KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Birleşen Dava İstanbul 4.ASLİYE Ticaret Mahkemesi'nin 2016/806 Esas İstanbul 15.ASLİYE Ticaret Mahkemesi'nin 2017/234 Esas
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2023
- Dosya no
- 2023/569 Esas
- Karar no
- 2023/1458
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/04/2019
- Numarası
- 2015/870 2019/307
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 03/08/2016
- Karar tarihi
- 20/04/2017
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 08/02/2016
- Karar tarihi
- 20/02/2018
Karar Metni
2.414 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 356. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
ASIL DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın Maslak Kurumsal Şubesi'nin Beyoğlu ...Noterliği'nin 08/07/2013 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ederek banka ile imzalandığı ileri sürülen sözleşmeler uyarınca asıl borçlu ...
AŞ'nin 28/09/2012 tarih ve ... sayılı borçlu cari hesabının 28/06/2013 tarihi itibariyle kat edildiğini, asıl borçluya ihtarname gönderildiği halde borcun ödenmediğini ve davacı şirketin müteselsil kefil olması nedeniyle hesap özetinde ayrıntısı belirtilen 5.272.339,32 TL'yi 7 gün içinde ödenmesinin talep edildiğini, davacı şirketin söz konusu borçtan ve kefaletten haberdar olmadığını, bu nedenle davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye karşı Mersin ...Noterliği'nin 12/07/2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderilerek itiraz edildiğini ve davacı şirketin ihtarnamede adı geçen asıl kredi borçlusu ...
Hizmetler AŞ'ne kullandırıldığı iddia edilen kredilere ve buna dair kredi sözleşmelerine hiçbir şekilde müşterek yada başka türden bir kefaleti bulunmadığı, bu türden bir borçlanma işlemi için yönetim kurulunca yetkilendirmenin yapılmadığı ve hiçbir yetkili kişi tarafından kefil sıfatı ile şirketin taahhüt altına sokulmadığının belirtildiğini, davalı bankanın asıl borçlusu olduğu belirtilen ...
AŞ ile arasındaki kredi sözleşmelerinde yetkili kişilerinin bu yetkileri dahilinde atmış olduğu bir kefalet veya başkaca bir imzası bulunmadığını, davacı şirketin asıl borçlu şirket ile adına herhangi bir kefaleti ve borcu bulunmadığını, anılan nedenlerle davanın kabulü ile davalı bankaya 08/07/2013 tarihli ihtarnameye konu kefalet borcunun olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı banka üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı banka ile dava dışı ... AŞ arasında 22/09/2010 ve 24/09/2010 tarihlerinde Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, sözleşmeleri ..., ... ve davacı şirketin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, dava dışı ...
AŞ'nin kurucuları/yetkilileri arasında yer alan dava dışı ... ve ...'ın aynı zamanda davacı şirketin de kurucu/yetkilileri olduğunu, davalı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan sözleşmeyi de müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan ... ve ...'ın sözleşmelerin imzalandığı tarihte davacı şirketin yetkilisi olduğunu ve kredi borçlusu şirketin de yetkilileri olduğunu, kredi kullandırımının ..., ... ve dava şirketin kefaletleriyle olduğunu, davacı şirketin tüzel kişiliğinin yetkili organları ile yapmış olduğu işlemler veya imzalamış olduğu sözleşmelerin hukuki geçerliliğini koruduğunu,
bu nedenle davacı şirketin borçtan sorumlu olduğunu, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Birleşen İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/806 Esas Sayılı Dosyasında. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu ... Hizm.
A.Ş. ile müvekkili bankanın Maslak Kurumsal Şubesi arasında Genel Nakdi Gayri Nakdi Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, ..., ... ve davalı şirketin söz konusu sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borçluların sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri üzerine hesabın kat edilerek Beyoğlu ...
Noterliğinden keşide edilen ihtarname ile taraflara bildirildiğini, ancak söz konusu borcun yinede ödenmemesi üzerine borçlular ve kefiller hakkında icra takibine geçildiğini, İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında yapılan takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, bu nedenle davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin söz konusu kredi sözleşmelerinde kefaletinin bulunmadığını, sözleşmelerin kefalet kısmında atılmış imzaların şirket yetkililerine ait olmadığını, müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını ve icra takibinde talep edilen faiz oranına da itiraz ettiklerini, müvekkili şirket tarafından İstanbul 10. Asliye Ticaret mahkemesinin 2015/870 esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığını, yargılamanın halen devam ettiğini, bu yargılama sonunda müvekkilinin davacı bankaya borçlu olmadığının ortaya çıkacağını bu nedenle açılan bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/234 Esas Sayılı Dosyasında. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın Maslak Kurumsal Şubesinin Beyoğlu .. Noterliğinin 08/07/2013 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ederek , banka ile imzalandığı ileri sürülen sözleşmeler uyarınca asıl borçlu ... Hiz. A.Ş.
Nin 28/09/2012 tarih ve ... sayılı borçlu cari hesabının 28/06/2013 tarihi itibariyle kat edildiğini, Asıl borçluya ihtarname gönderildiği halde, borcun ödenmediği ve müvekkil şirketin müteselsil kefil olması nedeni ile hesap özetinde ayrıntısı belirtilen 5.272.339,32.TL nin ödenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin ... Hiz.
A.Ş. adına kefaletlerinin bulunmadığını beyanla, 08/03/2013 tarihli kat ihtarnamesi nedeniyle kefalet borcunun bulunmadığının tespitini İstanbul 9.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/57 Esas sayılı dava dosyasında talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz olduğunu, görevli mahkemelerin ticaret mahkemeleri olduğunu, davacı yanca eksik harç yatırıldığını, harcın tamamlanması gerektiğini, davacı yanın kötü niyetli olduğunu, sözleşmelerin ve kefaletlerin var olmadığı, geçerli olmadığı ve sözleşmelerdeki imzaların önceki bir tarihli olarak sonradan tamamlanmış olduğunu ileri sürdüklerini, davacı tarafın iddiasını kanıtlamak durumda olduğunu beyanla, davanını reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/04/2019 tarih ve 2015/870 Esas - 2019/307 Karar sayılı kararıyla; "...Yapılan yargılama, davacının iddiaları, davalının beyanları, ibraz edilen deliller, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu ibraz edilen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı tarafça mahkememizin 2015/870 Esas sayılı dava dosyasında ve yine birleşen İst.15.ATM'nin 2017/234 Esas sayılı dosyasında davalı ...
AŞ ile dava dışı ... AŞ arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davacı şirketin kefil olarak yer almadığı, bu şekilde bir borçlandırma işlemi için yönetim kurulunca yetkilendirme yapılmadığı, davacı şirketin kefil sıfatıyla taahhüt altına sokulmadığından bahisle söz konusu kredi sözleşmeleri uyarınca borçlu olmadığının tespiti istemiyle dava açılmış ise de;
gerek davacı şirketin kredi kullanımı genel kredi sözleşmesinin ve kefaletnamenin imzalandığı tarihteki yetkilileri olan ..., ... ve ...'ın açık kabul ve ikrarları, gerekse Cumhuriyet Savcılığınca yaptırılan bilirkişi ve mahkememizce aldırılan Adli Tıp Kurumu raporları dikkate alındığında söz konusu imzaların davacı şirketin eski yetkilileri olan ... ve ...'na ait olduğu, söz konusu kredi ilişkisinden sonra davacı şirkette hisse devirlerinin olduğu, ancak şirketin bir tüzel kişilik olması ve hisseleri devreden kişilerden ayrık olarak tüzel kişilik sıfatıyla genel kredi sözleşmesini imzalamış ve kefil olmuş olması,
bu kapsamda hisse devrinden bağımsız olarak 3.şahıslara karşı olan borç ve alacaklarının da şirket uhdesinde kalmaya devam ettiği, bu kapsamda davacı şirketin genel kredi sözleşmesi ve kefaletnamenin imzalandığı tarihte davacı şirket yetkilileri tarafından verilen kefaletnamenin diğer yasal unsurları da taşıması ve bu kapsamda geçerli bir kefaletname ilişkisi olması sebebiyle davacı tarafın kefaletin bulunmadığına yönelik iddialarına değer verilmemiş;
davacının söz konusu kefaletname uyarınca dava değeri üzerinde borçlu olup olmadığı hususunda bankacı bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmış, bankacı bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu davacı şirketin davalı bankaya 5.102.260,24 TL asıl alacak, 8.342.259,49 TL işlemiş faiz, 417.112,97 TL BSMV ve 400,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 13.862.032,72 TL miktarında borçlu olduğu anlaşıldığından, asıl dava yönünden davanın sübut bulmadığından reddine karar vermek gerekmiş.
Birleşen İst.15.ATM'nin 2017/234 Esas sayılı dava dosyasındaki davanın da mahkememizdeki dava ile aynı dava olduğu, mahkememizce tedbir kararı verilmemesi üzerine tedbir kararı alınabilmek amacıyla İst.15.ATM'de dava konusu müdeabihin değeri 52.272,00 TL olarak gösterilerek dava açıldığı ve tedbir talep edildiği, mahkemece dava dosyasının mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, menfi tespit istenen kısmın dava dilekçesinde 5.272.339,32 TL olarak gösterilmiş olmasına rağmen harcın 52.272,00 TL üzerinden yatırıldığı,
bakiye harcı yatırması hususunda davacı tarafa Harçlar Kanunu 28, 30 ve 32.maddeleri uyarınca eksik harcın tamamlanmadığı ve 27/06/2018 tarihli celsede birleşen İst.l5.ATM'nin 2017/234 Esas sayılı dava dosyasının HMK 150.maddesi uyarınca işlemden kaldırıldığı, daha sonraki 3 aylık yenileme süreci içerisinde davacı tarafça harç eksikliğinin giderilmediği, bu itibarla bu davanın Harçlar Kanunu 30 ve 32.maddeleri uyarınca HMK 150.maddesi gereğince davanın Açılmamış Sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
Birleşen İst.4.ATM'nin 2016/806 Esas sayılı dava dosyasında ise; davanın asıl davamıza da konu teşkil eden menfi tespit istemine konu olan genel kredi sözleşmesi ve kefaletname sebebiyle asıl borçlu şirket ...
AŞ'nin kredi borcunu ödememesi sebebiyle asıl borçlu şirket ve kefiller hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline yönelik itirazın iptali davası olduğu, yukarıda menfi tespit davasında belirtildiği üzere bankacı bilirkişi aracılığıyla yaptırılan incelemede birleşen dosya davacısı ... Bankası AŞ'nin birleşen dosya davalısı ...
San ve Tic.AŞ'den 5.102.260,24 TL asıl alacak, 8.342.259,49 TL işlemiş faiz, 417.112,97 TL BSMV ve 400,00 ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 13.862.032,72 TL alacaklı olduğu, bu miktar yönünden birleşen dosyada davalısı ... San. ve Tic. A.Ş'nin itirazının iptali gerektiği anlaşıldığından bu miktar üzerinden davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş, ayrıca İİK 67/2.maddesi uyarınca davalı ... San. ve Tic.
A.Ş aleyhine hükmedilen alacak bedeli olan 13.862.032,72 TL'nin %20'si oranında olmak üzere 2.772.406,00 TL icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. " kararı verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı- karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde.
"ATK raporunun denetime elverişli olmadığını, raporda belgelerin bir takım aletler ve metodlarla incelendiği belirtilmiş ise de raporda doğrudan sonuç bölümü yazılmak suretiyle imzaların müvekkillere ait olduğu sonucuna nasıl varıldığının anlaşılamadığını, ATK raporunda "Mukayese Belgeler" başlığı altındaki belgeler incelendiğinde söz konusu belgeler arasında fotokopilerin de yer aldığını, fotokopi belgelerin imza incelemesinde dikkate alınamayacağını, Tarafımızca daha önceden dosyaya sunulmuş olan raporlar ile dosya kapsamında alınan raporlar arasında çelişkiler mevcut olduğunu;
tarafımızca sunulan üçlü bilirkişi heyetinden alınan 19.04.2017 tarihli Grafoloji İnceleme Raporu ve dosyada mevcut olan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 25.10.2017 tarihli uzmanlık raporunun farklı tespitler içerdiği,
Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor da dahil olmak üzere dosyada 3 rapor mevcut olup hepsinin birbiriyle çelişkili olduğunu, mahkemece çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, Mahkeme tarafından ATK raporuna itiraz süremiz beklenmeksizin dosyanın hesap bilirkişisine gönderilmesinin hukuka aykırı olduğunu, savunma hakkımızın ihlal edildiğini, Bilirkişi hesap raporunda, bilirkişi tarafından HMK madde 279/4 bağlamında yetkisini aşar mahiyette hukuki yorum yapılmış olup bu kapsamdaki tespitlere itibar edilmemesi gerektiğini,
Bilirkişi tarafından taraflar arasında delil sözleşmesi olduğundan ve buna göre banka kayıtlarının münhasıran delil olacağından bahisle sadece banka kayıtlarıyla inceleme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, Raporda temerrüt faizine esas alınan oranın kabul edilmesinin mümkün olmadığını;
sözleşmede faiz oranına ilişkin maddede açıkça bir oran kararlaştırılmış olmamasına rağmen sanki bir oran kararlaştırılmışçasına hesap yapılmasının usule aykırı olduğunu, sözleşmede açıkça bir oran kararlaştırılmadıysa faizin sözleşme ile belirlendiğinin ileri sürülmesi mümkün olmayacağından yasal faiz uygulanması gerektiğini, Mahkemece yargılama neticesinde tespit olunduğu iddia edilen alacak bilirkişi raporuyla belirlenmiş iken, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
DELİLLER
Bankacı bilirkişi ... tarafından sunulan bilirkişi raporunda; davacı bankanın, kefillerden takip tarihi itibari ile toplam 13.862.032,70 TL alacaklı olduğu, davacı vekili tarafından talep edilen 225.563,21 TL'lik masraf belgesi sunulmadığı, sadece 3 sayfadan oluşan listenin sunulduğu, takip tarihinden başlamak üzere 5.102.260,24 TL asıl alacak tamamen ödeninceye kadar yıllık %54.00 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 gider vergisinin kefillerden istenebileceği, takip ile dava arasında tahsilat olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
GEREKÇE
Dava, asıl ve birleşen dava yönünden menfi tespit, diğer birleşen dava yönünden itirazın iptali istemine yöneliktir. İlk derece mahkemesi tarafından, "1-Asıl dava yönünden açılan davanın SÜBUT BULMADIĞINDAN REDDİNE, 2-Birleşen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/234 Esas sayılı dosyası yönünden.
27/06/2018 tarihli celsesinde dosya işlemden kaldırıldığından bu davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 3-Birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/806 Esas sayılı dava dosyası yönünden açılan davanın KISMEN KABUL - KISMEN REDDİ ile. A) Davalı ... San. Ve Tic. A.Ş tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dava dosyasına yapmış olduğu itirazın, 5.102.260,24 TL asıl alacak, 8.342.259,49 TL işlemiş faiz, 417.112,97 TL BSMV, 400,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 13.862.032,72 TL yönünden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takibe takip tarihinden itibaren asıl alacak üzerinden takip talebindeki oranlarla faiz işletilmesine, faize faiz yürütülmemesine, B) İİK'nun 67/2.
Maddesi uyarınca davalı aleyhine hükmedilen alacak bedeli olan 13.862.032,72 TL'nin %20si oranında olmak üzere 2.772.406,54 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine, bunun davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, C) Kalan kısımlar yönünden davanın REDDİNE." karar verilmiştir. Hüküm davacı - birleşen dosya davalısı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece toplanan deliller, denetime elverişli bulunan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu, davacı - birleşen dosya davalısı şirketin eski yetkilileri olan ..., ... ve ...'ın Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki isticvapları sonucu alınan beyanları ve tüm dosya kapsamıyla; davacı - birleşen dosya davalısı şirketin eski yetkilileri olan ..., ... ve ...'ın hem asıl dosyadaki davalı ...'ndan kredi kullanan dava dışı ...
AŞ'nin kredi sözleşmelerinin düzenlendiği ve kefaletnamelerin düzenlediği tarih itibariyle davacı şirketin yetkilileri oldukları, kredi sözleşmelerindeki davacı şirketin kefaletine ilişkin şirket adına atfen atılı imzaların şirket yetkilisi sıfatıyla kendileri tarafından atıldığı, davacı - birleşen dosya davalısı şirketin kredi kefili olduğu ve kefaletinin geçerli olduğu,
bu nedenlerle mahkemece asıl davanın reddine, aynı kapsamda açılan ve harç eksikliği tamamlanmadığı için 27/06/2018 tarihli celsede işlemden kaldırılan birleşen (İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/234 Esas sayılı) dosya yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Birleşen İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/806 Esas sayılı dava dosyası yönünden yapılan incelemede; asıl davaya konu olan genel kredi sözleşmesi nedeniyle kefil durumundaki davacı - birleşen dosya davalısı şirket hakkında icra takibi başlatıldığı ve itiraz üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı, yukarıda açıklanan gerekçelerle kefalet sözleşmesinin geçerli olması karşısında davacı - birleşen dosya davalısı şirketin kefalet limiti çerçevesinde borçtan sorumlu olduğu, mahkemece bankacı bilirkişiden aldırılan raporun yeterli ve denetime elverişli olduğu, buna göre birleşen dosya davalısı ...
San. ve Tic.AŞ'nin 5.102.260,24 TL asıl alacak, 8.342.259,49 TL işlemiş faiz, 417.112,97 TL BSMV ve 400,00 ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 13.862.032,72 TL borçlu olduğu anlaşıldığından, mahkemece bu miktar üzerinden itirazın iptaline, aşan talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Müteselsil kefil durumunda olan davacı - birleşen dosya davalısının icra takibine yaptığı itirazın iptali davasında alacak likit olduğundan mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de usule aykırılık bulunmadığından, davacı - birleşen dosya davalısı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/569, K. 2023/1458, 18 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama