KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/671
- Karar no
- 2024/1064
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/11/2020
- Numarası
- 2015/1262 Esas, 2020/579 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.497 kelime·12 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, davalının ...
İnşaat işlerinin yüklenicisi olduğunu, taraflar arasında 10/05/2013 tarihli sözleşme ile inşaat kısmını alt işveren taşeron olarak yapmayı yüklendiğini, davacı şirket yüklendiği işi belirtilen süre içinde projeye uygun olarak yaparak fiilen teslim edip geçici kabul için talepte bulunduğunu, davalının geçici kabul talebine cevap vermeyerek kesin hesabın yapılmasını ötelemek için davacıyı sürekli oyaladığını, davalı tarafından davacıdan fiilen teslim aldığı işin kendine ait kısmını yaparak ...'a geçici kabul ile 25/03/2015 tarihinde teslim ettiğini,
hazırlanan 21 nolu hak ediş karşılığını ödememesi üzerine Kadıköy Noterliğinden ihtarname gönderdiklerini, davalı ihtarnameye verdikleri cevapta; davacı şirkete yaptırdıkları ek ve değişiklikleri kabul edip işin doğası gereği olduğu gerekçesiyle bedelini ödemeyi red ettiğini, sözleşmenin 21.Maddesinin muğlaklığını kendilerince yorumlayarak... dan ödeme alamayacağı işlerle ilgili olarak davacıya ödeme yapamayacaklarını bildirdiklerini, davalının ...'ın davacı ile yapılan sözleşmenin tarafı olmadığını, davacı şirket sözleşmenin tarafı olan davalı şirketin sunduğu uygulama projeleri doğrultusunda inşaatı yapmakla mükellef olduğunu,
yaptığı işin bedelini talep etme hakkına sahip olduğunu, davalının yine ihtara karşı cevabında 21 nolu hak ediş raporundaki kalemlerin 20 nolu hak ediş ile düzenlendiğini ve ödemesinin yapıldığının ileri sürmüş ise de bu kalemlerde belirtilen işlerin tamamının karşılığının ödenmediğini, davalı işveren tarafından sözleşme gereği olarak ihale projesinde değişiklik yapan uygulama projeleri doğrultusunda ek ve genişletilmiş iyler yanında ön görülemeyen işleri de yaptığını, 21 nolu hakkediş de belirtildiğini, sözleşmenin bir bütün olarak ela alındığında davalının temsilcilerinin yetkilerinin sınırsız olduğunun görüleceğini,
onların istek ve iradeleri dışında ek iş yapılmasının mümkün olmadığını, davalı temsilcilerinin kötü yönetim ve tutumuna rağmen davacının aşırı hassasiyet göstererek üzerine aldığı işi en uygun şekilde ve kusursuz olarak yapıp davalıya teslim ettiğini, davacı zararının büyük olduğunu, zararın miktarının mahallinde uzman bilirkişiler tarafından yapılacak inceleme ve hazırlayacakları raporla belirlenebileceğini,
fazlaya dair dava ve talep haklarını saklı tutarak şimdilik 700.000,00 TL ve ticari faiz alacağı olarak fazlaya dair haklarını saklı tutarak 20.000,00 TL itibariyle şimdilik 720.000,00 TL nin ticari faizi ve yargılama masrafları ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 19/10/2020 tarihli ıslah dilekçesi ibraz ederek toplam 720.000,00 TL alacak yönünden açtıkları davayı 1.654.259,05 TL ye çıkartmıştır.Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan alt işveren sözleşmesi ile ... inşaat işleri yapılması işi alındığını, sözleşme kapsamındaki işleri yapmak üzere davacı şirket ile alt taşeron sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme ekinde yer alan ekli birim fiyat dökümü dahilinde yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşme kapsamında davacının alt işverene yapılacak ödeme onaylı hakkedişlerin toplamı ile sınırlı olacağının düzenlendiğini,
sözleşmede yapılacak tüm iş için baştan ve belirli bir rakam şeklinde belirledikleri bedelin değişmeyecek şekilde bedel kararlaştırılan inşaat sözleşmesinin durumunun bu şekilde olduğunu, sözleşmenin iş artış ve eksikliği başlığı altında düzenlenen maddesinde belirtilen mal veya hizmetlerin şeklinde niteliğinde veya miktarında maksimum +%30 ile -%30 oranında değişiklikler yapılabileceğini, alt işveren bu değişiklikler nedeni ile sözleşmeyi feshedemeyeceğini, değişikliklerde birim fiyat listesinde yer alan bedellerin uygulanacağını, birim fiyat listesinde yer almayan hususlarda tarafların mutabakatı ile bedelin belirleneceği,
ayrıca iş değişikliği veya iptali nedeniyle işin bedelinde azalma olursa azalan miktarın sözleşme bedelinden düşülür maddesinin yer aldığını, ödemelerin alt işverenin tarafından yazılı olarak onaylanan hakkedişleri ile ilgili olarak fatura tarihindeki ...
Euro satış kuru esas alınarak TL düzenleyeceği ve müvekkiline teslim edileceği faturalara istinaden, fatura teslim tarihinden itibaren 15 gün sonraki ilk davalıya ödeme günündeki alt işveren in banka hesabına gerçekleştirileceğinin hüküm altına alındığını, davacı şirket imzalanan sözleşme kapsamında yaptığı işin karşılığı olarak 20 adet hakkediş düzenlediğini, bu hakkedişler karşılığının davacı şirkete ödendiğini, davacının yaptığı işlerin karşılığı olarak düzenlediği bütün hakkedişlerin karşılığını almış olmasına rağmen tek taraflı olarak 21 nolu hakkediş düzenlemek suretiyle sözleşmeye aykırı talepte bulunduğunu,
davacının davasına konu yaptığı 21 nolu hakkedişe onay verilmemişken davacı şirketin fatura düzenlemesi sözleşmede belirlenmiş düzenlemelere aykırı olarak tanzim edilen hem mündericatı hem de gönderilme usulü açısından kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasında yapılan sözleşme birim fiyat esasına göre bedel kararlaştırılmış bir eser sözleşmesi olduğunu, birim fiyatı sözleşmeler borçlar kanunu hükümlerine tabi götürü bedel kararlaştırılmış sözleşmelerin bir türü sayıldığını, sözleşme kapsamında yapılan tüm işlerin bedeli sözleşmede belirlenen birim fiyatlar üzerinden davacıya ödendiğini,
ayrıca davalı şirketin onayı ile yapılan ilave iş bedellerinin de sözleşmede belirlenen birim fiyatlar üzerinden hakkedişler ile davacıya ödendiğini, davacının diğer bir talebinin ise ihtiyat kesintisinin süresinde ödenmemesi sebebiyle 20.000,00 TL ticari faiz talep ettiğini, davacının bu talebinin de taraflar arasında imzalanan sözleşmede ve yasal mevzuatta bir dayanağı bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde hakkediş raporlarına dayanılarak 05/08/2015 tarihinde tebellüğ edilen 03/08/2015 tarih 0657481 sayılı faturaya da 8 gün içinde itiraz edilmediğini, içeriği kanunen TTK 21/2 kabul edelen faturanın ödenmediğini iddia ettiğini,
taraflar arasında imzalanan sözleşmenin düzenlemesi ile davalıa şirkete kesilen bir fatura bulunmadığı gibi içeriği itiraza uğramamış bir fatura da bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece; davacının yaptığı, vekaletsiz iş görme esaslarına göre masraflarını davalıdan talep edebileceği ve ispatladığı zorunlu ve faydalı işlerin bedeli toplam (10.192,39 Euro, 5.840,54 Euro, 26.316,92 Euro, 3.662,40 Euro, 2.710,83 Euro, 15.181,35 Euro, 4.140,52 Euro, 4.000 Euro, 70 392.64 Euro) 142.437,59 Euro olduğu kabul edildiği, davacı dava dilekçesi ile 720.000,00 TL talebinde bulunduğu,
dava tarihinde (31.12.2015) ...MB verilerine göre Euro efektif satış kuru 3,1944 TL dir. Bu durumda talep edebilir alacak miktarı 142.437,59 Euro*3,1944=455.002,63 TL olduğunu belirterek ıslah ile Euro cinsinden talepte bulunulamayacağından hesaplanan 455.002,63 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde.
TBK m.138 ve m.480/f.1 uyarınca bir sözleşme hükmünün öngörülmeyen ifa güçlüğü sebebiyle uyarlanması, kural olarak ancak uyarlama isteyen bu sözleşmeden doğan borcunu ifa etmeden önce mümkün olduğunu, bunun istisnası, borçlunun uyarlama talep ve dava etme hakkını saklı tuttuğunu açıkça bildirerek ifada bulunmasını, aksi halde, yani bu hakkını saklı tutmadan kendi borcunu ifa eden borçlu, artık uyarlamanın diğer bütün şartları gerçekleşmiş olsa bile uyarlamayı talep ve dava edemediğini, taraflar arasındaki Sözleşme’nin herhangi bir hükmünde kanunun aradığı ifadan önce rezerv beyanında bulunma şartını kaldırmış olmadığını,
incelenen uyuşmazlıkta davacı Taşeron’un/Yüklenici’nin işi tamamlama borcunun bedel alacağına ilişkin hiçbir ihtirazî kayıt beyanında bulunmadan ifa ettiği belirttiğini, davacı yüklenici, ancak tüm işini bitirdikten, 20.hakedişi de aldıktan sonra, dava konusu ek bedeli talep ve dava ettiğini, bu aşamada bu artık böyle bir talep mümkün olmadığını, davacının işi yaparken hiçbir ilave talepte bulunmamış olması,
sözleşme gereği alması gereken alacakları 20 adet hakkediş ile almış olmasına rağmen iş bittikten sonra sözleşmeye aykırı düzenlediği 21 nolu hakkediş talebi ile işbu davayı açmasının imzalanan sözleşmede hiçbir karşılığı bulunmadığı gibi yasal olarak da bir karşılığı ve haklılığı bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına ve son alınan Bilirkişi 3. Ek Raporuna itirazlar doğrultusunda farklı bir bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınmasını talep edilmesine rağmen, mahkemenin bu talep ile ilgili herhangi bir karar vermeden davacıya ıslah için süre vermek suretiyle davanın kabulüne karar vermesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,
yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması yönünde talebin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden ve itirazları karşılanmadan hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlamış olduğunu bu yönüyle kararın bozulması gerektiğini, açıklamalar doğrultusunda, davacının taleplerinin sözleşme kapsamında haksız ve mesnetsiz olduğu açık olup davanın reddi gerekmekteyken mahkeme tarafından davanın kabulü cihetine gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki hukuki ilişkide davalı ... A.Ş baskın güç olduğunu, şantiye'deki bütün işleri kontrol ettiğini, yapılan veya yapılması gereken işleri onun bilgi ve talebi dışında yapmanın mümkün olmadığını, davacının yapmış olduğu bütün işler uygulama projesi ve ayrıca davalı firmanın talepleri doğrultusunda gerçekleştirildiğini, ...
A.Ş de asıl işveren ...'a karşı sorumlu olduğunu, yani sahada müvekkil şirket her iki kurumun talepleri ile karşı karşıya kaldığını, yüklendiği işi de her iki tarafında da zararına sebebiyet vermemek için talepleri yerine getirdiğini, bu sahada istek dışı iş yapmanın mümkün olmadığı gibi davalının durduk yerde kendisine külfet yükleyecek iş yapmış olduğunu kabul hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını, onun için iş bu davada yapılan işlerin mevcudiyetinin tartışılamadığını, talepler yerine getirilmiş olarak konunun değerlendirilmesi gerekirken, sadece vekaletsiz iş görme tavsifi ile konuyu izah yetersiz kaldığını,
bilirkişi raporu mahkemece aynen karara aktarıldığını, bu rapordaki noksanlıklara itirazları ise kabul görmediğini, ... binası ... adresli yangın algılaması yapım işi ile ilgili 8.644,07 Euro, malzemenin alındığı ... firmasına ait faturalarda yer alan malzeme fiyatlarının piyasa rayiç bedellerinin üzerinde olması nedeniyle talebin kabul edilmemiş olması isabetli olmadığını, Rayiç bedel miktarı dosyada mevcut olmadığını, mukayese neye göre yapıldığını, Raiç bedel üzerinde ise raiç bedelin tespiti ile bu işin bedelinin ödenmesi gerekirken, reddinin isabetli olmadğını, moloz işleri ile ilgili talebin, işi almadan önce işin tüm şartlarını,
zorluklarını bilerek kabul etmiş olması sebebiyle red edildiğini, bilirkişi raporun da itirazları belirtildiği gibi, doğal zemin altına gömülmüş ve çok sayıda betonarme direk ve direklerin temellerinin mevcudiyeti ancak kazı sonrası meydana çıkmış olduğundan, bu halin önceden bilinmesi ve ön görülmesi mümkün olmadığını, zira, toprağın jeolojik yapı ile bağdaşmayan bir hal ile karşılaşılmış olması halinde önceden bilmen gerekirdi gerekçesi yetersiz kaldığını, bir nevi kazıda küskülük çıkması gibi beklenmeyen hal ile karşılaşılmış olması hali nazara alınmadığını,
birim fiyat teklif cetvelinde 2 sıra numara ile fiyatlandırılan ve tesfiye kodlarına kadar yapılan saha dolguları iş kalemi ile ilgili ... bedel ödememek anlamında geri dolgu malzemesi olarak kazıdan çıkan hafriyatın kullanılmasına müsaade ettiğini, birim fiyat teklif cetvelinde 40.000 m3 kazı ve 7.500 m3 geri dolgu miktarı göründüğünü, kazıdan çıkan hafriyatın saha içi dolguda kullandırılmayarak döküm sahasına taşıttırıldığını, bunun yerine dışardan malzeme taşıttırılarak dolgu yaptırıldığını, bu uygulama sebebiyle müvekkilin 119.635 Euro artı KDV talep hakkı doğduğunu, davalı bunun için 40 Euro ödediğini, 79.636 Euro'sunu ödemediğini,
arta kalanın ödenmediğini, yapılan işin kapsamı dikkate alındığında dolgu maddesinin miktarının tespiti mümkün olmadığını, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt yüklenici, davalı ise asıl yüklenicidir.
Taraflar arasında; davalı yüklenici ile dava dışı ... şirketi arasında imzalanan Kartal gaz izoleleli trofa merkezi inşaat işlerinin sözleşmede belirtilen süre ve şartlarda ... için Alt işveren olarak yapılması ilişkin 10.05.2013 tarihli sözleşme imzalanmıştır.
Davada davacı, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince edimlerini tamamlamak suretiyle teslim ettiğini, davalı asıl yüklenici şirket işverene teslimi gerçekleştirdiğini, düzenlenen Hakedişlerin ödendiğini ancak davacı tarafından sözleşme gereğince yapılan işler 25.03.2015 tarihinde teslim edilmesine rağmen geçici kabul yapılmadığı gibi, ek ve değişikler için düzenlenen hakedişlerin ödenmediğini belirterek,
ödenmeyen ek ve değişiklikler sebebiyle iş bedeli için 700.000,00 TL ile ihtiyat kesintisinin 25.05.2013 tarihinde iadesi gerekirken 24.06.2015 tarihinde iade edilmesi sebebiyle geç teslimden kaynaklı faiz talepleri için 20.000,00 TL tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; taleplerini 1.654.259,05 TL çıkartmıştır.
Davalı, taraflar arasındaki sözleşmenin birim fiyat üzerinden yani götürü bedel üzerinden imzalandığını, götürü bedel itibariyle davacı edimini tamamlayıp bedelini talep edebileceğini, bunun dışında bir bedel talep etmesinin mümkün olmadığını, 20 hakediş bedelinin ödendiğini, 21 hakediş hatalı düzenlendiğini, sorumluluklarının bulunmadığını belirterek ek ve değişen iş bedelinin talebinin reddini, ihtiyari kesinti ise, işveren tarafından geçici kabul aşamasında belirlenen eksiklikler davacı tarafından tamamlanması ile ödemenin yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, vekaletsiz iş görme gerekçesi ile davacının talep edebileceği bedelin 142.437,59 euro olduğu, dava tarihi itibariyle Euro bedeli itibariyle. 455.002,62 TL tekabül ettiğini kabul ederek bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar vermiştir.
Taraf arasında imzalanan 10.05.2013 tarihli sözleşme kapsamında davacı edimlerini tamamlamak suretiyle davalı yükleniciye teslim ettiği, 21 adet hakediş düzenlendiği, davalı yüklenici tarafından ilk 20 hakediş bedeli ödendiği, 21. Hakedişde düzenlenen ek iş ve değişen işler bedelinin ödenmediği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi heyeti tarafından ek ve değişen işler bedeline ilişkin inceleme yapmış ve mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda karar vermiştir.Taraflar arasındaki sözleşme bedel belirlenmek suretiyle götürü bedel sözleşmesi olarak imzalanmıştır. Sözleşme kapsamındaki işler sözleşmede belirlenen götürü bedel üzerinden inceleme ve değerlendirme yapılması, eser sözleşmesi haricinde yapılan ilave işler tutarının da vekâletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Bu halde taraflar arasındaki uyuşmazlığın varsa davacı tarafın talep konusu alacakları itibariyle TBK’nın 526 ve devamında düzenlenen vekaletsiz iş görme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
O halde bu açıklamalar ışığında mahkemece,Yargıtayın yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre sözleşme kapsamı dışında kalan ek işler ve değişen işler vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca davalı iş sahibinin yararına olup olmadığının değerlendirilmesi, davalı iş sahibinin yararına olduğunun tespit edilmesi halinde ise; bu imalatların işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre bedelinin hesaplanması gerekmektedir.
Mahkemenin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporunda, vekaletsiz iş görme kapsamında yapıldığı belirtilen işlerin hesaplanmasında mahalli piyasa rayiç bedelleri ile hesaplanmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda bilirkişi kurulundan ek rapor aldırılması, ek iş ve değişen işler olarak nitelendirilen işlerin davalı iş sahibi yararına olup olmadığı belirlenip, yararına olduğu kanaati oluşması halinde, mahalli piyasa rayiç bedeller üzerinden ek rapor düzenlenmesi, ek raporun sonucuna göre hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmiş olması hatalı olmuştur.
Ayrıca, davacı vekili dava dilekçesi ile, ödenmeyen ek ve değişiklikler sebebiyle iş bedeli için 700.000,00 TL ile ihtiyat kesintisinin 25.05.2013 tarihinde iadesi gerekirken 24.06.2015 tarihinde iade edilmesi sebebiyle geç teslimden kaynaklı faiz talepleri için 20.000,00 TL tahsilini talep edilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 294. ve 297.
Maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış ve 297/son maddesi gereğince hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alacağı belirtildikten sonra hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık,
şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerektiği belirtilmiştir. HMK'nın 26 ve 297. Maddeleri gereğince davacının tüm talepleri hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi ve verilen kararın gerekçesinin açıklanması hukuki bir zorunluluktur.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun birçok kararında da aynı hususlara işaret edilmiştir.O halde, mahkemece Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile ona koşut düzenleme içeren HMK’nın 297. ve 26. maddelerindeki hükümler gözetilmek suretiyle, davacının talep ettiği tüm kalemler yönünden değerlendirme yapılıp olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi ve talepler hakkında verilecek kararın gerekçesinin açıklanması suretiyle, yapılacak inceleme ve araştırma sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken,
bu hususlar üzerinde durulmaksızın eksik inceleme sonucu davacı yanın ihtiyari kesintinin geç ödenmesinden kaynaklı zararın giderilmesine yönelik 20.000,00 TL talebe ilişkin değerlendirilip, herhangi bir değerlendirme yapılmadan ve hüküm oluşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle,
taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/671, K. 2024/1064, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama