KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2023/1760 Esas
- Karar no
- 2025/892
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/09/2023
- Numarası
- 2022/74 Esas, 2023/143 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Karar Metni
3.226 kelime·16 dk okuma·5 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde.
Dava konusu‘...’ ibareli markanın, davalı adına tescilli markanın tescil tarihinden çok önce davacı şirketler tarafından yeme- içme ve otelcilik hizmetlerinde kullanılmış ve markanın meşhur -maruf hale getirildiğini, davacıya ait ve 110 Milyon Euro harcanarak yapılan .... ... isimli otelin içerisinde ... isimli bir restoran açıldığını ,restoranın çok beğenilerek Türkiye’de tanınmış bir hale geldiğini,markanın Yiyecek – İçecek Sağlama hizmetleri, Restorancılık, Geçici Konaklama, Otelcilik Hizmetleri için 2017 yılının yaz başından beri ticari hayatta kullanıldığını ispatlar basında çıkan haberleri sunduklarını,
... isimli internet sitesinde de davacıya ait ‘... ....simli restorana ait bilgilerin ve yorumların 2017 senesinin yaz aylarında olduğunu, yine instagram isimli sosyal medya sayfasına kullanıcılar tarafından eklenmiş fotoğraflar ve ‘...’yer bildirimlerini içerir görselleri sunduklarını, kullanıcıların 2017 senesinin yaz aylarında müvekkiline ait ‘...’ isimli restorana gitmiş ve orada yer bildirimi yaparak fotoğraf paylaştıklarını,Dava konusu markayı 43. sınıf kapsamında 2017 senesinin yazının başında ciddi bir şekilde kullandığından iş bu marka açısından eskiye dayalı üstün hak sahipliğinin olduğunu, ...
Tescil Numaralı ‘...’ ibareli markasının hak sahibi olduğunu, Bu markanın davacı tarafından kullanılmaya başlandığında dava dışı 3. kişi tarafından kötü niyetli bir şekilde davacıya satılmak saikiyle tescil başvurusu yapılmış sonrasında iş bu marka dava dışı 3. Kişi tarafından müvekkilinin ihtilaf halinde olduğu davalı şirkete satıldığını, kötü niyetin yanı sıra müvekkilinin dava konusu marka üzerinde eskiye dayalı kullanımdan doğan hak sahipliği olduğunu, Davalı şirket adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... tescil numaralı ‘...’ ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde. Davalı tarafın markasını ciddi şekilde kullanma mükellefiyetini yerine getirmediğini, Davacının markasının TANINMIŞ marka olmadığını Davacı tarafça ... ibaresinin üzerinde kullanıldığı Alaçatı'da mukim ... restaurantı ilk olarak davacıya ait ... ... otel bünyesinde bir restaurant olarak açılmış olup;
yaklaşık 2.5 senedir kapalı olup, başka bir şubesinin de bulunmadığını, davacının kendi web sitesinde dahi ... adlı bir restaurantının halihazırda olmadığının açıkça görülebileceğini, Davacı tarafından, eskiye dayalı kullanıma, işaretin bilinir hale getirilip üzerinde hak elde edildiğine ve gerçek hak sahipliğine ilişkin yeterli bilgi, belge ve delil sunulamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile.
TPMK nezdinde davacıdan önce ... ibaresi ile aynı ya da benzer bir çok tescilli marka bulunmakta olup davacının benzerlik ve kötü niyet taleplerinin reddi gerektiğini, Müvekkilinin hiç bir zaman bir başkasının markasını kullanma yahut iltibas niyetinde olmadığı gibi haksız rekabet kastı da bulunmadığını, davacı markasının tescil tarihinden çok daha eski tarihte '...' markasına ilişkin tescil başvurusunda bulunduğunu, tamamen iyi niyetle marka başvurusunu yapmış ve mezkur markayı tescil ettirmiş olduğunu, nice sınıfları nedeniyle mal/hizmet yönünden hem de kıyasa konu markaların görsel ve bütüncül izleniminde tamamen farklılıklar olduğunu,
Davalıya ait "..." markası ile davacıya ait "..." markaları hitap ettikleri kesim bakımından kıyaslandığında ise ikili bir ayrıma gitmek gerektiğini, Davacının fiili kullanımları ile kıyaslandığı takdirde; davacı kendi adına 41. Sınıfta tescilli ... markasını tescile aykırı bir şekilde 43. Sınıfa (restaurant hizmetleri) ve yine tescile aykırı bir şekilde "..." şeklinde kullandığından esasında davacının tecavüz teşkil eden eylemleri neticesinde davacı kötü niyetli bir şekilde müvekkilin tescilli markasına tecavüz ettiği sonucunun ortaya çıkacağını,
Tescil kapsamları ve işletmesel farklılıklar ve farklı tüketici kesimine hitap ettiklerinden her ne kadar "ortalama dikkat seviyesindeki kullanıcı" kesimi dikkate alınsa da somut olayın şartlarına göre yapılacak inceleme neticesinde; her iki marka arasında herhangi bir idari ve organik bağ algısı oluşmayacağı; oluşacak ise de davanın tescile aykırı kullanımı nedeniyle oluşacağı açıkça tespit edilebileceğini, Davalının özünde tam zamanlı restaurant ve yeme içme hizmetleri sunan; bu kapsamda hem ... hemde ...
İSTANBUL ibaresi yönünden 43. Sınıfta tescile sahip bir işletme olduğunu, işletmesinde belli günlerde ise restaurant hizmetinin yanında gelen müşterilere müzik dinletisi hizmeti sunulmakta olup bu hizmeti de bugüne dek davacının markasından farklı olarak ... İSTANBUL ibaresi ile verdiğini, Akabinde davacının kurum nezdindeki itirazları neticesinde ...
İSTANBUL ibareli marka başvurusu 41. Sınıf yönünden YİDK kararıyla reddedildiğini, dolayısıyla müvekkilinin kullanımlarını en başından beri yapmış olduğu marka başvurusu kapsamında, kötüniyet ve davacının markasından faydalanma gayesi olmadan ve davacının ibaresinden farklı bir şekilde, formda ...
İSTANBUL olarak gerçekleştirdiğini, Davacının ... ibaresini tescile uygun olarak kullanmadığını, davacıya ait ... işletmesi tescili olmadığı halde 43. sınıfta ...HİZMETLERİNDE kullandığını, tescilli oldu "..." ibaresi ile kullandığını ve bu şekilde ait 43. sınıfta tescilli "..." ve "...
İSTANBUL" kullanımları ile davacının fiili kullanımları hem görsel olarak hem de bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, davacının tescili aşar ve tescil sınıfından farklı kullanımları, müvekkilin halihazırda 43. sınıfta tescilli ... ile ...
İSTANBUL markalarına tecavüz teşkil ettiğini,Davalının davacı ile aynı kesime hitap etmediğini, kötü niyetle elinde 43. sınıf yönünden bir münhasır hakkı bulunmadığı halde müvekkilinin markasının tescilini hiçbir haklı nedene dayanmaksızın engellemeye çalıştığını, Davacı tarafça ilk olarak 13/02/2020 tarihi itibariyle müvekkil aleyhine İstanbul 1. FSHHM'nin 2020/26 D.iş dosyası ile müvekkile ait adres ile sosyal medya ve web adreslerinde delil tespiti talep etmiş olup;
müvekkili adına tescilli markaların kayıtları dosyaya sunulmaksızın tek taraflı beyan ve iddialar üzerine gerçekleştirilen işbu delil tespiti neticesinde alınan bilirkişi raporu ile müvekkiline ait adresteki işletmedeki kullanımların "...
İSTANBUL" ibareli kullanımlar olduğu, müvekkiline ait kullanımların "eğlence mekanı" olarak kayıtlara yansıdığı, müvekkile ait kullanımların yeme içme hizmetlerinin yanında eğlence hizmetlerinde de kullanıldığı hususlarının tespit edildiğini, Ancak işbu rapor yalnızca davacının beyanları ve marka tescili dikkate alınarak yapılmış; müvekkilin ait tescilli marka ile marka tescil başvuruları dikkate alınmaksızın yapıldığından rapora itiraz edildiğini, davacının tescilli markasından farklı olarak "...
İstanbul" şeklinde tescil başvurusuna uygun; kötü niyetli olmayan kullanımlar olup müvekkiline ait kullanımların aynı zamanda restaurant hizmetlerini de kapsayan tescile dayalı hukuken meşru kullanımlar olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
"... İstanbul 2.FSHHM’nin 2020/318 esas sayılı dosyasına sunulu 14.9.2021 tarihli bilirkişiler..., ... ve ... imzalı raporda da davalı eyleminin kötüniyetli olduğuna kanaat getirildiği de belirtilmiştir. İstanbul 2.FSHHM’nin 2020/318 esas sayılı dosyasında dava tarihi 30.9.2020 yılı olup, taraflarının davacı ve karşı davalı olarak ...
A.Ş olduğu, huzurdaki davalının mahkememizde davacı olan tarafa tecavüz istemli dava açtığı , ihtar gönderdiği, tedbir isteminde bulunduğu dolayısıyla davalı eylemi bir bütün olarak incelendiğinde kötüniyetli olduğundan markanın 43. Sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir. Zira sunulu delillere göre Beyoğlu ...
Noterliğinin 05.12.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalı yan davacı markasından haberdar edildiği de sunulu deliller kapsamından anlaşılmıştır.Mahkememizce görev verilen Bilirkişi heyeti ek raporunda davalı adına ... no ile tescilli markanın SMK 6/9 maddesi uyarınca davalının başvurusunu kötü niyetle yaptığı hususunda kanaat oluşsa da bu madde kapsamında hükümsüzlük koşullarının mevcut olup olmadığı hususundaki takdirinin Mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.Sunulu delillere göre dava konusu ‘...’ markasının davacı şirketler tarafından 43. Sınıfta temmuz 2017 tarihinden beri kullanılmaya başlandığı ve üzerinde üstün hak
sahibi olduğu, Beyoğlu ... Noterliğinin 05.12.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalı yan 41.sınıf hizmetler yönünden davacı markasından haberdar edildiği ve bu bildirime rağmen davalının 2019 yılında 41.sınıf ve 43. Sınıf dahil olmak üzere kullanımda bulunduğu, bu hususun yaptırılan 2020/26 diş ve 2020/132 diş sayılı dosyalara sunulan raporlar kapsamından anlaşıldığı,
TMK 2. Madde kapsamında tacir olan davalının eyleminin bir bütün halinde iyiniyetli olarak değerlendirilemeyeceği gözetildiğinde SMK 6/9 Madde kapsamında kötüniyet kapsamında hükümsüzlük koşulları oluştuğundan davalı adına tescilli olan tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğe karar verilmesi gerekmiştir. ...
Davalı yan kullanmama iddiasında bulunmuş ise de davacı markasının tescil ve koruma tarihleri nazara alındığında bu iddianın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Yine davalı TPMK nezdinde dava dışı şahıslara ait davacı tescilinden önceye ait ... ve meftune markaları olduğunu ileri sürerek itirazda bulunmuş ise de davacı yana bu şirketler tarafından açılmış bir hükümsüzlük davası olmadığı gibi bildirilen markaların farklı sınıflarda tescilli olması gözetildiğinde davalı savunmalarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalının markasının ise SMK 155 madde kapsamında varlığı ancak tecavüz davasında incelenecek bir husus olup,
hükümsüzlük davasında davacı markasının gerek tescilsiz gerek tescile dayalı kullanımlarının davalıdan önce olması gözetildiğinde marka üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğu anlaşılmıştır. 'Tüm bu açıklamalar ve dosya kapsamındaki deliller ve bilirkişilerin yaptığı incelemelerden davacının ... ibaresini ilk olarak 2017 YILININ HAZİRAN AYINDAN itibaren ...etki doğuracak şekilde 41. sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze,
konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” ile 43. sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri”nde kullanmaya başladığı, sözkonusu kullanımlarının internet üzerinde çokça takip edilen ...tr, ..., ... sitelerinde haberlere konu olduğu, ünlü yemek eleştirmesi ... tarafından ... olarak beğeni ile tanıtıldığı, ayrıca yine etkili bir dergi olan “...” internet alan adlı web sitesinde tanıtım ve haberinin yapıldığı, basında etkili olarak yer aldığı,
ayrıca instagram sosyal medyada yer bildirimi yapılarak etiketlenerekbahsedildiği, tanıtıldığı, Davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil nolu markası için davacının belirtilen kullanım ve tanıtımlarından sonra 07/09/2017 tarihinde başvuru yaptığı, davacıdan daha öncesine ilişkin sözkonusu kapsamdaki hizmetlerde markasal etki yaratacak kullanımlarının tespit edilemediği,davacının 41. sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” ile 43. sınıfta yer alan “Geçici konaklama hizmetleri,
geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri"nde ... markasını ilk olarak ihdas ve istimal ettiği, davalıya göre öncelikli üstün hak sahibi olduğu hususu bilirkişilerce HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek rapor kapsamları ile sübuta ermiştir. ...
Öte yandan Dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin davacıya ait 2017/86623 sayılı markada aynen yer almamakla birlikte dava konusu marka kapsamında yer alan 35. sınıfta hizmetlerin davacıya ait marka da ki 41. sınıftaki hizmetler ile ilişkilendirilebilir nitelikte olduğunun tespit edildiği,“sempozyum konferans kongre ve seminerlerin de genellikle eğitim ve bilimsel amaçla yapılan toplantılar” olduğu, bu nedenle söz konusu hizmetler arasında benzerlik ilişkisi mevcut olduğu,
dava konusu marka kapsamında yer alan 43. sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri geçici konaklama hizmetleri geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri...
Salonu kiralama hizmetleri konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri gündüz bakımı kreş hizmetleri” ile davacıya ait ... sayılı marka kapsamında yer alan “eğitim ve öğretim hizmetleri sempozyum konferans kongre seminer düzenleme ve idare hizmetleri spor kültür eğlence hizmetleri” arasında da benzerlik bulunduğu,
Yargıtay 11 HD'nin 2018/4060 E -2020/1278 K sayılı Emsal kararlarında belirtildiği üzere 43. sınıftaki yiyecek içecek sağlanması hizmetleri geçici konaklama hizmetleri'nin tescilli markalarının muhteviyatı, özellikle, geçici konaklama hizmetlerinin günümüzdeki kompleks yapısı, uygulamada geçici konaklama hizmetleri ile birlikte sunulan hizmetlerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı başvurusunda bulunan eğitim ve öğretim hizmetleri sempozyum konferans kongre ve seminer düzenleme idare hizmetleri spor kültür ve eğlence hizmetleri sınıfları ile iltibas yaratacağının benimsendiği,
emsal kararda olmayan ancak dava konusu marka başvurusunda yer alan geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri ...
Salonu kiralama hizmetleri konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetlerinin ,keza hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri kapsamında yer verilen hizmetler oldukları, sözgelimi geçici konaklama hizmetinden yararlanmak isteyen bir tüketicinin öncelikle buna ilişkin rezervasyon hizmetinden faydalanacağı, yine düğün salonu ile konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetlerinin de otel konsepti ile işletilen geçici konaklama tesisleri bünyesinde verilebildiği, hayvan dostları ile tatil yapan kişiler için özel oda tahsis edilebildiği,
dolayısıyla hayvanlar için geçici barınma hizmetinin geçici konaklama hizmetinden ayrı olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu marka kapsamında yer alan ve 43 .sınıftaki tüm mal ve hizmetler yönünden gerek gerçek hak sahipliği ve karıştırma ihtimaline dayalı olarak gerekse kötüniyetli tescil kapsamında hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiği anlaşıldığından;-Davalı adına ... no ile tescilli markanın tescilli olduğu 43. Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri,Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri,
konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri, Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri ve hayvanlar için geçici barınma hizmetleri yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine,( 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca )" Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Gerekçeli kararda müvekkilin kötü niyetine ilişkin dayanak olarak "Huzurdaki davalının mahkememizde davacı olan tarafa tecavüz istemli dava açtığı, ihtar gönderdiği, tedbir isteminde bulunduğu dolayısıyla davalı eylemi bir bütün olarak incelendiğinde kötü niyetli olduğu" belirtilmişse de kötüniyetin kabulünün mümkün olmadığını, aksine,
davacı kendi adına 41. SINIFTA tescilli ... markasını tescile aykırı bir şekilde 43. Sınıfta (restaurant hizmetleri) ve yine tescile aykırı bir şekilde "..." şeklinde kullandığından esasında davacının tecavüz teşkil eden eylemleri neticesinde davacının kötü niyetli bir şekilde müvekkilin tescilli markasına tecavüz ettiği sonucu ortaya çıkacağını, Müvekkilin tüm hukuki işlemlerinin de işbu tescil dışı kullanıma yönelik olduğunu, Davalı esasında ... adı ile tanınmakta ve otelcilik faaliyetleriyle ön plana çıktığını,
TPMK nezdindeki kayıtlara göre kıyaslandığında ise nice sınıfları ve işletmesel farklılıklar ve farklı tüketici kesimine hitap ettiklerinden her ne kadar "ortalama dikkat seviyesindeki kullanıcı" kesimi dikkate alınsa da somut olayın şartlarına göre yapılacak inceleme neticesinde;
her iki marka arasında herhangi bir idari ve organik bağ algısı oluşmayacağını, oluşacak ise de davacının tescile aykırı kullanımı nedeniyle oluşacağını,"..." esas unsurlu pek çok marka tesciline yer verilmişse de Yerel Mahkemece söz konusu markaların farklı sınıflarda tescilli oldukları ifade edildiğini, ancak emsallerine yer verilen markaların davalı tescilli markası ile ortak sınıfları kapsadığını,Kullanmama definde bulunduklarını, Davalının tescilini almış olduğu dava konusu '...' markasına ilişkin ciddi kullanımlarını gösteren deliller sunmadığını,
Müvekkilinin ... tescil numaralı markasının 43. Sınıfta tescilli olduğu tüm alt sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmişse de davalının "..." markasını "geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri, gündüz bakımı (kreş) hizmetleri ve hayvanlar için geçici barınma hizmetleri" yönünden ne şekilde bir kullanımı olduğu anlaşılamadığını Kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının sunmuş olduğu tüm delillerin "yeme-içme hizmetleri" kapsamında kaldığını,
Davacının "..." olarak kullanımları otelcilik hizmetini kapsamakta ve geçici konaklama hizmetlerini içermekteyse de bu markanın dava konusu "..." ibaresi ile hiçbir ilgisi bulunmadığını,Kararın hatalı olduğunu, kabul etmemekle birlikte bir hükümsüzlük kararı verilecekse bunun kısmi hükümsüzlük şeklinde verilmesi gerektiğini, tescilli olduğu sınıfta herhangi bir hizmeti dahi olmayan ve bu yönde bir talebi/ispatı da bulunmayan davacının markasına -marka tescil tarihi müvekkilden daha yeni olmasına rağmen- üstün hak sahipliği olduğuna yer verilmesinin yerinde olmadığını,
Müvekkili şirketin davacı markasının tescil tarihinden çok daha eski tarihte '...' markasına ilişkin tescil başvurusunda bulunduğunu, tamamen iyi niyetle marka başvurusunu yapmış ve mezkur markayı tescil ettirmiş olduğunu Markaların nice sınıfları nedeniyle mal/hizmet yönündenve görsel ve bütüncül izleniminde tamamen farklılıkları olduğunu,Müvekkiline ait "..." markası ile davacıya ait "..." markaları hitap ettikleri kesim bakımından kıyaslandığında ise ikili bir ayrıma gitmek gerekeceğini, fiili kullanım ve tescil sınıfının farklı olup davacının eylemlerinin tecavüz teşkil ettiğini, Davacının kurum nezdindeki itirazları neticesinde ...
İSTANBUL ibareli marka başvurusu 41. Sınıf yönünden YİDK kararıyla reddedildiğini, Dolayısıyla müvekkil kullanımlarını en başından beri yapmış olduğu marka başvurusu kapsamında, kötüniyet ve davacının markasından faydalanma gayesi olmadan ve davacının ibaresinden farklı bir şekilde, formda ... İSTANBUL olarak gerçekleştirdiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ... numaralı ... markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacının öncelikli hükümsüzlük istemi SMK 6/3 maddesine dayalıdır.Davacı dava dilekçesinde ... markasını, "yiyecek içecek sağlanması hizmeti ve geçici konaklama hizmeti" alanında davalıdan önceki tarihten itibaren kullandığını, markayı maruf hale getirdiğini ileri sürmüştür.
Davacının "..." ibareli marka başvurusu, davalının marka başvurusundan sonraki tarihli ise de, davacının ... ibareli markasal kullanımları incelendiğinde; internet üzerinde çokça takip edilen ...,..., ... sitelerinde haberlere konu olduğu, ünlü yemek eleştirmeni ... tarafından ... olarak beğeni ile tanıtıldığı, ayrıca yine etkili bir dergi olan “...” internet alan adlı web sitesinde tanıtım ve haberinin yapıldığı, basında etkili olarak yer aldığı, ayrıca instagram sosyal medyada yer bildirimi yapılarak etiketlenerek bahsedildiğinin tespit edildiği,
bu durumda davacının ilk olarak 2017 yılının Haziran ayından itibaren 43. sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde” kullanmaya başladığının sabit olduğu anlaşılmakla, bu sınıf yönünden SMK 6/3.maddesinin koşullarının oluştuğunu kabulü yerindedir.Davacı, geçici konaklama hizmetleri yönünden de SMK 6/3 maddesine dayanmış ise de, dosyada mevcut delillere göre ... ibaresinin önceye dayalı markasal olarak kullanımı sadece "yiyecek ve içecek hizmetlerinin sağlanması" sınıfındadır. ... isimli restaurant ... otelin içinde yer almış ise de, geçici konaklama hizmetlerinde kullanılan marka ... değil,
... ibaresi olup dosyaya yansıyan kullanımlar "geçici konaklama hizmetleri" yönünden davacıya önceye dayalı hak sahipliği kazandırmayacaktır.
Bununla birlikte 41.sınıftaki "spor, kültür, eğlence hizmetleri” ile 43. sınıfta yer alan “..geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri...” yönünden davacının önceye dayalı hak sahipliği iddiası olmadığı gibi bu yönde yeterli bir delil de ibraz edilmediğinden belirtilen hizmetler yönünden önceye dayalı hak sahipliği koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyecektir.Mahkemece 41. Sınıf ile 43.sınıfın benzer olduğuna yer verilerek hükümsüzlük talebi kabul edilmiş ise de;
davacının 41.sınıf yönünden önceye dayalı gerçek hak sahipliği koşullarının oluşmadığı, davacının 41.sınıfta tescilli markasının ise davalı markasından sonraki başvuru tarihli olduğu dikkate alındığında mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kısmen kabulü gerekmiştir.Davacı SMK 6/3.maddesine dayanmış, Dairemizce davacının "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde” önceye dayalı hak sahipliği olduğu kabul edilmiştir.
Bu durumda kullanmama definin şartları oluşmadığı gibi, davalının iş bu davaya konu markadan önce ... esas unsurlu seri marka oluşturabilecek markası da bulunmadığından davalının bu yönlerde eksik inceleme yapıldığına yönelik istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Davalı vekilinin kötüniyete ilişkin istinaf istemine gelince; mahkemece SMK 6/9 maddesi gereğince kötüniyetli tescil iddiası kabul edilmiş ise de, kötüniyetin marka başvuru tarihine göre ve her somut olayın delil durumuna göre değerlendirilmesi gerekir.Somut olayda;
davacının ve davalının "..." ibareli markaları kelime markaları olup herhangi bir şekil unsuru içermediği gibi Türkçe bir kelime olduğu, davacının ... ibaresini 2017 yılı Haziran ayında kullanmaya başladığı, davalının marka başvuru tarihinin 07/09/2017 olduğu, davalı yanca delil olarak sunulan ihtarnamelerin 2019 yılına ilişkin olduğu, taraflar arasındaki davaların 2020 yılında açıldığı, söz konusu uyuşmazlıkların tamamının dava konusu markanın başvuru tarihinden sonra olduğu,
davalı şirketin, engelleme, spekülasyon, şantaj, tuzak vb.gibi ticari dürüstlük kurallarına bağdaşmayacak şekilde dava konusu marka başvurusunda bulunduğuna yönelik somut delil sunulmadığı, taraflar arasındaki Y.11HD'nin 2021/1546Esas, 2025/578 Karar sayılı, 05/02/2025 Tarihli kesinleşen ilamı da dikkate alınarak kötüniyet iddiasına dayalı hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin bu yönden kabulü ile kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenle davalının istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince Dairemize yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/1760, K. 2025/892, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama