KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/2119
- Karar no
- 2024/1215
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/06/2021
- Numarası
- 2020/548 Esas, 2021/477 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.158 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, davalı ....
Şti. ile 17.01.2019 tarihinde Yazılım Geliştirme Hizmet Sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşmeye göre davalı şirket için internet sitesi yaptıklarını, internet sitesinin çalışır şekilde davalı tarafa teslim edildiğini, bu siteden davalı tarafın ilk satışını da yaptığını, sözleşmeye göre ödenmesi gereken ücretin 20.000,00 TL'sinin ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul ...
İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, takibe davalı tarafın itiraz etmesi üzerine de icra inkâr tazminatı talepli olarak itirazın iptali davası açtıklarını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili;
davacının sözleşmede yazılı olan hizmeti gerektiği gibi vermediğini, davacının yaptığı internet sitesinin gerekli alt yapıya sahip olmaması nedeniyle kapatıldığını, internet sitesinin kodlarına erişim için şifre istediklerini ancak şifrenin verilmediğini, davacının belirttiği satışların sadece internet sitesinin test edilmesi için yapıldığını, dava dışı ...'in kendilerine başka bir internet sitesi yaptığını, internet sitesinin yapılmaması nedeniyle olası kazançtan yoksun kaldıklarını, bu nedenlerle davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece 09/06/2021 tarihli kararı ile. 6098 sayılı TBK m. 475/I'e göre. "Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, (...) 1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme." hakkını kullanabilir.
Tarafların üzerinde anlaştıkları eser internet sitesi kurulumuna ilişkin bilgisayar yazılımı olup kısmen tamamlanması durumunda eseri meydana getiren yüklenicinin kısmi ücret talep edebileceği bir edim yükümlülüğü değildir.
Hazırlanan bilirkişi raporlarından eserin tamamlanmaması durumunda eserin tamamının kendisinden beklenen faydayı göstermeyeceği dolayısıyla da davalının kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olduğu ve taraflar arasında yapılan sözleşmeye de aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalının sözleşmeyi feshetme hakkı bulunmakta olup davalı bakiye borcunu ödemeyerek sözleşme ilişkisini fiili olarak sona erdirmek yoluyla fesih hakkını kullanmış durumda olduğundan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, davacı şirketin sözleşmeye uygun bir şekilde sözleşmeye konu internet sitesini yapıp davalının kullanımına sunduğunu, delil listesi ekinde de sundukları üzere davalı tarafın müvekkili şirketin yapmış olduğu internet sitesi üzerinden yaklaşık bir sene (11 ay) boyunca satış yaptığını,
sitenin gereği gibi yapılmamış olması halinde bu kadar uzun süre faaliyette kalması mümkün olmayacağını, zira bu süreç içerisinde kullanımı engeleyecek mahiyette bir hata bulunmuş olunsaydı, site üzerinden satış işlemi durdurulup müvekkili şirkete de ilgili ayıp bildirileceğini, yine sayın mahkeme oluşturmuş olduğu kararında bilirkişi raporu doğrultusunda sitede ödeme sisteminin bulunmadığını söylediğini, oysaki yapılan site bir sene boyunca faaliyette kalmış ve site üzerinden satışların yapıldığını, bu satışların da... ödeme sistemi üzerinden yapıldığını,
ödeme sistemi bulunmayan bir sitede bu satışların yapılmış olması fiilen ve teknik olarak mümkün olmadığını, bilirkişi ek raporuna karşı bu itirazlarımızı sayın mahkemeye bildirmemize rağmen konu açıklığa kavuşturulmadan karar verildiğini, zira yapılan internet sitesi üzerinden ilk satış 11 şubat 2019, son satış ise 12 ocak 2020 tarihinde olmak üzere defalarca satışlar yapılmış ve İyzico ödeme sistemi üzerinden bu satışlar sorunsuz bir şekilde yapıldığını, bu iki tarih aralığında farklı gün ve saatlerde olmak üzere toplamda 22.503,60 TL'lik satış yapıldığını,
her ne kadar sayın bilirkişi tarafından oluşturulan ek raporda hazırlanan websitesinde banka ve kargo sayfasının olmadığı şeklinde görüş belirtilmiş ise de bu durum doğru olmadığını, uzun bir süre satışlar sorunsuz bir şekilde yapıldığını, raporun hazırlandığı dönemde ödeme sistemi ve kargo sisteminin aktif olarak çalışmamasının sebebinin davalı tarafın bu siteyi pasife alıp kullanmamasından kaynaklandığını, dosyada ve sözleşmede gerek banka gerekse de kargo entegrasyonunun yapılabilmesi için entegrasyon bilgilerinin olmadığının izahtan vareste olduğunu,
entegrasyon bilgileri olmadan bu sistemin çalışabilir pozisyonda bekletilmesinin mümkün görülmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava dilekçesinde taraflar arasında imzalanan 17/01/2019 tarihli yazılım geliştirme hizmet sözleşmesinin yapıldığı işin yapılıp teslim edilmesine rağmen ödenmeyen bakiye 20.000,00 TL için takip başlatıldığını takibe vaki haksız itirazın iptali talep edilirken cevap dilekçesinde yapılan sitenin gerekli alt yapıya sahip olmadığı yapılan işin ayıplı olduğu belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir.Taraflar arasında 17/01/2019 tarih 45.000,00 TL bedelli proje geliştirme hizmet sözleşmesinin imzalandığı açıktır.
Cevap dilekçesinde yapılan sitenin test yayınına açıldığında ,sitenin gerekli alt yapıya sahip olmadığının anlaşıldığı belirtilirken ,davacı vekili tarafından müvekkili şirkete ayıp ihbarında bulunulmadığı belirtilmiştir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemesi veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir.
Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir.
Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir.TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür.
İş sahibi bu külfetleri yerine getirmezse ayıp dolayısıyla kendisine tanınan haklardan yararlanamayacaktır.Somut olayda, cevap dilekçesinde ayıbın test yayını sırasında anlaşıldığı belirtilmiştir.
Öyleyse öncelikle test yayın tarihi belirlenerek süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı belirlenmelidir.Süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu tespit edildiğinde dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi ile bilirkişiden taraflar arasındaki sözleşme, davacı tarafından yapılan iş, davacı vekili tarafından önceki bilirkişi raporuna karşı itirazları da değerlendirilerek davacının sözleşme doğrultusundaki edimlerini yerine getirip getirmediği ,söz konusu sitede ne kadar bir süre satış yapıldığı hususlarında rapor düzenlenmesi istenmeli ve ayıplı ifanın tespit edilmesi halinde davalı iş sahibinin TBK'nun 475.
Maddesinde düzenlenen seçimlik hakları değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/2119, K. 2024/1215, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama