İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/332 K.2025/684

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş…

Esas2022/332Karar2025/684Tarih24 Nisan 2025Okuma14 dk · 2.870 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
24 Nisan 2025
Dosya no
2022/332
Karar no
2025/684
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
11.11.2021
Numarası
2019/625 Esas - 2021/897 Karar
Dava
Menfi Tespit (Pay devir sözleşmesinden kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.870 kelime·14 dk okuma·3 bölüm

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 03.09.2019 tarihinde hisse satın ama protokolü (...- taraflarca yapılacak ana ticari ve hukuki anlaşmanın ön hatlarını belirleyen çerçeve sözleşme) düzenlendiğini, sözleşmenin konusunun, sözleşmede yatırımcı olarak tanımlanan davacının, davalı ...

A.Ş.’nin %50 hissesini toplam 3.500.000.00 USD karşılığında satın almasına ilişkin olduğunu, müvekkilinin sözleşmede öngörülen 200.000.00 USD'yi satıcıya ödediğini, müvekkilince ... Bankası ...

Şubesine ait 15.11.2019 keşide tarihli 495.000,00 TL bedelli çekin davalıya verildiğini, yapılan ödemeye rağmen davalının sözleşme ile üstlendiği edimleri ifa etmediğini, müvekkilinin saf dışı bırakılarak bu aşamada dahi hiç bir projede müvekkilinin fikrinin alınmadığını, davalının hiç bir edimini yerine getirmemesi sebebi ile taraflar arasında ki 03.09.2019 tarihli sözleşmenin işlevsiz kaldığını ve zımnen sona erdiğini, müvekkilinin 200.000 USD'yi boşuna ödediğini, 15.11.2019 tarihli çekin de ödenmemesi gerektiğini, konusuz kalan sözlemenin feshinin gündemde olduğunu,

müvekkilinin bu sözleşme kapsamında asgari düzeyde dahi kanal ile ilişkilendirilmediğini, müvekkilinin ciddi miktarda ödeme yapıp, büyük miktarlı çek vermesine rağmen sözleşmenin davalı yanca hiç bir şekilde ifa edilmemesi nedeniyle bedelsiz kalan çekin ödenmesinin tedbiren durdurulması gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan bir borcunun bulunmadığının tespitine, çekin takibe konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava değerinin 495.000,00 TL olarak belirtilerek harç yatırılması nedeniyle, 09.07.2020 tarihli oturumda sözleşme bedeli olan 3.500.000,00 USD'nin dava tarihindeki kur karşılığı 20.069.700,00 TL üzerinden eksik harcı tamamlaması için davacıya 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Davacı kesin süre içinde eksik harcı tamamlamamıştır.

Davacı vekili 15.10.2020 tarihli duruşmada ıslah beyanında bulunarak, 15.10.2020 tarihli dilekçesi ile davayı HMK'nın 180. maddesi gereğince tamamen ıslah ederek, 15.11.2019 keşide tarihli 495.000,00 TL bedelli çek nedeniyle menfi tespit isteminde bulunmuştur.Davalı vekili, savunmasında özetle; menfi tespit davası için zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davacının 03.09.2019 tarihli hisse satın alma protokolü kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmenin 2.maddesinde, davacının ...

AŞ'nin %50 hissesini 3.500.000 USD karşılığı satın almasına ilişkin esasların düzenlendiğini, 4. maddesinde davacının 06.09.2020 tarihinde 200.000 USD kapora ödeyeceği, ödenmesi gereken 3.500.000 USD'nin 800.000 USD'sinin 2019 yılı Eylül ayının sonunda ödeneceği, Aralık ayı sonunda 1.000.000 USD'nin ödeneceğinin, bakiye 1.500.000 USD'nin ise 2020 yılı Nisan ayı sonunda ödeneceğinin, bu protokolde bahsedilmeyen ve detayları belirtilmeyen idareye, işleyişe, teknik konular ve hisse devrine ilişkin hususların ana sözleşmede detaylandırılacağı, protokolü takiben imzalanacak ana sözleşme ile davacının ...

AŞ'nin iştiraki olan şirketlerden biri olacağı, ana sözleşmenin ...

AŞ'nin iştiraki olan şirketlerden biriyle akdedileceği, bu hususun sözleşmenin imzalanması sürecinde netlik kazanacağının kararlaştırıldığını, protokolün halen geçerli ve ayakta olduğunu, davacının, müvekkiline kusur atfederek yükümlülüklerinden kaçınmaya çalıştığını, sözleşmenin konusu, ödeme sekli ve planı incelendiğinde %50 hissenin bedelinin 3.500.000,00 USD olduğunu, oysa dava dilekçedeki açıklamalardan bağlama parasının ödenmesi ile %50 payın davacıya verileceğine davacının inandığının anlaşıldığını, toplam ödemeye göre az bir miktar ödeyen davacıya pay devri yapılamayacağını,

bağlama parasının TBK'nın 177. maddesine göre ancak sözleşmenin yapıldığına kanıt olabileceğini, davacının ana sözleşmeyi tüm bilgilerin paylaşılmasına rağmen imzalamadığını, davacının Kasım Aralık ayında yapması gereken ödemeleri yapmadığını, sözleşmenin 6.maddesine göre iki ay öncesinden gönderilecek yazılı bildirim ile sözleşmenin feshedilebileceğini, oysa davacının buna ilişkin ihtarname göndermediğini, çekin sözleşmede yer almadığını ve bu nedenle çekin bu sözleşmeye bağlanmasının çekin soyutluğu ilkesine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı vekili, davacının ıslah dilekçesine karşı sunduğu 02.11.2020 tarihli dilekçesinde, ıslah ile davanın netice ve talep kısmını daralttığını, ıslahın daraltılan kısım bakımından feragat niteliğinde olduğunu, bunun usul işlemi olmayıp maddi hukuka ilişkin kısmi feragat olduğunu, eksik harç nedeniyle davanın reddinin önlenmeye çalışıldığını, bu nedenle 3.500.000,00 USD tutara yönelik davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini ve yargılama giderinin buna göre belirlenmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı ... Aş vekili dava dilekçesinde 03/09/2019 tarihli hisse satın alma protokolü nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan bir borcu olmadığının tespiti talep etmiş isede davacı vekili 15/10/2020 tarihli celsede ıslah talebinde bulunduğunu beyan etmiş, bu beyan doğrultusunda HMK 180 gereğince dosyaya 15/10/2020 tarihli dilekçe sunmuştur.

Dilekçe ile davanın tamamen ıslah edildiği, 15/11/2019 keşide tarihli 495.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çekin ödenmemesi için harcını yatırdıkları 495.000,00 TL miktar üzerinden menfi tespit davasına devam ettiklerini bildirmiştir.Mahkememizce HMK 180 gereğince sunulan dilekçe davalı tarafa tebliğ edilmiş, davalı vekilide 02/11/2020 tarihli dilekçeyi ibraz etmiştir.

Böylece HMK 180 in öngördüğü usulü işlemlerin tamamlandığı sabit olmuştur.Davalı tarafın arabuluculuk dava şartı itirazı ; alacak istemi taşımayan menfi tespit davaları zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığından 28/01/2021 tarihli duruşma ara kararı ile reddedilmiştir.Taraflar arasında 03/09/2019 tarihli hisse satın alma protokolünün bağıtlandığı, davacı ... Aş nin protokolün 4.1 md gereğince 200.000,00 USD kaparo yu davalıya ödediği taraflar arasında tartışmasızdır.

Sözleşmenin 4.2 vd maddeleri ile bakiye 3.500.000,00 USD nin satış bedeli bakiyesi 3.300.000,00 USD nin 2020 yılı Nisan ayı sonuna kadar davacı tarafından ödenmesi kararlaştırılmıştır. Ödeme konusunda protokolde başkaca kayıt yoktur.Davacı taraf 24/10/2019 tarihinde çekin teslim edildiğine dair tutanağı sunmuştur.

SMM bilirkişi ...'ün tarafların lehine delil olarak kabul edilecek ticari defter ve kayıtlarında yaptığı inceleme ile tespit ettiği üzere; taraflar arasında davaya konu protokol dışında ticari ilişki olmadığı, davaya konu 495.000,00 TL bedelli çekin her iki tarafın ticari defterlerinde davalı borcu olarak kayıtlı olduğu, davacı ...

Aş nin çeki protokol kapsamında yapması gereken bakiye ödemelere mahsuben davalı şirkete teslim edip verdiği belirlenmiştir.Bilirkişi tespitleri karşısında davalının çekin protokol ödemesi olmadığı ve soyutluk ilkesi savunması kabul edilmemiştir.Sözleşmenin 6. maddesinde sözleşmenin feshi düzenlenmiştir.Davacı taraf bu madde gereğince Beyoğlu ...Noterliği nin 15/01/2020 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnameyi ibraz etmiştir.

İhtarnamede ihtar tarihinden geriye dönük olarak sözleşmenin fesih edildiği, açıklanmıştır. Davacı sözleşmeyi fesih iradesini 6. Md gereğince açıkca ortaya koymuş olup, ihtar tarihinden itibaren ( 6.md ile öngörülen) 2 aylık süre içinde de davacı tarafın ödeme yapmadığı, durumda değişiklik olmadığı alınan bilirkişi raporu ile belirlenmiştir.Bu nedenle sözleşmenin ayakta olmadığı sabit bulunmuştur.

Davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı sunduğu dilekçede sözleşmenin ayakta olduğu savunması kabul edilmemiştir.Mahkememizce 03/09/2019 tarihli sözleşme gereğince verilen. Keşidecisi davacı ... Aş , lehdarı davalı ... Aş olan 15/11/2019 keşide tarihli 495.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çek nedeniyle davacı ... Aş nin davalı ...

Aş ye borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde müvekkili şirketin davalı tarafa sözleşmeden kaynaklanan borcu bulunmadığının tespitini istemiş ise de; mahkememiz dosyasında verilen kesin süre içinde sözleşme miktarı üzerinden davacı tarafça eksik nisbi harç tamamlanmamıştır. Bu nedenle sözleşmeden kaynaklanan borcu olmadığının tespiti istemli açılmış bir dava yoktur.

Nisbi harcı yatırılarak açılmış bir dava olmadığından davacının bu talebi konusunda da karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.Davalı ... Aş vekili; davacının ıslah ile davasını daralttığını, bu nedenle daraltılan kısım yönünden feragat nedeniyle lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine karar verilmesini istemiş isede; davacı 495.000,00 TL çek bedeli üzerinden nisbi harcı yatırarak dava açmıştır.

3.500.000,00 USD sözleşme bedeli üzerinden nisbi harcı yatırılarak açılan bir dava yoktur. Bu nedenle mahkememiz davacının bu talebi konusunda karar vermemiştir. Açılmayan davadan feragat de söz konusu olmayacaktır.

Davalı tarafın yargılama gideri vekalet ücreti talebi yerinde bulunmamıştır...." gerekçesiyle, davacının 03.09.2019 tarihli 3.500.000,00 USD bedelli hisse satın alma protokolü gereğince davalı şirkete borçlu olmadığına ilişkin açılmış bir dava bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının lehdarı davalı şirket olan 15.11.2019 keşide tarihli 495.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davadan önce TTK'nın 5. maddesine göre başvurulması gereken zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığını, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi uyarınca uyuşmazlıktan önce başvurunun dava şartı olduğunu, menfi tespit davalarında zorunlu arabuluculuğun dava şartı olduğuna ilişkin bir çok yargı kararı bulunduğu ve davanın bu yönüyle usulden reddi gerektiğini,Dilekçelerin teatisi aşamasının tamamlanmasından sonra sunulan ıslah dilekçesi olarak adlandırılan dilekçe ile taleplerin daraltıldığını ve dilekçenin esasında feragat niteliğinde olduğunu,

zira dava dilekçesinde davacının, 03.09.2019 tarihli sözleşme nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin istendiğini, harcın eksik yatırıldığını, daha sonra ise çek bedeli olan 495.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin istendiğini, bu dilekçenin ıslah dilekçesi niteliğinde olmadığını, ıslahın amacının iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının aşılmasını sağlamak olduğunu,

yasal düzenlemelere göre davacının 15.10.2020 tarihli "tamamen ıslah" dilekçesinde herhangi bir yeni vakıa ileri sürülmediği gibi bu dilekçe ile yalnızca davanın açılması esnasındaki dava dilekçesinin netice ve talep kısmının daraltıldığını ve talebin ıslah niteliğinde olmadığının görüleceğini, talebin daraltılmasının feragat niteliğinde olduğunun dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu,21.05.2021 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararında tanığın gelecek celse dinlenmesi için adına davetiye çıkarılmasına karar verildiğini,

sonraki duruşma tarihi olan 30.09.2021 tarihinde yapılan duruşmada bu tanığın zorla getirilmesine karar verildiğini, 11.11.2021 tarihinde ise tanığın HMK 241. maddesi uyarınca dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilerek delillerinin toplanmadan karar verildiğini, anılan yasa hükmünde bir kısım tanıkların dinlenmesi halinde, diğerlerinden vazgeçilmesinin düzenlendiğini, bu davada ise dinlenmiş veya dinlenecek tanık bulunmadığını,Davaya konu çekin davacı tarafından düzenlenmesi nedeniyle davacının çek nedeniyle borçlu olduğunu, bilirkişi raporuna yönelik itirazların dikkate alınmadığını,

ön sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğine ilişkin mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, zira sözleşmenin 6. maddesine göre herhangi bir eksik veya kusurlu durum ortaya çıktığında tarafların birbirine yazılı ihtar göndereceği ve birbirlerine iki ay süre vereceğinin kabul edildiğini, bu maddeye rağmen, anılan maddeye uygun olarak davacı tarafından gönderilmiş herhangi bir yazılı ihtar bulunmadığını, dosyada bulunan ve kararda esas alınan ihtarın anılan maddeye uygun bir ihtar olmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,

kararın kaldırılmasına ve davanın istinaf nedenleri doğrultusunda reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, taralar arasında düzenlenen hisse senedi devirine ilişkin ön sözleşme uyarınca verilen çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemiyle açılmış bir menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,

HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen 03.09.2019 tarihli Hisse Satın Alma Protokolü ile yatırımcı olarak adlandırılan davacı şirketin, sözleşmede kanal olarak adlandırılan ...

AŞ'nin %50 payını toplam 3.500.000 USD bedelle satın almasına ilişkin tarafların hak ve yükümlülükleri belirlenmiştir. (sözleşmenin 2.maddesi) Sözleşmenin 3.maddesinde tarafların hak ve yükümlülükleri düzenlenmiştir.

Buna göre; buna göre davalı, davacının uğrayacağı muhtemel zararlara karşı önlemler alarak işlemleri yürüteceği, tarafların sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getirirken özenli davranacağı, tarafların sözleşme ile yüklendiği edimlerini en uygun ve makul sürede yerine getireceği kabul edilmiştir.Dava konusu Protokol, tarafların ileride düzenleyecekleri nihai hisse alım satım sözleşmesinin ilkelerini belirlemek üzere ön sözleşme şeklinde düzenlenmiştir.

Sözleşmede amaçlanan hedef, davalı şirketin %50 payının kararlaştırılan bedelle davacı tarafından satın alınmasıdır. Sözleşmenin 4.maddesinde ödeme şekli ve planı belirlenmiştir. Anılan maddede;"4.1. Yatırımcı, 06.09.2019 tarihinde Kanal'a 200.000,00 USD kapora ödemeyi kabul eder. 4.2. Yatırımcı'ya taahhüt ettiği 3.500.000,00 USD'nin 800.000,00 USD'ye tekabül eden kısmını 2019 yılının Eylül ayının sonunda ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder.4.3.

Yatırımcı 2019 Yılı Aralık ayının sonunda Kanal'a 1.0000.000,00 USD ödeyeceğini kabul eder.4.4. Yatırımcı 3.500.000,00 USD'nın bakiye kalan 1.500.000,00 USD'lik kısmını 2020 Yılı Nisan Ayı'nın sonunda ödeyeceğini kabul eder.4.5. İşbu ... Protoklünde bahsi geçmemek ve detayları belirtilmemekle beraber yönetime, idareye, işleyişe, teknik konulara ve hisse devir bahsine ilişkin tüm hususlar Ana Sözleşme'de detaylandırılacaktır.4.6. İşbu ...

Protokolünü müteakiben imzalanacak olan Ana Sözleşme'de sözleşmeye taraf yatırımcının ... A.Ş.'nin iştiraki olan şirketlerden biri olacağı hususunda taraflar mutabık kalmış olup. Ana Sözleşme ...'in iştiraki olan şirketlerden biriyle akdedilecektir. İşbu husus Ana Sözleşme'nin imzalanması sürecinde netlik kazanacaktır." düzenlemesi bulunmaktadır.Sözleşmenin 6.maddesinde ise fesih süreci.

"İşbu sözleşme taraflardan birinin Sözleşme hükümlerine mücbir sebepler hariç uymaması veya yine mücbir sebepler dışında herhangi bir sebeple taahhüdünü yerine getirmemesi, eksik veya kusurlu yerine getirmesi, ve kendisine diğer tarafça yapılacak yazılı ihtara rağmen 2 (iki) ay içerisinde söz konusu durumu düzeltmemesi hallerinde diğer tarafça haklı nedenle fesih olunabilecektir." şeklinde düzenlenmiştir.Sözleşme kapsamında davacının 200.000 USD ödediği, ayrıca dava konusu edilen keşidecisi davacı şirket olan ve davalı emrine düzenlenen ...

Bankası AŞ'ye ait 15.11.2019 düzenleme tarihli ... numaralı ve 495.000 TL bedelli çeki sözleşme ile bağlantılı olarak ifa amacıyla davalıya verildiği anlaşılmaktadır.Cevap dilekçesinden, soyut olarak çekin müceretliği ilkesinden söz edilmesine rağmen, mahkemece yapılan incelemede çekin sözleşme kapsamında verildiği belirlenerek kabul edilmiş ve istinaf başvurusunda bu yöne ilişkin açık bir istinaf başvurusunda bulunulmamıştır.

Taralar arasında esas sözleşmenin imzalanmadığı, sözleşmenin imzalanması için davacı veya davalının protokol gereğince bir birlerini uyarmadıkları anlaşılmıştır.

Davacı 19.11.2019 harç tarihli dava dilekçesi ile maddi vakıaları anlattıktan sonra talep kısmında, davacının anılan protokol kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespiti talep edilmiş ve dava değeri olarak çek bedeli olan 495.000 TL üzerinden harç yatırılmıştır.Davada, sözleşme nedeniyle menfi tespit talebi bulunduğundan mahkemece, sözleşme değeri üzerinden eksik harcın tamamlanması için davacı vekiline 09.07.2020 tarihli oturumda eksik harcın yatırılması için davacıya süre verilmiştir.Davacı vekilince sunulan 15.10.2020 tarihli dilekçe ile dava tamamen ıslah edilerek,

sözleşme kapsamında verilen 200.000 USD peşinatın yanı sıra daha fazla zarara uğramamak için, davanın tamamen ıslah edilerek 495.000 TL bedelli çek nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.Davanın açıldığı 19.11.2019 tarihinde tarihte yürürlükte bulunan TTK'nın 5.maddesine göre menfi tespit davası açılması için zorunlu arabululuculuğa başvurulmasına gerek bulunmamaktadır.Cevap dilekçesinde ve istinaf başvurusunda belirtilen bir kaç ayrık karar dışında bu husustaki yargı uygulamaları kararlılık kazanmıştır.

Nitekim 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31.maddesiyle TTK'nın 5/A maddesinde yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında" ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.

Bu nedenle dava tarihi itibariyle, davadan önce arabulucuya başvurma şartı bulunmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Yukarıda belirtildiği üzere taraflar arasındaki protokol pay devrinin yapılmasına ilişkin ön protokoldür. Davacı bu kapsamda peşin ödemeyi yapmış ve dava konusu çeki ifa amacıyla vermiştir.

Ancak geçen süreçte tarafların esas sözleşmeyi imzalamak için bir birlerine çağrı yapmadıkları ve esas sözleşmenin yapılmasının sürüncemede bırakıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 4. maddesinde davacının ödeme edimlerinin vadeleri belirtilmiş, ancak davalının edimi olan pay devrine ilişkin hususlar düzenlenmeyerek esas sözleşmeye bırakılmıştır. Protokolün düzenlenmesinin temel amacı, ödemeyi yapan davacının, davalı şirketin paylarının belirlenen kısmına sahip olmasıdır.

Davalı, kendi edimine ilişkin ifa teklifinde bulunmamış ve bunun için sözleşme düzenlenmesini dava aşamasında dahi talep etmemiştir. Sözleşmenin 6. maddesinde fesih usulü belirlenmiştir.

Ancak iki tarafa borç yükleyen bu sözleşmede, davalının ediminin belirlenmemesi ve davalının edimini belirleyecek olan asıl sözleşmesinin imzalanması için davalının bir çabasının bulunmaması nedeniyle, davacının bu sözleşme ile bağlı tutulması sözleşmedeki edim dengesine aykırıdır.Nitekim, bu tür mali hakları içeren sözleşmelerin feshi için bir neden de gerekmemektedir.

Feshin haksız olması halinde, fesih nedeniyle zarara uğrayan tarafın TBK'nın 112 ve 125. maddelerine göre talepte bulunma hakkı bulunmaktadır. Dava dilekçesindeki açıklamalar ve talep esasen fesih hükmündedir.Diğer yandan TBK'nın 124.maddesine göre borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşılması halinde sözleşmenin ifası için süre verilmesine gerek bulunmamaktadır.

Somut olayda da iki tarafa borç yükleyen sözleşmede davacıya yüklenen ve asıl sözleşmenin imzalanması ile pay devrine ilişkin edimlerin yerine getirilmediği ve süre verilmesinin de gerekmediği anlaşıldığından davanın açılması ile sözleşmenin feshedildiğinin kabulü gerekmektedir.Davacı ayrıca dava tarihinden sonra 15.01.2020 tarihili ihtar ile sözleşmeyi geçmişe etkili olarak feshetmiştir.

Davalının da sözleşmeden kaynaklanan, esas sözleşmeyi imzalama için şartları oluşturma ve sözleşmenin 3.maddesi ile yüklendiği, davacının zarara uğratılmadan sürecin yürütülmesi edimini yerine getirmediğinden dava tarihi itibariyle sözleşmenin feshedildiği kabul edilmelidir.

Sözleşmede belirlenen iki aylık fesih ihbar süresinin verilmemiş olması feshi geçersiz kılmamaktadır.Haksız fesih nedeniyle davalının bir talebi de bulunmadığından bu hususta bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.Dava dilekçesinde sözleşme nedeniyle menfi tespit talep edilmiş, ancak çek bedeli kadar harç yatırılmıştır. Daha sonra davadaki vakıalar tamamen ıslah edilerek çek bedeli nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istenmiştir.

Sözleşmeye yönelik olarak usulüne uygun şekilde harcı ödenerek açılmış bir menfi tespit davası bulunmadığından, dava dilekçesinin ıslah edilmesi talebin azaltıldığı şeklinde yorumlanamaz. Mahkeme ancak harcı ödenerek dava açılan bir talep hakkında inceleme yapabilir. Harcı ödenen dava miktarı 194.000 TL olup, bu miktar çekteki miktar ile uyumludur.

Davacının HMK'nın 176 ve devamı maddelerine göre davadaki vakıaları tamamen ıslah ederek, çek nedeniyle menfi tespit talep etmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.İlk derece mahkemesince taraf defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, çekin sözleşme kapsamında davalıya teslim edildiği ve her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusunun miktarı itibariyle tanık dinlenmesi karşı tarafın muvafakatine bağlıdır.

Diğer yandan, davalının sözleşmenin 3. maddesinde belirlenen edimlerini yerine getirmediği, davacının ödemelerine rağmen, asıl sözleşme ve pay devrine ilişkin bir adım atılmadığı, ödemelerin pay devri karşılığı yapıldığının açık olduğu, davalının bir yandan pay bedelini tahsil ederken, diğer yandan kendinin pay devrine ilişkin olarak, sözleşmenin niteliğine göre edimlerini yerine getirmemesinin basiretli bir tacir davranışı olmadığı, ödemelerin sebepsiz kaydığının dosya kapsamı ile sabit olduğu,

sözleşmenin devamının kabulünün, devir sözleşmesindeki edim dengesine aykırı olacağı, davalının bildirdiği tanığın dinlenmesinin dava konusunun miktarı itibariyle mümkün görülmediği, ayrıca davalının hisse devir sözleşmesindeki edimlerini yerine getirmek amacıyla TTK'nın 18. maddesinde belirlenen usullerle davacıyı temerrüde düşürmesi gerektiğini, bu gibi belge ile kanıtlanması gereken durumların tanık anlatımı ile kanıtlanamayacağını, sözleşmenin feshi nedeniyle verilen çekin bedelsiz kaldığını, feshin haklılığı veya haksızlığı hususların talep bulunmaması ve davanın niteliği gereği bu davada tartışılmasının yersiz olduğu anlaşıldığından,

davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 25.360,00 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.04.2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2022/332, K. 2025/684, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İnceleme Ve Gerekçe
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/332
Karar No
2025/684
Tarih
24 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/332 K.2025/242
  • İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/332 K.2025/324
  • İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/334 K.2025/304
  • Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/338 K.2025/249
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/339 K.2025/682
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/339 K.2025/264

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.