KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/2002
- Karar no
- 2024/1768
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/02/2021
- Numarası
- 2017/1011Esas - 2021/276 Karar
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
1.705 kelime·9 dk okuma
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilince, ...-... emrine keşide edilen 29.12.2016 düzenleme tarihli, 28.487,50 TL bedelli, ...
AŞ Gebze şubesine ait ... nolu çeke ilişkin banka hesabında yeterli para bulunduğunu, davalının Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1743 Esas sayılı dosyasında açtığı zayi nedeniyle iptal davasında ödeme yasağı kararı aldığını, ancak aynı çeke ilişkin olarak davalının kardeşi ...'ın tedbir nedeniyle ödenmeyen çek nedeniyle müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, kardeş olan tarafların bir birinden habersiz olamayacağını, davalının kötü niyetle çek iptali davası açarak tedbir kararı aldığını ve müvekkilinin hesabında çek karşılığı bulunmasına rağmen faiz ve çek komisyonu ödemek zorunda kaldığını,
bu şekilde kusuru bulunmayan müvekkilinin 10.580,10 TL fazla ödediğini ileri sürerek, çek bedelinden fazla ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; ...'ın müvekkilinin babası olduğunu ve bir ihtilaf nedeniyle aynı icra takibinin borçlusu olduğunu, takip konusu çekin ilk cirantası ... Ltd.
Şti'nin sahibi ve müvekkilinin vekili olan ... tarafından azledilmesine rağmen, bankadan aldığı ve müvekkilinin yerine imzalayarak ciro ettiği çeklerden birisi olduğunu, çekin ibrazından yaklaşık 4 ay sonra takibe konu edildiğini, davacının çek borçlusu olarak bu süre içinde mahkemeye müracaat ederek tevdi mahalli tayin ettirerek ödeme yapabileceğini, belirtilen şekilde işlem yapmayan çek borçlusunun kendi kusuru ile takibe maruz kaldığını, çek karşılığının ibraz tarihinde bankada bulunması ve ödeme yasağı kararı nedeniyle ödenmemesi halinde çek tazminatı ve faizden sorumlu tutulamayacağını,
bu nedenle çek tazminatı ve faize ilişkin takibe itiraz edilmesi veya menfi tespit davası açılması gerekirken, bu işlemlerin yapılmadan çek borcunun ödenmesi nedeniyle fazladan ödenen bu miktarların talep edilemeyeceğini, çek suretinden müvekkilinin cirosundaki imza ile sonraki ciranta ...
İnş.Tur Ltd.Şti'nin imzasının aynı olduğu ve takip alacaklısı ...'ın cirosunun çizildiğini, çizilmiş cironun yazılmamış hükmünde olduğundan yetkili olmayan kişinin başlattığı takipte ödemede bulunulmasının davacının kusuru olduğunu, davacının istirdat davası açarak yaptığı ödemeyi geri almasının mümkün olduğunu, yetkili hamil sıfatının ... Ltd. Şti'ne ait olduğunu, Kartal ...
Noterliğinin 28.02.2011 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletnamesi ile vekil olarak müvekkilinin işlerini yürüten ancak çek ciro yetkisi bulunmayan, aynı zamanda bir sonraki ciranta ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti'nin ortağı ...'ın, yaptığı yolsuzluklar nedeniyle Kartal ...
Noterliğinin 21.06.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı azilnamesi ile azledildiğini, azil üzerine acele şekilde ... ile birlikte çekleri bankadan almaya gittiğini ve 22.06.2017 tarihli iade teslim tutanağı ile çekleri alarak ... firmasına götürdüğünü, haksız alınan çeklerin bir kısmının ticari borçları için kullanıldığını, bir kısmının da aile bireyleri aracılığıyla tahsil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davanın davacının keşidecisi olduğu çek bedelinin ödenmesi için bankaya müracaat ettiğinde dava konusu çek üzerinde çek iptali davasında tedbir kararı bulunması nedeniyle ödemeyi gerçekleştiremediği, daha sonra bu çek nedeniyle başlatılan icra takibinde fazladan faiz ödemek zorunda kalması nedeniyle fazladan ödenen bu kısmın tahsiline ilişkin alacak davasıdır.
Davacı taraf dava konusu çekin davalının babası olan ...'ın elinde olması dikkate alındığında davalının bu hususu bilmemesinin olağan dışı olduğu ve çek üzerinde tedbir kararı aldırılmasının kötü niyetli olduğunu iddia etmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, Kartal ...
Noterliğinin 21.06.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile davalı tarafından dava dışı ...’ın 21.06.2016 tarihinde azil edildiği, aynı zamanda Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1743 E. Sayılı dosyasında zayi nedeniyle çek iptali davası açıldığı ve dava konusu çek için ödeme yasağı tedbiri kararı verildiği anlaşılmıştır.
Davacının zayi nedeniyle çek iptali davası açmasında ve ödeme yasağı tedbir kararı uygulanmasında davacının kötüniyetli olduğu veya davacıyı zarara uğratma kastı ile hareket ettiği ispat edilememiştir. TTK 757/2. maddesi 'Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir' şeklindedir.
Dava konusu çek hakkında tedbiren ödemeden men kararı verilmesi halinde tevdi mahallininde belirlenmesi gerekmektedir. Mahkeme tevdi mahalli belirlememiş olması halinde ise ödeme yapacak keşidecinin mahkemeden ödemenin yapılacağı tevdi mahallini belirlemesini isteyebilir. Somut olayda davacı tarafından mahkemeden tevdi mahallinin belirlenmesi istenilmemiş ve ödeme tevdi mahalline yapılmamıştır.
Davacı tevdi mahalli talep etmiş olsa idi dava konusu fazladan yaptığı faiz ödemesini de ödemek zorunda kalmayacaktı. Tüm bu husular dikkate alındığında davacının fazladan yaptığı ödeme nedeniyle davalının herhangi bir kusuru olmadığı anlaşıldığından davanın..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
TBK'nın 49. maddesine göre hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla bir başkasının mal ya da şahıs varlığına zarar verilmesinin haksız fiil olduğunu, bu nedenle uyuşmazlıkta sadece kötü niyet araştırması değil, ihmale dair araştırma da yapılması gerektiğini, bir an için davalının, müvekkilin zararına kötü niyetli olarak sebebiyet vermediği kabul edilse dahi, ihmali davranışlarının göz ardı edilemeyeceğini, kambiyo senetlerine dair başlatılan takibin sadece müvekkiline değil davalıya da yöneltildiğini, davalının takibe itirazda bulunulmadığını ve tebligatın ulaştırılmadığından bahsettiğini, sonrasında ise sadece imzaya itiraz edildiğini,
borca dair itirazdan söz edilmediğini, takip talebinde yer alan davalının esasen müteselsil sorumluluğu bulunduğunu, davalının zayi nedeniyle iptal talebi nedeniyle mahkemece ödeme yasağı kararı verdiğini ve bu nedenle takip başlatıldığını, şekle bağlı tedbir kararının davacının talebi ile verilmesi nedeniyle davalının sorumlu olduğunu, müvekkilinin keşide tarihinde yeterli miktarı banka hesabında bulundurarak edimini yerine getirdiğini, davalı ile babası arasında bulunan husumetin müvekkili ile ilgili olmadığını, davalının da babası hakkında şikayeti bulunmadığını,
akrabalık ilişkisine göre tarafların bir birinden bu derecede bağımsız hareket etmesinin mümkün olmadığını, hakkın kötüye kullanılması kapsamında ikame edilen çek iptali davasının hukuka aykırı fiil olarak nitelendirilmesi gerektiğini, davalının, babası tarafından başlatılan takipten habersiz olamayacağını, cevap dilekçesinde de bir kısım çeklerin davalının aile bireyleri aracılığıyla tahsil edildiğinin kabul edildiğini, TBK'nın 61.maddesine göre müteselsil sorumluluk bulunduğunu, çekin ibrazı üzerine davalının istirdat davası açmadığını,
esasen çekleri alan kişinin bilinmesi nedeniyle iptal yerine istirdat davası açılarak ödeme yasağı kararı alınmasının kötü niyetli davranış olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının keşidecisi olduğu çek ile ilgili olarak açılan zayi nedeniyle iptal davasında alınan ödeme yasağı kararı nedeniyle, keşidecinin fazladan ödediği miktarın haksız fiil hükümlerine göre tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosyada bulunan çek suretinin incelenmesinde, keşidecisi davacı ... San. Tic. Ltd. Şti. olan, 29.12.2016 düzenleme tarihli 28.487,50 TL bedelli ... AŞ Gebze/Kocaeli şubesine ait ... no'lu çekin davalı ... emrine düzenlendiği görülmüştür. Çekin lehtar cirosundan sonra ...
San.Ltd.Şti tarafından iktisap edildiği, onun cirosuyla iktisap eden ...'ın cirosunun çizildiği ancak bundan önceki son cironun beyaz ciro olması nedeniyle, çekin herhangi bir kişi tarafından bankaya ibraz edilebileceği, 29.12.2016 tarihinde ibraz edilen çekin ödeme yasağı nedeniyle bedelinin ödenmediği anlaşılmıştır.
Davalı ... tarafından Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1743 Esas sayılı dosyasında dava konusu olan çekin iptalini istendiği, mahkemece 29.12.2017 tarihinde ödeme yasağı kararı verildiği, çekin ibrazından sonra davadan feragat edildiği anlaşılmıştır. Zayi nedeniyle iptal davasında mahkemece herhangi bir ödeme mahalli belirlenmeksizin ödeme yasağı kararı verilmiştir.
Dava dilekçesine ekli ödeme emri suretinin incelenmesinde, ...'ın dava konusu çeke istinaden 28.487,00 TL çek bedeli, 480,57 TL işlemiş faiz, 2.848,70 TL çek tazminatı ve 85,46 TL komisyon olmak üzere toplam 31.901,73 TL'nin tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmıştır. Dosya kapak hesabına göre dosya borcunun 39.067,60 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, davalı ile çeki ibraz eden ...'ın yakın akrabalık ilişkileri bulunduğunu, bu nedenle çekin ...'da olduğunun bilinmesine rağmen kötü niyetli şekilde zayi nedeniyle iptal davası açılarak ödeme yasağı kararı alındığını ve bankada yeterli bakiye bulunmasına rağmen çek bedelinin alınmayarak müvekkilinin fazladan ödeme yapılmasına neden olunduğunu, en azından TBK'nın 49.maddesi kapsamında ihmali boyutu nedeniyle haksız fiil oluşturan eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini istemiştir.
TTK'nın 818/1-s maddesi yollaması ile poliçeler hakkında uygulanması gereken TTK'nın 757.maddesinde, "İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir. Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Buna göre elindeki çek zayi olan kişinin hasımsız şekilde iptal davası açma imkanı bulunmaktadır. İptal davasının açılması üzerine mahkemece koşulların oluşması halinde, çek hakkında ödeme yasağı kararını verebilir. Ancak bu durumda mahkemece kendiliğinden veya çek borçlusunun talebi üzerine çek bedelinin gösterilen bir yerde yatırılması veya çek hesabında tutulmasına karar verilmesi suretiyle tevdi mahalli tayin edilebilir.
Bu durumda çek borçlusu, ortada bir çek bulunmamasına rağmen çek bedelini tevdi etmekle borcundan kurtulacağından çekin geç ödenmesi veya karşılıksız işlemi yapılması nedeniyle oluşacak faiz ve komisyonlardan sorumlu tutulmayacaktır. Davacı tarafından belirtilen şekilde bir işlem yapılmaması nedeniyle zarar oluştuğundan ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesi yerindedir.
Bir an için davalının eyleminin haksız fiil olduğunun kabulü halinde de sorumluluğun TBK'nın 49 ve devamı maddelerine göre incelenmesi gerekir. TBK'nın 51.maddesine göre, Hakim, tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutarak belirler.
TBK'nın 52.maddesinde ise zarar gören, zararı gören fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Bu düzenlemelere göre, zararın doğmasına veya artmasına tamamen davacının eylemlerinin neden olduğu, iptal davasında verilen ödeme yasağı kararı üzerine mahkemeye başvurularak çek bedelinin tevdi edilmesi imkanı varken, bu imkanı kullanmayan ve sorumlu olmadığı çek komisyonu gibi kalemleri ödeyen davacının bunları anılan maddelere göre zarar sorumlusu olarak gördüğü kişiden istemesi mümkün görülmediğinden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu,
ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/2002, K. 2024/1768, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama