KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/2079
- Karar no
- 2024/1668
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/03/2021
- Numarası
- 2020/92 Esas - 2021/289 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan
Karar Metni
1.575 kelime·8 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkide davalıya satılan emtia karşılığı düzenlenen fatura borcunun ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ...
İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında ödenmeyen cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazdan sonra 09.10.2019 tarihinde 1.100 TL,10.10.2019 tarihinde 8.000 TL, 10.10.2019 tarihinde 4.000 TL, 11.10.2019 tarihinde 6.900 TL, 14.10.2019 tarihinde 10.000 TL ve 15.11.2019 tarihinde 30.000 TL olmak üzere toplam 60.000 TL ödendiğini, bu alacakların dosyaya bildirilerek ödenmeyen bakiye alacak için dava açıldığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının icra takibine konu ettiği faturaların müvekkilinin kayıtları ile örtüşmediğini, bu nedenle takibe itiraz edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Böylece mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm delillere göre; davalı tarafın davaya cevabında 'kayıtların örtüşmemesi' gerekçesiyle borçlu bulunmadığını ileri sürdüğü, taraflar arasındaki ticari mal satımı nedeni ile davacı tarafça düzenlenen faturalarda yer alan malların davalıya teslim edildiği ve bu konuda davalı tarafın bir itirazının bulunmadığı, davalı tarafın kayıtların örtüşmemesi savunmasını ticari defterlerini ibrazdan imtina ederek ispatlayamadığı,
dolayısıyla icra takibindeki ödemelerin düşülmesi sonucunda oluşan bakiye alacak yönünden davanın kabulünün gerektiği, asıl alacağın geri kalan kısımları yönünden davacının dava açarken yapılan ödeme meblağlarını düşmemesi ve harçları ödeme yapılmamış gibi tüm meblağ üzerinden yatırmış olması nedeni ile dava değerinin 90.092,00 TL olduğu kabul edilerek bu meblağ yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği, takipten önce davalının temerrüte düşürülmemesi..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının kısmen iptali ile takibin 20.592,91 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin asıl alacak talebinin ve işlemiş faiz talebinin reddine, 20.592,91 TL asıl alacağa takipten itibaren avans faizi uygulanarak takibin takip talebindeki diğer koşullarla devamına, alacak likit olduğundan 20.592,91 TL asıl alacağın %20 si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararının yedinci bendinde davalı tarafın arabuluculuk toplantısına mazeret bildirmeksizin katılmadığının anlaşıldığından arabuluculuk ücretinin tamamının davalıdan tahsiline karar verildiğini ancak gerekçeli kararın altıncı bendinde, yedinci bent hüküm ile çelişkili olarak davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, kanun maddesi açık olmasına rağmen mahkemece hukuka aykırı olarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulü ile davalının vekalet ücreti talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Satım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla davacı tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 90.092,00 TL cari hesap alacağı ve 5.496,97 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 95.578,97 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatılmıştır. Davalı vekilinin ödeme emrine itiraz ettiği, ancak itirazdan sonra toplam 60.000 TL'nin dava tarihinden önce ödendiği anlaşılmıştır.
Davacı bu miktarların dikkate alındığını belirtmesine rağmen asıl alacak olan 90.092 TL üzerinden itirazın iptali davasını açmıştır. Dava tarihinden önce ödenen miktara yönelik dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamaktadır.
Ancak ilk derece mahkemesi hükmü sadece zorunlu arabuluculuk faaliyetine katılmayan davalıya verilen vekalet ücretine ilişkin olup, talebin bir kısmının hukuki yarar dava şartından, bir kısmının esastan reddi hâlinde ret sebeplerinin farklı olması nedeniyle birden fazla vekalet ücretine hükmedilmesi gerekecektir.
Bu durumda istinaf başvurusunda bulunanın aleyhine bir durum oluşturulacağından, dairemizce hüküm dava şartı bakımından resen düzeltilmiş ise de istinafa başvuranın aleyhine hüküm verme yasağı dikkate alınarak, davalı yararına iki farklı ret sebebine dayalı vekalet ücreti hükmedilmemiştir.
İlk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 11. bendinde, "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.
Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." hükmü yer almaktadır. Dosyada bulunan arabuluculuk tutanağına göre, davalının arabuluculuk oturumlarına katılmadığı anlaşılmıştır.
Yargılama sırasında, dava şartı olan arabuluculuk faaliyetinden davalının usulüne uygun şekilde haberdar edilmediğine ilişkin bir savunma veya itiraz ileri sürülmemiştir. Yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle bu savunmanın ileri sürülmesi HMK'nın 357/1. maddesine aykırı olduğundan, davalı yararına davanın reddedilen kısmı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir.
Ancak Anayasa Mahkemesinin 2023/160 E- 2024/77 K sayılı, 14.03.2024 tarihli kararıyla bu 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 11. bendi kısmen iptal edilmiş ve anılan bendin birinci cümlesinde yer alan "... bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur." ibaresinin ile bendin ikinci cümlesinin ( "Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez." cümlesinin) Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin bu iptal hükmü, 18/4/2024 tarihli ve 32521sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararında, kararın, yayın tarihinden itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır.
Anayasa mahkemesince belirlenen yürürlük süresinden önce yasama organınca 07.11.2024 tarihinde kabul edilen ve 14.11.2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 25.maddesi ile iptal edilen düzenleme yerine düzenleme yapılmıştır.
Anılan maddede, "6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin onbirinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” ibaresi “bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.” şeklinde ve ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir." düzenlemesi getirilmiştir.
Buna göre istinaf incelemesi tarihi itibariyle 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11. bendi "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.
(Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." şeklindedir.
Usul hükümlerinin derhal uygulanması esas olduğundan, istinaf incelemesi sırasında yürürlüğe giren yasaya göre uygulama yapılması gerekmiştir.
Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile Anayasaya aykırılığı belirlenip iptal edilen ve yerine yeni bir düzenleme yapılan hükmün dikkate alınarak vekalet ücretinin belirlenmesi hukuka aykırı olduğundan, hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 1/2'sine hükmedilmesi ve zorunlu arabuluculuğa katılmayan davalı yararına hüküm tarihi dikkate alınarak bu esasa göre vekalet ücretinin takdiri gerektiğinden, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/2079, K. 2024/1668, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama