KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2024
- Dosya no
- 2023/699
- Karar no
- 2024/146
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/12/2022
- Numarası
- 2019/562 Esas, 2022/921 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın iptali
Karar Metni
1.886 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı eksik iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, müvekkilinin tekstil boyama işi karşılığında davalıdan 323.810,40 TL alacağı bulunduğunu, davalının ödeme yapmadığı gibi, müvekkili nezdinde bulunan ürünleri de almadığını, alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz edildiğini belirterek, İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, boyahane açması nedeniyle davacıya boyanmak üzere teslim ettiği iki grup malın iadesini istemesine rağmen davacının malları iade etmediğini, davacının ihtar göndererek mallar üzerinde hapis hakkını kullandığını ve borç ödenmeden iade etmeyeceğini bildirdiğini, yapılan tespitte malların fabrika bahçesinde açık alanda istiflendiği ve ayıplı hale geldiğinin anlaşıldığını, bunun üzerine 22/12/2017 tarihli fatura düzenlediklerini, bu nedenle müvekkilinin borçlu değil alacaklı hale geldiğini, davacının TMK'nın 950.maddesi uyarınca taşınır rehni çeşidi olan hapis hakkını kullandığı ve TMK'nın 953.
Maddesine göre borç ödenmez ve yeterli güvence gösterilmez ise alacaklının borçluya daha önce bildirimde bulunması koşuluyla hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca paraya çevrilmesini isteyebileceğini, ancak davacının bu prosedüre uymadan ve borçluya uyarı göndermeden kullandığı hapis hakkından vazgeçmeden doğrudan genel haciz yoluyla takip başlattığını, İİK'nın 45. Maddesi gereğince önce rehine müracaat zarureti olduğunu, hapis hakkının koşullarının oluşmadan takip yapıldığını belirterek,
TMK'nın 953/1 ve İİK'nın 23/2 atfıyla İİK 45. Maddesi uyarınca önce rehine müracaat gerekliliği yerine getirmeden girişilen genel haciz yoluyla takipte koşulları oluşmadan açılan davanın usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, İİK'nın 23. Maddesine göre hapis hakkının kullanılmasının taşınır rehni kavramına girdiği, İİK'nın 45. Maddesine göre rehinle temin edilmiş bir alacağının borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, dava konusu olayda davalının asıl borçlu olduğu, davacı tarafın usulüne uygun şekilde hapis hakkını kullandığı,
İİK 23.maddesine göre taşınır rehnine dönüştüğü, bu nedenle İİK 45.maddesine istinaden alacaklının önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatması gerektiği, ancak davacı bu kurala uymayarak davalı hakkında genel haciz yoluyla takip başlattığı gerekçesiyle, önce rehne müracaat koşulunun yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 18/09/2019 tarih, 2019/848 esas 2019/1090 karar sayılı ilamıyla, davacı tarafından davalıya karşı başlatılan İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında icra takibinin borçlunun itirazı üzerine durduğu, davacı alacaklı vekilinin 16/01/2018 tarihli dilekçesi ile, uhdelerindeki emtialar üzerinde hapis hakkının kullanılmasını talep ettiği, İcra Müdürlüğü'nün 18/01/2018 tarihli kararı ile, hapis hakkına ilişkin defter tanzimi tedbir mahiyetinde bir işlem olsa da, dosyada vaki itirazın olduğu, itirazın iptali yargılamasının devam ettiği, bu hali ile takibin olduğu yerde duracağı, itirazın iptali davasının borçlu lehine sonuçlanma ihtimalinin de bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda hapis hakkı ve defter tanzimi talebinin reddine karar verildiği,
İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 06/03/2018 tarih ve 2018/126 esas, 2018/226 karar sayılı kararı ile de bu karara yönelik şikayetin reddine karar verildiği, yine davacı tarafından davalıya gönderilen 19/09/2017 tarihli ihtarname ile, 323.810,40 TL borcun ödenmediği, boya için bırakılan ve boyama talimatı verilmeyen bir kısım kumaşın iade alınmadığı belirtilerek, borcun 3 gün içinde ödenmesi, borcun ödenmesi şartıyla malların da iade alınması,
aksi takdirde yasal hapis hakkı dahil olmak üzere söz konusu malların yeddiadle tevdii ve paraya tahvili, alacaklı temerrüdü, hapis hakkı kavramları kapsamında hukuki iş ve işlem yapılacağının ihtar edildiği, somut olayda davacı yüklenicinin icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istediği, mahkemece önce rehne müracaat koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 19/09/2017 tarihli ihtarnamede bakiye alacağın ödenmesi, yüklenicide kalan malların ödeme sonrası iade alınmasının istendiği,
ödeme yapılmaması halinde de hapis hakkı ve diğer hakların kullanılacağının bildirildiği, söz konusu ihtarnamede hapis hakkının kullanıldığına dair bir ifade bulunmadığı, yine, davacı tarafça ilamsız icra takibi yapılıp, borçlu tarafından itiraz edilmesi ve takibin durması üzerine itirazın iptali davası açılmasından sonraki bir tarihte icra müdürlüğünden uhdelerindeki emtialar üzerinde hapis hakkı kullanılmak istendiğine ilişkin talebin, icra müdürlüğünce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe dönüştürülmesi talebi olarak değerlendirilip,
18/01/2019 tarihli kararı ile dosyada vaki itiraz olduğu ve itirazın iptali yargılamasının devam ettiği gerekçesiyle reddedilip, icra hukuk mahkemesince de buna yönelik şikayetin reddedildiği göz önüne alındığında, söz konusu talebin geçerli bir talep olarak değerlendirilmediğinin anlaşıldığı,
bu durumda, ortada başlamış bir ilamsız icra takibi ve açılmış itirazın iptali davası bulunmakta olup, mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, geçerli bir hapis hakkı kullanımı olduğu düşünülerek öncelikle rehne müracaat koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın esasının incelenip, taraf delilleri değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemece; davacı tarafın davalıdan kumaş boyama işi karşılığında 323.810,40 TL alacağı bulunduğu, hem davacının hem davalının ticari defter ve belgelerin incelenmesi neticesinde, bu alacakların da her iki taraf defterlerinin bire bir örtüştüğü, dolayısıyla davacının 323.810,40 TL alacağının bulunduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen Beyoğlu ...
Noterliğinin 19/09/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile borcun ödenmesi için 3 günlük süre verildiği, 22/09/2017 tarihinde ihtarnamenin tebliğ edildiği, verilen 3 günlük süre geçtikten sonra takip tarihi olan 28/09/2017 tarihine kadar temerrüt faizinin 09/06/2020 tarihli raporda hesaplandığı, buna göre işlemiş temerrüt faizinin 345,99 TL olduğunun tespit edildiği,
davalı tarafından boyanmak üzere davacıya teslim edilen polyester tül ve polyester örme kumaşların usulüne uygun şekilde muhafaza edilmemesi nedeniyle, söz konusu kumaşların davacı tarafından davalıya teslim edilmesi gerektiği, ancak söz konusu kumaşlarda KDV dahil 272.873,32 TL'lik zarar oluştuğu, bu zarar miktarının da davacı alacağından takas-mahsubu gerektiği, davacının asıl alacağı olan 323.810,40 TL'den davalı alacağı olan 272.873,32 TL düşüldüğünde davacının geriye kalan alacak miktarının 50.937,08 TL asıl alacak ile 345,99 TL işlemiş faiz olmak üzere 51.283,07 TL alacağı olduğunun tespit edildiği,
davacının alacağı boyama işinden kaynaklanan iş bedeli olup bu hususta davacı defterleri ile davalı defterleri örtüştüğünden, davacının bu alacağının likit, itirazın da haksız olduğu görülmekle, davacının itirazın iptali davasının ve davalının takas defi talebinin kısmen kabulü kısmen reddi ile, İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki takibin (323.810,40TL asıl alacaktan 272.873,32TL takas edilen alacağın düşülmesi ile kalan ) 50.937,08TL asıl alacak ile 345,99TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 51.283,07TL üzerinden devamına, 50.937,08TL olarak belirlenen asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranda avans faizi uygulanmasına, 10.256,61TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesiyle, mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunun daha önce alınan iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi giderebilecek nitelikte olmadığını, değer biçme konusunda bilirkişinin yetkin olmaması sebebiyle yetersiz olduğunu, birbiriyle çelişik daha önceki iki rapor arasındaki çelişkiyi gidermek üzere bilirkişi sıfatının bulunabilmesi için akademik kariyer sahibi uzman bilirkişi seçilmesi gerekli ve malların bulunduğu yerdeki Çorlu Tekstil Mühendisliği Fakültesinde görevli öğretim görevlilerinden bilirkişi heyeti oluşturma imkanı varken,
önceki iki raporu tanzim eden bilirkişilerle aynı bilgi düzeyindeki bir bilirkişiden rapor alınmasının hatalı olduğunu, son raporu veren bilirkişinin taraflarınca sunulan uzman görüşünde bildirilmesine rağmen, müvekkili elinde bulunan davalıya ait malların teslim anında sağlam olup olmadığı konusunda bir görüş bildirmediğini, bu malların bir kısmının davalı tarafça müvekkiline onarım ve boyama işlemi için teslim edildiğini, bilirkişinin malların kıymetlerinin takdiri hususunda uzman olmadığını,
bilirkişi incelemesinde kıymet takdiri hususunda bilirkişi heyetine tekstil ticareti ile uğraşan bir sektör temsilcisinin atanmamasının hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davacının hapis hakkını kullandığını, malların halen davacının elinde olduğunu, malların üzerinde muhafaza yükümlülüğünü yerine getirmediğini, malların satılabilirlik değeri anlamında 16/06/2021 tarihli rapor ile 30/05/2022 tarihli raporlar arasında çelişki olduğunu, bu çelişki giderilmeden doğrudan 30/05/2022 tarihli rapordaki tespitlerin hükme esas alınması ve buna dayanılarak hesaplamalar yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
mahkemenin 16/06/2021 tarihli hükme elverişli rapora itibar etmek yerine usul ekonomisi ilkesini de ihlalle süreci daha da uzatıcı mahiyette yeni bir heyetten rapor aldırılmasının yanlış olduğunu, 16/06/2021 tarihli rapora itibarla hüküm kurulmasını talep ettiklerini, davacının alacağının yargılama sonunda bilirkişi raporuyla belirlendiğini, müvekkilinin başlangıçta iddia edilen alacağın miktarını belirleyebilme imkanı olmayıp doğrudan tüm fatura bedelini takas defi ile ıslahen talep ettiğini,
bu koşullarda likit olmayan alacakla ilgili kısmi kabul kararında davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Taraflar arasında tekstil ürünlerinin boyanmasına ilişkin sözlü anlaşma bulunduğu anlaşılmaktadır.Davacı yüklenici bakiye alacağına ilişkin icra takibi başlatmıştır.
Davalı iş sahibi ise, kendisinin boyahane açması sebebiyle iki parti boyanmak üzere gönderdiği ürünlerin iade edilmediğini, davacının ödenmeyen alacağı olduğunu beyan ederek ürünler üzerinde hapis hakkı kullandığını ve ürünlerin davacı elinde uygun muhafaza edilmemesi nedeniyle ayıplı hale geldiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Çorlu Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/61 D.iş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile 21.661 kg malın 1058 kg'nın % 5 inin kullanılamayacak şekilde hasar gördüğü ve malların uygun şartlarda muhafaza edilmediği tespit edilmiştir. Dosyada alınan 16/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda toplam kumaş 28.558,40 kg ıslaklık payı % 10 düşüldüğünde 25.702 kg kumaş olduğu % 10 unun hurda olarak değerlendirilebileceği tespit edilerek bedeli hesaplanmıştır.
Davacının ticari defterlerine göre 323.840,00 TL davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının davalıya ait olan ve elinde bulunan mallara ilişkinde 381.000,00 TL lik iade faturası düzenlendiği görülmüştür. Davalının ticari defterlerine göre ise, davacının kestiği 381.000,00 TL lik iade faturası dışında 323.810,00 TL borçlu göründüğü, ticari defterlerin birbiriyle örtüştüğü anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına göre, davacı alacağının 323.810,40 TL olduğu, ancak davacı elinde bulunan ve davacı tarafından uygun muhafaza edilmeyen malların açıkça zarar gördüğü, hurda değerinin bu haliyle toplam kumaş bedelinin ancak % 10'unun hurda olarak değerlendirileceği, zayi olan kısmının değerinin 272.873,32 TL olduğu,
buna göre davacının alacağından kumaşlarda zayi olan kısma ilişkin bedel düştükten sonra bakiye alacağının 50.937,08 TL olduğu belirlenmiş olup, mahkemece denetlenebilir bilirkişi raporu esas alınarak davalının davacının icra takibine yaptığı itirazının kısmen kabulü ile takibin 51.283,07 TL asıl alacak ile takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmiş olup, karar dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle,
6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2023/699, K. 2024/146, 31 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama