KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2025
- Dosya no
- 2023/894 Esas
- Karar no
- 2025/31
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/03/2023
- Numarası
- 2019/429 Esas, 2023/269 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.247 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde. Davacı şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... siciline kayıtlı olduğunu, davacı hakkında ... sayılı sayılı dosyasında, ... Bankası A.Ş. ... Şubesine ait15/09/2018 tarih ve ...numaralı 220.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız çıkması üzerine icra takibi başlatıldığını, 30/05/2018 tarihli Genel Kurul Kararına göre davacı şirketi temsil ve ...
Kur Bşk. ... ve Yön Kur Bşk Yard ..., müşterek imza ile yetkili olarak seçilmiş ve ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, bu yetkiye istinaden Üsküdar ... Noterliğinin 04/06/2018 tarih ve ... yevmiyeli imza sirküleri düzenlendiğini, takibe konu çekte ise bulunan tek imza davacı şirketi temsil ve ... yetkili olmadığını, bu nedenle de davacı şirket açısından geçerli bir borç bulunmadığını, davacının, ...
Bankası A.Ş. ... şb verilme 15/09/2018 tarih ve .. numaralı 220.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Davacının aynı iddialara ilişkin daha önce açmış olduğu İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/200 Esas, 2019/376 Karar sayılı dosyasında davanın Reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, bu sebeple yasal dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddi gerektiğini, kötü niyetli olarak dava açıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davaya konu çek incelendiğinde, davacının çeki müvekkiline/hamile ciro edildiği belirgin olup; müvekkili/alacaklının çekin lehdarı değil hamili durumunda olduğu,
davalı keşide edilen çek üzerinde lehtar olmadığından dolayı davacı şirketin tek imza veya çift imza ile temsil edildiğini inceleme yükümlülüğü bulunmadığı gibi bu durumu bilebilecek durumunda olmadığını, davacı borçlu tarafın bu tarihten önce çekte bulunan imzayı atması çok yüksek ihtimal olduğunu, davalının sahibi olduğu şirketin, davaya konu çeki 23.06.2018 tarihinde kendisinden önceki son ciranta olan ... Şti 'den teslim aldığını, cirantalardan ....
Şti'nin çeki davacı şirketten ne zaman teslim aldığı çok önemli olduğunu, çeklerde keşide tarihi vade gibi ileri vadeli yazıldığı için keşide tarihine göre genel kurul kararına bakılmadığını, genel kurulun bu kararının herhangi bir bağlayıcılığı bulunmadığını, bu durumda, ....
Şti'nin çeki davacı şirketten teslim aldığı tarihin tespiti için bu şirket ile davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, ticari defterlere göre çek 30.05.2018 tarihinden önce davacı şirket tarafından ...
Şti'ne teslim edilmiş ise, genel kurul kararına bakılmadan karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı taraf, vekaletname olmadan dava açtığı için davanın bu yönden reddi gerektiğini, her iki ortağın dava açılması yönünden ortak karar alması gerektiğini, dosya kapsamında da bu yönde bir delil olmadığı için davanın reddi gerektiğini, davacı dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, tedbir talebinin kötü niyetli olması ve dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddini, açılan davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın kötü niyetli olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
"...1-Davanın REDDİNE, 2-İİK 72/4. Maddesi gereğince 220.000,00 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında 44.000,00 TL tazminatın (davalının alacağı geç almasından kaynaklı zararı dolayısıyla) davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," Şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf isteminde özetle.
Müvekkili şirketin kurulduğu günden bu yana çift imza ile temsil edilmekte olduğunu, gelen yazı cevaplarının da aynı olduğunu, davaya konu çekte müvekkili şirket adına çift imza olması gerekirken tek imza bulunduğunu, tek imza ile ciro edilmiş çekten müvekkili şirketin sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, mahkemece ilgili bankalara müzekkere yazılarak, müvekkili şirketin tek imza ile düzenlenerek yahut ciro edilerek ödemesi yapılmış çek olup olmadığı sorulduğunu, ...
Bankası ve ..banka'dan gelen müzekkere cevapları da müvekkili şirkete ait tek imza ile düzenlenmiş ve ödemesi yapılmış bir çek bulunmadığı yönünde olduğunu, Davalı vekilinin sunmuş olduğu beyan dilekçesindeki ''davacı şirkette tek imza ile çek keşide etme ve cirolama fiili olarak uygulama halini almış olup, bu durumda davacı şirket çekten sorumlu olacaktır.'' ifadeleri gerçeği yansıtmadığını, toplanan tüm delillerin müvekkili şirketin söz konusu borçtan sorumlu olamayacağını gösteren açık deliller olduğunu,
müvekkili şirketin muhasebecisiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle 2018 yılı defterlerini ibraz edememeyi borçtan sorumlu olunduğuna dair delil sayarak Türk Ticaret Kanunu'nu, yerleşik Yargıtay içtihatlarını yok sayıldığını, Müvekkili şirket adına tek imza ile düzenlenen bir başka çekle alakalı açmış olduğumuz davada karar çıkmış olup İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/681 E. 2022/694 K. Sayılı ilamında mahkemenin.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi' nin 05/11/2013 tarih 2013/25380 Esas, 2013/34888 Karar sayılı kararına da atıfta bulunarak ''Az yukarıda da açıkça değinilen Yargıtay İçtihadı uyarınca davacı şirketin tek imza ile keşide edilen kıymetli evraktan doğan borçtan sorumlu olduğunu söylemek mümkün değildir. Şirket ortağının tek imza ile keşide ettiği başkaca çekler olması da sonucu değiştirmeyecektir.
İzah edilen nedenlerle davacının davasının kabulü ile takip ve dava konusu edilen çek nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.'' gerekçeleriyle davanın kabulüne ve davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verdiğini, davanın sadece tarafının farklı olup aynı konuda olduğunu, mahkemenin kararının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı, dava konusu çekte şirkete atfen tek imza bulunduğunu, ancak şirketin çift imza ile temsil edildiğini, şirketin çekten sorumlu olmadığını belirterek menfi tespit talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; dava konusu çek tarihi itibarı ile davacı şirketin çift imza ile temsil edildiği sabittir.
Davalı, çekin ileri vadeli düzenlendiğini, tek imza ile çek imzalamanın davacı şirket yönünden uygulama halini aldığını ileri sürdüğünden bu yöndeki iddiayı ispat yükü davalıdadır. Davalı, herhangi bir yazılı delil sunmamış olup ... Bankası ve ...bank'dan gelen yazı cevaplarına göre de davacı şirketin ödenen çeklerinde iki imza olduğu bildirilmiştir.
Davalı, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki olduğunu ileri sürmemiş olup çekte de taraflar arasında 2 ayrı ciro mevcuttur. Bu durumda davacı şirketin çekleri tek imza ile keşide ederek ödemekte olduğu yönünde bir teamül olduğu ispatlanamamıştır.
Davalı vekili davacı şirketin temsilcilerinden ...'ın soruşturma aşamasındaki beyanına göre teamülün ispatlandığını ileri sürmüş ise de, şirketin diğer yetkilisi ... soruşturma ifadesinde bu yöndeki iddiayı kabul etmediği gibi, soruşturma aşamasında şüpheli sıfatı ile verilen ve herhangi bir somut delile dayanmayan sözlü beyanın davacı şirket yönünden bağlayıcı olduğu kabul edilemeyecektir.
Mahkemece davanın kabulüne karar vermek gerekirken davacının 2018 yılı defterlerini ibraz etmediği de gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, HMK 353.1.b.2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/894, K. 2025/31, 9 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama