KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2025
- Dosya no
- 2024/1803
- Karar no
- 2025/83
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/06/2024
- Numarası
- 2014/697 Esas, 2024/428 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.358 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili. Taraflar arasında 12 Haziran 2007 tarihli Aydın ilinde inşaa edilecek olan ... Alış veriş Merkezinin toprak işlerinin alt yapısının yapılması amacı ile sözleşme imzalandığını, davacının sözleşmedeki yapılacak işleri süresinde bitirerek teslim ettiğini, İnşaat için öngörüler proje ve zemin çalışmalarındaki hatalar yüzünden zemin çalışmaları sırasında ortaya çıkar hatalardan dolayı davacının 30.169.38 M3 dolgu ve 20.653.
M3 kaz: yaptığını, yapılan bu işlerin bedeli olarak davacının davalıdan fazladan talepte bulunduğunu, 09/01/2008 tarihinde davalıya bildirimde bulunduklarını cevaben ödeme yapılmayacağı cevabını aldıklarını, bunun üzerine Aydın ...
Noterliği'nin 26/03/2009 tarih ve ... yevmiye no ile ihtarname çekildiğini, fazladan yapılan işlerde davalı tarafın kendi personelini bulundurduğunu, yapılan işlerden haberinin olmamasının mümkün olmayacağını, iddia ederek fazladan yapılan işlerin yapılış tarihi üzerinden ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacı taraf ile yapılan sözleşmede belirtilen konular yüklenici işi anahtar teslimi toplam sabit götürü bedel olarak yapılacağının belirtildiği,ve götürü bedel tutarının 393.573.45€ olduğunu, sözleşmenin ödemeler başlığında ihzarat ödemesi yapılmayacağı, davacı tarafın fazladan yapılan işlerin bedelinin talebinin yerinde olmadığını, davacı taratın hakkediş bedellerine itirazda bulunmadığını, hak edişleri sonra düzenlenen tutanağa itiraz etmemiş tutanağı imzaladığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; dava dosyası 26/02/2024 tarihli celsede başvuruya bırakıldığı, davacı vekilince 22/03/2024 tarihli dilekçe ile yenilenmekle davanın kaldığı yerden devamına karar verildiğini, TTK 4/2 maddesi gereği yargılamada basit yargılama usulü uygulandığı, 17/03/2014 tarihli 5 nolu celsede takipsiz bırakılma nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, yenileme talebi üzerine dosyanın tekrar işleme alındığı, ancak 26/02/2024 tarihli 30 nolu celsede dosyanın davacı tarafından tekrar takipsiz bırakıldığı böylelikle dosyanın toplam iki kez takipsiz bırakıldığı gözetilerek HMK 320/4 maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Davacı ... LTD.
ŞTİ vekili istinafında; mahkeme tarafından basit yargılama usulünün uygulandığı tespitinin hatalı olduğunu, 26.02.2024 tarihinde davacı şirket vekili Av. ...'ın istifa dilekçesi davacı şirkete tebliğ edilmeden davanın müracaata bırakılması hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından vekilin istifası durumunda yasanın aradığı usul izlenmeden müvekkil şirkete istifa dilekçesi tebliğ edilmeden 26.02.2024 tarihli duruşmada davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu,
yargıtay kararlarında da istifa dilekçesi asile tebliğ edilmeden HMK Md. 150 hükmüne göre davanın işlemden kaldırılması usulünün izlenmesi hukuka aykırı bulunduğunu, somut olayda, mahkemece 18.06.2015 tarihli duruşmada davacı vekilinin istifa ettiği ve davacıya çıkarılan duruşma davetiyesinin bila tebliğ iade edildiği tutunağa geçirildiğinin görüldüğünü, vekilin istifa dilekçesinin davacı asile tebliği gerektiğinden HMK’nun 82. maddesinde düzenlenen kanun hükmü yerine getirilmeden HMK`nun 150/1. hükmü uygulanamayacağını,
davacı asilin adresine usulüne uygun olarak vekilin istifa dilekçesi tebliğ edilmeden dosyanın işlemden kaldırılmasını ve akabinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ile davacı müvekkilin 10 yılı aşkın süredir devam eden hak arama hürriyeti ihlal edildiğini, işbu eldeki dava 07.10.2011 tarihinde açıldığını, davacı şirket 10 yılı aşkın süredir alacağına kavuşmak için mücadele ettiğini, davanın yetkisizlik ile Aydın'dan İstanbul'a gelmesi,
İstanbul'da Asliye Ticaret Mahkemesine devri, bilirkişi incelemelerinin uzun sürmesi gibi nedenler ile dava süreci 10 yılı geçtiğini, 26.02.2024 tarihli duruşma öncesi eski vekil Av. ...'ın istifası ve mazeret sunulmaması nedeni davanın işlemden kaldırılarak akabinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ile davacı mağdur duruma düştüğünü, davanın açılmamış sayılması kararı ile dava hukuk aleminde hiç sonuç doğurmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 vd düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. TTK 4/2 maddesi. (2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.
(Ek cümle: 28/3/2023-7445/30 md.) Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır." düzenlemesi bulunmaktadır.Davacı tarafından 30.11.2011 tarihinde açılan davada, davacı vekili fazladan yapılan dolgu ve kazı işlemleri sebebiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 15.000,00 TL tahsili talep ve dava edilmiştir. Yargılama aşamasında ıslah ile dava değeri arttırılmamıştır.
Yargılama Asliye Ticaret Mahkemesince tek hakim tarafından yargılaması yapılmış olup, TTK 4/2 maddesi gereğince dava konusu ve dava değeri itibariyle yargılama Basit yargılama usulü ile yargılama yapılmış olması doğru olmuştur. Mahkemece, 17.03.2014 tarihli celsede davacı vekilinin duruşmaya katılmaması sebebiyle HMK 150 maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olup, davacı vekilinin süresinde verilen yenileme dilekçesi ise yargılama yeniden başlanmıştır.
Mahkemenin 26.02.2024 tarihli celseye davacı vekili duruşmaya katılmamış ancak davacı vekili mahkemeye 26.02.2024 tarih saat 08:46 itibariyle " müvekkil şirketin talebi ile dosyadan istifa ediyorum. Durumun davacı vekiline tebliğine karar verilmesini talep ederim." dilekçesi gönderilmiştir.
Mahkeme 26.02.2024 tarihli celsede; davacı vekilinin istifa dilekçesinin ibraz edildiği ancak mazeret bildirilmediği gerekçesi ile dava dosyasının HMK 150 maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar vermiştir.
Davacı vekili dava dosyasını yenilemesi üzerine, mahkemece 10.06.2024 tarihli celsede, basit yargılama sebebiyle dava dosyası 26.02.2024 tarihli celseye ikinci kez duruşmaya mazeretsiz katılınmaması sebebiyle işlemden kaldırılması karar verildiği, HMK 320/4 maddesi gereğince basit yargılamaya konu davalarda ikinci kez davanın takip edilmemesi halinde açılmamasına karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın açılmamasına karar vermiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun " Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması" başlıklı 150 nci maddesinde. (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır. (4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir.
Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır. (5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır." düzenlemesine; aynı yasanın 320/4 üncü maddesinde ise, ''Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dava, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Avukatlık Kanunu 41/1 ve HMK 82/1 maddeleri uyarınca istifa eden vekilin vekalet görevi istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren 2 hafta sonraya kadar devam eder hükmüne yer verilmiştir. Davacı veya vekili 26.02.2024 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmamıştır. Davacı vekili vekillikten 26.02.2024 tarihinde istifa etmiş olsa bile, avukatlık kanunu gereğince dava dosyasındaki sorumluluğu istifa dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta süre ile devam etmektedir.
Davacı vekili ve davacı mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamaları sebebiyle mahkemece yazılı olduğu şekilde HMK HMK 150. maddesi ve HMK 320/4 maddesi gereğince verilen hüküm doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2024/1803, K. 2025/83, 29 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama