KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
- Dosya no
- 2023/1473
- Karar no
- 2024/686
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2022/819 Esas, 2023/343 Karar
- Tarihi
- 10/05/2023
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.505 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili; müvekkili ile ...
Ortak Girişimi arasında Libya Arap Halk Sosyalist Cumhuriyet'indeki Büyük Nehir Projesi Kufra Tazerbo-Ajdabiya İsale Hattı Projesine ilişkin Taşeronluk Sözleşmesi 27.10.2006 tarihinde imzalandığını, sözleşmenin konusunun müteahhit ve işveren arasındaki 06/06/2006 tarih ve ... numaralı sözleşme kapsamında bulunan ... yapımı ve ... işlerinin belirtilen şartlar ve ana sözleşme şartlarına uygun olarak Taşeron tarafından , Müteahhite karşı üstlenilerek yapılması olduğunu, sözleşmenin ekli Birinci Keşif Metrajı bazında tespit edilen bedelin, KDV hariç 19.496.600 USD olduğunu,
söz konusu iş kapsamında 33 adet hakediş düzenlenerek tahakkuka bağlandığını, ancak 2011 yılının başında Libya' da yaşanan iç savaş sonucunda işler yapım aşamasındayken durdurulduğunu, can ve mal güvenliğinin sağlanmaması nedeniyle halihazırda bulunan ekipmanlar ile tüm organizasyonun orada bırakıldığını, sadece çalışan personel dünüşülerek kayıp yaşanmadan yurt içine dönüşün sağlandığını, taraflar arasında taşeron sözleşmesindeki işle ilgili yazışmalar ve ihtarlar yapıldığını, müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunu, 02/12/2021 tarihli dava şartı arabulucuk başvurusunda bunuduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, ...
İnşaat A.Ş. İle ... şirketi arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesine, zeyilnamelere, ... toplantı kararı, proje teknik şartnameler, idare, idare müşviri ve ...nin talimatlarına göre Büyük Nehir Projesi işinde müteahhit ...nin ...
İnşaat A.Ş. tarafından taşeronluk sözleşmesi kapsamında yapılan ve zeyilnaler ile ilave edilen sözleşme projelerinde hesaplanan, idarecisince müteahhide ödenen iş bedellerini ödemediğini, ... ile ...' tan kiralanan ekipmanlardan fazla kesinti yapıldığını, ... İnşaat A.Ş.'den kiralanan ekipmanların kiralarının ödenmediğini, cezai şart alacağının ödenmediğini, sözleşme ve teknik şartnameye göre işverenin yüklenici ...den kesmediği iş bedellerinin ...
İnşaat A.Ş.'nin hakedişlerinden kesilmesi suretiyle ödenmediğini, mükerrer kesintilerin iadesi gerektiğini belirterek, dilekçede belirtilen alacak kalemleri toplam olarak 17.508.830,30 USD (onyedimilyonbeşyüzsekizbinsekizyüzotuz ABD doları + 30 sent) nın bu aşamada bu dava kapsamında temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak kamu bankaların USD üzerinden açılmış 1 yıllık mevduata uyguladıkları en yüksek oran üzerinden hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen aynen tahsili ve müvekkili şirkete ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kendisine ödenmediğini öne sürdüğü alacaklara ve tazminat talebine dayanak gösterdiği 27/10/2006 tarihli sözleşmenin tarafları arasında müvekkili şirketler ... ve ...' nin bulunmadığını, sözleşmenin tarafları, davacı şirket ile ...- ...
Şirketi (...) olduğunu, sözleşmenin tarafı olan ve tüzel kişiliğe sahip olan ... şirketi yerine hissedarları olan müvekkili şirketlerine husumetin yöneltilemeyeceğini, davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, ... şirketi Libya da yıl sonu bilançolarını kendisinin verdiğini, mali kayıtlarını Libya yasalarına göre tuttuğunu ve vergi dairelerine kendisinin muhatap olduğunu, bu hususun bile ... şirketinin hissedarları olan davalı müvekkillerinden ayrı bir tüzel kişiliği olduğunu açıkça gösterdiğini, davacının bugüne kadar ticari ilişkilerini sözleşme imzaladığı,
Libya'daki ... şirketi tüzel kişiliği ile sürdürüp, hakediş ve fatura bedellerini ... şirketinden tahsil edip, borçlarını ... şirketine ödeyip, sözleşmeden doğan hak ve alacak, borçlar, tahsilat ve ödemelerini buna göre muhasebeleştirip, vergi yükümlülüklerini bu doğrultuda yerine getirdikten sonra,
kendi davranışıyla çelişerek dava dışı ... şirketinin varlığını red edip Türkiye'deki davalılara dava yöneltmesinin kötü niyetli olduğunu, davanın ... şirketene yönetilmesi gerektiğini, dava konusu sözleşmede hukukla ilgili bir irade açıklamasına sözleşmede yer verilmediğini, bu durumda uygulanacak hukuku belirlemek amacıyla MÖHUK hükümlerine bakılması gerektiğini, sözleşmenin dava dışı şirket ile davacı arasında 27/10/2006 tarihinde imzalandığını, ancak 17/02/2011 de Libya da başlayan iç savaş neticesinde sözleşmenin akamete uğradığını, bu durumda kabul anlamına gelmemek ile birlikte,
davacının herhangi bir hakkı doğdu ise söz konusu haklarla ilgili Şubat 2011 den bu yana davacı tarafından harhangi bir hukuki yola başvurulmadığını, dolayasıyla davacının bir alacağının varlığının kabulü halinde dahi bu alacağın en geç şubat 2011 tarihine ait bir alacak olacağını, dava konusu iddaları ile ilgili olarak zamanaşımını kesecek bir hukuki yola başvurmadığını, zamanaşımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
davacının müvekkili şirketlerden muaccel alacağı varmış ve temerrüde düşmüş gibi hareket ederek faiz talebinde bulunduğunu ancak müvekkillerinden muaccel veya muaccel olmayan herhangi bir alacağının bulunmadığını belirterek müvekkili ... ve ... şirketlerine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, aksi takdirde davanın sözleşmesinin tarafı olan ... şirketine ihbar edilmesine, zamanaşımı itirazlarının kabulünü ve davacı taleplerinin ve davanın zamanaşımından reddine, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 10/05/2023 tarihli karar ile; ...- ... Şirketi ile davacı arasında sözleşme yapıldığı, işin Libya'da yüklenicisinin ...- ... Şirketi olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Bingazi Başkonsolosluğundan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1112 Esas dosyasına verilen cevapta, yüklenici ...- ...
Şirketinin ayrı bir tüzel kişi olduğu ve Libya hukukuna göre kurulmuş bir şirket olduğu bildirildiği, ... ibarelerinin ortak girişim olduğu açık ise de, Libya Hükümeti kanunlarına göre ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan bir şirket olarak ...- ... Şirketi kabul edildiğine göre, davada taraf olma ve husumet de bu şirkete düşeceği, husumetin davalılara yöneltilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesiyle.
27/06/2006 tarihli taşeronluk sözleşmesi, ortak girişime ait 06/06/2006 tarihli sözleşmenin kapsamında bulunan ... yapımı işleri için aktedildiğini, ortak girişiminde mağdur olduğunu, ... ortak girişiminin Libya'da iş yapmak için formalitenin yerine getirilmesi için kurulduğunu, davalı şirketler tarafından tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanılarak sorumluluktan kurtulmak istemelerinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini, sözleşmenin gizli tarafının davalı şirketler olduğunu, Türkiye'deki bağlantının sadece bir irtibat bürosu olmadığını, uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul'un yetkili kılındığını,
Libya kanunlarına göre bu şirketin sermayesinin bilinmediğini, tabela şirketi olabileceğini, inceleme yapmadan ilk celsede husumetten davanın reddedildiğini, Libya'da kurulan şirketin idare merkezinin Türkiye'de olduğunu, davada taraf olma ehliyetine Türk Hukukunun uygulanacağını, davalı ... ve ... şirketlerinin taşeron sözleşmesinin tarafı olmadıklarını iddia ettikleri halde işveren ... şirketine karşı kendilerini ehil görerek tahkim yoluna başvurduklarını, davalıların hem husumet itirazında bulunmaları, hem de ortak girişimin ortaklarıyız deyip zarardan etkilendik diye beyanda bulunmalarının çelişki olduğunu,
mahkemenin İstanbul Mahkemesinde Libya Hukukunun uygulanması gibi tarafların istemediği bir neticeye sebep verdiğini, uzman görüşünde Libya Hukukuna dair her hangi bir bilgi verilmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalılar ise yüklenici şirketin ortaklarıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıdan kiralanan ekipmanların ödenmediğini, cezai şart alacağının ödenmediğini, hak edişlerden kesinti yapıldığını ,mükerrer kesinti yapıldığını belirterek alacak kalemlerinin tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ...- ... Şirketi ile davacı arasında sözleşme yapıldığını, işin Libya'da, yüklenicisinin ...- ...
Şirketi olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti Bingazi Başkonsolosluğundan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1112 Esas dosyasına verilen cevapta, yüklenici ...-... Şirketinin ayrı bir tüzel kişi olduğu ve Libya hukukuna göre kurulmuş bir şirket olduğu bildirildiğini, ... ibarelerinin ortak girişim olduğu açık ise de, Libya Hükümeti kanunlarına göre ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan bir şirket olarak ...- ...
Şirketi kabul edildiğine göre, davada taraf olma ve husumet de bu şirkete düşeceği ve bu sebeple davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir. Somut olayda; alacağın kaynağı olan 27/10/2006 tarihli taşeronluk sözleşmesinin tarafları, davacı şirket ile dava dışı tüzel kişi olduğu bildirilen ...- ... şirketidir. Uluslar arası hukuki sözleşmelerde hukuk güvenliği esastır.
Libya Hukukuna göre Libya'da kurulmuş hukuki şahsiyete sahip, tüzel kişiliği olan dava dışı ...- ... şirketine karşı dava açılmalıdır. Taşeronluk sözleşmesinin tarafı olan şirketin ortaklarına davanın yöneltilmesi kanuna ve usule uygun değildir. İlk derece mahkemesinin husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermesi yerinde olup , davacı vekilinin istinaf talepleri isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle.
6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
MUHALEFET ŞERHİ
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/05/2023 tarih ve 2022/819 Esas, 2023/343 Karar sayılı kararında, davada taraf olması gerekenin sözleşmeyi imzalayan tüzel kişiliği olan ... olduğu, bu sebeple davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Müşterek iş ortaklığı (...) hukukumuzdaki adi ortaklığa benzemekte olup, iki veya daha fazla işletmenin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri bir ortaklıktır. ...sözleşmesi, ekonomik açıdan bağımsız en az iki teşebbüsün bir araya gelerek bir veya birden fazla işi, müşterek olarak gerçekleştirme ve kar elde etmeyi amaçlayan bir sözleşme türüdür. Her bir ortak ortaklık işlemlerinden dolayı doğrudan ve müteselsilen sorumludur.
İş ortaklığının tüzel kişiliği olmadığı için taraf ehliyeti de bulunmamaktadır. Taraf ehliyeti dava şartı olup, re'sen gözetilmelidir. Somut olayımızda taşeron sözleşmesinin tarafı ...'ye karşı Türk Hukuku'nda dava açılamamaktadır. Bu durum kamu düzeni ile ilgili olup, eldeki davada olduğu gibi ...'nin ortaklarına karşı dava açılabilir. Yerel mahkemenin .. .'ye karşı dava açılabileceği gerekçesi ile husumetten ret kararı hatalı olmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2023/1473, K. 2024/686, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama