İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/287 K.2024/481

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan…

Esas2024/287Karar2024/481Tarih21 Mart 2024Okuma11 dk · 2.234 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
21 Mart 2024
Dosya no
2024/287
Karar no
2024/481
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
18/12/2023
Numarası
2023/316 E. - 2023/955 K.
Davanın konusu
Alacak
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.234 kelime·11 dk okuma

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ile davalının Tekkeköy/Samsun bölgesinde bayiliğini üstlendiğini, davalının 2022 yılı itibariyle hiç LPG alımı yapmadığı, 39.523,00 TL cari hesap borcu bulunduğunu, LPG alımlarındaki düşüşün sözleşmenin 24-b maddesinde kararlaştırılan miktarları aşan olağanüstü düşüşler olduğunu, bunun üzerine davalıya ilk olarak Kadıköy ...

Noterliğinin 16.02.2022 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ancak davalı tarafından ihlallerin giderilmemesi üzerine bu sefer sözleşmenin 24/b maddesi gereğince Beyoğlu ...

Noterliğinin 13.01.2023 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, sözleşme uyarınca davalıya toplam 74 adet 12 kg siboplu, 11 adet 12 kg vanalı, 63 adet 2 kg'lık dar, 3 adet 2 kg'lık geniş tüp olmak üzere toplam 225 adet tüp teslim edilmiş olup işbu tüplerin halen davalı nezdinde olduğunu, tüplerin iadesi, iadenin mümkün olmaması halinde ise fiili ödeme tarihlerindeki maliyet bedellerini talep ettiklerini, davalının, sözleşmenin 28. maddesi uyarınca akdin feshine sebep olduğu için 50.000 EURO cezai şart tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu,

arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL cari hesap alacağının, 1.000,00 TL iade edilmeyen tüp bedeli alacağının ve 1.000,00 TL cezai şart tazminatı alacağının temerrüt tarihi olan 16.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; görevli ve yetkili mahkemenin Samsun Asliye Hukuk mahkemeleri olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın hak düşürücü süre içerisinde de açılmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının cari hesap alacağı, iade edilmeyen tüp bedeli alacağı bulunmadığı gibi cezai şart talep etme hakkı da bulunmadığını, işe başlama tarihinin 01.02.2005 mali yılı olduğunu ve bu tarihte bayi olduğunu, ana sözleşmeyi imzalayarak firmaya senet ve ipotek verdiğini,

işe başlarken şirketten sadece 30 adet 12 kg'lık tüp aldığını, peşin olarak bedelini ödediğini, depozito makbuzu (dekont) mahkemeye sunacağını, tüplerin teslim edileceğini, süreçte davacı firmanın el değiştirmeye gittiğini, bu esnada kendisine verilecek olan ek protokol şartlarına uyulmayarak ödemeleri eksik yapmaya başladığını, o zamanki tesis müdürü Semih bey'in ödemeleri tamamlayacaklarını, devir işlemleri nedeniyle zaman istediklerini söyleyerek kendisini oyaladığını, bu söze güvenilerek satışlara devam ettiğini, bu süreçte rekabet amaçlı showroomların fiyatları düşürdüğünü,

kendisinin toptan alışından daha ucuza perakende tüp satışları başlattığını, davacının bu durumu bayilerinden saklayarak bayilerini ezmeye başladığını, dolayısıyla ek protokol madde 7'ye davalı tarafça uyulmadığını, davacı firmanın veresiye tüp satışı bulunmadığını, tüplerin bedeli ödenerek alındığını, hiçbir şekilde bedeli ödenmeden tüp alınmasının mümkün olmadığını, bu yöndeki iddiaları ve varsa dayandıkları belgeleri kabul etmediğini, bütün alışverişlerinin ödemeleri çek ya da kredi kartı ödemesi ile yapılmış olup, veresiye hiçbir alımım olmadığını, dolayısıyla alacak iddialarının tamamen gerçeğe aykırı olduğunu,

sözleşmeyi asıl davacının ihlal ettiğini, 18.06.2020 tarihinde önce peşin ödediği paranın protokol gereği iadesi gerekirken hiçbir protokol şartına uyulmadığını, alacaklarının ödenmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda. "Dava; bayılik sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağı, sözleşmenin haklı feshinden kaynaklı cezai şart alacağı ile bayilik sözleşmesi gereği ariyet olarak verilen tüplerin aynen iadesi veya bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir.

Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur.

Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 19/02/2019 tarih ve 2016/14786 E. 2019/2165 K. Sayılı ilamı ile benzer içtihatlarında da işaret edildiği üzere: 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir.

Kanunun 5. maddesi uyarınca ticari davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup, dava tarihi itibariyle de Asliye Hukuk Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir.

Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Huzurdaki dava.

Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560,

saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde yer alan mutlak ticari dava değildir.

Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır.

Gelir İdaresi Başkanlığı Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı 19 Mayıs Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 13.12.2023 tarihli cevabi yazılarına göre davalının tacir olmadığı esnaf büyüklüğünde "Belirli Bir Mala Tahsis Edilmiş Mağazalarda Evlerde Kullanılan Tüpgaz-kömür Ve Yakacak Odun- Çimento, Alçı, Harç, Kireç, Tuğla, Kiremit, Briket, Taş, Kum, Çakıl Vb.

İnşaat Malzemeleri Perakende Satış" faaliyetinde bulunduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2017/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde Gelir Vergi Beyannameleri ile eki performans bilgileri tablosu ve işletme hesap özetlerine göre VUK 177/1-3 madde hükümleri uyarınca 1. sınıf tacir olmadığı, bilanço esasına göre defter tutan kimselerden olmadığı, yıllık alış satış hadlerine göre esnaf olduğu anlaşılmıştır.

6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Açıklanan nedenlerle huzurdaki dava, davacının esnaf olması nedeniyle ticari bir dava değildir.

Davada, mahkememiz görevli olmayıp, genel mahkemeler görevli olduğundan ... "gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her ne kadar davalı tarafın esnaf statüsünde olsa da davanın taraflar arasında görülen ticari iş nedeniyle müvekkili şirketin alacaklarının tahsili talebi ile ikame edildiğini, Türk Ticaret Kanunun'da düzenlenmiş işlerin de ticari iş niteliğine haiz olduğunu, TTK'da öngörülmüş işlerin, hukuki yapıları itibarıyla ister ticari iş niteliğinde olsun ister olmasın, sadece TTK'da düzenlenmeleri için ticari iş olarak kabul edildiğini, bu noktada işin ticari işletmeyle ilgili olup olmaması yahut ilgililerin tacir sıfatının bulunup bulunmamasının önem taşımadığını,

TTK'da düzenlenen tüm işlerin ticari olduğunu, TTK'nın 3.maddesinin aksi iddia ve ispat edilemeyen bir ticari iş kriteri getirdiğini, öyle işler vardır ki, bunların sadece, TTK'da düzenlendikleri için ve kanun hükmü gereği ticari iş sayıldıklarını, örneğin cari hesap, ticari senetler ve taşıma sözleşmesi ile ilgili işlerin aslında ticari olmadıklarını, ancak bu işleri tacir olsun olmasın herkesin yapabileceğini,

somut olayda da taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinden kaynaklı yükümlülüklerin ticari iş kapsamında olduğu ve ticari iş niteliğine haiz işlere ilişkin uyuşmazlıkları görmekle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunun izahtan vareste olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari hayatından kaynaklanan bir sözleşme olduğunu, bayilik sözleşmesinin müvekkili şirket bakımından ticari iş niteliğine haiz olduğu ve kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı dikkate alınarak davalı taraf için de ticari iş sayılayacağını,

bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğuna karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, LPG bayilik sözleşmesinin haklı sebeple feshi iddiasına dayalı cari hesap ve cezai şart alacağı ile iade edilmeyen tüp bedelinin tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın mahkemenin görevli olmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 4.maddesinde, bir davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticari sayılan davalardır (mutlak ticari davalar).

Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup TTK'nın 4/1 hükmünde (a) ile (f) bentleri arasında sayılmıştır. İkincisi ise, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır.

TTK'nın 4/1-son cümlesi uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da gerekli ve yeterli görülmüştür.

Üçüncü grup ise, nispi ticari davalar olup, TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.

Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. TTK'nın 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticari iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticari sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir.

Zira TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ''ticari iş'' esasına göre değil, ''ticari işletme'' esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması tek başına davayı ticari dava haline getirmez. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağı olan bayilik sözleşmesi TTK'da düzenlenen bir konu olmadığından dava mutlak ticari dava değildir.

Dava, yukarıda sayılan ve TTK'nın 4/1-son cümlesinde yer alan ticari davalardan da değildir.

Bu durumda somut uyuşmazlıkta davanın üçüncü grup dava yani nispi ticari dava olup olmadığının tespiti gerekir TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.Öte yandan, görev konusundaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle başta TTK olmak üzere, 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/12362 sayılı "Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin'' Bakanlar Kurulu kararı ve VUK'un ilgili maddeleri uyarınca davacının tacir mi yoksa esnaf mı olduğunun belirlenmesi gerekir.

TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi.

Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır.

Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır.

VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir.

Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde.

Gelir İdaresi Başkanlığı Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı 19 Mayıs Vergi Dairesi Müdürlüğünün 13.12.2023 tarihli cevabi yazısında, davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde Gelir Vergi Beyannameleri ile eki performans bilgileri tablosu ve işletme hesap özetlerine göre VUK 177/1-3 madde hükümleri uyarınca 1. sınıf tacir olmadığı, bilanço esasına göre defter tutan kimselerden olmadığı, yıllık alış satış hadlerine göre esnaf olduğu anlaşılmıştır.

Bu nedenle, davalının esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimse olmadığı anlaşılmakla, davanın nispi ticari dava olduğunun kabulü de mümkün değildir. Buna göre ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMH'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.21.03.2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/287, K. 2024/481, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/287
Karar No
2024/481
Tarih
21 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/287 K.2024/338
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/287 K.2024/216
  • Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/288 K.2024/346
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/288 K.2024/449
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2024/288 K.2024/406
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/289 K.2024/429

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.