KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2021/2619
- Karar no
- 2025/735
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/04/2021
- Numarası
- 2017/966 Esas, 2021/500 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
3.362 kelime·17 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili için, davacı yüklenici tarafından başlatılan icra takibine, davalı iş sahibi tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili;
taraflar arasında 02/03/2016 tarihinde İstanbul Yıldızı Dış Cephe (mantolama) Yapım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davacı yüklenicinin, davalıya ait 2 adet binanın tamamının dış cephe mantolama-yalıtım yapımını ve teslimi üstlendiğini, davalının ise yapılan iş karşılığı KDV dahil 354.000,00 TL ücreti 3 eşit taksit ile 02/07/2016 tarihini geçmeyecek şekilde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davacının sözleşme konusu işi eksiksiz bir şekilde yapmasına karşın davalının sözleşme bedelini ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhinde Büyükçekmece ...
İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini, işi sözleşmeye uygun olarak tamamladığına dair enerji kimlik belgesi aldığını, son olarak yapılan işle ilgili 14/10/2016 tarihli fatura düzenlediğini, her ne kadar borçlu takipteki itirazında fatura bedelinin fazlasıyla ödendiğini ileri sürmüş ise de, herhangi bir ödemenin yapılmadığını, davalının borcunu ödediğini yazılı belgeyle ispat etmesi gerektiğini belirterek;
davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, davalı aleyhine alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davalı şirket sahiplerinin yabancı olup, davacı şirket sahibi ... ile tanıştıklarını, davacı şirket sahibinin güven ve yönlendirmesi ile Türkiye'de inşaat işine girdiklerini, davalının 6 nolu parseldeki taşınmazı satın alarak; ...-...
(1) inşaat projesine başladığını, şantiye şefliği görevinin ise davacı firma sahibi ...'e verildiğini, davacı şirket sahipleri Türkçe bilmemeleri, yurt dışındaki işleri nedeniyle Türkiye'de uzun süre kalamamaları ve ...'in üzerlerinde oluşturduğu güven nedeniyle bir kısım işlerin takibi için bu şahsa vekaletname verdikleri gibi ayrıca şirket banka hesaplarından para çekilmesi ve havale yapılabilmesi için ... adına bankalara talimat verdiklerini ve alınan şifrelerle bu kişinin banka hesaplarından havaleler yaptığını, davacı şirket sahibi ...'in davalı şirketin banka hesaplarından;
kendi hesabına ve sahibi olduğu davacı şirket hesabına havaleler yapmak suretiyle davalıya ait paraları kendisine olan güveni kötüye kullanarak uhdesine geçirdiğini, inşaatın 2.500.000,00 TL'ye mal olacağı belirtilmesine rağmen maliyetin bu rakamın 2 katına çıktığını, bu eylemleri nedeniyle Büyükçekmece 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/450 Esas sayılı dosyası ile yargılanmasının devam ettiğini, işbu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacı şirketin fatura konusu hizmeti gerçekleştirmediğini,
aslında bu işlerin davacı firma adına şantiye şefi olarak görev yapan ... tarafından imzalanan 26/10/2015 tarihli Dış Cephe Mantolama İşi Sözleşmesi ile ... ve birlikte çalıştığı kardeşi ... isimli şahıslara yaptırıldığını, bu şahısların davacı firmaya SGK'lı olarak girişinin yapıldığını, işin bedelinin de bu şahıslara ödendiğini, bu kişilerin ve diğer gösterdikleri kişilerin tanık olarak dinlenilmelerini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu üç sayfalık sözleşmenin ilk iki sayfasının asıl metin olmayıp müvekkilinin imzasını taşımayan bu sayfaların sözleşmenin gerçekte imzalanan metninden farklı sayfalar olduğunu,
bu nedenle müvekkilinin imzasını taşımayan sayfaları içeren sözleşmeyi kabul etmediklerini, davacı firmanın davalıya sadece bir kısım malzemeler temin ettiğini, bu malzeme bedellerinin davalıya ait banka hesaplarından davacı firmaya havale edildiğini, hatta fazla ödeme yapıldığını, bunun dışında davacının mantolama işi yapmadığını belirterek; davanın reddine, asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 22/04/2021 tarihli karar ile.
Davacı cari hesap ilişkine göre faturalardan kaynaklı alacağını talep ettiğini, davaya konu uyuşmazlıkta takibe konu 354.000 TL bedelli faturanın davalı defter ve kayıtlarında yer almadığının bilirkişi raporlarıyla ortaya çıktığını, davalı yanın, davacı şirketin yetkilisi ...’e Bakırköy ...
Noterliği’nin 28.04.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile inşaat işlerinin görülmesi konusunda geniş yetkiler verdiği, işbu vekâletnamede davalı şirketin temsilcisi ...’nun Türkçe bilmediği ve işlemin yeminli tercüman vasıtasıyla gerçekleştirildiği, bu ilişkinin, 23.01.2017 tarihli azilnameye kadar ayakta kaldığı,
bu kapsamda ... ile davalı şirket arasında 16.03.2015 tarihinde şantiye şefliği hizmet sözleşmesi akdedildiği ve bu sözleşme kapsamında yapıyı, yapı denetim kuruluşunun teknik konulardaki talimatlarına uygun olarak yönetmek ve inşa ettirmek ve karşılığında sonraki yıllarda enflasyon oranı dikkate alınarak yeniden belirlenmek üzere birinci yıl için brüt 2970-TL ödenmesi için anlaşıldığını, taraflar arasında 02.03.2016 tarihinde imzalanan sözleşmenin 3 sayfadan ibaret olduğu, tarafların ilk iki sayfada imza ya da paraflarının bulunmadığı, son sayfada her iki şirketin yetkililerinin imzalarının bulunduğu,
davacının, taraflar arasında dış cephe (mantolama) yapım sözleşmesi bulunduğunu iddia ettiği ve davalı taraf ise, sözleşmenin yalnızca malzeme temini ve malzemelerin kontrolü hususlarını kapsadığını iddia ettiği, taraflar arasındaki bir diğer ihtilafın ise, ...’ın tarafı olduğu 26.10.2015 tarihli sözleşme olduğu, bu hususta her ne kadar davacı yan tarafından imza inkâr edilmiş olsa da mahkememizce yaptırılan inceleme sonucunda hazırlanan 26.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda, belgedeki yazının ...’e ait olmadığı, ancak imzanın kendisine ait olduğunun tespit edildiği,
bu doğrultuda davalı şirketin yetkili temsilcisi ...’in imzası neticesinde davalı şirket ile ... arasında dış cephe mantolama işi sözleşmesinin kurulduğu, davalının, işbu sözleşmenin mevcudiyeti nedeniyle 02.03.2016 tarihinde davacı yanla aynı iş için sözleşme yapılmadığı iddiasında olduğu, dava dilekçesinin ekinde yer alan birtakım fatura ve irsaliyelerde de 2015 yılının Eylül ayı içerisinde mal temin edildiği ve şantiyeye sevk edildiği, bu noktada, taraflar arasında 2015 de ...-... ile ...’in arasında akdedilen sözlşemeye göre işin yapıldığının anlaşıldığı,
Büyükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi 2017/450 Esas sayılı dosya içeriğindeki belgeler arasında,... kardeşlere ... tarafından ödeme yapıldığına ilişkin beyanlar, havaleler, makbuzlar bulunduğu alınan raporlarla tespit edildiği, ayrıca söz konusu irsaliyelerden birinde ...’ın 16.04.2016 tarihli tesellüm beyanı bulunduğu, ayrıca ...’ın, davalı tarafından imzalanmayan ve üzerinde tarih bulunmayan, işleri bitirdiğine ilişkin beyanının 2017 tarihli olduğu, davaya konu işin davacı şirket tarafından yapıldığı konusunda açık bir delil bulunmadığı,
bununla birlikte, davacı tarafın dilekçe ekinde sunduğu enerji kimlik belgesinin veriliş tarihinin 25.06.2016 olduğu, bu bakımdan taraflar arasındaki sözleşmede belirlenebilir vade (md.
3: “3 ay içinde” denilmekle sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplandığında 02.06.2016 olarak kararlaştırılması nedeniyle yüklenici kendiliğinden temerrüde düşmüş olsa da, davalı tarafın bu hususta herhangi bir girişimde bulunmadığı, tanık beyanlarından davacı şirketin yetkilisinin tanıklara iş kapsamında ödemeler yaptığının anlaşıldığı, davacı şirket yetkilisinin davalı şirkette şantiye şefi olarak SGK kaydının olduğu gibi; tanıkların da mantolama işi sebebiyle davalı şirkette SGK girişinin yapıldığı,
davacı şirket yetkilisinin sanık olarak yargılandığı Büyükçekmece 5.Asliye Ceza mahkemesinin 2017-450 esas sayılı dosyasında''... şüphelinin olay tarihinde şikayetçi şirketin inşaat işlerini yürütmek üzere vekaleten görevli olduğu, görev yaptığı sırada şirket gelirlerini şirket kasasına veya şirketin banka hesaplarına yatırmadan kendi banka hesabına yatırdığı, şirket adına yapılan ödemeleri kendi adına yatırdığı ve şirkete ait olan banka hesaplarından ödediği, şirket gelirlerini kendi hesabına aktarınca harcamala yapılıncaya kadar hesabında tuttuğu ve tasarrufuna aldığı,
şirket gelir ve ödemeleri süreklilik gösterdiği için sabit bir miktarın tespit edilemediği, ancak faaliyet süresi boyunca muhtelif miktarlarda şirket parasını kendi hesabında tuttuğu, keza bazı harcamalarda imzasız faturalar kullanarak isnat olunan hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçu ...''iddialarıyla yargılandığı, düzenlenen davaya ve takibe konu faturaların davalı şirketin ticari defterlerine işlenmediği,
fatura ve sözleşmedeki dava konusu işin rayiç bedeli malzeme, nakliye, işçilik dahil 164.000-TL olduğu bilirkişi raporlarında belirtilmiş olup 164.000-TL bedelli bir işin iki katından fazla bir bedel olan 354.000-TL bedelle yaptırılması da işin niteliği dosya kapsamı ile uyuşmadığı,
Söz konusu fatura içeriğine ait işler davalı şirket adına şantiye şefi olarak görev yapan davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalıyı temsilen imzalanan 26.10.2015 tarihli ''Dış Cephe Mantolama'' işi sözleşmesi ile ...ve birlikte çalıştığı kardeşi ... isimli şahıslara yaptırıldığı yönünde kanaat oluştuğu, davanın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine ve davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile.
Mahkemenin gerekçeli kararında davalı tarafından davacıya gönderilen Büyükçekmece ... Noterliği 30.01.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameyi dikkate almadığını, söz konusu ihtarnamenin beşinci maddesinde "02.03.2016 tarihinde müvekkil şirket ile ...
İnşaat adıyla yapmış olduğunuz mantolama sözleşmesi" ifadeleriyle taraflarca imzalanan ve dosyada mübrez mantolama sözleşmesine atıfta bulunulduğunu, ihtarnamede sözleşmenin 7. maddesi gereğince "...eksik bırakmış olduğunuz işlemleri tamamlamanızı, fatura ve evrakları yeniden düzenlemenizi..." ifadeleriyle ihtarda bulunulduğunu, buna rağmen dava dilekçemiz ekinde sunmuş olduğumuz mantolama sözleşmesinin ilk iki sayfasında imza bulunmadığı gerekçesiyle sözleşmenin yok sayıldığını, bu ihtarname içeriğinin bile tek başına davacı tarafından mantolama işinin yapıldığını tespit etmeye yeterli olduğunu,
davacı firma yetkilisi ...'in davalı firmada şantiye şefi olarak çalıştığını, taraflar arasında kurulan güven ilişkisi sebebiyle ilk iki sayfanın imzalanmamasının çok doğal olduğunu, ilk iki sayfada imza bulunmamasının, tarafların gerçek iradelerini yansıtan sözleşmeyi geçersiz kılmak için yeterli olmadığını, ayrıca davalı tarafın, sözleşmenin ilk iki sayfasında imza olmaması sebebiyle sözleşmenin aslında malzeme temini sözleşmesi olduğu beyan ettiğini, şayet iddia edildiği gibi taraflar arasında mantolama sözleşmesi değil de malzeme temin sözleşmesi imzalanmış olsaydı davalı tarafın gerçek sözleşmeyi sunması gerektiğini,
davalı tarafın söz konusu faturayı ticari defterlerine işlediğini ve daha sonra bu faturayı düzeltme formu vermek suretiyle ticari kayıtlarından çıkardığını, davalı tarafın 2016 yılı Ekim Ayı BA formları incelendiğinde görüleceğini, kaldı ki bu hususta her iki tarafın da mali müşavirliğini yapmış kişinin tanıklık yapmış olmasına rağmen yine gerekçeli kararda yer almadığını, 26.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda;
inceleme konusu belgedeki (26.10.2015 tarihli) imzanın davacı firma yetkilisi ...'e ait olduğu tespitine yer verildiğini, imzanın müvekkil firma yetkilisine ait olmadığını, davacı firma yetkilisinin hiçbir zaman davalı firma adına mantolama işiyle ilgili sözleşme imzalamadığını, davalı tanıklarının beyanlarında çelişkiler bulunduğunu, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ile 02/03/2016 tarihinde ...
Dış Cephe (mantolama) Yapım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre; davalıya ait 2 adet binanın tamamının dış cephe mantolama-yalıtım yapımını ve teslimi üstlendiğini, davalının ise yapılan iş karşılığı KDV dahil 354.000,00 TL ücreti 3 eşit taksit ile 02/07/2016 tarihini geçmeyecek şekilde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davacının sözleşme konusu işi eksiksiz bir şekilde yapmasına karşın davalının sözleşme bedelini ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhinde Büyükçekmece ...
İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini, son olarak yapılan işle ilgili 14/10/2016 tarihli fatura düzenlediğini, belirterek; itirazın iptaline, davalı aleyhine alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, davalı vekili; davalı şirket sahiplerinin yabancı olduğunu, davacı şirket sahibi ... ile tanıştıklarını, davacı şirket sahibinin güven ve yönlendirmesi ile Türkiye'de inşaat işine girdiklerini, davalının taşınmaz satın alarak; ...-...
(1) inşaat projesine başladığını, şantiye şefliği görevinin ise davacı firma sahibi ...'e verildiğini, davacı şirket sahiplerinin Türkçe bilmediğini, yurt dışındaki işleri nedeniyle Türkiye'de uzun süre kalamadığını ve ...'in üzerlerinde oluşturduğu güven nedeniyle bir kısım işlerin takibi için bu şahsa vekaletname verdikleri gibi ayrıca şirket banka hesaplarından para çekilmesi ve havale yapılabilmesi için ... adına bankalara talimat verdiklerini ve alınan şifrelerle bu kişinin banka hesaplarından havaleler yaptığını, davacı şirket sahibi ...'in davalı şirketin banka hesaplarından;
kendi hesabına ve sahibi olduğu davacı şirket hesabına havaleler yapmak suretiyle davalıya ait paraları kendisine olan güveni kötüye kullanarak uhdesine geçirdiğini, inşaatın 2.500.000,00 TL'ye mal olacağı belirtilmesine rağmen maliyetin bu rakamın 2 katına çıktığını, bu eylemleri nedeniyle Büyükçekmece 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/450 Esas sayılı dosyası ile yargılanmasının devam ettiğini, davacı şirketin fatura konusu hizmeti gerçekleştirmediğini, aslında bu işlerin davacı firma adına şantiye şefi olarak görev yapan ... tarafından imzalanan 26/10/2015 tarihli Dış Cephe Mantolama İşi Sözleşmesi ile ...'a yaptırıldığını,
bu şahısların davacı firmaya SGK'lı olarak girişinin yapıldığını, işin bedelinin de bu şahıslara ödendiğini, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu üç sayfalık sözleşmenin ilk iki sayfasının asıl metin olmayıp müvekkilinin imzasını taşımayan bu sayfaların sözleşmenin gerçekte imzalanan metninden farklı sayfalar olduğunu, bu nedenle davalının imzasını taşımayan sayfaları içeren sözleşmeyi kabul etmediklerini, davacı firmanın davalıya sadece bir kısım malzemeler temin ettiğini, bu malzeme bedellerinin davalıya ait banka hesaplarından davacı firmaya havale edildiğini, hatta fazla ödeme yapıldığını,
bunun dışında davacının mantolama işi yapmadığını belirterek; davanın reddini ve davacı aleyhine asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş, mahkemece davacının; cari hesap ilişkine göre faturadan kaynaklı alacağını talep ettiğini, davaya konu uyuşmazlıkta takibe konu 354.000 TL bedelli faturanın davalı defter ve kayıtlarında yer almadığı, davalı yanın, davacı şirketin yetkilisi ...’e Bakırköy ...
Noterliği’nin 28.04.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile inşaat işlerinin görülmesi konusunda geniş yetkiler verdiği, işbu vekâletnamede davalı şirketin temsilcisi ...’nun Türkçe bilmediği ve işlemin yeminli tercüman vasıtasıyla gerçekleştirildiği, bu ilişkinin, 23.01.2017 tarihli azilnameye kadar ayakta kaldığı,
... ile davalı şirket arasında 16.03.2015 tarihinde şantiye şefliği hizmet sözleşmesi akdedildiği ve bu sözleşme kapsamında yapıyı, yapı denetim kuruluşunun teknik konulardaki talimatlarına uygun olarak yönetmek ve inşa ettirmek ve karşılığında sonraki yıllarda enflasyon oranı dikkate alınarak yeniden belirlenmek üzere birinci yıl için brüt 2970-TL ödenmesi için anlaşıldığını, taraflar arasında 02.03.2016 tarihinde imzalanan sözleşmenin 3 sayfadan ibaret olduğu, tarafların ilk iki sayfada imza ya da paraflarının bulunmadığı, son sayfada her iki şirketin yetkililerinin imzalarının bulunduğu,
davacının, taraflar arasında dış cephe (mantolama) yapım sözleşmesi bulunduğunu iddia ettiği ve davalı taraf ise, sözleşmenin yalnızca malzeme temini ve malzemelerin kontrolü hususlarını kapsadığını iddia ettiği, taraflar arasındaki bir diğer ihtilafın ise, ...’ın tarafı olduğu 26.10.2015 tarihli sözleşme olduğu, bu hususta her ne kadar davacı yan tarafından imza inkâr edilmiş olsa da 26.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda, belgedeki imzanın davacı şirket yetkilisi ...’e ait olduğunun tespit edildiği,
bu doğrultuda davalı şirketin yetkili temsilcisi ...’in imzası neticesinde davalı şirket ile ... arasında dış cephe mantolama işi sözleşmesinin kurulduğu, davalının, işbu sözleşmenin mevcudiyeti nedeniyle 02.03.2016 tarihinde davacı yanla aynı iş için sözleşme yapılmadığı iddiasında olduğu, dava dilekçesinin ekinde yer alan birtakım fatura ve irsaliyelerde de 2015 yılının Eylül ayı içerisinde mal temin edildiği ve şantiyeye sevk edildiği, bu noktada, taraflar arasında 2015 de ...-... kardeşler ile ...’in arasında akdedilen sözleşmeye göre işin yapıldığının anlaşıldığı,
Büyükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi 2017/450 Esas sayılı dosya içeriğindeki belgeler arasında, ... kardeşlere ... tarafından ödeme yapıldığına ilişkin beyanlar, havaleler, makbuzlar bulunduğu alınan raporlarla tespit edildiği, ayrıca söz konusu irsaliyelerden birinde ...’ın 16.04.2016 tarihli tesellüm beyanı bulunduğu, ayrıca ...’ın, davalı tarafından imzalanmayan ve üzerinde tarih bulunmayan, işleri bitirdiğine ilişkin beyanının 2017 tarihli olduğu, davaya konu işin davacı şirket tarafından yapıldığı konusunda açık bir delil bulunmadığı,
bununla birlikte, davacı tarafın dilekçe ekinde sunduğu enerji kimlik belgesinin veriliş tarihinin 25.06.2016 olduğu, bu bakımdan taraflar arasındaki sözleşmede belirlenebilir vade (md.
3: “3 ay içinde” denilmekle sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplandığında 02.06.2016 olarak kararlaştırılması nedeniyle yüklenici kendiliğinden temerrüde düşmüş olsa da, davalı tarafın bu hususta herhangi bir girişimde bulunmadığı, tanık beyanlarından davacı şirketin yetkilisinin tanıklara iş kapsamında ödemeler yaptığının anlaşıldığı, davacı şirket yetkilisinin davalı şirkette şantiye şefi olarak SGK kaydının olduğu gibi; tanıkların da mantolama işi sebebiyle davalı şirkette SGK girişinin yapıldığı,
davacı şirket yetkilisinin sanık olarak yargılandığı Büyükçekmece 5.Asliye Ceza mahkemesinin 2017-450 esas sayılı dosyasında''... şüphelinin olay tarihinde şikayetçi şirketin inşaat işlerini yürütmek üzere vekaleten görevli olduğu, görev yaptığı sırada şirket gelirlerini şirket kasasına veya şirketin banka hesaplarına yatırmadan kendi banka hesabına yatırdığı, şirket adına yapılan ödemeleri kendi adına yatırdığı ve şirkete ait olan banka hesaplarından ödediği, şirket gelirlerini kendi hesabına aktarınca harcamala yapılıncaya kadar hesabında tuttuğu ve tasarrufuna aldığı,
şirket gelir ve ödemeleri süreklilik gösterdiği için sabit bir miktarın tespit edilemediği, ancak faaliyet süresi boyunca muhtelif miktarlarda şirket parasını kendi hesabında tuttuğu, keza bazı harcamalarda imzasız faturalar kullanarak isnat olunan hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçu ...''iddialarıyla yargılandığı, düzenlenen fatura ve sözleşmedeki dava konusu işin rayiç bedeli malzeme, nakliye, işçilik dahil 164.000-TL olduğu bilirkişi raporlarında belirtilmiş olup 164.000-TL bedelli bir işin iki katından fazla bir bedel olan 354.000-TL bedelle yaptırılması da işin niteliği dosya kapsamı ile uyuşmadığı,
söz konusu fatura içeriğine ait işler davalı şirket adına şantiye şefi olarak görev yapan davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalıyı temsilen imzalanan 26.10.2015 tarihli ''Dış Cephe Mantolama'' işi sözleşmesi ile ... ve birlikte çalıştığı kardeşi ... isimli şahıslara yaptırıldığı yönünde kanaat oluştuğu, davanın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine ve davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.Somut olayda davacı yan, taraflar arasında 02.03.2016 tarihli ...
Dış Cephe Mantolama yapım sözleşmesi akdedildiği ve iş karşılığı düzenlediği 14.10.2016 tarihli faturanın ödenmediğini iddia etmiş ve dosyaya 3 sayfalık sözleşme sunmuştur. Sözleşmenin ilk 2 sayfasında tarafların imzası veya parafı bulunmadığından davalı yan bu sözleşmeyi kabul etmemiştir. Dosyada ayrıca davacı şirket yetkisilisi ... ile davalı şirket arasında 16.03.2015 tarihli şantiye şefliği hizmet sözleşmesi bulunmaktadır.
Bu sözleşme kapsamında davacı şirket yetkilisi ...'in şantiye şefi olarak; davalının inşaatında; yapıyı, yapı denetim kuruluşunun teknik konulardaki talimatlarına uygun olarak yönetmek ve inşa ettirmesi karşılığında; birinci yıl için brüt 2970-TL ödenmesi için anlaşmışlardır. Dosyadaki diğer bir sözleşmede; dava dışı ... ile davalı şirketin yetkili temsilcisi ...'in davalı şirket adına imzalamış oldukları, 26.10.2015 tarihli dış cephe mantolama işi sözleşmesidir.
Davacı yan tarafından bu sözleşmedeki imza inkâr edilmiş olsa da 26.11.2018 tarihli adli tıp bilirkişisi raporunda, belgedeki imzanın davacı şirket yetkilisi ...’e ait olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda davalı şirketin yetkili temsilcisi ...’in imzası neticesinde davalı şirket ile ... arasında dış cephe mantolama işi sözleşmesinin aslında 26.10.2015 tarihinde kurulduğu anlaşılmıştır.
Kaldı ki davalı yanda işbu sözleşmenin mevcudiyeti nedeniyle 02.03.2016 tarihinde davacı yanla aynı iş için sözleşme yapılmadığı, davacının sadece mal temin ettiği iddiasındadır. Davalı yan, davacı şirketin yetkilisi ...’e Bakırköy ...
Noterliği’nin 28.04.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile inşaat işlerinin görülmesi konusunda geniş yetkiler vermiş ve işbu vekâletnamenin, davalı şirketin temsilcisi ...’nun Türkçe bilmemesi sebebi ile yeminli tercüman vasıtasıyla gerçekleştirilmiş, bu ilişkinin, 23.01.2017 tarihli azilnameye kadar ayakta kalmıştır. ... ile davalı şirket arasında 16.03.2015 tarihinde şantiye şefliği hizmet sözleşmesi akdedilmiş ve bu sözleşme kapsamında davalının yaptığı inşaatta yapıyı,
yapı denetim kuruluşunun teknik konulardaki talimatlarına uygun olarak yönetmek ve inşa ettirmek karşılığında davacı şirket yetkilisine birinci yıl için brüt 2970-TL ödenmesi kararlaştırılmıştır.Akabinde; dava konusu icra takibine konu fatura içeriğine ait işlerin yapılması için; davalı şirket adına şantiye şefi olarak görev yapan davacı şirket yetkilisi ..., davalıyı temsilen dava dışı ... ile 26.10.2015 tarihli ''Dış Cephe Mantolama'' işi sözleşmesi akdetmiştir.
Yargılama sırasında; davacı yan bu sözleşmedeki imzayı inkâr edilmiş olsa da 26.11.2018 tarihli adli tıp bilirkişisi raporunda, belgedeki imzanın davacı şirket yetkilisi ...’e ait olduğu tespit edilmiştir. Davacının dayanağı olan 02.03.2016 tarihli sözleşme ise 3 sayfadan ibaret olup, tarafların ilk iki sayfada imza ya da parafları bulunmamakta, son sayfada ise her iki şirketin yetkililerinin imzaları bulunmaktadır.
Davalı bu sözleşmeyi kabul etmemekte, taraflar arasındaki sözleşmenin yalnızca malzeme temini ve malzemelerin kontrolü hususlarını kapsadığını beyan etmiştir.
Davalı adına , davalı şirketin vekili ve o sırada şantiye şefliğini yapan davacı şirket vekilinin dava dışı ... ile imzaladığı mantolama sözleşmesi varken, bu sözleşmeden sonra davacı şirket yetkilisi olan kişi ile aynı sözleşmeyi akdetmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, davacı yan dosyaya ilk 2 sayfası imzalı veya paraflı olmayan ve davalı yan tarafından da kabul edilmeyen bir sözleşme sunabilmiştir.
Dosya kapsamında, tanık beyanları ve faturalardan da mantolama işinin dava dışı ...tarafından yapıldığı da sabittir. Dava dilekçesi ekindeKİ birtakım fatura ve irsaliyelerde de davacının 2015 yılının Eylül ayı içerisinde mal temin ettiği ve şantiyeye sevk ettiği, bu noktada, taraflar arasında 2015 de ...-... kardeşler ile ...’in arasında akdedilen sözleşmeye göre işin yapıldığı da anlaşılmıştır.
Büyükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi 2017/450 Esas sayılı dosya içeriğindeki belgeler arasında, ... kardeşlere ... tarafından ödeme yapıldığına ilişkin beyanlar, havaleler, makbuzlar bulunduğu alınan raporlarla tespit edilmiştir.
Söz konusu irsaliyelerden birinde ...’ın 16.04.2016 tarihli tesellüm beyanı ve ...’ın, davalı tarafından imzalanmayan ve üzerinde tarih bulunmayan, işleri bitirdiğine ilişkin beyanının da 2017 tarihli olduğu, davaya konu işin davacı şirket tarafından yapıldığı konusunda açık bir delil bulunmadığı, tanık beyanlarından davacı şirketin yetkilisinin tanıklara iş kapsamında ödemeler yaptığını, davacı şirket yetkilisinin davalı şirkette şantiye şefi olarak SGK kaydının olduğu gibi; tanıkların da mantolama işi sebebiyle davalı şirkette SGK girişinin yapıldığı,
düzenlenen fatura ve sözleşmedeki dava konusu işin rayiç bedeli malzeme, nakliye, işçilik dahil 164.000-TL olduğu bilirkişi raporlarında belirtildiği, buna karşın davacının 164.000-TL bedelli bir işin iki katından fazla bir bedel olan 354.000-TL bedelle işi yaptığını iddia ederek fatura düzenlediği, davaya konu uyuşmazlıkta takibe konu 354.000 TL bedelli faturanın davalı defter ve kayıtlarında yer almadığı anlaşıldığından;
mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmaktadır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/2619, K. 2025/735, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama