KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/711
- Karar no
- 2024/788
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/01/2024
- Numarası
- 2023/783 Esas, 2024/60 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
987 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının, davalı olan deniz taşıması yapan firmanın hasarlı konteynerlerini tamir eden bir firma olduğunu, davacı tarafından tamir edilen konteynere ilişkin olarak ibraz ettiği ödeme icmal dosyasının, 2017 yılı cari hesap ve faturamıza istinaden, davacı yana yaptığı tamirattan dolayı davalı taraftan 12,165.64 ABD USD alacağı bulunduğunu, taraflar arasında bu hususta müteaddiden yazışmalar oldu ise de bugüne kadar fatura tutarı ödenmediğinden dolayı Arabuluculuk aşamasına başvurulmuş olduğunu, buradan da sonuç alınamadığını, bu nedenlerle,
12,125.64 USD alacağımızın fatura tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte aynen USD olarak veya ödeme tarihindeki TL kuru dikkate alınarak ve hesaplanarak tespit ve tahsili kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı yanın hasarlı konteyner tamir eden bir firma olduğunu, bu hususta davalıdan alacaklı olduğunu iddia ettiğini ancak davalının davacı şirket ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını, davalının sahibi olduğu ...
A.Ş'de herhangi bir konteynerın dahi bulunmadığını, deliller listesinde yer alan cari hesabın dava dışı ... (eski ünvanı ...) şirketine ilişkin olduğunu, davacı yanın işbu davasını ikame etmeden önce zorunlu dava şartı arabuluculuk sürecini İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'nun ...-... sayılı dosyası üzerinden başlattığını ancak ne var ki; bahsi geçen İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu'nun ...-... sayılı dosyası üzerinden girişilen ve nihayete erdirilen zorunlu dava şartı arabuluculuk sürecinde davacı hasmının “...A/S - ...” olarak belirtildiğini, davanın davalısı olan “...
A.Ş” hakkında aleyhine usulüne uygun olarak başlatılmış ve tamamlanmış bir zorunlu dava şartı arabuluculuk başvurusu bulunmadığını, bu yüzden davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığından zamanaşımı yönünden reddini, davacı yanın iddialarını da kabul etmediklerini beyanla; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 19/01/2024 tarihli karar ile, "dosyaya sunulan İstanbul Anadolu Arabuluculuk bürosunun ... arabuluculuk numarasına kayıtlı arabuluculuk son tutanağından karşı tarafın ... A.Ş- ... A.Ş- olduğu, davacının mahkememize açtığı, dava dilekçesinde ise davalı tarafın ... A.ş. olarak gösterildiği, dosyamızda davalı olarak ...
A.Ş'nin vekille temsil edilerek dosyaya cevap dilekçesi sunduğu anlaşıldığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği davalının adresinin gelir idaresi başkanlığından alınıp davalı tarafından dosyaya sunulan vergi kaydına göre ...
A.Ş.'nin adresinin aynı olduğu gözönü alındığında bu durum mahkememizce maddi hata olarak değerlendirilmemiş ve davanın davalısıyla arabuluculuk son tutanağı düzenlenilmeden dava açıldığından, dava şartı arabuluculuğa gidilmeden dava açıldığından "" gerekçesi ile, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, ihtilafın taraflarının davacı ile davalı yan olduğunu, bu hususun dosyaya ibraz edilen faturadan anlaşıldığını, fatura muhatabının ... A.Ş olduğunu, dava dilekçesine sehven ...
A.Ş'nin vergi numarasının yanlış yazıldığını ancak devamına davanın asıl muhatabının vergi numarasının da eklendiğini, halbuki davalının arabuluculuk görüşmelerine kendilerinin vekil olarak katıldığını, tensip zaptının da kendilerine tebliğ edildiğini, mahkeme tarafından UYAP kayıtları ve dava dilekçesindeki unvan ve vergi numarası çelişkilerinin nedenini ve davanın hangi şirkete açıldığını sorup açıklama talep etmesi gerekirken direkt olarak davayı reddetmesinin usule aykırı olduğunu, bu hususun duruşma esnasında da mahkeme hakimine bildirildiğini,
yinede bu fahiş hatadan dönülmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Somut davada davacı şirket, davalı şirkete vermiş olduğu tamirat hizmeti sonucu tanzim edilen faturadan kaynaklı alacağının ödenmediğinden bahisle, iş bu alacağın tahsili amacıyla eldeki davayı açmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davanın tevzi formunda ... A/Ş 'ye karşı açıldığı, dava dilekçesinde ise davalının ...
A.Ş olarak belirtildiği, Ticaret Sicil Kayıtlarından her iki şirketinde adresinin aynı olduğu, 19/01/2024 tarihli ilk ve son celse da davacı vekilinin; dava dilekçesinde davalı şirket adında maddi hata yaptıklarını belirttiği, dava dilekçesi içeriğinden davalı yan ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığından bahsettiği ve dava dilekçesi ekinde sunulan arabuluculuk tutanaklarından bu görüşmenin ...
A/Ş ile yapıldığı, tüm bu hususlardan davacı yanın dava dilekçesinde davalının adında maddi hata yaptığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 124. maddesinde “(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” hükmü düzenlenmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde sehven ... A.Ş yi davalı olarak göstermiştir. Bu durum maddi bir hataya dayanmaktadır.
Davacı tarafça yapılan bu maddi hatanın düzeltilmesi talebi dürüstlük kuralına aykırı bulunmadığından; mahkemece davacı vekiline HMK 124/3 maddesine göre taraf değişikliği dilekçesi sunması için süre verilip, gerekli inceleme ve araştırma yaparak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ilk celse de; he iki şirketin adreslerinin aynı olması gerekçe gösterilerek; dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2024/711, K. 2024/788, 8 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama