KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/665
- Karar no
- 2024/1071
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/09/2020
- Numarası
- 2017/1157 Esas, 2020/401 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.216 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davacı yan tarafından başlatılan icra takibine itirazın kaldırılması talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; davacı şirketin, davalıya ait iş yerinin elektrik işlerinin yapımını üstlendiğini; bu konuda 31/12/2014 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince davacının edimlerini yerine getirdiğini ve işi tamamladığını ancak iş bedelinden 90.701,33 USD alacaklarının kaldığını;
bu alacaklarının tahsili için ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını; davalının haksız bir itirazla takibi durdurduğunu belirterek, itirazın iptaline davalıdan %20 icra inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Davalı vekili, şirketin eski yetkililerinin ve ortaklarının hakkında ... soruşturması açıldığını, kendilerince şirket kayıtlarına ulaşılamadığını, bu nedenle davacı tarafın icra takibine karşı, ileriye sürülen borcun şirket kayıtlarında bulunup bulunmadığı tespit edilemediğinden itiraz etmek zorunda kaldıklarını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 24/09/2020 tarihli karar ile,
"Davacı, cari hesap ve faturalardan kalan bakiye alacak sebebiyle davalı aleyhine başlattığı icra takibinde 90.701,33 USD'nin takip tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar işleyecek döviz alış kuru üzerinden yıllık %10,5 avans faiziyle tahsilini talep ettikleri; ödeme emrine davalı vekili tarafından itiraz edilerek; davalı şirkete Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4284 Değişik iş sayılı kararıyla TMSF yetkililerinin kayyım olarak atandığı,
durumun ticaret siciline tescil edildiğini, eski ortak yöneticiler hakkında ... /... terör örgütüne aidiyet, intisap ve irtibat nedeniyle soruşturma / kovuşturma başlatıldığını, bu nedenle kendilerinin işi terk ettiklerini veya tutukluluk nedeniyle kendilerine ulaşılmasının mümkün olmadığını; bu nedenle şirketin ticari kayıtlarına ulaşmakta sıkıntılar yaşandığını, şirket kayıtlarında dava edilen alacağın kontrolü şuan itibariyle mümkün olmadığını bildirerek takibe itiraz ettikleri, iş bu itirazın iptali davası da bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı,
TMSF' den gelen yazı cevabında, davalı şirkete TMSF ve devlet tarafından el konulmadığının bildirildiği, bu nedenle davalı şirketin borçlarından devletin değil şirketin kendisinin sorumlu olduğu; borç ve alacaklar yönünden davalı şirketin hak sahibi olduğu, dosyaya sunulan davalı vekaletnamesinde 26/09/2016 tarihli kayyım atanmasına ilişkin karardan sonra olup, davalı şirketin kayyımları tarafından vekaletname düzenlendiği, davacı kayıtları üzerinden yapılan incelemede davacının alacağının 19 adet hak ediş faturasından kaynaklandığı; taraflar arasındaki sözleşme bedelinin 720.028,24 USD + %18 KDV'den ibaret olduğu;
bu bedelin büyük bölümünün ödendiği; davalı şirketin davacının 15/08/2016 tarihine kadar yaptığı işleri ve düzenlenen hak ediş faturaların tamamını kabul ederek ödemeleri gerçekleştirdiği; davacının bakiye kalan ve takibe konu olan 90.701,33 USD alacağının ise 02/08/2016 - 15/08/2016 arasında kesilen faturalardan ibaret olduğu, bu faturaların 19 adet hak ediş faturası olduğu; bu itibarla takip tarihinde davacının davalıdan 90.701,33 USD alacaklı olduğu tespit edildiği,
mahkemece 20/12/2018 tarihinde verilen inceleme ve keşif kararında, mahallinde taraflarında katılımıyla yapılan işinde görülmesine karar verilmiş ve her iki taraf vekiline duruşma tutanağı tebliğ edilmişse de; inceleme gününde tutulan tutanaktan da anlaşılacağı üzere sadece davacı yetkilisinin geldiği; davalının kayıtlarının ihtara rağmen ibraz edilmediği, davalı tarafın gelmemesi nedeniyle de ona ait yerde inceleme yapılamadığı, sadece davacı kayıtları üzerinde inceleme yapılarak karar verildiği, davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlandığı,
tüzel kişiliği devam eden davalı taraf vekiline usulünce şirket kayıtlarını sunması için ihtarat gönderildiği, inceleme gününün bildirildiği, inceleme gününde hazır olup, kendisine ait binada yapılan işleri göstermesi istendiği ancak bunların hiç birini yerine getirmediği sebebiyle davacının iddiasının davalı kayıtlarıyla teyit edilmesi imkanını ortadan kaldırması nedeniyle incelenen davacı kayıtları esas alındığı, davalı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı ancak davalı tarafça yemin teklif etmeyeceğini bildirildiği, davalı tarafın; davacı yanca iddia edilen işlerin yapılmadığına dair bir savunmasının olmadığı,
sadece şirketin kayıtlarına ulaşılmadığı sebebiyle takibe itiraz ettiği, davaya da bu yönde cevap verdiği; davacı kayıtları yönünden yapılan işin mevcut olduğu, davalı şirketin .... kalkışmasından önce ödemelere düzenli olarak başladığı ve takip konusu olan hak ediş faturalarına kadar ödemelerini düzenli olarak yerine getirdiği, bu sebeple yapılan işide bir yerde kabul ettiği nazara alınarak; alacağın likit olmadığı gerekçesi ile.
İtirazın iptaline ilişkin talebin kabulüne, icra inkar tazminatına ilişkin talebin reddi ile; ... sayılı dosyasında davalının yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına, davacının icra inkar tazminatının reddine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, davalı şirkete İstanbul Anadolu 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4284D.İş sayılı kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ("TMSF") yetkililerinin kayyum olarak tayin edildiğini, şirketin hali hazırda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından yönetildiğini, işbu şirketin ortak ve eski yetkililerine işi terk veya tutukluluk nedeniyle uzun süredir ulaşılamadığını, şirketler uhdesindeki tüm evrak ve kayıtlara adli ve idari makamlarca el koyulduğu ve inceleme yapıldığı için kayıtlara ulaşmanın zor olduğunu,
bu nedenle davalı şirket ticari defter ve kayıtları 03.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda sunulamadığını, uyuşmazlığın yalnızca taraflara ait ticari defter kayıtları esas alınarak çözümlenemeyeceğini, hükme esas teşkil eden 03.05.2019 tarihli bilirkişi raporu ile davacı yanın ticari defterlerinde yer alan faturalarına konu hizmetin ifa edilip edilmediği / malın teslim edilip edilmediği yönünde hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, davacınında bu konuda ispatlayıcı hiçbir belgeyi dosyaya sunamadığını, alacaklının düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200.
Maddesinde belirtilen deliller ile ispatlaması gerektiğini, akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı olmadığını, yalnızca taraf defterleri incelenerek davanın çözümlenmesinin mümkün olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı yan yüklenici, davalı yan ise iş sahibidir.Taraflar arasında davalıya ait iş yerinin elektrik yapım işine dair 31/12/2014 tarihli sözleşme akdedilmiştir.
Davacı yan faturaya dayalı alacağını talep etmiş, davalı yan işin yapılıp yapılmadığını ve faturaların defterlere kayıtlı olup olmadığını, defterlere ve önceki çalışanlara ulaşamaması nedeni ile bilemediğinden davanın reddini istemiş, mahkemece davacı yanın defter kayıtlarına dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yapılan iş kapsamında düzenlenen fatura kapsamında davacının alacaklı olup olmadığı, varsa davalı ödemesi düşüldükten sonra bakiye alacağın bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır. Mahkemece davalı vekilinin keşif için gelmediği gerekçesi ile keşif yapmadan sadece davacı yan defter kayıtlarına dayalı hüküm oluşturduğu görülmüştür.
O halde mahkemece, mahallinde uzman bilirkişilerle keşif yapılmak suretiyle, fatura kapsamında belirtilen işlerin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise yapıldığı tarihteki piyasa rayiç bedelleri ile birlikte tespit edilmesi, varsa davalı yan ödemelerinin düşülmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yazılı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/665, K. 2024/1071, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama