KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- Dosya no
- 2024/1466
- Karar no
- 2024/940
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/05/2024
- Numarası
- 2023/655 Esas, 2024/434 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
937 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı, davalı ...şti adına ... ile ....şti adına ise diğer davalının, sözde parke işi ile ilgili bir sözleşme düzenlediklerini, ...' in avans olarak davalı ...’yc 75.000,00TL' lik çeki, işin ön avansı olarak verdiğini, sözleşme gereği de 260.000,00 TL'lik bir emre muharrer teminat senedi aldığını, sözleşmeyi imzalayıp avans çekini vermek için almış olduğu emre muharrer senedi kendisinin de kefil olarak imzalamayı şart koştuğunu, kendisinin sözleşmeyle ve yapılacak iş ile hiçbir ilgisi olmadığı halde sırf iş görülsün diye senedi imzaladığını,
davalı ...' nin 75.000,00 TL' lik çeki tahsil ettiği halde işi yapmadığı ve çek bedelini de iade etmediğini ileri süren ...' in kendisinin de imzası olan 260.000,00 TL' lik teminat senedini ödenmesini mi talep ettiğini, sonradan yaptığı araştırmada, sözleşmenin ve avans çekinin hayali olduğunu ve sırf şahsını dolandırmak için ... ile ...’nin birlikte hareket ettiklerini öğrendiğini, keşidecisi olduğu 11/07/2008 keşide, 11/02/2009 vade tarihli 260.000,00 TL meblağlı senede istinaden davalı tarafından kendisi ve ... hakkında hakkında ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını,
davalı şirket tarafından sadece kendisi hakkında fiili haciz uygulandığını, diğer davalı hakkında hiçbir fiili haciz işlemi uygulanmadığını, davalılar arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek davalılara herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, davalıların haksız ve sebepsiz zenginleşme niteliğindeki ... sayılı dosyasından elde ettikleri bedelin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekilleri, davanın arabuluculuğa tabi ve zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunu, dosyada uzlaşamama tutanağının görülemediğini, davanın zaman aşımına uğradığını,
söz kunusu icra dosyasında müvekkili ...' nın davacı ile birlikte borçlu durumda olduğunu, davacı kefil olup, müvekkilinin borcum olmadığına yönelik iddiası bulunmamasına rağmen kefilin bu türden bir iddia ortaya atmasının üstelik asıl borçlu müvekkiline de dava açmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davada taraf olmadığını, kendisinin de de borçlu olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, takibe konu senedin teminat senedi mahiyetinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.Mahkemece.
HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebileceğinden, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde İstanbul Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen cevabi yazıya göre davacının 1993 yılında vergi kaydını kapattığını, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabi yazıya göre davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı,
davacının tacir olmaması nedeniyle tacirler arasında bir dava niteliğinde olmayan, münhasıran ticari davalardan da bulunmayan ve genel hükümlere dayalı olarak açılan işbu davanın ticari bir dava sayılamayacağı gözetilerek mahkememizin görevsizliğine, davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli bulunduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde.
Dava konusu kambiyo senedi niteliğindeki bono veya emre yazılı senet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776-779.maddelerinde düzenlendiği için ticari iş niteliğinde olmasını, bu davanın tacir olan Davalı yönünden de ticari iş olması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2 maddesinde yer alan "Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan işlerin, diğeri için de ticari iş sayılır." hükmündeki ticari iş karinesi uyarınca, Asliye Ticaret Mahkemesi görevli Mahkeme olup;
görevsizlik kararının son derece isabetsiz olduğunu, İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29/05/2024 tarih 2023/655 E. 2021/434 K.sayılı son derece isabetsiz kararı'nın bozulmasını, dava ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır.
TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir.
Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.Mahkeme tarafından yapılan araştırma ve inceleme neticesinde, davacının tacir olmadığı gibi TTK hükümleri doğrultusunda dava mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yazılı olduğu gibi görevsizlik kararı ile dosyayı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş olması doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2024/1466, K. 2024/940, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama