KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Dosya no
- 2023/1190 Esas
- Karar no
- 2025/518
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/06/2023
- Numarası
- 2021/286 Esas, 2023/155 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Karar Metni
1.345 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 1970 yılında kurulan, öncesinde 1800’lü yıllara dayanan 150 yılı aşkın tecrübesiyle deniz taşımacılığı-konteynır operatörlüğü sektöründe dünyanın her yerinde güncel olarak 137 ülkede ve 129 uluslararası rotada faaliyet gösteren ve alanında dünyanın en büyük 5 şirketinden biri olduğunu, TPMK ... tescil numaralı markası olduğu,
onlarca ülkede 35, 38, 39 ve 45. sınıfları kapsayacak şekilde geniş yelpazede tescil ettirildiğini, ... nezdinde de tescil ettirildiğini, müvekkilinin uluslararası faaliyetlerinde söz konusu şekil markasının esaslı bir unsur olarak kullanıldığını, müvekkilinin markasının Türkiye’de ve dünyada tanınmış marka olduğunu ve müvekkili ile özdeşleştiğini, ithalat ve ihracat gemilerinin seferli olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin kurduğu ...
Nakliyat’ın dünyanın çeşitli noktalarına soğutucu da dahil konteyner taşımacılığı hizmeti verdiğini, müvekkilinin dava konusu markanın gerçek hak sahibi olduğunu, hal böyle iken, müvekkilinin dünyaca tanınmış şekil markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerinin aynı (39.) sınıfta davalı adına TPMK nezdinde ... sayı ile tescil edildiğini, davalı markasında yer alan şeklin farklı renkte olmasının markayı müvekkilinin markasından ayırt etmeye yetmediğini,
davalı markasının müvekkiline ait marka ile bağlantı kurulma ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline sebep olduğunu ve müvekkilinin markasının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık seviyesi nedeniyle haksız yarar sağlayacağını, ileri sürerek, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tescilinin kötü niyetli olmadığını, kötü niyeti kanıtlayan bir bilgi ve belge sunulmadığını, davacının markasının tanınmış olmadığını, davacının ileri sürdüğü kullanımların ve uluslararası tescile ilişkin delillerin davacı markasını tanınmış hale getirmediğini, taraf markalarının kullanım alanlarının-taşımacılık türlerinin birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin kullanımının intermodal (kombine) taşımacılık alanında olduğunu, müvekkilinin bu alandaki önemli firmalardan olup sektörde itibarlı bir yere sahip olduğunu, markasının da iyi bilinen ve itibarlı bir tescilli marka olduğunu,
müvekkilinin ve markasının sektörde tanınmışlık düzeyinin yüksek olduğunu, bu markayı iyi niyetle ve tescile dayalı olarak kullandığını, müvekkilinin davacıyı pazarda engelleme, piyasada zarara uğratma, markasına zarar verme gibi bir amacının olmadığını, davacı markası ile müvekkilinin markasının işaretleri arasında herhangi bir benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin olmadığını, hitap edilen yararlanıcı kesimin ve kullanıcıların yetişkinler ve birçoğunun da özellikle profesyoneller olması sebebi ile de karışıklık doğma ihtimalinin olmadığını, davacının
markasını firma adı ile birlikte kullandığını, taraf markalarının esas unsur niteliğindeki kelimelerinin tamamen farklı olduğunu, kullanmama definde bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
"...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, bilirkişi rapor ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde.
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... tescil numaralı markanın davacı adına, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ise 39. sınıfta 12/06/2017 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.Davacı markası şekil unsurundan ibaret olup, söz konusu şekil unsurunun aynı kök tasarımın versiyonu olduğu algısının oluşturacak derecede benzerinin davalı markasında da kullanıldığı,
her ne kadar davalı markasında "..." ibaresi de yer alsa ve şeklin rengi farklı olsa da davalı markasındaki şeklin davacıya ait şekil markası ile benzerliği dolayısıyla SMK m.6/f.1 anlamında iltibas doğuracağı, davalı markasında davacı markasından yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, ayrıca davacının şekil markasının 39. sınıf yönünden ayırt edici niteliği haiz, ticari kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getiren, tanımlayıcı işaret/zayıf marka olmayan (ki, bu yönde bir bilgi-tespit bulunmamaktadır) bir marka olup ihtiva ettiği şeklin benzerliği ve yarattığı algı dolayısıyla davalı markasının davacı markası ile iltibas tehlikesi doğurduğu,
taraf markalarına bütüncül bakış açısıyla bakıldığında 39. sınıfın olağan alıcıları nezdinde davalı markasının davacı markası ile bağlantı kurulma ihtimali (işletmesel bağlantılandırma) dahil karıştırılma ihtimaline sebep olacağı ve böylece 39. sınıfta “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” yönünden iltibasa dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
(SMK m.6/f.1, SMK m.25/f.1) Benzerlik olmadığı değerlendirilen “Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri.
Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri” yönünden, dosyada davacının bu alanlarda davalı markasının koruma tarihinden önceye ait fiili kullanımını gösterir herhangi bir delil olmadığı, bu hizmetler bakımından gerçek hak sahipliğine dayalı hükümsüzlüğün (SMK m.6/f.3, 25/f.1) şartlarının oluşmadığı, dosyaya sunulu, davalı markasının koruma tarihi ve öncesine ait deliller çerçevesinde davacı markası yönünden SMK m.6/f.5’te tanınmış markaya tanınan genişletici korumanın somut olayda uygulanma kabiliyetinin olmadığı,
yine davalının tescilinde kötü niyetli olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak yukarıda belirtilen emtialar yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar vermek gerekmiştir.Yargılamanın son aşamasında davalı vekili Bakırköy 2. FSHHM 2023/68 Esas sayılı dosyasında davacı markasının yeterince ayırt edici olmadığı iddiasına dayalı hükümsüzlük ve beş yıldan beri kullanılmadığından bahisle iptali istemiyle açtıkları davanın bekletici yapılmasını talep etmiş ise de, hükümsüzlük talebi yönünden davanın sırf eldeki bu davayı uzatmaya matuf olup, davacı markasının tescil tarihi ve uzun zamandan beri fiili olarak kullanmış olması,
keza kullanmama nedeniyle iptali davası yönünden ise iptal hükmü önce yetkili olmayacağından beklenmesine gerek görülmemiştir.
Bu itibarla;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 39. Sınıftaki "kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, sair emtialar yönünden davanın reddine," Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Davaya konu markaların SMK 6/1 maddesi kapsamında benzer olmayıp iltibas tehlikesi de doğmayacağını, davacının markası sadece şekilden ibaretken müvekkilinin markasının şekil ve kelimeden oluştuğunu, şeklin de farklı görsel ve siyah yazılardan oluştuğunu, şekillerin benzemediğini, bir an için benzer olduğu kabul edilse dahi davacının marka görselinin ticari hayatta oldukça sık kullanılan ayırt edicilikten uzak bir şekil olduğunu, müvekkili markasında "..." ibaresi yer aldığını ve farklılaştığını,
mahkemenin kabul ettiği hizmet sınıf ile redde konu alt sınıfın benzerliğinde kullanılan ölçüler bakımından bağlantılı olduğunu, işlev farklılığı bulunsa dahi aynı çevreye hitap ettiğini, mahkemenin 39.sınıftaki hizmetler arasında böyle bir bağlantı varken davacının tüm mal ve hizmetler yönünden gerçek hak sahipliğine dayalı hükümsüzlük isteminin reddi gerektiğini,Markanın tescilli olduğu 39 sınıftaki emtiaların tüketici kitlesinin hatalı saptandığını, hitap ettiği tüketicinin ortalama tüketici kesimi olmadığını, bu hizmetlerin profesyonel hizmetler olduğunu, Davacının tescilli markasını kullanmadığını, ciddi kullanımı ispatlayamadığını,
davacının markanın ayırt edici karakterini değiştirerek kullandığını, bu nedenle hukuk korumadan faydalanamayacağını, davalının markası ...'da şekil +... şeklinde tescilli ise de markanın bu hali ile Türkiye'de tescilli olmadığını,Bakırköy 2.FSHHM 2023/68 Esas sayılı dosyanın bekletici mesel yapılması gerekirken mahkemenin bu davanın uzatılması beklentisi ile açıldığını belirtmesinin yerinde olmadığını, ilgili dosyada hükümsüzlük ve iptal talebinde bulunulduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı, ... numaralı şekil markasına dayanarak davalı yana ait ... numaralı markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta.
Bakırköy 2.FSHHM'nin 2023/68 Esas sayılı dosyasında davalı yanca davacı aleyhine ... numaralı markanın hükümsüzlüğü ve iptali talebi ile dava açıldığı, mahkemece tespit edilmiştir Davacının iddiasının dayanağı olan markanın hükümsüzlüğü istemi ile açılan davanın kabulü halinde hükümsüzlük kararı geriye etkili olacağından ilgili dava, iş bu davayı etkileyecek nitelikte olduğundan dosyanın bekletici mesele yapılması gerekirken davanın işbu davayı uzatmaya matuf olduğu gerekçesi ile bekletici mesele talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş,
davalı vekilinin istinaf isteminin bu yönden kabulü gerekmiştir.Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, HMK 353.1.a.6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/1190, K. 2025/518, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama