı sonucuna varılmaktadır.
Kaldı ki eksik ve ayıplı olduğu ileri sürülen malzemelerin de davalı taşeron tarafından kullanıldığı, davacıya ayıplı olmaları nedeniyle iadelerinin yapılmadığı da tanık beyanları ile sabittir. Buna göre davalı vekilinin iş bu tutanağın süresinde yapılmış ayıp ihbarı kabulü gerektiği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.
Yine davalı vekilince davacıya mail ile ayıp ihbarının bildirildiği ileri sürülmüş ise de, ayıp ihbarının tacirler arasında yazılı yapılması gerektiği de gözetildiğinde, süresinde yazılı olarak yapılması gereken ayıp ihbarına ilişkin kanıt bulunmadığı sonucuna varılmıştır.İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere, alının bilirkişi rapor içeriklerinden anlaşıldığı üzere, taraflar arasındaki malzeme alım satımı ilişkisi kapsamında faturaların her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olup, taraf ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 37.070,88 TL alacaklı olduğu,
tarafların kabulündeki davacı tarafından davalıya gönderilen fiyat teklifi mektuplarında, malzemelerin (kablo kanalı ve bağlantı elemanları) birimlerinin metre ve adet olarak belirtildiği, birim kilogramlarının da malzemelerin yanına yazıldığı, toplam ağırlığın kilogram cinsinden hesap edilerek artı(+) eksi(-) % 5 toleranslı olduğu hususlarının yer aldığı anlaşılmaktadır.
Dosyaya sunulu ihtar içerikleri kapsamında davacı tarafından davalı talebi doğrultusunda 37.070,88 TL alacaktan Kdv dahil 15.422,00 indirim yapılarak takipte istenen asıl alacak tutarı olan 21.648,88 TL alacak talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı vekilince davacının gönderdiği ihtar içeriği ile borçtan yaptığı indirim beyanı kapsamında ayıbın varlığını ve süresinde ayıp ihbarı yapıldığının kabulü gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacı ihtar içeriğinde bu surette yapıldığı bildirilen indirimin, davalı yanca süresinde usule uygun yapılmış ayıp ihbarı kabul edilemeyeceğinden, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle alının bilirkişi rapor içerikleri, tanık beyanları ve sunulu deliller kapsamında,
davalının davacıdan temin ettiği malzemelerdeki ayıp ve eksik oranını kanıtlayamadığı gibi süresinde ve usule uygun ayıp ihbarında bulunduğunu da kanıtlayamadığı dikkate alındığında, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi soncunda, ilk derece mahkemesi kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1817, K. 2025/576, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama