İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/1161 K.2024/1241

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

Esas2021/1161Karar2024/1241Tarih18 Aralık 2024Okuma11 dk · 2.107 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
18 Aralık 2024
Dosya no
2021/1161
Karar no
2024/1241
İncelenen kararın mahkemesi
BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Numarası
2020/214 Esas, 2021/109 Karar
Tarihi
16/02/2021
Davanın konusu
Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.107 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi sebebiyle menfi tespit talebi olup; mahkemece davada talebinin reddine dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili , "...Davacı ...

İnşaat’ın ... mahalleside, ... isimli konut ve işyerinden oluşan projede A Blok cephe kaplama, alüminyum doğrama işinin tam işçilik ve malzemeli olarak yapımı ile ilgili olarak ... şirketi ile 07/03/2018 tarihli sözleşmenin yapıldığını, sözleşmenin imza tarihinde 300.000,00 TL çek ile ödeme yapıldığını, bakiye ödemenin 3+1 180m2 daire olarak barter ile ödeme yapılacağı konusunda anlaşma sağlandığını, davalı ... tarafından daha ilk günden itibaren sözleşme edimlerinin yerine getirilmediğini, yerine getirilen kısımların dahi eksik ve kusurlu olduğunu,

örneğin sözleşmeye göre... marka yapılması gereken doğramaların merdiven altı kendi üretimleri olduğunu, sözleşme gereği fesih hakları olmasına rağmen 2 ay daha beklenildiğini, bu süre zarfında irtibat kurulamaması üzerine Bakırköy....Noterliğinin ... ve ... numaralı ihtarnamelerinin keşide olunduğunu, diğer davalı ... ve ... imzalı 13/09/2018 tarihli belge ile işin tamamının 22/09/2018 tarihine kadar yapılacağı beyan edildiği halde, hiçbir şey yapılmadığını, bunun üzerine eksik ve kusurlu olan işlerin ..., ..., ..., ...ve ...’e yaptırıldığını,

durum bu haldeyken d avalı tarafından ... sayılı dosyasından alınan talimatla ...Talimat dosyası ile müvekkili şirketin Beylikdüzü şantiyesinde 20/11/2019 tarihinde haciz işlemine gelindiğini, haciz baskısı ile alacaklı vekiline 20.000,00 TL nakit ve ayrıca 123.600,00 TL bedelli çek verilmek zorunda kalındığını, davalı ... şirketinin, ...'a alacağın temliki ve sözleşme nedeniyle örnek 7 ödeme emrinin kesinleşmesi ile haciz işlemi yapıldığının anlaşıldığı,

oysa bu temlikin hukuka aykırı olduğunu, muvazaalı olduğunu ...’lı çalışan birinin kardeşlerinin sahibi olduğu bir şirketten 650.000,00 TL alacaklı olamayacağını, 25/11/2019 tarihinde bir uygulanan diğer bir haciz işlemi uygulaması baskısı ile 200.000,00 TL' lik bono verilmek zorunda kalındığını, bunlar yetmediği gibi, bankalara haciz yazıları ve haciz ihbarnameleri (89/1) gönderildiğini, açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile borçlu olmadıklarının tespitine, ... sayılı takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, "...davacının dava dilekçesinde her ne kadar takip dışı...m’un sözleşme edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmede belirtilenleri eksik ve kusurlu olarak yerine getirdiğini iddia etmişse de bu hususların davanın konusunu oluşturmadığını, bu sebeple iş bu dava ile ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, yinelemekle birlikte müvekkili ...'un sözleşme edimlerini gereği gibi yerine getirdiğini, üzerine düşen yükümlülükleri özenle yerine getirdiğini, bu edimler yerine getirildiği için davacıların sözleşmede belirtilen ücretin bir kısmının hiçbir itirazı kayıt olmaksızın müvekkiline ödendiğini,

davacı tarafından her ne kadar sözleşmede belirtilen hususların eksik ve hatalı yapıldığı belirtilerek keşif talep edilmişse de bu hususların bu davanın konusu olmadığını, müvekkili ...'un bu davanın tarafı olmadığını hukuken de icra takibinin tarafı olmayanın menfi tespit davasının da tarafı olmayacağını bu sebeple davacının buna yönelik iddiaları dinlenemeyeceğinden keşif yapılmasına da gerek bulunmadığı kanaatinde olduklarını, öncelikle dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine,

takibin konusu olmayan müvekkil ....Şti.ne işbu davanın yönetilmesinin mümkün olmayacağı sebebi ile müvekkili ....Şti. için husumet sebebi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkeme; davanın konusunu 200.000,00 TL bedelli bono oluşturmakta olduğu, ticari defter kayıtları değil bono içeriği esas alınarak borcun bulunup bulunmadığının tespiti gerektiği, davacı taraf eksik ve ayıplı işten bahsetmişse de bu hususun tespiti ancak ayrı bir davayla talep edilebileceği, işbu davanın konusunu bono oluşturduğu, o halde;

öncelikle söz konusu bononun zorunlu unsurları taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi gerektiği,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunın 21.06.2000 Tarihli, 2000/12-1011 Esas, 2000/1076 Karar tarihli ilamında.

"Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28.12.1999 gün ve 16745-17482 sayılı ilamı ile; "... takip dayanağı bonolarda tanzim tarihinin 30.02.1997 olarak yazılı olması nedeniyle gerçeği yansıtmadığı ve bunun TTK.nun 688/6. maddesine aykırı bulunduğundan bahisle takibin iptal edildiği görüldüğü,

tanzim tarihinin 30.2.1997 olarak yazılmış olması halinde bu durumun belgenin bono olma özelliğini ortadan kaldıracağını kabul etmek aşırı bir şekilcilik olup, hakkın zayiine neden olacağı, her ne kadar Şubat ayının 30. günü söz konusu olamaz ise de, tanzim tarihinin bu şekilde gösterildiği hallerde bunun yanılgıdan kaynaklandığının ve bu eksikliğin bononun niteliğini etkilemediğinin ve tanzim tarihinin Şubat ayının son günü olarak yazıldığının kabulü gerekir." denilmekte olup davaya konu bonoda da ödeme tarihi 30/02/2020 olarak gösterilmişse de,

bu husus bono vasfını etkilemeyeceği ve bononun zorunlu unsurlarında bir eksiklik bulunmadığı,TTK'nın 677/ç maddesinde "bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan yada adlarına imzalanmış kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez" hükmü bulunduğu, belirtilen hüküm uygulamada imzaların istiklali olarak adlandırıldığı,

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/7002 Esas 2017/3183 Karar sayılı 19/04/2017 günlü içtihadında da belirtildiği üzere davaya konu bononun kambiyo senedi vasfını taşıyıp kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiği gibi nakden de düzenlenmiş olduğu, bu konularda ihtilaf bulunmadığı kambiyo senetlerinin vasıfları gereğince mücerretlik ilkesi gereğince tanzim edenleri bağlayacağı kuralı bulunduğu,Senetlerin kıymetli evrak niteliği gereği kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğu, avans veya teminat olduğunu ispat külfetinin davacı tarafta olduğu,

ticari defterler üzerinde yorum yapılarak avans veya teminat olarak verildiğinin kabulünün mümkün olmadığı, bu hususların yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği, ayrı bir protokolün sunulmadığı, senedin bedelsiz kaldığını gösteren başkaca bir emarenin de bulunmadığının anlaşıldığı, Davacı tarafın muvazaa iddiası bulunduğu, muvazaanın varlığını iddia eden taraf veya bunların ardılı (halefi) sıfatı ile hareket eden, başka bir anlatımla sözleşmenin yanlarından birine dava açan kişi Medeni Kanun’un 6. maddesi gereğince bu iddiasını ispat etmek zorunda olduğu,

senede bağlı bir sözleşmeye karşı muvazaa iddiası, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve 290. maddelerinde belirtildiği üzere ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, sözleşme aynı Kanun'un 293. maddesinde sözü edilen yakın akrabalar arasında yapılmış olsa dahi muvazaanın yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, böyle bir sözleşmenin resmi şekilde yapılması halinde dahi olayın özelliği itibariyle adi yazılı delilin yeterli olacağı öğretide ve kararlılık kazanmış içtihatlarda ortaklaşa kabul edildiği,

05.02.l947 tarih 20/6 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında taraf muvazaası ve takma ad (namı-müstear) davalarında iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceği kabul edildiği, HMK'nun ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcut olduğu gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği, icra takibinin tarafı olmaması nedeniyle ... Şti açısından husumet itirazı bulunsa da talebin bono nedeniyle menfi tespite ilişkin olduğu, icra takibinin tarafı olmayan kişiye yönelik açılmasında da hukuki engel bulunmadığı anlaşıldığından ....

Şti. yönünden de esastan reddine karar verildiği, davacı tarafın dava açmakta kötüniyetli olduğu tespit edilemediğinden kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verildiği belirtilerek davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermiştir.

Davacılar vekili istinafında, davacı ...'ın diğer davacı şirketin ortağı olduğu, davalı ..'ın diğer davalı şirketin çalışanı ve ortaklarının kardeşi olduğunu, davalı yüklenici şirketin edimlerini eksik ve kusurlu yerine getirdiğini, müvekkilinin ihtar çektiğini, davalı ... ve çalışan ... imzalı 13.09.2018 tarihli belge ile işin tamamının 22.09.2018 tarihine kadar bitirileceğini üstlendiğini, hiç bir şey yapmadıklarını, eksik ve kusurlu işlerin dava dışı kişilere yaptırıldığını, ... sayılı dosyasından haciz geldiğini, müvekkilinin 20.000,00 TL. nakit ve 123.000,00 TL. bedelli çek verdiğini, ...'a alacağın temlik edildiğini,

temlikin muvazaalı olduğunu, ...'lı çalışanı olduğunu, davalı şirketin ortağının kardeşi olduğunu, müvekkiline bir haciz işlemi daha uygulandığını ve 200.000,00 TL.'lik bono verdiğini, baskı ile ödeme yapıldığı, nakit ödeme ve çek için menfi tespit açmadıklarını, bono için bu davanın açıldığını, 08.03.2020 tarihinde davacılar aleyhine davalı ... tarafından ... sayılı dosyası ile takip yapıldığını, kıymetli evrak niteliği olmadığını, mahkemenin tanık ve ... kayıtlarını dikkate almadığını, rıza ile verilmiş gibi hüküm tesis ettiğini,

haciz baskısı ile bononun verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalılar vekili istinafında; davacının kötü niyetli olduğunu ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine dair kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.

Davacı şirket yüklenici, Davacı gerçek kişi davacı şirketin ortağı, davalı şirket taşeron, davalı gerçek kişi, davalı şirketin çalışanı ve davalı şirket ortağının kardeşidir.Davacılar vekili, davalı taşeron şirketin cephe kaplama alüminyum doğrama işini eksik ve kusurlu yaptığını, müvekkilinin bu işleri dava dışı 3. kişilere tamamlattığını, davalı taşeronun, davalı ...'a yaptığı temlikin muvazaalı olduğunu, davalı ...'ın davacılara karşı yaptığı ... sayılı icra takibi dosyası ile,

temlik sözleşmesindeki 650.000,00 TL alacağı takip konusu yaptığı, bu icra dosyasında icra baskısı ile müvekkilinin 20.000,00 TL. nakit, 123.000,00 TL. çek verdiğini, daha sonra tekrar cebri icra baskısı ile 25.11.2019 tarihli protokolle 200.000,00 TL. tutarlı bono verdiğini, bu bono sebebiyle davalı ...'ın ... sayılı ilamsız icra takibini başlattığı, temlik eden taşeron şirketin eksik ve kusurlu iş bıraktığını, davacının muvazaalı olarak alacağı temlik ve senedi aldığını, müvekkilinin ... sayılı ilamsız icra takibine borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Davalı vekili, taşeron... şirketinin eksik ve kusurlu iş yapmadığını,

edimlerini yerine getirdiğini, icra takibinin tarafı olmadığını, ayrıca bu davanın konusunun bu olmadığını, bir miktar davacının ödeme yaptığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi, bononun kambiyo senedi vasfını taşıyıp kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiği gibi nakden de düzenlenmiş olduğu, bu konularda ihtilaf bulunmadığı kambiyo senetlerinin vasıfları gereğince mücerretlik ilkesi gereğince tanzim edenleri bağlayacağı kuralı bulunduğu, senetlerin kıymetli evrak niteliği gereği kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğu, avans veya teminat olduğunu ispat külfetinin davacı tarafta olduğu,

ticari defterler üzerinde yorum yapılarak avans veya teminat olarak verildiğinin kabulünün mümkün olmadığı, bu hususların yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği, ayrı bir protokolün sunulmadığı, senedin bedelsiz kaldığını gösteren başkaca bir emarenin de bulunmadığının anlaşıldığı belirtilerek davanın reddine karar vermiştir.Dava konusu bono ile alakalı olarak davalılar vekilince verilen cevap dilekçesinde geri kalan bakiye için ödeme yapılmadığı için hacze gidildiği ve haciz tutanağı kapatıldıktan sonra ikinci bir protokol yapıldığı ve yine borcun sadece bir kısmını karşılar nitelikte nakit para ve davaya konu senet alındığı belirtilmiştir.

Bu beyanlar ile davaya konu senedin ... sayılı dosyasındaki borca karşılık olarak alındığı sabittir. Söz konusu dosyadaki alacak temlik anlaşmasından kaynaklanmaktadır. Diğer bir husus ise davacılar vekilince 25.11.2019 tarihli protokol dosya kapsamına sunulmuş olup, bu protokolde ... sayılı dosya borcuna mahsuben davacılardan 200.000,00 TL.'lik bono alındığı belirtilmektedir.

Belirttiğimiz bu iki husus dava konusu bono alacağının , yüklenici sözleşmesindeki davalı taşeron şirketin bakiye alacağının , Davalı ...'a temlik konusu yapılması hususundan kaynaklandığını göstermektedir.Davacılar vekili isitnaf taleplerinde. Davalı ... şirketinin işi eksik ve kusurlu bıraktığını, eksik ve kusurlu işlerin dava dışı 3. kişilere tamamlattırıldığını belirtmektedir.

Buna ilişkin ihtarları sözleşmeleri dosyaya davacı yan ibraz etmiştir.Davacı iş sahibi şirket ile, davalı taşeron şirket arasında 07.03.2018 tarihli, iş bitim süresi 10.06.2018 olan, 1.000.000,00 TL. + KDV götürü bedelli yüklenici sözleşmesi vardır. Sözleşmenin konusu ise tam işçilik ve malzeme bedelli olarak, A Blok cephe kaplama, alüminyum doğrama ve ışıklık işi olduğu anlaşılmaktadır.

Sözleşme tarihinde 300.000,00 TL. davacı iş sahibi şirket tarafından ödeneceğinin düzenlenmiştir.Davacı iş sahibi şirket Bakırköy ... Noterliğinin 10.09.2018 tarih ve ... yevmiyeli ihtarla, süresinde imalatların ifa edilmediğini, ayıplı işlerin bulunduğunu, 7 gün içinde eksiklerin tamamlanmasını davalı taşeron firmaya ihtar etmiştir. Davacı taraf Bakırköy ...

Noterliğinin 18.09.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarı ile işin süresinde usulüne uygun yapılmadığını, tamamlanmayan işlerin 3. Kişilere yaptırılacağını davalı taşerona ihtar etmiştir.Dosya kapsamına sunulan 13.09.2018 tarihli protokolle Davalı ... ile dava dışı ...'ün doğrama ve camlar ile kompozitler takılacağını taahhüt ettikleri anlaşılmaktadır.

Davalı taşeron şirketin, 10.10.2019 tarihli temlikname ile davacı iş sahibi şirket ile aralarındaki 07.03.2018 tarihli yüklenici sözleşmesinden kalan 650.000,00 TL. tutarındaki alacağını, davalı ...'a temlik ettiği görülmüştür.Borçlu alacağı temlik edene karşı sunacağı savunmalarını, alacağı temlik alana karşı da ileri sürebilir. Borçlu alacak hakkının, doğmadığını temlik alan davalı tarafa karşı ileri sürebilir.

Öncelikle mahallinde keşif yapılarak, sözleşmenin götürü bedelli olduğu dikkate alınarak, sözleşme gereğince davalı taşeron tarafından yapılan işlerin bedelinin ve eksik bırakılıp 3. kişilere tamamlatıldığı belirtilen işlerin bedelinin ayrı ayrı yapıldığı tarih itibariyle piyasa rayicine göre değeri tespit edilerek,

davacı iş sahibi şirket tarafından yapılan ödemelerde mahsup edilmek suretiyle davalı Taşeron firmanın bir alacağı olup olmadığı hususunda bilirkişiye inşaat mühendisi bilirkişi de eklenerek ek rapor alınmak suretiyle, taraflar arasındaki Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/541 Esas, 2024/893 Karar sayılı dosyası ve varsa diğer dosyalarda dikkate alınarak yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik ve hatalı değerlendirme yapılarak, yerel mahkemece davanın reddine karar verildiği anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, davalı tarafın istinaf talepleri incelenmeksizin, usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1 - Davalı vekilinin istinaf başvurusu incelenmeksizin,2 - Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,3 - Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2021 tarih, 2020/214 Esas, 2021/109 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,4 -Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5 - Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,6 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

7 - İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/1161, K. 2024/1241, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1161
Karar No
2024/1241
Tarih
18 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1163 K.2024/1879
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1166 K.2024/1801
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/1171 K.2024/1240
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1173 K.2024/1999
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/1175 K.2024/1243
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1176 K.2024/1795

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.