KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2025
- Dosya no
- 2023/867 Esas
- Karar no
- 2025/124
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/02/2023
- Numarası
- 2021/244 Esas, 2023/42 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Karar Metni
1.445 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 50 yılı aşkın süredir Ege bölgesinde restoran ve turizm işletmeciliği alanında faaliyet gösterdiğini, şimdiki ticari işletmesinin 1995 yılında kurulduğunu, müvekkili şirketin .../...
Dinlenme Tesisleri ismi altında yoğun ve kesintisiz bir şekilde ticari faaliyet gösterdiğini, çöp şişin ilk uygulayıcısının da müvekkili olduğunu, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/616 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile de bölgede maruf hale geldiğinin tespit edildiğini, ancak hal böyle iken davalı yanın, 11.12.2020 tarihinde 29, 30, 35 ve 43. sınıflarda ... sayı ile tescilli “...” ibareli marka tescili için başvuruda bulunduğunu, davalı markasının 29, 30 ve 43. sınıflarının müvekkilinin “...” ibareli markasının kapsamında kalan mal ve hizmetler olduğunu, 35. sınıftaki hizmetlerin ise (29,
30. sınıfları içerir gruplar hariç olmak üzere) kötü niyetli olması nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkilinin markalarının yenilenmemesi sebebiyle hükümden düştüğünü, davalıya ait ... numaralı “...” ibareli marka için daha önce taraflar arasında Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2008/12 E. sayılı davası ile marka hükümsüzlüğü ve birleşen 2008/14 Esas sayılı dava ile marka hakkına tecavüz konulu davaların ikame edildiğini, markanın 12.11.2020 tarihinde devir talebiyle davalı ...’e devredildiğini, öncesinde de markanın davalının ortağı olduğu ... unvanlı şirket adına tescilli olduğunu,
2008/12 Esas sayılı davada markanın davacıya ait marka ile kesişen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verildiğini, 2008/14 Esas sayılı davada davalının “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri” sınıfında kullanımının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davalı aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, davalının 2009 yılında karara çıkan işbu yargılamada müvekkilinin markasını “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, restoran hizmetleri” sınıfında kullanmaması gerektiğini bilmesine rağmen,
müvekkilinin tescilli markalarının hükümden düşmesini fırsat bilip kendi adına tescil aldığını ve müvekkiline ihtar gönderdiğini, bu durumun davalının dava konusu markanın başvurusu anında kötü niyetli olduğunu açıkça gözler önüne serdiğini, müvekkilinin ticaret unvanının çekirdek unsurunun davalı markasında yer alması sebebiyle SMK m.6/6 ve davacının sektörel tanınmış marka hüviyetinden dolayı SMK m.6/5 hükümleri uyarınca da hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin marka üzerinde gerçek-üstün hak sahibi olduğunu, “...” ibareli markayı 30 yıldan beri kullandığını belirterek,
davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının haksız ve mesnet olduğunu, davacının yasa gereğince ödemekle yükümlü olduğu marka yenileme ücretini süresinde ödemediği için davaya konu “...” markası üzerinde SMK hükümleri ile korunan üstün bir hakka sahip olmadığını, davacının yasada yer alan hiçbir mutlak ret sebebini ileri sürmediğini, yalnızca kötü niyet ifadesi üzerinden bir nispi ret sebebi ifade ederek müvekkilinin marka tescilinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğünü, ancak müvekkilinin davacı taraftan çok daha önce davaya konu markayı bir ticari unvan olarak kullandığını, davacı tarafın bu hususu çok iyi bildiğini, ortada bir kötü niyet varsa bunun bizzat davacı tarafa ait olduğunu ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
"...Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 43. sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne, sair sınıf ve emtialar yönünden davanın REDDİNE, "Şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf isteminde özetle.
Mahkemenin kazanılmış hakka ilişkin tespitinin hatalı olduğunu, kazanılmış hak iddiasının kabulüne ilişkin ... sayılı markanın uhdesinde 29 ve 30 sınıfı kapsar emtia olmadığını, Müvekkilinin SMK 6/3 ve 6/6 maddeleri kapsamında hükümsüzlük talep hakkı olduğunu, SMK 6/9 yönünden ise müvekkilinin 50 yılı aşkın süredir ... ibaresi ile ticari faaliyetini devam ettirdiğini, ibareyi müvekkilinin bulduğunu ve tüketici nezdinde bilinirliği sağladığını, davalının müvekkilinin elde ettiği bilinirliği haksız şekilde kullanmak üzere geçmişte ve 2020'de marka başvurusunda bulunduğunu,
mahkemenin kötüniyetli tescil isteminin reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin ihtarname de gönderdiğini, ancak davalının sonrasında marka başvurusu yaptığını belirterek kararın kaldırılmasını davanın tümden kabulünü talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf isteminde özetle; davacının marka yenileme ücretini süresinde ödemediğini, davaya konu “...” markası üzerinde SMK hükümleri ile korunan üstün bir hakka sahip olmadığını, Davacının hiçbir mutlak ret sebebini ileri süremediğini, yalnızca kötü niyet iddiasına dayandığını, müvekkilinin davacı taraftan çok daha önce davaya konu markayı bir ticari unvan olarak kullandığını, davacının da bu durumu bildiğini, kötüniyetli olan davacı olduğunu, TPE'den gelen kayıtlara göre "..." esas unsurlu ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı markaların davacı adına tescilli iken süresinde yenilenmemesi sebebiyle hükümden düştüğünü,
Davacı tarafın tescilli markası olmadığından SMK m.6/f.5'e göre talepte bulunması da mümkün olmadığını, Mahkemece alınan, 07.11.2022 tarihli kök bilirkişi raporu ve 17.02.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda, müvekkilinin 1971 yılında kurulan ve 1976 yılında ...
Kollektif Şirketi ...-... ünvanlı şirketin ortağı olduğunu, şirketin faaliyet alanında, kafeterya, ... imalatı ve satışının da bulunduğu ifade olunduğunu, müvekkilinin ... markasını bundan tam 46 yıl önce şirket ünvanı olarak kullandığını, marka tescilinde bir kötüniyeti olmadığı gibi, müvekkilinin marka tescili nedeniyle, 29,30,35,43.sınıflarda ticari faaliyette bulunma hakkı olduğunu, kök bilirkişi raporunda, davacının tescilli markaya dayanmadığı için davalı markasının SMK m.6/f.5 ve SMK m.25/f.1 uyarınca hükümsüz kılınmasını talep edemeyeceğini belirttiğini, ...'ün beyanında,
davaya konu "..." markasının çok uzun yıllardır bir aile işletmesi olan restoranda kullanıldığını ve bu marka ile özdeşleşen ayranlarının 40 yıldan fazla süresidir bu marka adı altında satıldığını ifade ettiğini, tescilde bir kötüniyet olmadığının belirtildiğini, Davacı tarafın marka yenileme ücretini süresinde ödemediği için, davaya konu “...” markası üzerinde SMK hükümleri ile korunan üstün bir hakka sahip olmadığını, davacı tarafın, mutlak red sebebi ileri sürmediğini, ... olarak bilinen markayı da tüm Türkiye'de tanınan ve bilinen bir marka haline getiren davalı müvekkili olduğunu,
davanın reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, SMK 6/3, 6/5, 6/6 ve 6/9. maddelerine dayalı olarak davalının "..." ibareli markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekil ve davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; marka vekili bilirkişinin yeterli ve denetime elverişli nitelikteki raporunda davacının Selçuk Esnaf Odası kayıtlarına göre "yiyecek ve içecek hizmetlerinin sağlanması" hizmetleri yönünden önceye dayalı üstün hakka sahip olduğu yerinde olarak tespit edilmiş olmakla davalı aksi yönde delil ibraz etmediğinden markanın 43.sınıf yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerindedir.
Bununla birlikte davacının SMK 6/6 maddesine dayalı hükümsüzlük istemi mevcut ise de; mahkemenin gerekçesinde yer verildiği üzere davacı şirketin ana sözleşmesi uyarınca iştigal alanı olan restoran işletmeciliğinin 43. Sınıfta yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması" hizmetlerini işaret ettiği dikkate alındığında bu yöndeki istemin de kısmen kabul, kısmen reddi yerindedir.
Bakırköy FSHHM'nin 2008/12 Esas, 2009/18 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacı ile davalının eski ortağı olduğu şirket arasındaki davada neticeten davalının ... numaralı "..." kelime markasının "her nevi gıda ve yiyecek içecek ile akaryakıt istasyonları ve bayilikleri sektörüne ilişkin satış hizmetleri dışındaki tescil sınıfları yönünden kullanmama nedeni ile HMK 14, 42.md gereğince hükümsüzlüğüne", davalıya ait markanın "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri hazırlanması, sunulması,
restoran hizmetlerinde" tescilli olmamasına rağmen bu hizmetlerde kullanılmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğuna karar verilmiş, karar temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
Bu durumda mahkemenin gerekçesinde yer verildiği üzere davacının üstün hak sahibi olduğu 43.sınıftaki "yiyecek ve içecek hizmetlerinin sağlanması sınıfı" ile dava konusu markanın 29, 30, 35 sınıfta yer alan mağazacılık hizmetinde 29 ve 30.sınıftaki emtiaları içeren sınıflar arasında benzerlik mevcut ise de;
anılan kararda davalının "her nevi gıda ve yiyecek içecek ile akaryakıt istasyonları ve bayilikleri sektörüne ilişkin satış hizmetleri dışındaki tescil sınıfları yönünden" hükümsüzlük kararı verilmediğinden bu sınıflar yönünden ... numaralı "..." markasının davalı lehine kazanılmış hak oluşturduğunun kabulü ile hükümsüzlük isteminin kısmen reddine karar verilmesi yerindedir.
Davacı SMK 6/9.maddesine dayalı tescil talebinde bulunmuş ise de; davalının dava konusu markadan önce ... numaralı "..." markasını devraldığı, davacının markalarının da müddet olduğu, üstün hakkın "yiyecek ve içecek hizmetlerinin sağlanması" sınıfına ilişkin olduğu, davacının diğer sınıflar yönünde fiili kullanımı olmadığı gerekçeleri ile kötüniyetli tescil isteminin reddine karar verilmesi yerinde görülmüş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/867, K. 2025/124, 30 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama