İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2025/454 K.2026/461

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

Esas2025/454Karar2026/461Tarih14 Nisan 2026Okuma12 dk · 2.410 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
14 Nisan 2026
Dosya no
2025/454
Karar no
2026/461
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
28/11/2024
Numarası
2023/884 Esas, 2024/987 Karar
Davanın konusu
Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.410 kelime·12 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili; davacı şirket...Suyu projesine ait ... isale derivasyon hattı ve tünel inşaatı işlerini ihale yoluyla aldığını, davalı ... .... Ltd.

Şti.'nin davacının taşeronu olduğunu, davalının mali durumu bozulduğu için mal alımı ve işçi ücretlerini ödemede sıkıntıya düştüğünü, davalı şirket tarafından yapılması gereken ödemelerin zorunlu olarak davacı tarafından karşılandığını, bu nedenle davacının davalı şirketten cari hesapta 2.306.566,00 TL alacaklı olduğunu, davalı ... .... Ltd.

Şti. yetkilisi tarafından fiili çalışanları ...'ın iki aylık maaşını ödeyemediklerini, maaşı ödeyebilmek için 10.000,00 TL borç istediklerini, işlerin yürümesi için davalı talebinin kabul edildiğini, davacının çalışanı ...'nin doğrudan ...'i arayarak kendisine 10.000,00 TL bedelli bir çeki vereceğini bildirildiğini, ... Des Şubesinde buluşmak konusunda anlaştıklarını, ticari hayat gereği ...

AŞ ile ilişkisi bulunan davacı şirketin bu şirketten alacağına karşılık şirketçe cirolanan boş bir çek aldıklarını; ... t AŞ ile, bu çekin bedelinin ... İ AŞ'nin ibraz anında bankada bulunan para miktarının yazılarak tahsil edecekleri konusunda anlaştıklarını, 25/05/2015 olan olay gününde davacı şirketin çalıştığı ...'nin yanında iki çek varken ... AŞ'nin parasının geleceği ...

Bankası Des Şubesine gittiğini; davalıya verilecek 10.000,00 TL çekin imzasız olduğunu, davacı şirket tarafından keşide imzasının henüz atılmadığını; çekin üzerinde sadece bedel yazdığını, ikinci çekin ise ... AŞ'nin cirosunu içerdiğini ve üzerinde bedel yazmadığını, bankaya ... İnşaat AŞ hesabına gelen miktarın ortaya çıkması üzerine ... tarafından çek bedelinin 1.058.650,00 TL olarak doldurulduğunu, bu esnada davalı ... .... Ltd.

Şti.'nin elemanları olan ... ve ... ...'nun da banka önüne geldiğini, ...'dan 10.000,00 TL'lik çeki istediklerini, keşideci imzasını kendilerinin de davacı şirket temsilcisinden alabileceklerini söylediklerini, tam 10.000,00 TL'lik çek verilecek iken ...'nin bir anlık dalgınlığından faydalanan bu şahısların 1.058.650,00 TL miktarlı çeki çalarak hızla bankadan kaçarak davalı şirket sahibi ...'in kullandığı araca binerek hızla kaçtıklarını, davacıdan hırsızlık yoluyla çalınan çekin diğer davalı ...

Limited Şirketi tarafından ciro ile alındığını öğrendiklerini, bu iki şirketin el ve iş birliği içinde olduğunu, aralarında organik bağ bulunduğunu, çalıntı çekin ... Sultanbeyli Şubesine ait ... nolu ve 1.058.650,00 TL bedelli 24.03.2015 tarihli bir çek olduğunu belirterek,

davacının bu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... .... Ltd. Şti. Vekili, ... İnşaat AŞ'nin İstanbul ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/485 Esas sayılı dosyasıyla hasımsız olarak çek iptali davası açtığını, bunun da davacının kötü niyetli olduğunun delaleti olduğunu, ...'nin emniyette verdiği ifadesinde olay günü kendisine ... Ltd. Şti.'nin belge teslim ettiğini, ...'in kendisini lafa tutarken tahsil etmek için elinde bulunan çeki şahısların verdiği belgelere karıştırdığını, dalgınlıkla çekin ön yüzüne ...

İnşaat yerine ... Limited Şirketi yazdığını, bunu gören ...'in el çabukluğuyla çeki alarak banka önünde beklemekte olan ... plakalı araçla uzaklaştığını beyan ettiğini, karakol ifadeleri ile davacının dava dilekçesindeki ifadelerinin çelişik olduğunu, oysa davalı .... Ltd. Şti. ile davacı şirket arasında ticari ilişki olduğunu; davalı ... Ltd.

Şti.'nin davacıya iş yaptığını, karşılığında alacak ve vereceklerinin mahsuplaşması sonunda 1.058.650,00 TL'lik çekin davacı şirket tarafından kendilerine verildiğini, lehtarının davalı ... Ltd. Şti. olduğunu, keşidecisinin davacı şirket olduğunu; daha sonra davacı şirketin fikir değiştirip söz konusu bu menfi tespit davasını açtığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Ltd.Şti. vekili, dava konusu çekin alacaklarına karşılık ... .... Ltd. Şti.'nden teslim aldıklarını, çekin tahsili için bankaya gittiklerinde İstanbul ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/485 Esas sayılı dosyasından ödemeden men kararı bulunduğunu öğrendiklerini; çekin Ankara 26. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasıyla davacı aleyhine takibe konduğunu; davacı şirketin davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkiyi bilmediğini; kambiyo senedi niteliğindeki çeki ciro yoluyla aldıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece 02/12/2021 tarihli karar ile, davacı şirketin keşideci olduğu davalı şirketin lehtar olduğu çek yönünden bu şirketler arasında ticari bir ilişkinin ihtilafsız olduğu, çekin altında keşideci olarak davacı şirketin imzasının bulunmadığının iddia edildiği, mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile çek altındaki imzanın davacı şirket temsilcisi ...'a ait olduğu hususunun belirlendiği, her ne kadar davacı vekili İstanbul ...

8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/351 Esas sayılı dosyasında da aynı çekten dolayı imza incelemesi yapıldığı ve oradaki bilirkişi raporunda çek altındaki imzanın ...'a ait olmadığının belirlendiği, İcra Hukuk Mahkemesindeki kararların maddi vaka olarak mahkemeyi bağlayıcı olmadığı, çok sayıda emsal imza incelemesiyle çek üzerindeki imzanın davacı şirketin yetkilisine ait olduğunun ortaya çıktığı, bu nedenle raporlar arasında çelişkiden bahsedilemeyeceği, İstanbul ...

Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/50785 sayılı dosyasında da 19/03/2021 tarihinde verilen kesinleşmiş KYOK kararında da şüpheliler ..., ... ve ...yönünden kamu davası açılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasıyla davacı iddiasının doğru olmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi çekin yanlışlıkla ve hatta ... Ltd.

Şti.'nin elemanlarının davacı şirket elemanının dalgınlığından faydalanarak elinden kapılmak suretiyle kaçırılan bir çekin söz konusu olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine, kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Yerel mahkeme kararı davacı yanca istinaf edilmiştir.

Dairemizin 31/10/2023 tarih 2022/1240 - 2023/1174 karar sayılı ilamıyla, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 30.01.2018 tarihli raporunda, inceleme konusu yapılan çekte keşideci ... AŞ adına atfen atılan basit tersimli imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın kuvvetle muhtemelen ... eli ürünü olduğuna yönelik rapor düzenlemiştir.

Bununla birlikte, İstanbul ... 8.İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/351 esas sayılı dosyasında, dava konusu çek üzerinde yaptırılan imza incelemesinde; imzaların kuvvetle muhtemel ...'a ait olmadığı belirtilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 gün 2001/12-436 E.,2001/467 K.sayılı kararında da aynen benimsendiği gibi herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması,

bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/10/2009 tarih ve 2009/12-382 esas, 2009/415 karar sayılı kararı).Bu durumda, dosya kapsamındaki her iki bilirkişi rapor arasında çelişki oluştuğundan ve her iki raporun da adli makamlarca istem üzerine alındığından, birinin diğerine üstün olduğu kabul edilemez.

O halde mahkemece her iki raporu düzenleyen bilirkişi ve kurumların dışında, yazı bilimi konusunda uzman bilirkişilerden oluşacak özellikle üniversitelerden seçilecek 3 kişilik bilirkişi kurulundan yukarıda belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında açıklanan nitelikte rapor alınmak suretiyle çelişkinin giderilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile, çelişkili iki rapordan birine üstünlük tanınarak yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Mahkemece, davanın reddine, mahkememizce dava konusu çekin işleme konulmamasına dair HMK'nun sahtecilik hükümleri gereğince verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davalılar her ne kadar kötü niyetli dava tazminatı talep etmişler ise de, İİK 72'ye göre verilen bir tedbir kararı bulunmadığından ve şartları oluşmadığından davalıların kötü niyetli dava tazminatı taleplerinin de reddine, mahkememizce 01/04/2015 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, yerel mahkemece ispat külfetine ilişkin yapılan hukuki değerlendirmenin hatalı olduğunu, çeke dayanan davalı alacaklının, çekteki imzanın davacıya ait olduğunu ispat etmesi gerektiğini, dolayısıyla bu davada da ispat külfetinin esasen davalımızda olduğu İstanbul ...

8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/351 esas sayılı dosyası ile yapılan imza incelenmesi ile sunulan rapor ile yerel mahkeme tarafından yapılan imza incelemesi sonucu sunulan rapor arasında açıkça çelişki bulunmakla birlikte istinaf ilamına rağmen yerel mahkemece bu çelişkinin giderilmediğini, İcra Hukuk Mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere dava konusu çek üzerindeki imza müvekkile ait olmayıp müvekkil şirketin davalılara 1.058.650,00 TL bedelli çek keşide etmesini gerektirir herhangi bir borcunun bulunmadığını,

kaldı ki yerel mahkeme dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporlarında müvekkilin davalı şirketten alacaklı konumunda olduğunun tespit edildiğini, davaya konu 1.058.650,00 TL bedelli çekin davalı şirkete verilmesini gerektirecek herhangi bir borcun varlığı söz konusu değilken ve bilirkişi raporlarıyla da bu husus desteklenmekte iken, imza incelemesine konu iki rapor arasında da çelişki mevcut iken yerel mahkemenin kesin olmayan ihtimale dayalı raporu esas almak suretiyle,

yeterince inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ... . Ltd. Şti taşeron, davalı ... Ltd.Şti ise taşerondan dava konusu çeki devralan şirkettir. Davacı şirket, Yozgat DSİ tarafından düzenlenen Yozgat ili içme suyu projesi ihalesini kazanarak işin yapılması için davalı .... Ltd. Şti ile alt taşeron sözleşmesi imzalamıştır.

Davada davacı, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi kapsamındaki edimlerini davalı ... .... Ltd.

Şti'nin ekonomik sebeplerle yerine getiremediğini, davalının işçi ücretlerini ödediklerini ve alacaklı olduklarını, davalının çalışan personele ödenmek için 10.000,00 TL talep ettiği ve davacı bu talep kabul edildiğini, ödemenin çek ile yapılması hususunda taraflar anlaşarak davacı şirket muhasebecisi ile bankada davalı şirket temsilcilerinin buluştuğunu, davacı şirket temsilcisinin hatalı olarak 10.000,00 TL çeki vermesi gerekirken bir anda dalgınlık ile dava konusu 1.058.650,00 TL çekin alınarak olay yerinden uzaklaşıldığını,

söz konusu çekin akabinde diğer davalı olan Biga şirketine ciro edilerek devir edildiğini belirterek çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davacının dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığını ispat edemediği, özellikle çekin rızası dışında elinden çıktığı ve çalındığı yönündeki iddialarını kanıtlayamadığı, Adli Tıp Kurumu raporunda çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun kabul edildiği, davacının bilirkişi incelemesi için gerekli gider avansını ve bilirkişi ücretini yatırmadığı, bu nedenle delillerin toplanmasının sağlanamadığı, mevcut delil durumuna göre davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Mahkemece davanın reddine ilişkin kararı istinaf edilmiş ve dairemiz tarafından istinaf incelemesi yapılmıştır.

Dairemiz, dosya kapsamında aynı çek yönünden alınmış iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğu, bu raporlardan birinde imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun, diğerinde ise ait olmadığının belirtildiği, her iki raporun da adli makamlarca aldırıldığı, bu nedenle raporlardan birine diğerine üstünlük tanınamayacağı, aralarındaki çelişkinin giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu,

imza incelemesinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında belirtildiği şekilde uzman bilirkişilerden oluşan ve özellikle üniversitelerden seçilecek üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak yapılması gerektiği, yerel mahkemece bu yönde yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiği, eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece bilirkişi heyeti oluşturulmuş ve bu bilirkişi heyeti için takdir edilen 9.000,00 TL bedel davacı tarafından yatırılması istenmiş buna ilişkin muhtıra tebliğ edilmiştir. Ancak davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti dava dosyasına yatırılmamıştır.

Davacı şirket, davalı ... ile arasındaki taşeronluk ilişkisini ve çek tanzimi amacıyla bankada bizzat buluşulduğunu açıkça ikrar ederek temel hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiştir.

Davacı; asıl iradesinin 10.000,00 TL vermek olduğunu, ancak dalgınlık sonucu 1.058.650,00 TL'lik çek verdiğini ileri sürerek, senedin "senette görülenden farklı bir ilişkiye" (sadece 10.000 TL'lik kısmına) dayandığını iddia etmektedir.

HGK kararları ve genel ispat kuralları uyarınca; çekin bir ödeme vasıtası olması karinesi karşısında, çekin hata/dalgınlık sonucu gerçeğe aykırı meblağla düzenlendiğini ve bedelsiz kaldığını ispat etme külfeti tamamen davacı (borçlu) şirketin üzerindedir.

İddia edilen tutar (1.058.650,00 TL) yasal sınırın çok üzerinde olduğundan (HMK m. 200), davacı taraf dalgınlık/hata vakıasını salt tanık veya soyut iddialarla değil, zorunlu olarak yazılı delillerle (kesin delillerle) ispatlamak zorundadır.

Ayrıca, çekin ciro edildiği 3. kişi davalı yönünden; çekin rıza hilafına (dalgınlıkla) elden çıktığı ve 3. kişi hamilin çeki devralırken kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu hususunu (TTK m. 792 gereği) kanıtlama yükümlülüğü yine davacı tarafa aittir.

4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesinde de ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu düzenlenmiştir.

Kambiyo senetleri kural olarak soyut borç ikrarı içerdiğinden, menfi tespit davalarında senedin bedelsiz olduğunu iddia eden borçlu (davacı) ispat yükü altındadır. Ancak davacı borçlunun senet altındaki imzayı inkâr etmesi, takibe konu kambiyo senet imza yönelik farklı bilirkişi raporları çıkması hâlinde ispat yükü yer değiştirmektedir.

Dosya kapsamında imza incelemesine yönelik olarak Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor ile İcra Tetkik Mercii dosyasında alınan bilirkişi raporu arasında birbirine tamamen zıt, çelişkili tespitler bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 281/3. maddesi uyarınca mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermekle yükümlüdür. Çelişki giderilmeden karar verilmesi adil yargılanma hakkına ve usule aykırıdır [i].

"Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nın 324. maddesinde; taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğu, aksi hâlde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi uygulamalarında ve içtihatlar gereği ispat yükü kendisinde bulunmayan tarafa delil avansı yükletilmesi açık bir usul ihlalidir [i]. Somut olayda, imza inkârı sebebiyle imzanın aidiyetini ispat yükü davalı (alacaklı) tarafa ait olduğundan, çelişkili raporların giderilmesi için üniversitelerden seçilecek üç kişilik uzman grafolog heyetinden alınacak yeni rapora ilişkin delil avansının da zorunlu olarak ispat külfetini taşıyan davalı taraftan istenmesi gerekmektedir.

İlk derece mahkemesince; ispat yükü ve delil avansını yatırması gereken taraf davalı taraf olduğu hâlde, bu masrafın davacıdan istenmesi ve davacının avansı yatırmaması gerekçe gösterilerek ispatlanamayan davanın esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya açıkça aykırıdır.

O hâlde mahkemece yapılacak iş; üniversitelerden seçilen üç kişilik grafoloji uzmanı bilirkişi kurulundan rapor alınarak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, bu inceleme için gerekli olan delil avansının HMK m. 324 uyarınca ispat yükünü üzerinde taşıyan davalı taraftan (kesin süre verilerek ve sonuçları ihtar edilerek) talep edilmesi ve toplanacak deliller değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

Bu hususlar üzerinde durulmaksızın, ispat yükünde yanılgıya düşülerek eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 28/11/2024 tarih, 2023/884 Esas, 2024/987 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2025/454, K. 2026/461, 14 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/454
Karar No
2026/461
Tarih
14 Nisan 2026

İlgili Kararlar

  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/454 K.2026/333
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/454 K.2026/299
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/454 K.2026/239
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/454 K.2026/261
  • İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/455 K.2026/402
  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/455 K.2026/332

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.