KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Dosya no
- 2023/703 Esas
- Karar no
- 2024/1784
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/12/2022
- Numarası
- 2021/896 Esas, 2022/983 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.737 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkilinin eşi olduğunu, tarafların evlendikten sonra müvekkilinin yaklaşık 25 senedir Arabistan'da yaşadığını, Arabistan'da şirketi olan ve genel olarak orada kalmak durumunda olan müvekkili ile davalının 2016-2017 yıllarına kadar mutlu bir birliktelik ve evlilik yaşadıklarını, Arabistan'da çalışan ve oradaki şirketinin başında olan müvekkilinin davalıya 2012 yılından itibaren 150 bin dolara yakın para gönderdiğini, haricen gönderilen paralar ile davalının ve 5 adet müşterek çocuğun geçimi ve diğer masraflar için banka kanalı haricinde elden verdiği paraların da söz konusu olduğunu,
müvekkilinin Arabistan'da çalıştığı süre boyunca tarafların ortak banka hesaplarının mevcut olduğunu, buraya yatan kira gelirleri vs. paraların davalı tarafından çekilip kullanıldığını, müvekkili tarafından davalının kendisi adına Türkiye'de her türlü işlemi yapabilmesi, kendisini her türlü mahkemede ve devlet kurumunda temsil edebilmesi, istediği bedel ve şartlarda taşınır ve taşınmaz alımı/satımı yapabilmesi,
ülke içinde sahip olduğu tüm malvarlığı değerleri üzerinde sınırsız işlem yapabilmesi yetkilerini içeren kapsamı geniş bir umumi vekaletname verildiğini, ayrıca İstanbul'daki bütün iş ve işlemlerini kendisi adına yapabilmesi ve yönetebilmesi maksadıyla eşine altı imzalı ve boş kağıtlar verdiğini, tarafların İstanbul Anadolu 20. Aile Mahkemesi'nin 2016/22 esas ve İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesi'nin 2018/320 esas sayılı dosyaları ile boşanma davaları açtıklarını, fakat davaların reddine karar verildiğini,
taraflar arasında İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesi'nin 2020/408 Esas sayılı dosyası ile halen derdest bir boşanma davası mevcut olduğunu, yine taraflar arasında mahkeme ilamı ve nafakalar dolayısıyla muhtelif icra takiplerinin söz konusu olduğunu, taraflar arasındaki evlilik birliğinden kaynaklı güven ilişkisinin boşanma davaları açıldıktan sonra sona erdiğini, aksine taraflar arasında husumet yaşanmaya başladığını, bütün bu olaylar sonucu müvekkili hakkında davaya konu icra takibi başlatıldığını, söz konusu ödeme emrini tebliğ alan müvekkilinin, takibe konu senedin kendisi tarafından düzenlenmediğini bildiğinden şoka uğradığını,
böyle bir senedin bulunma ihtimali olmadığını tereddütsüz bir biçimde bilmesine rağmen senedin altındaki imza ve ismin kendisine ait olduğunu fark ettiğini, davalının Arabistan'da bulunduğu sırada Türkiye'deki iş ve işlemlerini yapabilmesi için verilen altı imzalı boş kağıtlardan birinin, bilgisayar ortamında senet haline getirilerek icra takibine konu edildiğini, senedin incelenmesi halinde müvekkilinin isim ve imzası dışındaki bütün kısımların bilgisayar ortamında doldurulduğunun görüleceğini, senedin imza ve isim hariç hiçbir kısmında el yazısı ile kaleme alınmış bir yazı bulunmadığını,
bütün bu hususların yanında müvekkilinin davalıya söz konusu borcunun olmasının mantıken ve hayatın olağan akışına göre de mümkün olmadığını, senedin sonradan doldurulduğuna ilişkin en önemli delilin ''ihtilaf vukuunda İstanbul Anadolu Mahkemelerinin'' yetkili olacağı ibaresi olduğunu, senet tanzim tarihi olan 18/08/2012 tarihinde İstanbul Anadolu Adliyeleri'nin henüz hizmete girmediğini, İstanbul Anadolu Adalet Sarayının açılış ve faaliyete başlama tarihinin 2013 yılı olduğunu, eğer söz konusu senet sonradan doldurulmamış olsa idi, yetki şartında 'Kadıköy Mahkemelerinin'' yetkili olacağı ibaresinin yer alacağını,
senedin tanzim tarihi ile vade tarihi arasında 9 yıl bulunduğu, bu sürenin çok uzun olduğunun ortada olduğunu, üstelik taraflar boşanma aşamasındayken ve aralarında husumet bulunmakta iken icra takibinin başlatılmasının bütün gerçekleri göz önüne serdiğini beyan ederek, davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının tespitine ve icra takibinin müvekkili yönünden iptaline, davalının haksız ve köyüniyetli icra takibi yapmış olmasından ötürü %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen senedin sonradan doldurulduğunu iddia eden davacının iddiasını yazılı delille ispatlamak zorunda olduğunu, davacının ise iddiasını ispatlayacak yazılı delil sunamadığını, senedin müvekkiline boş olarak değil, doldurulmuş olarak verildiğini, davacının, davalıya çok kapsamlı vekaletname vermiş olmasına ve tüm işlemleri onun adına vekaletname ile davalı tarafça yerine getirilmesine rağmen, neden boş kağıdı imzalayıp davalıya teslim etme zorunluluğu duyduğuna dair bir izahat getiremediğini, vekaletname mevcutken boş kağıt imzalayıp teslim etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
davalının, elindeki kapsamlı yetkiler içeren vekaletname ile davacının tüm işlemlerini onun adına takip edebileceğini, senedi tanzim edip davalıya teslim edenin davacı olduğunu, senette yetkili mahkeme olarak İstanbul Anadolu Yakası Mahkemelerinin yetkili olduğu yazıldığını, bu nedenle senedin geçersiz sayılamayacağını, senedin tanzim tarihinde İstanbul Anadolu Adalet Sarayının binası tamamlandığını, ancak henüz hizmete açılmadığını, senedin tanzim tarihinden 1 gün önce (17.8.2012) İstanbul Anadolu Adalet Sarayı metro istasyonunun açıldığını, bu hususun medya haberlerinde yer aldığını, mücerret kıymetli evrakın,
doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve soyut olduğunu, kıymetli evrakta mücerretlik ilkesi gereği, senette yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağın ortadan kalktığını, senedin temel borç ilişkisinden soyutlanmış ve bağımsız bir varlık kazandığını, davacının dayandığı tanık delili başta olmak üzere delillerinin hiçbirine rızaları olmadığını, Davacının, boş olan senedin davalı tarafça anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını ancak davalının eli ürünü olan ve davalı tarafça imzalanmış yazılı belgeyle kanıtlayabileceğini, davacının dava dilekçesinde,
iki milyon TL üzerindeki icra takibi için ihtiyati tedbir kararı talep ettiğini, mahkemece, dava değerinin %15'ine yani 281.931,882 TL yi teminat tutarı olarak belirlendiğini, bu teminat miktarının muhtemel zararları karşılayacak oranda ve miktarda olmadığının izahtan vareste olduğunu, icra takibine yönelik ihtiyati tedbir kararının kaldırılması veya hiç değilse senet tutarının %115 tutarındaki teminat bedelinin depo edilmesine karar verilmesi gerektiğini, ortada unsurları itibariyle geçerli bir kambiyo senedi bulunduğunu,
buna rağmen verilen ihtiyati tedbir kararı ile müvekkilinin mağdur olduğunu beyan ederek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
"... Her ne kadar davacı senedin sonradan doldurulduğunu, geçersiz olduğunu ileri sürmekte ise de; senet metnine göre henüz İstanbul Anadolu Mahkemeleri kurulmamış ve Anadolu Adliyesi açılmamış olduğu tarihte düzenlendiği anlaşılan senedin sonradan doldurulduğu anlaşılmakla birlikte senedin sonradan doldurulması tek başına şeklen geçersiz kılmayacağından senedin şeklen geçerli olduğu kanaatine varılmıştır.
Duruşmada dinlenen davalı asil beyanında; "davacının eşi olduğunu, bu senedi davacının düzenleyip verdiğini, hangi sebeple kendisine senet verdiğini bilmediğini, bu senet nedeniyle davacıya vermiş olduğu herhangi bir mal yada ödemiş olduğu bir para olmadığını, davacının bu senedi kendisine imzalı olarak verdiğini, kendisinin eşiyle birlikte kurduğu şirketin bütün işlerini maaş almaksızın yürüttüğünü " beyan etmiştir.
Kural olarak senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını ispat yükü davacıda olmakla birlikte; davalının duruşmada davacıya herhangi bir mal yada para vermediğini ikrar etmesi, senette bedelin nakden ahzolunduğunun belirtilmiş olması karşısında ispat yükünün davalıya geçtiği kanaatine varılmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesi ve ekinde herhangi bir delil sunmamıştır.
Bu açıklamalar ışığında ispat yükü kendisine geçen davalı, takip konusu bu senetten dolayı davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığından davacının menfi tespit isteminin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..." şeklindeki gerekçe ile neticeten. "1-Davanın kabulü ile, davaya konu İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen keşidecisi ..., lehtarı ... olan, 18/08/2012 tanzim tarihli, 05/11/2021 vade tarihli, 192.400,00 USD miktarlı senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davalının tedbir nedeniyle talep ettiği kötü niyet tazminatı isteğinin şartları oluşmadığından reddine, 3-Davacı tarafın İİK'nun 72/5 maddesine göre talep etmiş olduğu kötü niyet tazminatı yönünden kötü niyetin açıkça ispatlanamadığı kanaatine varıldığından talebin reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Her ne kadar senet teslim edildiği esnada taraflar arasında bir para alışverişi olmasa bile, davacı borçlu senedin verildiği andan önceki zamanlarda aldığı paraların karşılığı olarak davaya konu senedi davalıya verip teslim etmiş olduğunu, müvekkilinin kendisine senet verilip teslim edilirken borçlunun o anda aklından ne geçtiğini bilmesi mümkün olmadığını, Müvekkilinin beyanı ya duruşma tutanağına eksik yazılmış veya yanlış anlaşılmaya müsait olduğundan dolayı hatalı yorum yoluyla yerel mahkeme davacının davasını kabul edilmiş olduğunu,
Müvekkili senedi teslim aldığı esnada doğrudan bir para vermiş olmasa da tarafların yaklaşık 43 yıllık evlilikleri olduğunu, bu süre içerisinde davacı müvekkilimin düğünde kendi yakınlarının hediye ettiği nakitleri, altınlarını ve tüm ziynet eşyalarını elinden almış ve bozdurduğu altınların hepsini, kurmuş olduğu şirketlere harcamış olduğunu, borçlu senedi verdiği esnada doğrudan bir para almış olmasa bile,
önceden elden almış olduğu senet tutarından çok daha fazla miktarda para bulunduğunu, muhtemelen davacının, geçmiş dönemlerde eşinden aldığı para ve ziynet eşyaları için senedi karısına teslim etmiş olabileceğini, yahut, yıllarca davacının yurtdışında ikamet etmiş, çocukların eğitimi, evlilikleri için yapılacak masraflar konusunda, müvekkili yalnız başına bırakılmış olmakla önceki dönemlerde müvekkili tarafından yapılan harcamaların karşılığı olarak senet verilmiş olabileceğini,
Davacının müvekkilinin ayağı kırık iken kendi mesleğini terkedip yeniden iş kurmasına ikna etmek için eski borçlarını ödeyeceğini vaad ederek ve senedi bu nedenle vermiş olduğunu, Borçlunun senet vermekteki gayesinin ne olduğunu tahmin edilebilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili 01.03.2023, 08.05.2023 Tarihli dilekçeleri ile müvekkiline isticvap davetiyesi gönderilmediğini, kimlik tespiti yapılmadığını, isticvaba mahsus kürsüye alınmadığını, vekilinin yanında isticvap yapıldığını, yasaya aykırılık olduğunu, yoruma açık beyanların aleyhine kanıt olarak değerlendirilemeyeceğini beyan etmiştir.
Davacı vekili katılma yolu ile istinafında; dava dilekçesini tekrarla davalının kötüniyet sabit olduğundan kararın bu yönden kaldırılmasını, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep emtiştir.
GEREKÇE Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut uyuşmazlığa konu senette nakden kaydı mevcut olup davalı asil duruşmadaki beyanında davacıya senet nedeni ile ödemiş olduğu bir para olmadığını beyan ettiğinden nakden kaydı olan senede dayalı alacaklı olduğunu ispat yükü davalı taraftadır. Davalı asilin duruşmadaki beyanı kendisini bağlayıcı nitelikte olup iddia kapsamına göre mahkemenin ayrıca isticvap kurallarını uygulaması gerekli değildir.
Bu durumda davalı, herhangi bir delil sunmadığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin katılmalı istinaf istemine gelince; mahkemece davanın, davalının savunmasını ispatlayamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş olmakla kötüniyet tazminat isteminin reddi yerinde olup davacı vekilinin istinaf isteminin de esastan reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin ve davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/703, K. 2024/1784, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama