KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/330
- Karar no
- 2025/601
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/12/2021
- Numarası
- 2020/195 E. - 2021/962 K.
- Davanın konusu
- İtirazın iptali (Ticari satımdan kaynaklı
Karar Metni
1.365 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satış sözleşmesi nedeniyle müvekkilince düzenlenen 21.047,27 TL bedelli 27.03.2018 tarih ve ... nolu faturanın vadesinde ödenmemesi halinde aylık %5 vade farkı uygulanacağının kayıt altına alındığını, davalının fatura borcunu ödememesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyanda başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında yazılı bir satım sözleşmesi bulunmadığını, faturanın müvekkiline teslim veya tebliğ edilmediğini, faturaya konu malın teslim edilmediğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların ticari defterlerinin birbirini doğrulamaması, mutabakatsızlık bulunması sebebiyle dosya kapsamında bulunan fatura ve irsaliye sebebiyle davalı şirket yetkilisi isticvap edilmiştir.
Şirket yetkilisince davalı tarafından kendilerine mal teslimi yapılmadığı, malı teslim alan ...'nun çalışanı olmadığını beyan ettiği, SGK kayıtlarında davalı şirketin ... adlı çalışanının olmadığı görülmüştür.Davacının delil listesinde yemin deliline dayandığı anlaşıldığından davacıya yemin delili hatırlatılmış, davacı tarafından yemin metni sunulmuş ve davalı şirket yetkilisi tarafından uyuşmazlığa konu malların kendilerine teslim edilmediğine ilişkin yemin edilmiştir.
Hal böyle olunca kesin delil olan yemin dikkate alınarak ve ispat yükü üzerinde olan davacının alacağın varlığını ve faturaya konu mal teslimini ispat edememesi sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili tarafından dava dışı ...'nun tanık olarak dinlenmesi ve iş yerine yazı yazılması istenmiş ise de süresi içerisinde tanık listesi sunulmadığı ve malı teslim aldığı iddia olunan ilgili şirketin araştırılarak yazı yazılması hususunda delil listesinde talepte bulunulmadığı, ...'nun teslim alan olarak irsaliyede dava açılmadan önce görüldüğü, söz konusu taleplerin dava dilekçesinde belirtilmediği, kaldı ki dava dışı şirketin davalı şirket ile çalıştığını kabul etmesi halinde bu kabulün davaya konu malların davalıya teslimini ispat etmeyeceği anlaşıldığından davacı tarafın talepleri kabul görmemiştir.
Davacı tarafın kötüniyetli olduğu davalı tarafından ispat edilemediği..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında fatura konusu malların teslim edildiğini, dosyadaki email yazışmalarından da sözleşme ilişkisinin anlaşılacağını, faturaya süresinde itiraz edilmediğini, emtianın davalı şirkete teslim edildiğinin sunulan depo çıkış fişi ve sevk irsaliyesi ile ispatlandığını, alınan bilirkişi raporunda da emtianın ... plakalı araca teslim edildiği ve teslim alan kişinin ... olduğunun belirlendiğini,
bu kişinin davalının çalışanı olmadığının belirtilmesi üzerine teslim alan kişinin kimliğinin tespiti ve dava konusu malların teslim edildiği tarih olan 27.03.2018 tarihinde ...'nun çalıştığı şirketin tespiti için yazı yazılmasının istendiğini, mahkemece bu isteğin kabul edilerek ...'nun Mart 2018 yılında çalıştığı şirketlerin tespiti için SGK'ya müzekkere yazılmasına karar verildiğini, ayrıca 15.09.2021 tarihli ara kararı ile de ...'nun kimlik bilgilerinin tespiti amacıyla abonelik bilgilerinin ...'den istenmesine karar verilmesine rağmen bu ara kararlar gözetilmeksizin davanın reddine karar verildiğini,
dava açılmadan önce sevk irsaliyesinde adı yazan ...'nun davalı şirkette çalışıp çalışmadığının bilinmediğini, bu kişinin davalı şirkette çalışmadığının bilirkişi raporundan sonra öğrenildiğini, bu nedenle dava tarihinde bu kişinin tanık olarak gösterilemeyeceğini, HMK'nın 145. maddesi uyarınca tarafın kusurundan kaynaklamayan delilin sonradan gösterilebileceğini, bu nedenle anılan kişinin tanık olarak dinlenmesi gerektiğini, bu hususun esasen hakimin aydınlatma yükümlülüğü içinde olduğunu, davalı şirket yetkilisinin emtianın teslim edilmediğine ilişkin yalan yemin ettiğini,
yeminde ticari ilişki bulunmadığının belirtilmesine karşın sunulan yazışmalardan ticari ilişki bulunduğunun anlaşılacağını, mail yazışmalarında davalı şirket yetkilisi ... ve ... ile davacı şirket yetkilisi arasında 2018, 2019 ve 2020 yılları arasında mal alım satımı gerçekleştirildiği ve taraflar arasında süregelen bir ticari ilişkinin bulunduğun açıkça görüleceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, 27.03.2018 tarihli ve 21.047,27 TL bedelli satım faturası ile faturadaki vade farkı şartı nedeniyle fatura tarihinden takip tarihi olan 15.03.2019 tarihi arasındaki işlemiş faizi olmak üzere toplam 35.816,65 TL'nin tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ...İcra Müdürülüğünün ...
Esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatmıştır. Ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle takip durmuş; itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu ve bu ticari ilişkide satım konusu emtianın davalıya teslim edildiğini davacı kanıtlamalıdır.
Dava konusu fatura kapsamındaki emtianın 27.03.2018 tarihli sevk irsaliyesi ile ...'ya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda anılan kişinin davalının çalışanı olup olmadığı veya davalı adına mal veya hizmet teslimine yetkili olup olmadığı önem kazanmaktadır. Satım sözleşmesine konu emtianın teslimi tanıkla ispatlanamaz. Teslim olgusunun yazılı delil ile kanıtlanması gerekmektedir. Emtianın ...'ya teslim edildiği de kanıtlanmıştır.
Bu aşamadan sonra bu kişinin davalı şirket ile olan ilişkisinin araştırılması gerekmektedir. Dava konusu faturanın davalıya tebliğine ilişkin bir kanıt sunulmamıştır. Yapılan bilirkişi incelemesinde de faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı belirlenmiştir. Emtianın teslim edildiği ... plakalı aracın, Sakarya Emniyet Müdürlüğünün 08.06.2021 tarihli yazısı ile gönderilen sahiplik belgesine göre davalıya ait olmadığı anlaşılmaktadır.
Emtianın teslim edildiği ...'nun davalı şirketin kayıtlı çalışanı olmadığı yapılan SGK araştırmasından anlaşılmaktadır. İrsaliyede yazılı cep telefonunu bu kişi adına kayıtlı olduğu dosyadaki 17.09.2021 tarihli ... AŞ yazısından anlaşılmaktadır. Getirtilen SGK bordrosunda teslim alan ...'nun 2018 yılı Mart ayında davalı şirkette çalışmadığı, bu tarihlerde ...'ın iş yerinde çalıştığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda teslim alan kişinin tanık olarak dinlenmesi ve buna göre davalı ile irtibatının kurulması mümkün değildir. Davacı vekilinin dayandığı elektronik postalar taraflar arasında bir sözleşmenin kurulduğuna kanıt oluşturmamaktadır. Bu yazışmalar daha çok sözleşme öncesi görüşmelere ilişkindir. Yazışmalarda hiç bir şekilde teslim ve sevk irsaliyesinden söz edilmemektedir.
Davalı yetkilisi mahkemenin 14.09.2021 tarihli oturumunda, taraflar arasında ticari ilişki ve emtianın teslimi hususunda isticvap edilmiştir. İsticvap beyanında, teslim alanın davalı şirket çalışanı olmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı belirtilmiştir. Taraflar arasında fatura tarihinden önce yazışma yapılmış olması yukarıda belirtildiği üzere yazışmanın içeriğine göre, fatura konusu emtianın teslim edildiği anlamına gelmemektedir.
Davacının yemin teklifi üzerine davalı şirket yetkilisi 07.12.2021 tarihli oturumda, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı ve emtianın teslim edilmediği konusunda yemin etmiştir. Dairemizin yalan tanıklık suçunun tespiti ile cezalandırılması konusunda yetkisi bulunmamaktadır.
Teslim olgusunun tanıkla kanıtlanması imkanı bulunmadığından ve getirtilen belgelere göre teslim alan kişinin davalı şirket ile ilgisi bulunmadığı anlaşılmakla, ...'nun veya başka bir kişinin tanık olarak dinlenerek teslim olgusunun kanıtlanması imkanı bulunmamaktadır. Sonuç olarak, davacı şirket basiretli bir tacir olarak taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ve bu sözleşme kapsamında teslimi gereken emtiayı davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle kanıtlamamıştır.
Mahkemece yapılan inceleme yeterli olup, bir kısım emarelerden hareketle emtianın davalıya teslim edildiği kabul edilemez. Emtianın teslim edildiği kişi ile davalı şirket arasında bir ilişki kanıtlanmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2022/330, K. 2025/601, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama