KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
- Dosya no
- 2021/2565
- Karar no
- 2025/715
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/06/2021
- Numarası
- 2019/908 Esas, 2021/635 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.417 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için davacı yüklenici tarafından başlatılan icra takibine davalı iş sahibi tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece; davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili;
davacının, taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap alacağının bulunduğunu, davalı şirketin borcunu ödememesi sebebiyle, düzenlenen cari hesap formunda kapanış kaydı olarak belirtilen 28.112,72-TL alacak miktarı üzerinden dava konusu icra takibi başlattığını, davalı borçlu tarafından ödeme emrine karşı haksız ve mesnetsiz itiraz ettiğini belirterek; icra takibine yapılan itirazın iptaline, alacağın %20 sinden az olmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davalı şirketin, davacı tarafından zarara uğratıldığını, davacı şirketin davalıya işlem yaparak fatura düzenlediği,
kumaş apre muamelesinde ayıp bulunduğunu, aynı kumaşların davalı şirket tarafından başka şirketlerden tedarik edilmek zorunda kaldığını, bu hususun davacı tarafa bildirildiğini, bu nedenle davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 14/06/2021 tarihli karar ile; davalı iş sahibi tarafından her ne kadar ayıp iddiasında bulunulmuş ise de, söz konusu ayıba dair ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamadığı gibi, zarar olgusunu da ispatlayamadığı, davalının icra takibinden önce temerrüde düşürülmediği, asıl alacağın 16.430,19 TL olduğu,
bu kısma denk gelen alacağın likit olduğu, reddedilen kısma dair davacının kötü niyetinin ispatlanamadığı gerekçesi; davanın kısmen kabulüne, davalının aleyhine yapılan Bakırköy ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin asıl alacak miktarı olan 16.430,19-TL üzerinden devamına, asıl alacağa davacının takip talebindeki miktarı aşılmamak üzere takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, hüküm altına alınan alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile;
davanın süresi içerisinde ikame edildiğini, davalının takibe yapmış olduğu itirazının taraflarına tebliğ edilmediğini, itirazı haricen öğrendiklerini, taraflar arasındaki ticari ilişki sebebi ile davacının cari hesap ilişkisine dayalı olarak 28.112,72 TL bedelinde takibe konu alacağının mevcut olduğunu, takibin 16.430,19 TL üzerinden devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı hakkında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının kötü niyetinin faturalara süresi içerisinde itiraz etmemiş olmasından anlaşıldığını, davanın tümünün kabulü gerektiğini belirterek;
yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile.
Davacı yüklenicinin, davalıya kumaş işi yaptığını, yapmış olduğu işlemde ayıplar tespit edildiğinden dolayı karşılıklı olarak görüşmeler neticesinde icra takibinin dayanağı olan faturanın davalı iş sahibi tarafından kabul edilmediğini, taraflar arasındaki iş tekstil-kumaş işi olduğuna göre incelemenin sadece mali müşavir bilirkişi ile değil tekstil mühendisi bir bilirkişi atanarak;
yapılan işin mahiyeti itibari ile ayıbın gizli mi açık mı olduğunun tespit edilmesi ve davalının aynı işi başka bir firmaya tekrar yaptırmak zorunda kaldığından ticaret defterindeki bu ödemelerin bu ayıplı kumaş nedenine ilişkin olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, her iki tarafın defterlerinde davanın tarafları olan şirketlerin arasındaki ticari ilişkinin kayıtlandırılmasında farklılıklar bulunduğunun belirlendiğini, Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde HMK 222/3. maddesinin dikkate alınması gerektiğini, bilirkişinin sadece davacı tarafın ticari defterlerini esas aldığını, kumaştaki ayıbın ilk anda anlaşılamadığını,
birden çok kumaş bir arada gönderildiğinden muayene imkânı bulunamadığını ve ilk muayene de durum anlaşıldığında taraflar arasındaki iyi niyete istinaden söz ile bildirimde bulunulduğunu ve davalının kayıtlarında yer almadığını, davacı tarafından düzenlenen 12.115,18 TL’lik faturanın aynı işe ilişkin olarak başka bir firmaya iş tamamlattırılmasından dolayı kabul edilmediğini, bu hususun BS formlarında da belli olduğunu, çelişkiler yönünden ek rapor alınması gerektiğini, olup ayıp ihbarının da tanık vasıtası ile ispat edilebileceğini,
davalının iflas erteleme sürecinde olup Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/295 E. sayılı dosyasında 23.03.2016 tarihinde dava açarak iflas erteleme talebinde bulunduğunu, Anılan mahkemece davacı şirkete kayyum atandığını, bu nedenle düzenlenen faturalarda ve ticari ilişkide kayyumun imzasının da bulunması gerektiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici , davalı ise iş sahibidir. Davacı yüklenici, davalı yan için kumaş üretip, satmaktadır ve taraflar arasında şifahi eser sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır.
Davacı yan, davalı iş sahibine kumaş üretip, sattığını, bu ilişki nedeni ile cari hesaba dayalı 28.112,72-TL alacak miktarı üzerinden dava konusu icra takibi başlattığını, davalı iş sahibi tarafından ödeme emrine karşı haksız ve mesnetsiz itiraz ettiğini belirterek;
icra takibine yapılan itirazın iptalini ve alacağın %20 sinden az olmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, davalı iş sahibi ise davacı yüklenicinin kendisini zarara uğrattığını, davacının ürettiği kumaş apre muamelesinde ayıp bulunduğunu, aynı kumaşların davalı şirket tarafından başka şirketlerden tedarik ettiğini, bu hususun davacı yükleniciye sözlü olarak bildirildiğini savunarak; davanın reddini talep etmiş, Mahkemece;
davalı tarafından ayıp iddiasında bulunduğunu ancak söz konusu ayıba dair ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamadığı gibi, zarar olgusunu da ispatlayamadığını, davalının icra takibinden önce temerrüde düşürülmediği, asıl alacağın 16.430,19 TL olduğu, bu kısma denk gelen alacağın likit olduğu, reddedilen kısma dair davacının kötü niyetinin ispatlanamadığı gerekçesi; davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin asıl alacak miktarı olan 16.430,19-TL üzerinden devamına, asıl alacağa davacının takip talebindeki miktarı aşılmamak üzere takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine,
hüküm altına alınan alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Somut olayda; davacı yüklenici, davalı için üretip, sattığı kumaşlar nedeni bakiye alacağını talep etmiş, davalı iş sahibi ise malların ayıplı çıktığını, ayıplı çıkan kumaşları başka firmadan satın aldığını iddia etmiş ancak ayıp ihbarında bulunduğuna dair herhangi delil sunmadığı gibi, malların ayıplı olduğunu ispata yarar delil tespitinde yaptırmamıştır,
ayrıca cevap dilekçesi ekinde 2016 yılı 10. ve 11.aylara ilişkin ve açıklama kısmında "fantazi kumaş" yazılı bir takım faturalar sunmuşsa da, bu fatura bedellerinin, davacının alacak miktarının çok üstünde olduğu ve bu faturaların ayıplı olduğunu iddia edilen kumaşlar yerine satın alındığını destekleyen herhangi delil bulunmamaktadır.
Bilirkişi raporu ile davacı yanın ticari defterine göre davalı yanın davacıya 28.243,70 TL borcu bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre ise davalının davacıya 16.430,19 TL borcu bulunduğu, görülmekte ise de bu farkın davacı yanın davalıya düzenlediği ve ilgili sevk irsaliyesinde her iki tarafında imzası bulunan 12.115,18 TL lik faturadan kaynaklandığı, bu faturanın davacı tarafın BS formunda bulunduğu; ancak davalı yanın BA forumunda bulunamadığı, davalı bu faturaya süresinde itiraz etmediği anlaşıldığından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken;
davanın 16.430,19 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ve davalı yanın istinaf talebinin reddi ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak; davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/2565, K. 2025/715, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama