KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/333
- Karar no
- 2024/166
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 23.11.2020
- Numarası
- 2019/279 Esas - 2020/654 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
2.010 kelime·10 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın icra takibine itiraz dilekçesindeki yetki itirazı yersiz olduğunu,HMK.’na göre ifa yerinin yetkili icra dairelerinin belirlenmesinde esas alınabileceğini, ifa yeri tarafların anlaşma ile belirlemiş oldukları yer olduğunu, eğer taraflar arasında sarih veya zımni ifa yeri belirlenmemişse BK.md.89’a göre ifa yeri belirleneeğini, buna göre götürülecek borçlarda ifa yeri alacaklının ikametgâh adresi olduğunu, mevcut borcun para borçlarından olduğunu,
para borçlarının da götürülecek borçlardan olduğundan dolayı ifa yeri alacaklının ifa zamanındaki ikametgah adresi olduğunu, müvekkili şirketin ikametgah adresinin Yenibosna/İstanbul olduğunu, Bakırköy İcra daireleri ve Mahkemeleri yetki alanında olduğunu, takibin yetkili icra dairelerinde yapıldığını, davalı yanın itirazları dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu,
müvekkili şirketin uluslararası hava taşıma hizmeti vermekte olup davalı tarafa da aralarındaki cari hesap ilişkisine istinaden vermiş olduğu taşıma hizmeti sonucu keşide edilen faturalardan;31.10.2018 tarihli 680,63-TL tutarında Fatura,05.11.2018 tarihli 186,87-TL tutarında Fatura,12.11.2018 tarihli 4.431,84-TL tutarında Fatura,17.12.2018 tarihli 3.029,88-TL tutarında Fatura,28.01.2019 tarihli 190,28-TL tutarında Fatura, olmak üzere toplamda BEŞ adet fatura bedellerinin ödenmediğini,
davalı tarafın cari hesapta yer alan yukarıdaki fatura bedellerini ödememesi sebebiyle faturalardaki son ödeme tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ...
E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın kendisine gönderilen ödeme emrinde belirtilen yetkiye, borca ve ferilerine, itiraz ederek borcu olmadığı bahisle icra takibini haksız ve kötü niyetli bir şekilde durdurduğunu, bu nedenlerle takip tarihinden önce talep edilen işlemiş faiz tutarından feragat ederek,
takibe kötü niyetli bir şekilde itiraz eden davalının takibe konu 8.519,50 TL- tutarındaki asıl alacakla ilgili yetkiye, borca, faiz ve feri’lerine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, takip sonrası asıl alacağa avans faizi uygulanması ile alacağın tahsiline, haksız itiraz için alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine ve yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ...
E. sayılı dosyası ile başlatılan haksız takibe, aşağıda da izah edileceği üzere, 07.03.2019 tarihinde tarafımızdan borcun 4.431,84-TL’lik kısmına itiraz edildiğini, davacıya tanınan yetkili mahkemeyi seçme hakkı,salt hasarlar üzerine açılacak olan davaları kapsamakta olup huzurdaki davaysa itirazın iptali olarak açılmış olan bir alacak davası olduğunu, böylece HMK’ya göre müvekkil şirketin merkezinin İstanbul-Esenyurt’ta olması sebebiyle huzurdaki davaya konu takipte yetkili icra dairesinin Büyükçekmece İcra Dairesi olduğunu,
diğer yandan davacı şirket ile müvekkili şirket arasında gerçekleştirilen e-posta yazışmalarından da görüleceği üzere Amerika Birleşik Devletleri varışlı 1 kap hacimsel ebatlardan 34 kg’’lık navlun tutarının 217,04 Euro olduğu belirtildiğini, işbu e-posta ile sunulan fiyat tarifesine güvenerek işlem yapan müvekkil şirket, e-postada belirtilen 34kg ağırlığın da altında 29,5 kg’lık bir gönderi teslim ettiğini ancak yazışmalarda belirtilen değerden çok daha yüksek 710,47 Euro’luk bir fatura ile karşı karşıya kaldığını, söz konusu faturalandırma ile ilgili olarak Beyoğlu ...
Noterliği aracılığıyla ... yevmiye numaralı cevabı ihtarnamemizde de belirttikleri üzere, davacı şirket tarafından yazılı olarak belirtilen tarife ve bilgilendirmeye aykırı olarak müvekkili şirkete karşı işbu 12.11.2018 tarihli 4.431,84-TL bedelli ... no’lu fahiş fatura bedeline itiraz edildiğini ve diğer faturalar ise müvekkili şirket tarafından kabul edildiğini, müvekkili şirket aleyhine başlatılmış olan icra takibinin haksız faturalandırmaya dayanan 4.431,84-TL’lik kısmına 07.03.2019 tarihinde itiraz edildiğini, ancak davacı tarafından açılan işbu itirazın iptali davasında “ Davalının takip konusu alacağın tamamına, yetkiye,
faiz ve ferilerine yapmış olduğu itiraz …” denilerek kısmi itirazımız kötüniyetli olarak gizlendiğini ve icra inkar tazminatı ise takip alacağının tamamı üzerinden talep edildiğini, haksız olarak ikame edilen itirazın iptali davasında kötüniyetli olarak takip konusu alacağın tamamı üzerinden talep edilen icra inkar tazminatının reddi ile davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava taraflar arasında ticari ilişki olduğundan bahisle alacak olduğuna dair yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanmış ve uyuşmazlığa ilişkin tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Yapılan inceleme neticesinde davacının defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi olan 25/02/2019 tarihi itibariyle 8.519,50-TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre ise davalının davacıya takip tarihi itibariyle toplam 6.698,53-TL cari hesap bakiyesi borcunun bulunduğu anlaşılmış, miktar itibariyle kanuni delillerle ispat hususu göz önüne alındığından davacının aradaki farkı kanuni delillerle ispatlaması gerektiği, buna ilişkin delil sunulamadığı görülmekle, davalı defterlerinde belirtilen alacağa itibar edilerek asıl alacak olarak 6.698,53 TL kabul edilmiştir.
Davalının icra takibine itirazının kısmen olduğu, itiraz edilen kısmın 4.431,84 TL olduğu, davalı defterlerine belirlenen asıl alacaktan yine davalının icra takibinde itiraz ettiği kısım olan 4.431,84 TL'nin mahsubu sonucunda davalının 2.610,87 TL'lik icra takibine itirazının haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Öte yandan dava dosyasının incelenmesinde davacının davasını icra dosyasına konu bütün asıl alacak üzerinden açarak harçlandırdığı anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtildiği gibi davalının itirazı kısmen olup, itiraz edilmeyen asıl alacağa dair davacının itirazın iptalini istemede hukuki yararı bulunmamaktadır. Dolayısıyla itiraz edilmeyen kısımla alakalı olarak da aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Son olarak alacağın belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden kabul edilen alacak yönünden icra inkar tazminatı talebinin ve reddedilen kısım yönünden de davacının kötüniyetinin ispatlanamadığı anlaşılmakla söz konusu tarafların tazminat talepleri hakkında da aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davalının aleyhine yapılan Bakırköy ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına konu asıl alacağın 4.431,84-TL'lik kısmına yapmış olduğu kısmi itirazın 2.610,87-TL'lik kısmının iptali ile takibin toplamda 6.698,53-TL üzerinden DEVAMINA, (takip sırasında yapılan 3.500,00-TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına,) davacının 4.087,66-TL için talebin hukuki yarar yokluğunda reddine, tarafların icra inkar ve kötü niyet tazminatları taleplerinin şartları oluşmadığından reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, her iki taraf vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Davacı şirketin basiretli tacir gibi davranmadığını, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ticari örf ve adetlere aykırı hareket ettiğini, Davacıya iddia edilen borcun tamamı üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu,
Nitekim iş bu dava dosyasına sunmuş oldukları dilekçelerde de belirtiğimiz üzere müvekkili şirket takip konusu alacağın sadece 4.431,84-TL’lik kısmına itiraz etmiş olup müvekkili şirketin yapmış olduğu 3.500TL’lik ödeme de düşüldükten sonra takibin 587,66 TL üzerinden devam etmesi gerekirken mahkemece takibin toplam 6.698,53-TL üzerinden devamına karar vermesinin hatalı olduğunu, kaldı ki huzurdaki uyuşmazlık taşıma sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olup, huzurdaki uyuşmazlığın çözümü ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile sınırlandırılamayacağını,
dolayısıyla huzurdaki dosyanın taşıma hukukunda uzman bilirkişiye tevdi edilmesini gerekirken sadece hesap bilirkişisinden rapor alınarak hüküm kurulması hatalı olup tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin mahkeme kararının kabule ilişkin kısmının kaldırılması ve icra dosyasına yaptıkları kısmi itirazın kabulüne, davanın itirazları doğrultusunda tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Daha evvelki dilekçelerinde de beyan ettikleri üzere TTK'nın 21.maddesi uyarınca, ticari işletmesi bağlamında bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebileceğini, ayrıca bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayıldığını, mezkur somut olayda da müvekkili şirketin, davalı şirket adına açmış olduğu cari hesap kapsamında sağlamış olduğu taşıma hizmetlerinin karşılığında tarih ve miktarları zikredilmiş bulunan faturaları keşide ettiğini,
her ne kadar aralarında imzalı bir sözleşmenin bulunmadığı tespiti yapılmış olsa da müvekkili tarafından, "Abone Cari Hesap Anlaşması" başlıklı altı (6) maddeden müteşekkil sözleşme, davalı tarafa gönderildiğini, akabinde de aralarındaki ticari ilişki gereği hizmet sağlanmaya başlandığını, bu suretle TTK 21/3 uyarınca sözleşme akdedildiğini, Sözleşmenin 4.maddesinde "MÜŞTERİ, konşimento veya abone hesap numaralarının MÜŞTERİ'nin kendi personeli tarafından kullanılmış olduğu her durumda yapılan tüm gönderilerin bedellerini ödemeyi kayıtsız şartsız kabul ve taahhüt eder." denildiğini,
bu surnetle abone numarası ve konşimentoların kullanımlarına bağlı olarak keşide edilen faturaları kabulden kaçınmanın hukuka aykırı olduğunu, bu suretle mahkemenin değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, ayrıca, davalı tarafça yetkisizliğe de itiraz edilmiş olduğundan ve bu talepleri 01/07/2019 tarihli ön inceleme aşamasında reddedildiğini, hukuki yarar olmaması sebebiyle verilmiş olan kararın usul ve yasaya uygun olduğundan davalı tarafça yapılan itirazların yerinde olmadığını, kaldı ki mahkeme tarafından yetki itirazı kaldırıldığına dair karar olmadan takibe devam edilemeyeceğinden hukuki yarar bulunduğunu,
Davalı tarafından 29,5 kg'lık bir gönderi teslim edilmiş olmasına rağmen müvekkili firma ile e-posta yazışmalarında belirtilenden daha yüksek bir değerle karşılaşmış olduklarına ilişkin iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, nitekim müvekkil firmanın, 13/12/2011 tarihli ve 28141 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Elektronik Defter Genel Tebliğ uyarınca ticari defterlerini elektronik ortamda tutmakta ve her yeni dönem işlem ve kayıtlarını ara tasdiklerle devam ettirdiğini,
nitekim 19/12/2012 tarih ve 28502 sayılı resmi gazetede yayınlanan Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ'in 13/4.maddesi uyarınca müvekkili defterlerinin açılış onayı yerine ara tasdiklerle döneme devam etmesinin usulüne uygun olduğunu, Rapor ile de tespit ve sübuta erdirildiği üzere, davalı yanın ticari defterlerinde yer alan cari hesap ekstreleri birçok eksiklik barındırdığını, bu suretle davalı tarafın, dava konusu takibin dayanağını oluşturan fatura alacaklarının miktarına ilişkin kısmi itirazının, kendi ticari defterlerindeki kayıtların usulüne uygun tutulmaması sebebiyle haksız olduğunun açık olduğunu,
bu yönüyle bilirkişi raporunda yer alan tespitlere katıldıklarını, fakat hesap ekstrelerinde de görüleceği üzere yapılan ödemeler takip sonrasında muhtelif tarihlerde yapıldığını, bu sebeple takibin açıldığı tarihteki asıl alacak miktarı 8.519,50-TL olmakla 5.019,50-TL üzerinden yapılan asıl alacak tespitinin hatalı olduğu kanaatinde olduklarını, iş bu hususun istinaf incelemesi sonucunda istinaf mahkemesince tartışılarak sübuta erdirilmesi ve talepleri gibi hüküm kurulması gerektiğini, Bu kapsamda,
davanın tümden kabul edilmesi gerekirken aksi yönde kısmen kabul kısmen ret kararının hatalı olup reddedilen kısım yönüyle kararın tehiri icra talepli kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı her iki taraf vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 3.000 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar, yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2021 yılı itibariyle 5.880,00 TL'ye baliğ olmuştur.
İcra takibinde 8.519,50 TL asıl alacak ve 418,49 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.937,99 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, davalı borçlunun takipte istenen 4.431,84 TL yönünden kısmı itirazda bulunduğu, davacı tarafından itirazın iptali dava dilekçesinde dava değerinin 8.519,50 TL ( Takipte istenen asıl alacak tutarı) olarak gösterildiği ve takipte istenen asıl alacak tutarı yönünde itirazın iptali ile takibin devamı için dava açıldığı,
, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile takip konusu asıl alacağa yönelik 4.431,84 TL lik kısmına yapılan kısmi itirazın 2.610,87 TL lik kısmının iptali ile takibin toplamda 6.698,53 TL üzerinden devamına, itiraz edilmeyen asıl alacak tutarı bakiyesi 4.087,66 TL yönünden hukuki yarar yokluğundan talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre davada kabul edilen ve reddedilen tutar yönünden, kararın her iki taraf yönünden de kesin nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. HMK' nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları hakkında aynı Yasa'nın 352/1.b maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür.
Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen kararın, karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurularının reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/333, K. 2024/166, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama