KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/924
- Karar no
- 2024/1367
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 29.03.2021
- Numarası
- 2020/302 Esas - 2021/276 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.349 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile genel kredi sözleşmesi ve kredi kartı sözleşmesi yapıldığını, diğer davalı ...'ın da sözleşmeleri müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine Gebze ... Noterliğinin 14.12.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı işlemi ile davalıya ihtarname gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine de davalılar hakkında İstanbul ...
İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu davalıların bu takibe itiraz ettiğini, bunun üzerine de itirazın iptali davası açtıklarını belirtmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; tüketici mahkemelerinin görevli olması nedeniyle görevsizlik, kendi adresinin ve davalı şirketin adresinin Avcılar olması nedeniyle de yetkisizlik itirazında bulunmuştur.
Aynı banka tarafında kendisi aleyhine İstanbul Anadolu Adliyesinde başka takiplerde açıldığını, kendisine mükerrer takip yapıldığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davalı şirketin davalı bankadan ne kadar kredi çektiğini ve bu kredinin ne kadarını ödediğini bilebilecek durumda olmasına karşın icra takibine itirazda bulunması iyiniyetli görülmeyerek davalı şirket aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. Diğer davalı ... Katar davacı banka ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmeleri müteselsil kefil olarak imzalamıştır.
Dosya içerisine alınan genel kredi sözleşmesinden bu durum anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 586'ya göre. "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz.
Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir." Dosya içerisindeki genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmenin eki kefalet hükümlerinden davalı ...'ın müteselsil kefil olduğu anlaşılmakla davacı bankanın 6098 sayılı TBK m. 586'ya göre doğrudan kefili takip etmekte hukuki yararı bulunmaktadır.
Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Davalı banka dosyaya sunduğu hesap kat ihtarnamesi ile asıl borçlunun TBK m. 386'ya göre ifada geciktiğini kanıtlamaktadır. Dolayısıyla davalı kefil ... hakkında açılmış olan itirazın iptali davasının da asıl borçlunun borcunu ödememiş olması dikkate alınarak kabulüne yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Davalı kefil ...'ın kefil olduğu genel kredi sözleşmesine göre bu sözleşmeye konu borcun ödenmemesi durumunda borca müteselsilen kefil olduğunu bilebilecek durumda olması ve asıl borçlu ile birlikte kendisi aleyhine de icra takibi başlatıldığında hukuken borçtan sorumlu olduğu halde takibe haksız olarak itirazda bulunduğunun anlaşılması nedeniyle davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir" denilerek, davanın kısmen kabulü ile İstanbul ...
İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 52.715,11-TL kredi kartı sözleşmesi, 59.836,15-TL ve 68.754,90-TL iskonto sözleşmesi, 484,21-TL masraf alacakları olmak üzere toplam 181.790,37-TL üzerinden devamına, asıl alacağın takip tarihinden itibaren aynı koşullarla devamına, takibin 6100 sayılı HMK madde 26 talepte bağlılık ilkesine göre 19.000,00-TL çek sorumluluk bedelinin davalılar tarafından depo edilmesi talebinin kabulü ile takibin çek sorumluluk bedeli yönünden 19.000,00-TL üzerinden aynı koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan 181.790,37-TL ve 19.000,00-TL toplamı üzerinden %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
İlk derece mahkemesi kararına dayanak olan bilirkişi raporunda müvekkilinin kredi kartı toplam alacağının 62.824,96 TL olarak hesaplanmış olmasına rağmen mahkeme kararında bu alacak 52.715,11 TL olarak belirtildiğini, mahkemenin sadece asıl alacağı dikkate aldığını ve fakat takip tarihine kadar işleyen faiz ve masrafları gözden kaçırdığını, bu sebeple ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerektiğini, Müvekkili banka tarafından davalılara gönderilen Gebze ...
Noterliği'nin 14.12.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde açıkça müvekkilinin esnek hesap alacağı olduğu da belirtildiğini, mahkeme kararına esas bilirkişi raporunda da davalıların müvekkili bankaya 22.864,29 TL esnek hesap borcu olduğunun açıkça belirtildiğini, buna rağmen mahkemede bu konuda herhangi bir karar verilmediğini, bu sebeple de ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının davalı müteselsil kefil ile davalı asıl borçludan tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır... ilişkindir.
İlk derece mahkemesince sunulan deliller ve alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında, davacı banka tarafından, davalılar aleyhinde üç kalem alacak için icra takibi başlatıldığı, bunlardan birincisinin kredi kartı alacağı, ikincisinin iskonto kredisi alacağı üçüncüsü de çek sorumluluk bedelinin depo edilmesine ilişkin gayri nakdi alacağı dayandığı,
hükme esas alındığı gerekçede belirtilen bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar ışığında davacının davalılardan kredi kartı sözleşmesinden kaynaklı olarak toplam 52.715,11 TL, iki ayrı iskonto kredilerinden kaynaklı olarak 59.836,15 TL ve 68.754,90 TL, 484,21 TL masraf alacağı olmak üzere nakit krediler nedeniyle toplam 181,790,37 TL asıl alacak ve çek sorumluluk bedeli yönünden taleple bağlı olarak 19.000,00 TL yönünden takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince deliller ve alınan bilirkişi roporundaki tespit ve hesaplamalar ışığında davacının takipte talep edebileceği alacak tutarları dikkate alınarak karar verildiği gerekçede ifade edilmiş ise de, davacının icra takibi ve eldeki davadaki talebi yalnızca kredi kartı sözleşmesinden ve iki ayrı iskonto kredilerinden kaynaklı ve çek sorumluluk bedeline ilişkin değildir.
Gerek takip talebine ekli kat ihtarı içerğinde, gerekse alınan bilirkişi raporunda davacının davalılara ... hesap nolu Esnek Hesap hesabından kullandıralan kredi nedeniyle takip tarihi itibariyle 22.864,29 TL alacak talep edebileceği hesaplanmış, davacının bu kalem alacağı hususunda gerek gerekçeli kararda gerekse hükümde değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur.
Zira gerek HMK'nın 297.maddesi gerekse 26.maddesi uyarınca davadaki her bir talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gereklidir. Bilindiği üzere Anayasa ve HMK'nın 297.maddesinde mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği belirtilmiştir.
HMK'nın 297/1.c maddesinde gerekçede, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi ve sabit görülen vakıalar ve çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yazılacağı düzenlenmiştir. Yani gerekçede tüm deliller değerlendirilmeli, her bir talep hakkında karar verilmeli, her bir uyuşmazlık noktasının nasıl aşıldığı gösterilmelidir.
Dava dilekçesi dikkate alınarak, takipte istenen asıl alacağa dayanak her bir talep hakkında gerekçeli ve denetime elverişli bir karar verilmelidir. Bu durumda istinaf denetimine uygun bir kararın varlığından söz edilemeyeceğinden, istinafa konu kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Kabule göre de hükme esas alınan bilirkişi raporunda kredi kartı alacağı yönünden davacının takip tarihi itibariyle davalılardan 52.715,11 TL asıl alacak dışında işlemiş faiz, geçmiş dönem faizi ve BSMV olarak 62.824,96 TL talep edebileceği belirtilmiş, ancak ilk derce mahkemesince gerekçeli karar ve hükümde bu kalem yönünden yalnızca 52.715,11 TL asıl alacak dikkate alınarak hüküm kurulmuş, bakiye tutarın ise neden reddedildiği açıklanmamıştır.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu hükmünün kaldırılarak, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/924, K. 2024/1367, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama