KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2025
- Dosya no
- 2024/299 Esas
- Karar no
- 2025/1275
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/12/2023
- Numarası
- 2023/236 Esas, 2023/970 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.191 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ticari ilişki kapsamında keşidecisi müvekkilinin keşide ettiği ... Bankası Güzeloba Şubesi 3047 numaralı 27/01/2023 ödeme tarihli 86.242,00-TL tutarlı çekin, lehtarı davalı ... Plastik Ltd.Şti'ye gönderildiği sırada kargoda çalındığını, lehdarı açtığı davada mahkemece süre verilmesine rağmen istirdat davası açmadığını, davalı hamil ... Cephe Sistemleri A.Ş tarafından çekin İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün ...
E.sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, söz konusu çekin diğer davalılar ciranta ... Su Arıtma Sistemleri Ltd.Şti, ciranta ... Plastik Ltd.Şti ciranta ... Ticaret AŞ. arasında ciro yoluyla devredildiğini ve son olarak davalı hamil ...
Cephe Sistemleri AŞ.de ortaya çıkmış ise de aralarında gerçek bir ticari ilişki bulunmadığını, tüm cirantaların kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davacının davaya konu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalılar aleyhine alacağın %20sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Plastik Ltd.Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu çekin keşideci tarafından müvekkiline gönderildikten müvekkilinin eline sonra kargoda kaybolduğunu, çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, keşidecinin müvekkiline yeni çek verdiğini, gerek keşideci ve müvekkilinin çek hamili ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ...
Cephe Sistemleri AŞ. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çekin davacı tarafından keşide edildiğini ve çek lehtarıyla olan ticari ilişkisini ikrar ettiğini, çek üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu açık bir şekilde ikrar ettiğini, bu sebepten keşideci sıfatını taşıyan davacının kambiyo hukukundan doğan sorumluluğu haiz olduğu hususunda herhangi bir tartışma bulunmadığını, iyiniyetli üçüncü kişi olan müvekkilinin çekin çalındığına ilişkin iddiaları bilmesine imkan olmadığını savunarak, davanın reddini, davacı aleyhine takip konusu alacağın %20 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, takip ve dava konusu çekin keşidecisinin davacı, hamili ve cirantaların ise davalı olduğu, çek örneği incelendiğinde davalıların çeke düzgün ciro silsilesi ile hamil olduğu, davacının çekteki imzasını inkar etmemesi karşısında davalıların meşru hamil olmadığını ispat yükünün davacıda olduğu, davacı ile davalı hamil arasında görünürde ciro ilişkisi bulunmadığından şahsi defilerin davalı hamile karşı ileri sürülemeyeceği, çek üzerindeki ciro zincirinin görünüşte düzgün olduğu, davalıların da bu çeki iktisabında kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğu hususunun ispatlanamadığı,
çeki düzenleyerek keşide eden keşidecinin çek bedelinden sorumlu olduğu, tanzim edilen başka bir çeke istinaden ödeme yapılması karşısında bedelsizlik def'inin ileri sürülmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek; ciro silsilesinin bozuk olduğu iddiası yönüyle davalı hamilin yetkili hamil olduğunu ispat külfeti altında olduğunu, her ne kadar senetle borçlu olmadığı iddiası iyi niyetli hamile karsı ileri sürülemez ise de, hamile senedi ciro eden cirantaya karsı da hamil ile birlikte ileri sürülmesine bir engel bulunmadığını, lehtar dışında sözleşme ilişkisi bulunmayan taraflara karşı senetle ispat zorunluluğu olmadan tanık dahil her türlü delille , bonoyu iktisap ederken kendisi zararına hareket ettikleri olgusunu ispatlama hakkına sahip olduğunu,
tüm cirantaların kötü niyetli olduklarını, çek hakkında alınmış ödemeden men kararı bulunduğu, aldıkları çek ile ilgili bankasından basit istihbari bilgi talebinde bulunmaları halin de dahi çek hakkında ki mahkeme kararlarından haberdar olacakları, buna rağmen çeki almaktan imtina etmediklerini, açıkça ciro silsilesinin bozuk olduğunu, AŞ olan davalı hamil ...
Cephe Sistemleri A.Ş nin 2022 yılı için de sadece 1 fatura düzenlemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, borca batık olan hamil şirketin ve diğer cirantaların paravan kullanıldığını, tanık deliline dayanılığı ve fakat yerel mahkeme tarafından bu delil ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığını, davalı lehdar tarafından açılan meni tespit davasın da imzanın lehtara ait olup olmadığı noktasın da bir değerlendirme yapılmadığını, savcılık dosyaları hakkında bir inceleme yapılmadığını,
davacı lehine hiç bir delili toplamadan yetersiz gerekçeler ve karıştırılan ispat külfeti ile somut olaya uymayan Yargıtay kararları dikkate alınarak hatalı karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davaya konu çekin kargoda çalındığını, lehdarın imzası taklit edilerek ciro edildiğini, lehtar tarafından imzaya itiraz ve menfi tespit davası açıldığını, tüm cirantaların kötü niyetli olduğunu, aralarında gerçek bir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürmüştür.Kişisel def’î olan bedelsizlik iddiası kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir.
Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Kambiyo senetlerinde kamu itimadına mazhar olma ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış olan kişisel def’îlerin sonraki hamillere ileri sürülememesinin bir istisnası olan bu kavram, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile ilişkili olup, iyi niyetin var olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiğinden bu kavramın içeriği uyuşmazlıklardaki oluşa göre farklılaşabilecektir.
İspat konusunda ise; niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz, borçlu, hamil olan davalılara karşı kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir.
Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla senet lehtarıyla gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir.Somut olayda, ilk derece mahkemesince ön inceleme duruşmasında, taraflar arasındaki uyuşmazlık noktalarının tespit edildikten sonra duruşmaya katılan davacı vekiline söz dahi verilmeksizin tahkikatın bittiğinin bildirildiği, dava basit yargılama usulüne tabi olmasına rağmen sözlü yargılamaya geçilerek, dosyanın esastan karara bağlandığı görülmektedir.
Davacının dava dilekçesinde delil olarak dayandığı soruşturma dosyası getirtilmemiş, yine davacının delil olarak dayandığı; tanığın/tanıkların dinlenip dinlenilmeyeceği, bilirkişi incelemesi yapılıp yapılmayacağı hususlarında olumlu veya olumsuz bir bir karar verilmemiş, gerekçeli kararda da bu delillere ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmemiştir.
İlk derece mahkemesince; davacının çekteki imzasını inkar etmemesi karşısında davalıların meşru hamil olmadığını ispat yükünün davacıda olduğu, çek üzerindeki ciro zincirinin görünüşte düzgün olduğu yönündeki değerlendirmesi yerinde olmakla birlikte, davacının dava dilekçesinde dayandığı tüm deliller toplanmadan, HMK'nın 27. maddesinde yer alan hukuki dinlenilme hakkına da aykırı şekilde,
davalıların davaya konu çekin iktisabında kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğu hususunun ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/299, K. 2025/1275, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama